Zorlu’dan Yükselen Akıllı Tekstil Pazarına Büyük Yatırım

Zorlu Tekstil, ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonuyla, 2025’te tekstil cirosunun yüzde 50’sinin akıllı tekstilden gelmesini hedefliyor. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Zeki Zorlu, “Yeryüzünde en tatlı şey sanayicilik. Üretim teknolojilerindeki tüm yenilikleri takip ederek üretmeye devam ediyoruz. 80 milyonun işe ihtiyacı var, yoksa insanlar çatışır.” diyor.

Tekstil sektörüyle çıktıkları yolda adım adım büyüyen bir grup olan Zorlu Ailesi, Zorlu Tekstil çatısı altında akıllı tekstille büyüme stratejilerine hız verdi. Zorlu Tekstil’in Bursa’daki Korteks fabrikasında, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, firmada başlatılan döngüsel ekonomi tabanlı akıllı dönüşümle Akıllı Hayat 2030 vizyonlarını ekibiyle birlikte anlattı. Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Zorlu Tekstil Grup Başkanı Necat Altın ve Korteks Genel Müdürü Barış Mert’in de bulunduğu ekipte yeni hedefler masaya yatırıldı.

160 MİLYAR DOLAR

Dünyada 160 milyar dolara ulaşan akıllı tekstil pazarının, 2025 yılında 475 milyar dolara, 2030’da ise 3 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor. Zorlu Tekstil de akıllı tekstil pazarına yönelik yatırımlarında kendine yeni hedefler koydu. 2019’da cirosunun yüzde 20’sini akıllı tekstilden elde eden Tekstil Grubu, 2025’te cirosunun yarısını akıllı tekstilden geleceğini öngörüyor. Taç, Linens, Valeron gibi markaların ötesinde bir tekstil yatırımı var Zorlu’nun. Ürettikleri iplikler sayesinde zor tutuşan, antibakteriyel, elektrik iletebilen, vücut ısısını ölçebilen gibi farklı işlevleri yerine getirebiliyorlar, bu da Zorlu Tekstil’e çok farklı sektörlerin kapılarını açıyor.

GELECEĞE BAKIYOR

Türkiye’de tekstil sektörünün duayen isimlerinden Zeki Zorlu, Türkiye’de sanayi üretimindeki tüm zorluklara rağmen, “Yeryüzünde en tatlı şey sanayicilik. 80 milyonun işe ihtiyacı var, yoksa insanlar çatışır. Yeni teknolojileri takip ederek üretmeye devam.” dedi.

Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, sektörlerinde en çok istihdam yaratan şirket olduklarını, fabrikalarındaki akıllı yatırımlar sayesinde çalışan sayısı düşerken, ek yatırımlarla yeni istihdam alanları açtıklarını anlattı. Yüngül, “Geleceği odağına alan ve bu anlamda dünyadaki yenilikleri takip eden bir grup olarak, tüm yeniliklerin beşiği, çıkış noktası olarak gördüğümüz Silikon Vadisi’ni ve daha başka merkezleri sıkı takip ediyoruz. Hatta burada bir şirketimiz de var. Özellikle tekstilin bu konuda çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü tekstil iletken kumaşlardan teknik tekstile, giyilebilir teknolojiden enerjiye, güvenlikten sağlık endüstrisine kadar her alanla ortak kesişim kümeleri oluşturan çözümlerin merkezinde. Son 5 yıldır yapmış olduğumuz araştırmalar gösteriyor ki gelecek akıllı tekstil ürünlerinde. 2008-2009 global ekonomik krizinden önce 60 milyar dolar civarında olan küresel akıllı tekstil pazarı 2015’te 90 milyar dolar civarında iken bugün 160 milyar dolara koşuyor. Çin, ABD ve Almanya’nın sürükleyici gücü oluşturduğu bu pazarda ülke olarak geçen yıl 1.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Fakat pazarın potansiyelini ve kaydettiği gelişimi düşündüğümüzde bu konuda daha gidebileceğimiz çok yol var. Sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi olarak ele alan ve teknolojiden beslenen yenilikçi bir grup olarak Silikon Vadisi’nden aldığımız ilham ve yaptığımız araştırmalar neticesinde akıllı tekstile uzun süredir yaptığımız yatırımları arttırarak sürdüreceğiz. Dışarıda ne kadar kriz ve sıkıntı olursa olsun fabrikada çalışan makineler ve insanlar olduğunu görünce her şey siliniyor ve insan moral buluyor.” diye konuştu.

200 MİLYON DOLAR İHRACAT HEDEFİ

ZORLU Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, Zorlu Tekstil’in geçen yıl toplam 605 milyon dolar ciroya ulaşırken 186 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. 2020’de 620 milyon dolar ciro ve 200 milyon dolar ihracat hedeflediklerini söyleyen Altın, “Önümüzdeki dönemde ticaret kanalımızı daha da akıllandıracağız. Başlattığımız akıllı dönüşüm ile 2025’e kadar ciromuzu 2 kattan fazla artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

YERLİ OTOMOBİLİN İPLİKLERİ BİZDEN OLUR

Türkiye’nin yerli otomobili projesindeki “5 babayiğitten biri” olan Zorlu’nun tekstil bölümü, aynı zamanda dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerinin tedarikçisi konumunda bulunuyor. Araçların tavan iplikleri konusunda uzmanlaştıklarını ifade eden Yüngül, “Yerli otomobilin tavan ipliklerini de Korteks verir, o iş de bize yakışır.” dedi. Korteks Genel Müdürü Barış Mert de otomotivde dünya markaları ile çalıştıklarını yaklaşık 5 bin ton otomotiv ipliği ihracatıyla Avrupa’daki tüketimin yüzde 15’ini tek başlarına karşıladıklarını söyledi. Audi, Mercedes, BMW’nin araç tavan ipliklerini Korteks’in verdiğini dile getiren Mert, “5-6 yıldır da dolma kalem ipliği yapıyoruz. Eylül 2020’de fabrikada geri dönüşüm makinesi faaliyete geçecek. Pet şişeler ipliğe dönüşecek. İlk başta günlük 600 kilo ile başlayacağız. Bu iş için 5 milyon dolarlık bir yatırım yaptık.” bilgisini verdi.

Kaynak: Hürriyet

VEOCEL™ Markası, ‘Bizim Elimizde’ İnisiyatifi İle Islak Mendillerdeki Gizli Plastiklere Dikkat Çekiyor

Lenzing Grup tarafından çevre konusunda duyarlılığı artırmak amacıyla düzenlenen basın toplantısında, günlük yaşamda sık kullanılan ıslak mendillerin içerisine gizlenen plastikler hakkında çarpıcı bilgiler paylaşıldı.

Buna göre tüketicilerin yüzde 10’undan daha azı ıslak mendillerin çoğunun ciddi oranda plastik maddeler içerdiğini biliyor. Sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir alışveriş kararı almak isteyen tüketicilere rehber olmak için VEOCEL™ markalı elyaflarını anlatan Lenzing, tüketicileri doğada çözünür ürünleri satın almalarını teşvik etmek amacıyla “Bizim Elimizde” inisiyatifini de başlattı.

Yenilenebilir ağaç ham maddesinden çevreye duyarlı özel elyaflar üreten Lenzing Grup, daha sürdürülebilir ham maddelerin kullanımını teşvik etmek için çevre bilincini artırmaya yönelik bir basın toplantısı düzenledi.

Çevre konusunda duyarlılığı artırmak amacıyla günlük yaşamda her gün kullanılan ürünlerin içerisine gizlenen plastikler hakkında çarpıcı bilgilerin de paylaşıldığı toplantıda konuşan Lenzing Global Nonwovens İş Yönetimi Başkan Yardımcısı Jurgen Eizinger, çevre dostu ve yenilikçi teknolojilerle özel elyaflar ürettiklerini ayrıca sektörün ve tüketicilerin çevre konusunda bilinçlenmesine katkı yaptıklarını söyledi.

Bu amaç doğrultusunda, VEOCEL™ markasını Lenzing Grubu’nun yeni nonwoven markası olarak piyasaya sürdüklerini belirten Eizinger, “Günlük hayatta giderek daha fazla kişi ıslak mendil kullanıyor çünkü pratik, hijyenik ve kullanıma hazırlar. Ancak araştırmalara göre çok az kişi, bu ıslak mendillerin çoğunun ciddi oranda plastik maddeler içerdiğini ve uygun olmayan şartlarda imha edildiğinde çevreye zararlı olabileceğini biliyor. Sektör verilerine göre, tüketicilerin yüzde 10’undan daha azı ıslak mendillerde fosil bazlı plastikler hakkında bilgi sahibi. Bununla birlikte, 10 kişiden 9’u sürdürülebilir ve doğada çözünür bir alternatifi kullanmayı tercih edeceğini belirtiyor.“ dedi.

Yasa koyucuların plastik atıkları azaltmak için dünya genelinde gösterdikleri çabalara paralel olarak, Avrupa Birliği’nin (AB) kısa bir süre önce tek kullanımlık plastik ürünlerle ilgili bir direktif çıkardığını da hatırlatan Eizinger açıklamasının devamında şunları söyledi: “Bu yeni AB inisiyatifine göre ıslak mendillerin içeriğinde bulunan plastik maddeler, uygun ürün imha yöntemleri ve ürünün çevreye verebileceği olumsuz etkilere dair etiketlenme zorunluluğu getirildi. Lenzing Grubu’un ağaç bazlı botanik kökenli elyafları, ıslak mendillerde bulunan fosil bazlı plastik maddelere bir alternatif sunuyor. Çevreye duyarlı bir üretim süreciyle yenilenebilir ağaç malzemeden elde edilen bu botanik kökenli elyaflar denizde ve toprakta tamamen çözünerek doğaya geri dönüyor.”

Islak mendil üzerinde VEOCEL™ logosu varsa ürün %100 doğada çözünebilir

Toplantıda konuşan Lenzing Türkiye & Orta Doğu ve Afrika Pazarlama İletişim ve Markalama Departmanı Müdürü Miray Demirer Acar ise tüketicilerin doğada çözünür ürünleri tercih ederek denizlerdeki plastik atıkları azaltmak için bir adım atabileceklerini ve bu nedenle “Bizim Elimizde” inisiyatifini başlattıklarını söyledi. “Bizim Elimizde” inisiyatifiyle daha sürdürülebilir ve çevreye duyarlı ham maddelerin kullanımını teşvik etmek için çevre bilincine sahip ıslak mendil tüketicileri, sürdürülebilirlik uzmanları ve benzer görüşte olan kişiler arasında bir diyalog başlatmayı hedeflediklerini belirten Acar, şunları söyledi: “Bu inisiyatif ile günlük hayatımızın bir parçası olan ıslak mendillerdeki gizli plastiklere dikkat çekmek istedik. Gün geçtikçe denizlerdeki plastik oranı artıyor, bu hem insan sağlığını hem de doğayı tehdit eden bir durum. Kullandığımız ürünlerin içeriğine dikkat edip çevreye duyarlı ve sürdürülebilir olan ürünleri tercih edersek gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakabiliriz. Biz sektör olarak sürdürülebilir ve çevreye duyarlı ham maddeler üreterek sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Tüketiciler de kararlarının belirleyici olduğunun farkında olarak doğaya duyarlı seçimlere yönelirlerse daha iyi bir gelecek mümkün olacak. Çünkü karar Bizim Elimizde.”

Sürdürülebilir bir alışveriş kararı almak isteyen tüketicilerin, bu süreçte iyi bir rehberliğe ve güvenceye ihtiyaç duyduğuna da dikkat çeken Acar, “Bu nedenle Lenzing Grup olarak bu yılın başlarında, VEOCEL™ markamız için yeni sertifikalandırma kriterlerimizi açıkladık. Buna göre VEOCEL™ markalı ıslak mendillerde sadece doğada çözünür botanik kökenli elyaflar kullanılabilecek. Tüketiciler, bir ‘Güven Markası’ olarak VEOCEL™ logosunu gördüklerinde satın aldıkları ürünün sürdürülebilir ve çevreye duyarlı olduğundan emin olacak.” dedi.

IITD, İşlevsel Tekstil Ve Giyim Konferansına Ev Sahipliği Yapacak

İşlevsel Tekstil ve Konfeksiyon konulu ikinci uluslararası konferans, Hindistan Delhi Teknoloji Enstitüsü (IITD) tarafından 7-9 Şubat 2020 tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenlenecek. Etkinlik, Hindistan’ın yıldızı yeni parlayan tasarım okulu olan Haryana Dünya Tasarım Üniversitesi ve PSG Tech ile ortaklaşa gerçekleştirilecek.

İki yılda bir düzenlenen uluslararası bir etkinlik olan İşlevsel Tekstil ve Konfeksiyon Konferansı, önde gelen bilim insanları, araştırmacılar, tasarımcılar ve girişimciler için en son bilimsel gelişmeler, en son teknolojiler, yenilikler, trendler, sektördeki kaygılar ve zorluklar ile işlevsel tekstil alanındaki fırsatlar hakkında derinlemesine bilgi alışverişinde bulunmak için ideal bir platform.

İşlevsel giysiler, kullanıcılara normal işlevlerin üstünde ve ötesinde bir takım işlevler sunacak şekilde tasarlanan giysilerden oluşuyor. İşlevsel giyim eşyaları arasında koruyucu giysiler, spor giyim, tıbbi kıyafetler, moda kıyafetleri ve çoklu işlevler barındıran askeri uygulamalara yönelik kıyafetler sayılabilir. Vücut parametrelerinin takibi için sensörler ve işlemcilerle donatılmış akıllı giyim ürünleri bu pazarda hızla büyüyen bir segment haline geldi. Etkinliğin organizatörleri, yaptıkları basın açıklamasında işlevsel giyim pazarının 2025 yılına kadar 244,6 milyar dolara ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi.

İşlevsel giyime, tekstil malzemeleri ve hazır giyim üretimindeki gelişmeler yön veriyor. İletken tekstiller, kompozitler ve membranlar, yeni kumaşlar, yüzey işlevselleştirme teknikleri, yenilikçi terbiye işlemleri ve kaplamalar ile nanoteknoloji ürünleri gelişmekte olan alanlardır. 3D ve 4D gövde ölçümü dâhil olmak üzere desen tasarımı, uygunluk testi ve toplu kişiselleştirme, giyim konforu, özel gruplara yönelik giyim ve yenilikçi moda tasarımında kullanılan CAD CAM teknolojileri de büyüyen alanlar arasında. Organizatörler; nesnelerin interneti, yapay zekâ, derin öğrenme ve sanal gerçeklik araçları ile akıllı, duyarlı ve kullanıcı ihtiyaçlarına daha yakın kıyafetler tasarlandığını ifade etti.

Hindistan, dünyadaki en büyük giyim üreticileri ve tüketicileri arasında yer alıyor. Büyük bir nüfus ve hammadde imkânı, ülkenin konfeksiyon üretimine katkı sağlıyor. Orta sınıfın artan istekleri, gelir oranı ve Hintli tüketiciler arasındaki piyasa eğilimlerinde farkındalığın artması, bu pazar segmentine güçlü bir ivme kazandırıyor. İstihdam yaratma, inovasyon, ürün geliştirme, girişimcilik ve geleneksel tekstil ve el sanatlarının çağdaş imkânlarla bütünleştirilmesi büyümenin itici güçlerindendir. Sürdürülebilirlik de tekstil ve hazır giyim değer zincirindeki tüm sektörler için önemli bir husustur.

İşlevsel Tekstil ve Konfeksiyon Konferansı organizasyon heyeti, tebliğ sunmaları için sözlü ve poster sunumları ile öğrenci ve araştırmacılarına çağrıda bulunuyor. Bunun için yazarların, bir sayfalık bir tebliğ özeti sunması gerekiyor.

Konferans öncesinde “Antropometri, Desencilik ve Uygun Kıyafet” başlıklı 5 günlük özel bir atölye çalışması da 2-6 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Atölye çalışması, 2002 yılında Avustralya Ulusal Ebat ve Şekil Araştırması’nı yöneten deneyimli antropometrist ve kalıp uzmanı Daisy Veitch tarafından gerçekleştirilecek.

Organizatörler ayrıca öğrenciler ve genç girişimciler arasında tasarım, yenilik ve ürün geliştirme çalışmalarını teşvik etmek için özel olarak planlanan bazı etkinlikler düzenleyecek. Tekstil ürünleri/ süreçleri inovasyon yarışması, dünyanın dört bir yanından katılan öğrencileri tıp, spor, savunma ya da diğer alanlardaki yenilikçi tekstil uygulama ürünlerini sergilemeye davet ediyor. Yenilikçi bir teknoloji içeren ya da yenilikçi bir işlev gerçekleştiren moda ürünleri/kıyafetleri sunan yarışmacılar için moda ürünü inovasyon yarışması düzenlenecek. İşlevsel tekstil ve giyimin farklı alanlarındaki öğrenciler ise poster yarışması için afiş çalışma özetleri gönderebilirler.

Aalto Üniversitesi Suya Dayanıklılık İçin Karnauba Balmumu Kullanıyor

Tekstilleri su geçirmez hale getirme amaçlı kullanılan toksik kimyasalların kullanımına ilişkin endişeler artarken Aalto Üniversitesi’nden bilim adamları Brezilya palmiye ağacı yapraklarından elde edilen balmumu ile giysileri suya dayanıklı hale getirmek için ekolojik bir yöntem kullandılar. İşlem toksik olmayıp nefes almaya zarar vermiyor.

Aalto Üniversitesi araştırmacıları, ahşap selüloz elyaflara uygun ve aynı zamanda kumaşın nefes alma özelliğini ve doğal dokunuşu koruyan ekolojik ve su geçirmez bir balmumu parçacık kaplaması geliştirdiler. Kaplamada ilaçlar, gıda maddeleri, meyveler ve oto cilasının yüzey işlemlerinde de kullanılan karnauba mumu kullanılıyor. Yeni kaplama sadece tekstillere değil selüloz bazlı diğer malzemelere de uygun.

İşleme sırasında, balmumu eritiliyor ve su içinde selüloz gibi anyonik (negatif yüklü) balmumu parçacıklarına ayrıştırılıyor. Balmumu parçacıklarının selüloz yüzeyine iyice yapışması için, karşıt olarak yüklü parçacıklar birbirini çektiğinden tampon olarak katyonik (pozitif yüklü) bir madde gerekiyor. Önceki araştırmalarda, bu amaçla polilisin denilen doğal bir protein kullanılmıştı.

Fakat Aalto Üniversitesi Doktora öğrencisi Nina Forsman’ın şöyle belirtiyor: “Polilisin çok pahalı bir madde. Bu yüzden bu çalışmamızda, piyasada bulunan çok daha ucuz ve katyonik bir nişasta kullandık.” Katyonik nişasta, polilisin kadar etkili olmasa da iki balmumu parçacığı ile karıştırılan iki nişasta tabakası tekstili su geçirmez hale getirmek için yeterli oluyor.”

Araştırmacılar, doğal balmumu ile işlenen tekstillerin nefes alma özelliğini, ticari ürünlerle işlenen tekstillerle karşılaştırdılar. Ekolojik balmumu partikülleri tekstilleri su geçirmez hale getirdiği gibi, bir yandan nefes alma özelliklerini korurken ticari kontrollerde işlem görmüş tekstillerin nefes alma özelliği ise azaldı.

Multidisipliner araştırma ekibinde ayrıca Aalto Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Okulu’ndan tasarımcı Matilda Tuure da yer aldı. Tuure, yüksek lisans tezinin bir parçası olarak balmumu kaplamasının test edildiği üç tabaka tasarlayıp üretti.

Balmumu; kaplama, daldırma, püskürtme veya fırçalama yoluyla tekstil yüzeyine uygulanabilmekte olup her üç yöntem de test edildi. Daldırma işleminin küçük giysilere uygun olduğu ve püskürtme ya da fırçalamanın ise büyük giysilerde daha verimli sonuçlar verdiğini tespit edildi. Balmumu işlemi endüstriyel üretimde, boyama ve su geçirmezliği mümkün kılan balmumu renk pigmentasyonu ile birlikte tekstil terbiye işlemlerinin bir parçası olabilir.

Ekip, balmumu kaplamanın deterjanla yıkamaya dirençli olmadığını ve bu yüzden ürünün ceket gibi daha az yıkanan dış giysilerde en iyi sonuçları verdiğini tespit etti. Tüketiciler, kullanım kolaylığı bakımından her bir yıkamanın ardından kaplamayı kendileri tekstil üzerinde uygulayabilir. Ancak bunun için daha fazla araştırma ve geliştirme gerekiyor.

Balmumu işleminden sonra kurutma sıcaklığının su yalıtımı üzerindeki etkisi de gözlenmiş olup kurutma sıcaklığı balmumunun erime sıcaklığından düşük olduğunda en iyi su direncinin elde edildiği sonucuna varıldı.

Forsman, “Kaplamayı viskon, tencel, pamuk, kenevir ve pamuklu triko gibi farklı tekstil malzemeleri üzerinde test ettik ve tekstillerde yüzey pürüzlülüğü arttıkça suyu daha fazla itebildiğini tespit ettik. Bunun nedeni, pürüzlü yüzeylerde su damlacıklarının tekstil yüzeyine daha küçük bir alanda temas etmesidir.” dedi.

Devan’ın İlk Kanabidiol İnfizyonlu Tekstili R-Vital® Mia Şimdi Pazarda

Geçtiğimiz günlerde Acabada ProActiveWear’ın piyasaya sürülmesiyle birlikte, ilk kanabidiol tekstil ürünleri resmi olarak piyasaya çıktı.

Kanabidiollü tekstillerdeki kumaş işleme yöntemi, dünya tekstil pazarı için işlevsel yüzeylerde uzmanlaşan Belçika şirketi olan Devan Chemicals tarafından geliştirildi.

Devan, Frankfurt’ta düzenlenen Heimtextil 2019 fuarında, R-Vital® mikrokapsüllü aktif bileşen serisinin parçası olan kanabidiollü kumaş işleme yöntemini sergiledi. Aloe Vera, Q10, E Vitamini gibi aktif maddeleri içeren bu seriye son olarak kanabidiol de eklendi. Aradan geçen 8 ayın ardından şimdi ilk MİA kanabidiollü ürünler de pazardaki yerini alıyor.

Yüksek Kaliteli Organik Kanabidiol

2019 yılında geliştirilen Acabada ProActiveWear, proaktif kadınlar için yenilikçi, lüks kıyafetler geliştirmeye odaklanan, dünyanın ilk ve tek kanabidiollü spor giyim markasıdır. New York’ta temelleri atılan ve Portekiz’de üretimine başlanan Acabada, kadınların en güzel şekilde görünmeleri, hissetmeleri ve performans göstermeleri için lüks kumaşları en yüksek kalitede organik kanabidiollerle destekliyor.

Acabada, Devan ve Portekizli üretim ortağı arasındaki yakın ve yoğun iş birliği sayesinde, ilk temastan sonra mallar depoda beş aydan kısa bir süre kalabildi. Hazır giyim sektöründe 30 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Acabada CEO’su ve Kurucu Ortağı Seth Baum, kanabidiollerin ağrı ve iltihap üzerindeki olumlu etkilerini ve en başarılı sporcuların bu maddede bulunan aktif içeriği antrenman ve istirahatlerinin rutini haline geldiğini söylüyor. Baum, aralarında Kurucu Ortak ve CCO Katrina Petrillo’nun da yer aldığı deneyimli moda tasarımcılarından oluşan bir ekip kurarak birlikte, piyasaya yenilik getirecek şekilde tasarlanan, modaya uygun fakat yenilikçi bir ürün geliştirdiler. Baum, ürünle ilgili şunları söyledi: “Tentür ve yenilebilir ürünler gibi tipik kanabidiol ürünlerinin popülerliği katlanarak artarken sağlık ve fitness konusuna farklı bir gözle bakan bir ürün tasarlamaya başladık. Kanabidiolü fiziksel olarak giysilerimize katan ürünümüz, modanın, zindeliğin ve sağlığın kesiştiği noktada kendine bir yer buldu.” Acabada ProActiveWear sayesinde, daha ilk squat, lunge veya crunch hareketinden önce giyinir giyinmez hamlıkla mücadeleye ve iyileşmeye başlamış oluyorsunuz.

Acabada ProActiveWear serisindeki her giysi, 25 gramlık sıfır-THC, laboratuvar onaylı, %99,9 saf kanabidiol içermekle beraber, bıraktığı etki 40 kez yüksek yoğunluklu giyme ve yıkama döngüsüne dayanıklıdır. Müşteriler, 40 kez giyme ve yıkamanın sonunda, kanabidiollü giysilerini, Acabada’nın sentetik kumaşların ihtiyaca göre ticari malzemelere dönüştürüldüğü geri dönüşüm programı ile sürdürülebilir şekilde geri dönüştürebilirler.

Mikro-kapsülleme

Kanabidiol molekülleri, mikro-kapsülleme adı verilen bilimsel bir işlemle sıfır-THC, kenevir türevli kanabidiol içeren mikroskobik damlacıklardan oluşan koruyucu kaplama ile sararak lüks ve yüksek performanslı kumaşlara yerleştirilir. Devan’ın patentli tekstil terbiye işlemi kullanılarak mikro-kapsüller kumaştaki elyafa bağlanır. Kas gruplarına uyum sağlamak için giysilere stratejik olarak yerleştirilen mikro-kapsüller zamanla açılarak her katmanda cildinizde sürtünme gerçekleşir. Kapsüller tek tek açıldığında kanabidiol salınır ve trans-dermal olarak emilir. Burada fiziksel aktivitelerin yol açtığı ağrı ve iltihapları düzenlemek ve azaltmak amacıyla vücudunuzda endo-kanabidiol sistemi ile etkileşime girer. Devan aynı zamanda marka ve perakendecilerin bu popüler konuya ilişkin sorularını yanıtlamak için kapsamlı araştırma ve test belgeleri hazırladı.

Fortum Ve Spinnova Buğday Samanından Yapılan Giysileri Tanıtıyor

Sürdürülebilir elyaf teknolojileri geliştiren Spinnova ile birlikte, döngüsel ekonomi içinde yeni iş seçenekleri yaratan bir enerji şirketi olan Fortum, yüksek oranda sürdürülebilir tekstil elyafı üretiminde buğday samanı kullanılarak yapılan ilk prototip ürünü tanıttı.

Prototip malzeme, yaşam döngüsü analizi (LCA) ile doğrulanan ve hammadde çıkarma, işleme ve üretimden kaynaklanan çok düşük çevresel etkisi sayesinde eşsiz niteliktedir.

Fortum Biyo-bazlı Çözümler Başkan Yardımcısı Heli Antila: “Sektörde çığır açan bu ürünü tanıtmanın heyecanını yaşıyoruz. Buğday samanı bugün çoğunlukla tarlalardan atılıyor ve hatta yakılıyor. Artık birçok tekstil uygulamasında kullanılabildiğinden küresel anlamda çok büyük imkânlar sağlıyor. Bu iş birliği, Fortum’un kaynak verimliliğini artıran ve daha temiz bir dünya amacıyla akıllı çözümler sunan yeni işletmeleri için seçenekler yaratma stratejisine yönelik somut bir adımdır. Bu yolculukta bize katılmak üzere daha fazla kilit sektör oyuncusu davet etmek istiyoruz.” dedi.

Spinnova CEO’su Janne Poranen ise şunları söyledi: “İş birliği ile elde ettiğimiz bu muazzam başarıdan hepimiz büyük gurur duyuyoruz. Bu, ilk denemeden başlayıp gerçek ve cazip kumaş malzemeleri ile sonuçlanan çok hızlı bir yolculuktu. Bu da gösteriyor ki buğday samanı bazlı elyaf, en sürdürülebilir türde teslime hazır bir ürün haline gelmeye doğru ilerliyor.”

Taraflar, bu yılın başlarında farklı biyokütle testlerinden sonra ortaklıklarını duyurdular. Sergilenen buğday samanı ilk olarak Fortum iştiraki olan Chempolis Oy tarafından geliştirilen son derece sürdürülebilir kesitleme teknolojisi ile işlendi. Spinnova’nın geliştirdiği ve şu anda pilot uygulama aşamasında olan teknoloji, mikrofibrile edilen selülozu (MFC), çözünür ya da zararlı kimyasal işlemler olmaksızın mekanik olarak doğrudan elyafa dönüştürüyor. Şu anda sergilenen giysilerde kullanılan elyaflar, Spinnova’nın Finlandiya’daki pilot tesisinde üretildi. Bu da Spinnova teknolojisinin daha fazla teknoloji geliştirmeden çeşitli biyokütlelere uygulanabileceği anlamına geliyor.

Fortum ve Spinnova, Fortum’un zirai atıklar gibi kalıntı biyokütle kullanacak olan biyomeroksit tesislerinde sürdürülebilir elyaf üretimi yapmayı planlıyor. Biyokütleler, selülozik ürünlerin yanı sıra linyo-selülozik kökenli biyo-ürün materyali olarak işlenecek. Rafineriler, buğday samanının kaynak açısından oldukça verimli kullanılmasını sağlayacak ve diğer işleme teknolojilerine kıyasla önemli ölçüde daha düşük çevresel etkiye yol açacak şekilde kesitleme teknolojisine dayalı olacak.

Spinnova, selüloz bazlı tekstil elyafı üretiminde ekolojik atılım teknolojisi geliştiren ve sürdürülebilir elyaf üreten bir Finlandiya şirketidir. Spinnova’nın patentli teknolojisi, sıfır zararlı kimyasal madde ve sıfır atık ya da yan akım içermekle beraber, elyaf ve üretim yöntemini dünyadaki en sürdürülebilir yöntem haline getiriyor. Spinnova, hammadde konusundaki taahhütleri doğrultusunda, yalnızca FSC sertifikalı ahşap ya da atık yığınları kullanıyor.

Borås Üniversitesi Bayat Ekmekten Kumaş Üretti

Bayat ekmekler yakında tekstil ürünleri yapmak için kullanılabilir. Borås Üniversitesi‘nde bu alanda çalışmalar yapan bir bilim adamı bazı başarılı sonuçlar elde ettiğini açıkladı.

Araştırma biyoreaktörlerde ekmek artıkları üzerinde filamentli mantar yetiştirmeyi ve daha sonra iki farklı işlemde iplik ve nonwoven tekstiller üretmeyi kapsıyor. Filamentler, protein formunda gıda olarak kullanılabiliyor.

Projeye katılan bilim adamı ve Borås Üniversitesi’nde Kaynakların Geri Dönüşümü alanında kıdemli öğretim görevlisi Akram Zamani, “Marketlerdeki yiyecek artıklarının çoğunun ekmekten kaynaklandığını gördük. Bu yüzden onu nasıl yeni bir ürüne dönüştürebileceğimizi araştırmak istedik.” diyor.

Araştırmada, filamentli mantarlar biyoreaktörlerde ekmek atıkları üzerinde yetiştirilecek. Daha sonra iplik oluşturmak ve nonwoven tekstil ürünleri üretmek için iki farklı işlemde kullanılacak. Zamani, “Ekmek bir mantar biyokütlesi haline geldiğinde sırayla gıda veya hayvan yemi olarak kullanılabilecek proteini çıkardık. Mantarlardan kalan hücre duvarı liflerinin bir kısmını ipliğe çevirmek ve bir kısmını da nonwoven kumaşlar üretmek için kullanıyoruz. Yetiştirme işleminin büyük bir bölümünü tamamladık ve işe yaradı. Şimdi iplik oluşturmak için yaş eğirme işlemi üzerinde çalışıyoruz. İpliğin özelliklerini geliştirmek için farklı yöntemler test ediyoruz.” diye konuşuyor. 

Mantarın giyim eşyası, tıbbi uygulamalar, mobilya tekstilleri için dönüştürülebileceği ve kullanılabileceği umut ediliyor. İlk iki yıl boyunca, üçüncü ve dördüncü yıllarda ölçeklendirilmek için ürün daha küçük bir oranda yapılacak.

“Bu konuda daha önceden yapılmış bir araştırma yok. Bu nedenle bizi nelerin bekleyeceğini bilmek zor.” diyen Zamani, şöyle devam ediyor: “Ekmeği yerli bir marketten alıyoruz ve ihtiyaç duyduğumuz kadarını toplayabiliyoruz. Bu da bize farklı şeyleri test etme ve iyi bir ürün olmasını sağlama fırsatı veriyor.”

Borås Üniversitesi’ndeki kaynak geri kazanımı ve tekstil teknolojisindeki araştırmacılara ek olarak KTH, RISE Innventia ve Sahlgrenska Üniversitesi Hastanesi de projeye dâhil edildi. Dört yıldan fazla bir süredir devam eden proje Vinnova tarafından finanse ediliyor.

Araştırmacılar, Plastiğin Yerine Kullanılacak Malzeme Ürettiler

Aalto Üniversitesi ve VTT (Finlandiyalı Teknik Araştırma Merkezi) bilim adamları, ahşap selüloz elyaflarını ve örümcek ağ ipliklerinde bulunan ipek proteinini birleştirerek yeni bir biyo-bazlı malzeme ürettiler.

Çok sağlam ve esnek olan bu malzeme, ileride biyo-bazlı kompozitlerin bir parçası olarak plastiğin yerine geçerek tıbbi uygulamalar, cerrahi elyaflar, tekstil endüstrisi ve ambalajlamada kullanılabilir.

Dayanılabilirlik ve uzayabilirlik elde etmek şu ana kadar malzeme mühendisliğinde en büyük zorluklardan biri oldu. Dayanıklılığın arttırılması, uzayabilirliği kaybetme ve bunun tersi anlamına geliyor. Yeni malzeme bu zorluğun üstesinden gelmeyi başardı.

Aalto Üniversitesi’nden Profesör Markus Linder’e göre doğa, bu araştırmada kullanılan sağlam ve kolayca elde edilebilir selüloz ile sert ve esnek ipek gibi yeni malzemeler geliştirmek için harika malzemeler sunuyor. Her iki malzemenin avantajı plastikten farklı olarak biyolojik olarak parçalanabilir olmaları ve mikro plastiklerin yaptığı gibi doğaya zarar vermemeleridir.

Araştırmaya liderlik eden Linder, “Araştırmacılarımızın tabiat varlıklarını yeniden üretebilmeleri gerekiyor.” dedi.

VTT’de görevli araştırmacı bilim adamı Pezhman Mohammadi, “Huş ağacı küspesi kullandık, selüloz nanofibrilleri parçaladık ve sert bir iskeleye dizdik. Aynı zamanda, selülozik ağa yumuşak ve enerji tüketen bir örümcek ipek yapışkan matrisi ile sızdık.” diye konuştu. 

İpek, ipekböceği gibi hayvanlar tarafından salgılanan ve aynı zamanda örümcek ağı ipliklerinde bulunan doğal bir proteindir. Ancak, Aalto Üniversitesi araştırmacıları tarafından kullanılan örümcek ağı ipeği, aslında örümcek ağlarından alınmamakta, bunun yerine sentetik DNA’lı bakteri kullanan araştırmacılar tarafından üretilmektedir.

Linder, “DNA’nın yapısını bildiğimiz için onu kopyalayabilir ve bunu örümcek ağı ipliklerinde bulunanlara kimyasal olarak benzeyen ipek protein moleküllerini üretmek için kullanabiliriz. DNA, içeriğinde tüm bu bilgilere sahip.” ifadelerini kullandı.

Mohammadi ise şunları söyledi: “Çalışmamız protein mühendisliği için yeni ve çok yönlü olanakları gösteriyor. Gelecekte, biraz farklı yapı taşlarıyla benzer kompozitler üretebilir ve diğer uygulamalar için farklı özellikler elde edebiliriz. Şu anda implant olarak yeni kompozit malzemeler üretmek, direnç nesneleri ve diğer ürünleri etkilemek için çalışıyoruz.”

Araştırma projesi Biyosentetik Hibrit Malzemelerin Moleküler Mühendisliği (HYBER) Merkezindeki çalışmaların bir parçasıdır. Araştırma Science Advances’te yayınlandı.

Dünyada İlk Kez Tamamen Özelleştirilebilen ve Sıfır Atık Sağlayan 3D Baskılı Eteği Üretildi

Moda teknolojisi öncüsü Julia Daviy, dünyanın ilk sıfır atık özelliğine sahip, dijital olarak özelleştirilebilir 3D baskılı eteğini piyasaya sürdü.

Bu teknoloji, sıfır atıklı ve hayvanlar üzerinde denenmemiş giysi üretiminin geniş formatlı profesyonel 3D baskı ile gerçeğe dönüşmesini sağlıyor.

2018 yılında New York Moda Haftası’nda başlatılan ‘Kurtuluş Koleksiyonu’’ndan sonra Julia Daviy, 3D baskılı kıyafetleri ticari olarak kullanılabilir hale getirme fikrini takıntı haline getirerek standardizasyon fikrini bozdu.

Daviy, “Dijital özelleştirmeyi ve 3D baskılı giyilebilir kıyafetleri esnek malzemelerle basitleştirmek çok önemliydi. Bunu başardık ve tüketicilerin buna hızlı tepki vereceğini düşünüyorum.” dedi. Daviy şunları ekledi. “Hedefimiz hiçbir zaman 3D baskılı giysilerin uygulanabilirliğini kanıtlamak değildi. Güzel, rahat, etik olarak üretilmiş ve çevre dostu giysi standardını yakaladığımızda başarılı olacağız.”

Daviy ve ekibi, yüzde 100 geri dönüştürülebilir filamentler kullanan patentli bir teknoloji ile en talepkâr müşteri isteklerini bile karşılayabilecek.

Ekip, tüketicilerin ihtiyaçlarına göre sadece özelleştirilebilir 3D baskılı giysiler oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda daha temiz ve daha sürdürülebilir bir dünya için sıfır atık üretiyor.

Üretim Aşaması

Müşteriler bir kıyafetin desen, stil, renk, bel ve astar tercihlerini tamamladıktan sonra, Daviy ve ekibi, giysinin dijital modelini oluşturmak için bilgileri kullanarak modelleme yapıyor.

Modelleme sonrasında oluşan ürün, müşteri tarafından onaylanıyor ve 3D yazıcılara gönderiliyor. Nihai ürünün tamamlanması yaklaşık on gün sürüyor.

Andritz Dokuma Tezgahları: Kalite Performansında Öncü

Andritz önümüzdeki yıllarda nonwoven kumaş pazarı önemli ölçüde büyüyecek ve iğneli delme teknolojisi, nonwoven kumaş üretiminde güçlü ve dayanıklı son ürünler imal etme yeteneği sayesinde en önemli yapıştırma süreçlerinden biri olacak.

Andritz, bu alandaki uzun yıllara dayanan tecrübesi sayesinde, müşterilerinin özel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sağlam bir iğneli dokuma hattı oluşturacak uzmanlık bilgisine, teknik kabiliyete ve esnekliğe sahip.

İğne dokuma tezgahı teknolojisi hemen hemen tüm elyaflarda kullanılabilir ve farklı gerginlik mukavemeti ve ağırlık dağılımına sahip kumaşlar üretecek şekilde özelleştirilebilir. Bu yönüyle birçok uygulamada kullanıma uygundur. Bu teknoloji için en dinamik pazarlardan biri, dış seslere karşı yalıtım konusunda elektrikli araçlara yönelik talebin artmasıyla daha belirgin hale gelen hafif ve ağır uygulamaların giderek yaygınlaştığı otomotiv sektörüdür. Ayrıca jeotekstil, filtreleeme ürünleri, çatı ve döşeme malzemeleri ve mobilya alanlarında iğneli dokuma teknolojisi ile üretilen malzeme pazarı da sürekli büyüme kaydediyor.

Fransa’nın Normandiya bölgesinde Elbeuf kasabasında bulunan Asselin-Thibeau, küresel nonwoven kumaş pazarı için iğneli dokuma, termal yapıştırma ve kimyasal yapıştırma teknolojilerinin üretiminde adeta bir Yetkinlik Merkezi gibi çalışmaktadır. Nonwoven Kumaş Bölümü Satış Direktörü Jean-Philippe Dumon şunları söyledi: “Bu tesiste nonwoven malzeme konusunda iyi bir geçmişimiz var. Asselin şirketi ilk olarak 1950’lerde çapraz dokuma, iğneli dokuma ön işlemleri ve dokuma tezgahı süreçlerinde geliştirdiği çözümlerle nonwoven kumaş sektörünün oluşmasına öncülük etti.”

Bugüne geldiğimizde ise Elbeuf’teki tesis, Andritz’in nonwoven kumaş alanında önde gelen üretim yerlerinden biri konumundadır. Dumon sözlerine şöyle devam etti: “Geçmişteki öncü tutumumuzu burada da sürdürüyoruz ve her yıl işimizi büyütüyoruz, fakat aynı zamanda iğneli dokuma hatlarımızın ve geliştirdiğimiz teknolojinin pazar payı da büyümeye devam ediyor. Bu tesise sürekli yatırım yapmış olmaktan gurur duyuyoruz. Her yıl makine parkımıza yeni araçlar ekliyoruz. Geliştirdiğimiz en son yönetim ilkelerini de hayata geçirdik ve sürekli büyüme kaydetmemize rağmen aynı şekilde üretimi arttırmayı da başardık.”

Andritz Asselin-Thibeau’da üretilen iğneli dokuma tezgahları dünyanın her yerindeki nonwoven kumaş üreticilerine gönderiliyor. Bunların %40’ı Rusya ve Türkiye dâhil olmak üzere Avrupa ülkelerine,%25’i ABD’ye,%25’i ise Asya’ya gönderiliyor.

Dumon ayrıca şunları söyledi: “Andritz, halihazırda birçok farklı istikamette ilerleyen bir sektörde, orta ölçekli müstakil nonwoven kumaş üreticileri ile de işbirliği yapmakta ve optimal iğneli dokuma tezgâh hatlarının kurulumu ve çalıştırılmasında bilgi ve uzmanlığını paylaşmaktadır.” “Bu başarıyı Andritz tamamen kendi kontrolü ile ve nihai sonuçları garanti ederek sağlayabilir ya da teknolojileri entegre etme kabiliyeti ile mevcut bir hatta bağımsız makineler ekleyebilir.”

Andritz İğneli Dokuma Tezgahları: Sağlam, Çok Yönlü, Kullanımı Kolay

Nakış makine hattındaki önemli makinelerden biri olan iğneli dokuma tezgahının tasarımı büyük oranda Andritz’in Elbeuf’taki yenilikçi çalışmaları ile gerçekleştirildi. Şirket yüksek güvenilirlik, yüksek performans ve mümkün olan en düşük sahip olma maliyetini sunmaya odaklanmıştır. Andritz iğneli dokuma tezgahları oldukça dayanıklıdır ve farklı delme hızları ve çalışma genişliği boyutları sunmaktadır. İğne yoğunluğu, tüm kumaş kalınlıklarına uyacak şekilde ayarlanabilir ve tek ya da çift taraflı iğneleme yaparak geniş bir uygulama alanı için çok yönlü hale getirilebilir.

Andritz iğneli dokuma tezgahının önemli bir özelliği de kolay temizlenecek şekilde tasarlanmış olmasıdır. Bazı elyaflar, tezgahta, özellikle hatta farklı malzeme türleri oluşturmada kullanıldığında, çok fazla toz oluşturarak ürünü kirletir. Dumon bu gelişmeyi şu sözlerle açıkladı: “Andritz iğneli dokuma tezgahları, ürünle temas eden tüm alanların görülebileceği ve plaka üzerindeki bir alanın, plakadaki ve iğnelerdeki tozu emerek alabileceği kolay bir erişim imkanı verecek şekilde tasarlanmıştır.” “İstikarlı ürünler üreterek, temizlik ve bakım için gereken süreyi azaltarak ve operatör için daha güvenli bir ortam sağlayarak tezgahın verimliliğini büyük ölçüde artırıyor.”

Andritz iğneli dokuma tezgahlarının verimliliğine önemli katkısı olan bir diğer şey de en geniş ve dayanıklı rulmanların kullanılmasıdır. Bu da makineyi çok daha uzun ömürlü ve sağlam yapmaktadır. Bu rulmanlar yıllarca çalışır. Birçok durumda, iyi durumda olmalarına rağmen tedbir gereği 12 yıllık aralıksız kullanımdan sonra değiştirildiler. Uzun bir kullanım ömrü için rulmanların optimum çalışma sıcaklığında tutulması gerekir, bu nedenle Andritz iğneli dokuma tezgahlarında kayganlaştırma için yağ kullanılmakta, bu sayede rulmanların kullanım ömrü uzun olmaktadır. Büyük rulmanlar ve kayganlaştırıcı yağların kullanılması ile bakım için daha az durma süresi sağlanarak müşteri için çok daha büyük bir yatırım getirisi elde edilir.

Andritz Ismarlama tasarımlarda iğneli dokuma tezgahlarını müşterilerin ihtiyaçlarına uyarlayabilir. Örneğin, yüzey yönünün büyük önem taşıdığı daha hafif dokusuz kumaşlarda, kumaşla etkileşime giren iğneli dokuma tezgahının parçaları kontrolsüz çekimi asgariye indirecek ve üretim hattının daha hızlı çalışmasını sağlayacak şekilde ideal iğne dağıtım modelinine göre optimize edilmiştir. Andritz, ağır delme işlemi gerektiren kumaşlarda içinse, makineye zarar verme ihtimali olan daha sert iğneleme işlemlerinin yol açtığı titreşimleri bertaraf eden teknoloji olan Dinamik Harmonik Değiştiriciyi (DHS) tanıttı.

“Müşterilerimizi dikkatle dinliyoruz”

İğne delme işlemi, günümüzde Avrupa’da ve tüm dünyada nonwoven kumaş pazarında müşterilerin esneklik, düşük işletme maliyetleri ve nihai üründe kalite istikrarı istenen alanlarda giderek artıyor. Andritz, nihai ürünlere ve mevcut kaynaklara göre özel gereksinimlere dair birebir görüşmek amacıyla müşterilerle işbirliği halinde çalışıyor. Bu şekilde, müşteriye istikrarlı ürünler üretme ve uzun ömürlü sonuçlar elde imkanı sunmak için, en iyi yatırım getirisini sağlayacak katma değeri en üst seviyeye çıkararak, ne kadar iyi bir iğneli dokuma hattı ve dokuma makinesi tasarlanabileceği de açık şekilde anlaşılıyor. İğneli dokuma tezgahları, ihtiyaç halinde uzman kullanımı için özelleştirilebilir. Bunun en güzel örneklerinden biri, aynı fırçayla çalışan iki ayrı çerçevenin bulunduğu çift kadife makinesidir. Bu makine kaliteyi ve istikrarı artırıp üretim maliyetlerini düşürürken, süreç hızlarını azaltarak işlem hızını da iki katına çıkarır.

Andritz, tasarım sürecinin bir parçası olarak, müşteri gereksinimlerini belirlemek ve karşılamak amacıyla mümkün olan en iyi çözümü bulmak için farklı muhtemel hat kurulumlarını karşılaştırmak üzere neXmatrix simülatör aracını kullanmaktadır. Müşteriler ayrıca, SCADA izleme sistemi dahil olmak üzere en yeni Andritz teknolojilerinin hepsinin, pilot iğneli dokuma pilot hattında bir araya getirildiği, Elbeuf’taki son teknolojiye sahip deneme merkezinden de yararlanabilir.

Performans, elyafa göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle deneme merkezinde, tasarım ekibi makine performansını kaydederek müşteri ihtiyaçlarına göre en verimli hat ve en iyi ürün kalitesini elde etmek için uygun koşulları oluşturmaktadır. Bu tesis sayesinde müşteriler daha emin hareket edebilir ve operasyonel düzeyde çalışan dokusuz kumaş hatları ve ekipmanları için kendilerine gerçek çalışma ortamı gösterilir.

Dumon, “Müşterimizle gerçekten yakınlaşmak istiyoruz” diyor. “Ne durumda olduklarını, ürünlerini ve ne amaçla kullanıldığını dikkatle dinliyoruz. Buradaki Elbeuf’teki pilot hattımızda bir simülasyon tasarlıyoruz ve ürettikleri ürünlerin gerçek zamanlı olarak ilk elden tanıtımını yapıyoruz. Müşteriler, sadece ihtiyaçlarını simüle ettiğimiz için değil, gelecekte yeni ürünler için başka hangi imkanların bulunduğunu görebildikleri için de bu hizmetimizden memnun kalıyorlar.”

Andritz‘de bu yaklaşımla müşterilerin iş planına uygun teklifler oluşturabiliyor. Ardından yeni, yenilikçi ve kalitesi kanıtlanmış ekipmanlar kısa bir süre içinde kurularak çalıştırılıyor ve yüksek verimlilik için en baştan itibaren daha fazla potansiyel sağlanıyor. Andritz bu yöntem sayesinde istikrarlı ve yüksek kalitede bir ürünün en uygun hacimle, düşük maliyetli ve verimli bir şekilde üreterek müşterinin yatırımlarını optimize etmek için ihtiyaç duyulan yenilikleri sağlayacak uygun ekipman yelpazesini müşterilerine sunuyor.