Örümcek İpeğinin Zırhlı Çelik Versiyonu Araştırılıyor

Bioteknoloji şirketi AMSilk ve Airbus, havacılık tasarımında devrim yaratabileceğine inandıkları tamamen yeni nesil bir kompozit malzeme yaratmak için yapay örümcek ipeği kullanmayı planlıyor.

Örümcek ipeği, doğanın en şaşırtıcı malzemelerinden biri. Çelikten daha güçlü, Kevlar’dan daha sert ve son derece hafif olan, bir kalem kadar kalın liflerden yapılmış örümcek ağı, yaklaşık 200 ton ağırlığında tam yüklü A350’i tutabiliyor. Onlarca yıldır bilim adamları, örümcek ipeğinin endüstriyel kullanım için şaşırtıcı özelliklerini yeni- den yaratmaya çalıştılar. Ancak bu çabalar şimdiye kadar başarısız oldu. Almanya’nın Münih şehrinde bulunan ve sentetik ipek biyopolimerleri – suni örümcek ipeği olarak adlandıran AMSilk, dünyanın ilk endüstriyel tedarikçisi konumunda. Şirket zaten tıbbi cihazlar ve kozmetikler için bu yüksek performanslı, tamamen biyolojik olarak parçalanabilen malzemeleri kullanıyor. 2016 yılında, AMSilk, büyük bir spor giyim etiketi ile bir prototip ayakkabı bile yaptı. Şimdi, Airbus ile birlikte, teknolojisini havacılık alanına aktarmak istiyor. Airbus ve AMSilk, tamamen yeni bir kompozit malzeme alanı yaratmak için birlikte çalışacak. Airbus için işbirliğinin öncüsü ise, gelişmekte olan teknolojiler ve konseptlerden sorumlu inovasyon müdürü olan Detlev Konigorski.

“Şu anda, AMSilk yılda bir metrik ton ölçeğinde ipek üretiyor, ancak bu henüz havacılık için yeterli değil” diyen Konigorski şöyle devam ediyor; “Bunu çelikle karşılaştırabilirsiniz – araba yapmak için kullandığınız şey, savaş gemileri yapmak için kullandığınız ile aynı değildir. Örümcek ipeğinin zırhlı çelik versiyonunu arıyoruz.”

AMSilk, örümcek DNA’sını ilk kez çözdükten sonra, hayvanın ipek üretmeye ve onu bakterilere sokmaya yönelik özel genetik kodunu alarak aynı malzemeyi yapay olarak yeniden üretebildiklerini fark etti. Şirket bu prosesi, su ile dolu ve bakterileri büyütmek için 37°C’ye kadar ısıtılan dört kat yükseklikte 60.000 litre tankta gerçekleştiriyor. Sonuç ise; bir lif, film veya jel halinde oluşturulabilen bir tozdur. Karbon elyaf kompozitlerin daha fazla kullanılması, son yıllarda uçak ağırlığının ve dolayısıyla yakıt tüketiminin azaltılmasına yardımcı oluyor, ancak AMSilk’in Bioçelik elyafı üstün esneklik ve şok direnci özelliklerine sahip.

Mukavemet kaybetmeden kıvrılır, bu yüzden enkaz etkisine veya kuş çarpmasına eğilimli olan gövdeden uzak parçalara entegre edilebilir. Uzay ekipmanının benzer şekilde korunmasına veya savunma ürünlerine uygulanmasına yardımcı olabilir.

İpek aynı zamanda olağanüstü anti bakteriyel özelliklere de sahiptir, bu yüzden onu bir uçak kabininin içine daha hijyenik bir malzeme olarak entegre edebiliriz. “Airbus ve AMSilk, 2019’da bir prototip kompozit sunmayı hedefliyor.” diyen Konigorski şöyle devam ediyor.“ Tamamen yeni bir malzeme ile çalışma şansı, pek çok heyecan verici imkân sunuyor. Tabii ki, yüzyıllardır ahşap ve bambu gibi doğal malzemeler kullandık, ancak malzemeyi gerçekten etkileyemiyoruz. Biyomühendislik gerçekten devrim niteliğinde. AMSilk, örümcek ipeğinin yapı taşlarını yeniden oluşturabilir ve doğal olarak bu şekilde olmayacak malzemeler yaratmak için etkileyebilir. Sonuç olarak, bu malzeme tasarım ve inşaata tamamen yeni bir şekilde yaklaşma- mızı sağlayabilir. ”

 

AKXY, Sage Automotive’i Satın Aldı

Asahi Kasei, 2017 yılında üç bölüm (materyaller, konutlar ve sağlık hizmetleri) genelinde 15.8 milyar Euro satış gerçekleştirdi. Mart 2018’in sonunda ise dünya çapında 34.670 kişiyi istihdam etti.

Asahi Kasei Avrupa, 2016 yılında yerel OEM’lere daha çok yakınlaşmak amacıyla kuruldu. Şirket, otomotiv sektörüne yaptığı satışları üç katına çıkararak 2025 yılında 3 milyar Euro’ya ulaşmayı planlıyor.

Asahi Kasei Avrupa’nın Genel Müdürü Hideki Tsutsumi; bunun stratejik genişleme, satın almalar, üretim kapasitesi artışları, tek bir mağaza çözümü sağlayıcısı olarak şirketi konumlandırmak için pazarlama faaliyetlerine odaklanmak, yeni ürünlerin tanıtımı ve teknolojiler yoluyla gerçekleştirileceğini söyledi. Firma, ıslak ve kuru proses lityum-iyon pil ayırıcı plakaları konusunda dünya liderleri arasında bulunuyor. AKXY, yakıt tasarruflu lastikler için S-SBR sentetik kauçuğuna ek olarak bu yılın temmuz ayında koltuk kumaşlarında dünya liderlerinden biri olan Sage Automotive’i satın aldı. Asahi Kasei’nin Performans Polimerleri Başkanı Hiroshima Yoshida, “Bu satın alma bizim elyaf işimizi güçlendirecek. Bunun da ötesinde Sage yönetim kadrosu, yeni otomobil modelleri için tasarım önerisinde bile etkili olmaları açısından OEM’lerle çok güçlü ilişkilere sahipti ve bu bizim için son derece güçlü bir ilişki ve bilgi birikimi demek.” dedi.

Ayırıcı Plakalar

Asahi Kasei’nin alanının genişlemesi, 2015 yılında Polypore’un satın alınmasıyla başladı. Şirket, dünyanın lider üreticilerinden biri olarak lityum-iyon pil ayırıcıları tedarikçisi oldu. Bu yıl ocak ayında Asahi Kasei, Japonya ve ABD’de yıllık kapasite artışını 1.1 milyar metreküpe çıkaracak olan lityum- iyon pil ayırıcı genişletmelerini duyurdu. Aynı zamanda şirket, hava yastıkları için Leona poliamit 6.6 filament iplik üretimini yıllık 38.000 ton kapasiteye çıkardığını açıkladı.

Elyaf yenilikleri

Aracın koltuk ve iç kısmı, İtalyan şirketi Miko tarafından Avrupa’da Dinamica olarak pazarlanan Alcantara’ya yakın rakip Lamous suni deriye sahip.

Miko, Asahi Kasei tarafından geliştirilen bir süreç ve bugüne kadar elyafların tedarik edildiği Japonya’dan Sage Automotive’ın bir bölümü olarak faaliyet gösterdi.

 

OUTLOOK™ 2018 Bugüne Kadarki En Başarılı Organizasyona İmza Attı

500’den fazla kilit paydaş, birinci sınıf nonwoven kişisel bakım ürünleri ve hijyen konferansı için bir araya geldi.

Nonwovenlar ve ilgili sektörlerden gelen 510 delege katılımıyla düzenlenen OUTLOOK™ 2018, nonwoven hijyen ve kişisel bakım endüstrileri için öncelikli konferans olduğunu kanıtladı. Konferans EDANA’nın büyümeyi ve sektörün sürdürülebilir gelişimini destekleme misyonunu gözler önüne serdi.

Konferans, ilk iki gün boyunca yeni ürün gelişmelerini, pazar trendlerini, performans ve güvenlik testlerini ve sürdürülebilirlik girişimlerini inceledi, son gün paydaşların güvenini oluşturma konusunda interaktif bir çalıştay düzenlendi. Etkinlik boyunca katılımcılar, uzman içeriğin karışımı ve kalitesi ile sektördeki meslektaşlarla buluşma fırsatından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Konferans, tüm tedarik zincirinden ve dünyanın dört bir yanından gelen katılımcıları etkileyerek, nonwoven profesyonelleri için benzersiz bir etkinlik konumunda olduğunu tekrar teyit etti.

“Etkinlik deneyimlediğim en başarılı OUTLOOK konferanslarından biri oldu”

Berry Global’den Mark Siebert, “Etkinlik deneyimlediğim en başarılı OUTLOOK™ konferanslarından biri oldu. Rekor katılım ve üst düzey lider katılımı, önümüzdeki 5 yıl için katılımımızı şekillendirecek olan endüstri dinamikleri üzerinde değerli girdiler sağladı.” dedi.

17.si düzenlenen OUTLOOK™ konferansı AB Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü’nden Werner Bosmans’ın döngüsel ekonomi ve plastic stratejileri üzerine yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Bunu, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik konularına odaklanan oturum takip etti. Konferansın 2.günü, Brüksel Özgür Üniversitesi’nden Profesör Samuele Furfari’nin değişen enerji manzarasının jeopolitik zorlukları konulu sunumuyla başladı. Temsilciler ayrıca endüstri uzmanlarından piyasa trendleri, teknik yenilikler ve nonwoven endüstrisinde daha fazla sürdürülebilir iş uygulamaları sunmaya yönelik çok sayıda çalışma hakkında da bilgi aldı.

EDANA Genel Müdürü Pierre Wiertz, “OUTLOOK™’un bu organizasyonu, son birkaç yıldır planladığımız gibi; sektörümüzdeki mevcut zorlukları doğrudan ele alan çok güncel bir programa yer verdi. Döngüsel ekonomi stratejisi, tedarik zincirindeki şeffaflık ve güven hakkındaki tartışmalar hem düşündürücü hem de ödüllendirici oldu. Sektörün bu konulara katılma konusunda artan hazırlığına tanık olmak ve EDANA’nın hem stratejik hem de pratik çözümler üzerinde yapıcı diyaloğu kolaylaştırması çok cesaret verici. Sektördeki önemli trendler ve bazı çok heyecan verici teknik yenilikler konusunda önemli sektör oyuncularının bakışları beni çok etkiledi.” diye konuştu.

“OUTLOOK™’un bir sonraki etkinliğinin 9-11 Ekim 2019 tarihinde Atina’da gerçekleştirilmesi planlanıyor.

150 Yıldır Terbiye Hattında Birinci

İsviçreli yenilikçi kumaş üreticisi Schoeller Textil, Monforts Eco Applicator ünitesinin kurulumuyla, koruyucu giysiler ve dış mekan ve aktif spor giyimde iki katmanlı laminatların terbiyesinde yeni üretim verimliliği seviyesine ulaştı.

Bu yıl 150. yıldönümünü kutlayan şirketin, on yıllar süren inovasyonları saymakla bitmiyor.

Bunlar arasında, 1960’ların başında piyasaya sürülen ilk elastik kayak giysileri, 1980’lerin başlarında Kevlar’ın motosiklet ceketlerine entegre edilmesi ve yirmi yıl önce geliştirilen ilk ısı düzenleyici kumaşlar yer alıyor.

Ayrıca UV koruması sağlayan coldblack®, kızılötesi unsurlardan yararlanan energear™, su, yağ ve kire karşı koruma sağlayan faydalarıyla NanoSphere®, yüksek yıkama ve aşınma direncine sahip 3XDRY® ve nem yönetiminde çevreye duyarlı en yeni Schoeller çözümleri olan ecorepel® ve ecodry yer alıyor.

Uzun yıllar streç dokumalı kumaşlarda liderliğini sürdüren Schoeller, 2012 yılında İsviçreli örme üretici Eschler Group’un devralınması ile kumaş yelpazesini önemli ölçüde genişletti.

Standartlar

İsviçre’de üretim yapmak, elbette, çevre sorumluluklarını da beraberinde getiriyor; Ülke, Çevresel Performans Endeksi’nde dünyada birinci sırada yer alıyor ve Schoeller de sonuç olarak, komşu Avrupa şirketlerinden daha yüksek standartlara ulaşmak zorunda kaldı.

Üretim tesislerinde yapılan her şey, kullanılan arazi, su ve hava dâhil olmak üzere, sıkı bir şekilde denetleniyor, ancak Schoeller bu doğrultuda 2001 yılında, dünyada bluesign® sertifikası alan ilk tekstil şirketi oldu. Gerçekten de şirket oldukça başarılı olan bu sistemin kurulmasında da etkili oldu.

Çevre açısından zararlı tüm maddeler üretim sürecinin dışında tutuluyor, kurallar belirliyor ve çevre dostu ve güvenilir üretim için bu kurallara uyulmasını sağlıyor.

Doğal Uyum

Monforts Eco Applicator’ın su, enerji ve hammadde tasarrufu için sağladığı avantajlar, şirketin tesisi için de doğal bir uyum sergiledi.

Azaltılmış banyo uygulamasıyla kayda değer bir enerji tasarrufu sağlayacak şekilde tasarlanmış olup, geleneksel ıslak-boya fuları üstüne dolgu malzemesine olan ihtiyacı ortadan kaldırmakta ve merdaneyle temas yoluyla kumaşlara gereken sıvı/kaplama miktarını uygulamak için çukur ve silindir tekniklerini kullanmaktadır.

Uzun süredir Monforts müşterisi olan Schoeller, sonuncusu 60 metre uzunluğunda 10 odalı bir birim olan, 2.4 metre genişliğinde iki Montex ram makinesi kullanıyor.

Sistem çok uzun bir besleme alanına sahip, çünkü bazı lamine malzemelerde farklı materyallerin beslemesi için iki A çerçevesinin yanı sıra dolgu, laminasyon/kaplama ve bağlama makinelerinin de yerleştirilmesi gerekiyor.

Her iki ram makinesi de ısı değişim sistemine bağlıdır. Son kurulan ram makinesinde, atık hava aynı zamanda temiz havayı ısıtmak için ısı dönüştürücüden geçer ve hem hava hem de su olmak üzere geri dönüştürülmüş iki enerji kaynağı sağlar. Fabrikada ılık su için kullanılan enerjinin yarısı ısı geri kazanımı ile elde edilir. Enerji, buhar kazanlarının atık havasından, ram makinelerinden ve geri kazanılan buhar yoğunlaşmasının kalıntı ısısından toplanır.

Minimal Uygulama

Schoeller’in Terbiye ve Astar Departmanı Müdürü Michael Killisperger, “Sıcak eritmeli laminasyondan önce tabakaları tek tek terbiye etmek mümkün değil, bu nedenle kumaşlar ve membran filmleri lamine işleminden önce ayrı ayrı boyanır ve ardından ram makinesine gitmeden önce Eco Aplicator tarafından bir araya getirilir” diyerek açıklıyor bu süreci: “Eco Aplicator, asgari uygulamalar için tasarlanmış olup, ünite girişindeki nemi ölçebilir ve hem birinci hem de ikinci geçişlerde içinden geçebilir”.

“İçerikte ideal olarak her iki tarafta %10 olmak üzere, toplamda %20 artık seviyesi hedefliyoruz. Bu membranların çoğu oldukça elastiktir, bu nedenle, şerit oluşumunu önlemek için kumaş gerginliğinde yüksek seviyede kontrol gerektiriyor. Bu da ünitenin çeşitli noktalarında da kontrol edilebiliyor.”

Kurulum, geçtiğimiz son on yılda Schoeller tesislerinde yeni teknolojiye 25 milyon İsviçre Frangı’ndan büyük bir yatırım ile, şu an devam etmekte olan bir programın bir parçası olup, ileri dönüşümlü Econyl® iplikleri (Aquafil SpA) ve şirketin sektöre yön veren membranları için yeni bileşenler olarak yenilenebilir hammaddelere dayanan PFC’siz ecorepel® bio teknolojisi yeni ürünlerin de geliştirilmesine yol açtı.

Andritz neXline Wetlace Hattı Dalian Ruiguang Nonwoven Group’ta Tam Kapasite Çalışıyor

Çin’de bulunan Dalian Ruiguang Nonwoven Group’un Andritz neXline wetlace hattı ile ürettiği mendiller, 15.000 ton / yıl ile tam kapasiteye ulaştı.

Andritz, stok hazırlama, ıslak form şekillendirme, su ile bağlamayı (hydroentanglement) ve kurutma işlemlerini birleştiren eksiksiz  bir neXline wetlace hattını Dalian Ruiguang firmasına teslim etmişti. Hattın esnekliği sayesinde müşteri, endüstriyel kompozit mendiller de dahil olmak üzere tüm mendil uygulamalarını üretebiliyor.

Islak forma verme (tülbent oluşturma) ve su ile bağlamayı (hydroentanglement) entegre eden son derece esnek Andritz Wetlace TM teknolojisi, özellikle kimyasal bağlayıcılar olmadan dağılabilen ve %100 biyolojik olarak suda çözünebilen ıslak mendil üretimi için uygun. Bu teknoloji nihai ürünler için en yüksek çevre standartlarını yerine getiriyor  ve suda çözünebilen ıslak mendiller için en son EDANA/ INDA ilkelerine göe sertifikalı nonwoven üretimi gerçekleştiriyor.

Andritz neXline wetlace tarafından gerçekleştirilen başarılı performans, Asya’da yeni bir referans noktası oluşturuyor ve Andritz’in, eksiksiz nonwoven hatlar, anahtar bileşenler ve servislerin tedariki için küresel pazar liderlerinden biri olduğunu vurguluyor.

Dalian Ruiguang Nonwoven Group, ürünlerini çoğunlukla uluslararası müşterilere tedarik eden, lider nonwoven üreticilerinden biri.  neXline wetlace serisinde üretilen suda dağılabilen mendiller mükemmel ve en yüksek çevre standartlarını karşılıyor.  Dalian Ruiguang Başkanı Bay Gu Yuanming,“ Müşterilerimiz ürünlerimizden memnun kalıyor. ”diyor.

 

Huntsman, High IQ Sun Protect`i Tanıttı

Huntsman Textile Effects, fabrikalar, markalar ve perakendecilerin dahili güneş koruması ile giysi ve aksesuarlara yönelik tüketici talebini karşılamalarına yardımcı olmak için High IQ performans güvence programını genişletti.

Yüksek IQ Sun Protect, üreticiye göre; giysinin kullanım ömrü boyunca kullanıcıya en yüksek koruma seviyesini garanti ederek, 50`ye kadar ve üzeri bir Ultraviyole Koruma Faktörü (UPF) sağlıyor. Dünyadaki tüketiciler güneşe maruz kalmanın zararlı etkilerinin giderek daha fazla farkına varıyorlar. Özellikle çocukların savunmasız oldukları biliniyor, ancak dışarıda çalışan veya açık hava aktivitelerinden hoşlanan herkes risk altında.
En yüksek endüstri standartlarına karşı test edilen High IQ Sun Protect, maksimum koruma için UV-A ve UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamak üzere geliştirildi. Şirket, kumaşın doğal estetiğini bozmadığını, güneş ışığına uzun süreli maruz kalmanın ve çok sayıda çamaşır yıkamanın korumayı bozmadığı ya da renklerin solmasına yol açmayacağını açıkladı. Huntsman Textile Effects Global Pazarlama Müdürü Lee Howarth, “Günümüzde tüketiciler, özellikle çocukları korumak söz konusu olduğunda güneşin zararlı ışınlarından maksimum koruma istiyorlar. Huntsman’ın High IQ Sun Protect güvence programıyla, açık havada ve güneşe maruz kaldıklarında rahat etmelerini sağlıyoruz. Yenilikçi teknolojimiz, Yüksek IQ Sun Protect etiketini taşıyan tekstilde en üst düzeyde koruma sağlarken, giysiler uzun süre dayanıklı kalıyor.” diyor. Sadece
Huntsman’ın sıkı gereksinimlerini karşılayan fabrikalar, High IQ performans güvence etiketlerinin satış noktası olarak kullanma hakkı kazanıyor. Yüksek IQ Sun Protect`in, çocuklar ve bebekler için giyim, mayolar, spor kıyafetleri, iş kıyafetleri, okul üniformaları, şapkalar, çocuk arabaları, şemsiyeler ve diğer aksesuarlar dâhil olmak üzere geniş bir yelpazede kumaşlar ve giysiler için ideal olduğu söyleniyor. High IQ Sun Protect etkisini yaratmak için kullanılan teknoloji, güvenli ve sürdürülebilir tekstil üretimi için bluesign`ın gerekliliklerine, ayrıca Yüksek IQ Sun Protect etkisi ile üretilen kumaşlar, Oeko-Tex tarafından getirilen Standart 100 için uygundur.

Önceliğimiz Biyolojik Olarak Parçalanabilen Polimerlerle Dokusuz Tekstil Üretimi

Akıllı tekstiller; tekstil teknolojisi ve sentetik elyaflardaki gelişmelerle birlikte, nanoteknoloji, malzeme bilimi, tasarım, tekstil mühendisliği alanlarını kapsıyor. Elektronik ve bilgisayar mühendisliği, tıp gibi disiplinler arası bir çalışma sonucu ortaya çıkan akıllı tekstiller, tekstil ve hazır giyim sektörleri içerisinde önemli bir yer edinmeye başladı.

İzmir Tekstil Teknik Yüksek Okulu olarak 1966 yılında eğitime başlayan Tekstil Mühendisliği Bölümü; Türkiye’nin en köklü, çağdaş ve kapsamlı tekstil eğitimi veren kurumlarından biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden beri Türk Tekstil Sanayine; çağdaş ve kaliteli eğitim ile donatılmış, gelişime açık, yaratıcı, sorumluluğunu bilen, iletişimi güçlü ve sorun çözen mühendisler yetiştiriyor.

Tekstil Teknoloji Dergisi olarak Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Deniz DURAN ile gerçekleştirdiğimiz akıllı tekstiller ve dokusuz yüzeyler hakkındaki bilgilendirici röportajı siz okurlarımıza sunarız.

Bizlere laboratuvarınızdaki üretimlerinizden, akıllı tekstil ürünlerinden ve ne gibi yenilikler gerçekleştirdiğinizden bahseder misiniz?
Laboratuvarımızda hem akıllı tekstiller hem de dokusuz tekstiller ile ilgili üretim ve çalışmalar yapılıyor. Akıllı tekstiller ile ilgili çalışmalarımız temelde iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller alanlarına yoğunlaştı. İletken tekstiller, konvansiyonel tekstil yapılarının aksine elektriksel yükleri iletebilme özelliğine sahip olan tekstil yapılarıdır. İletken liflere ve tekstil yapılarına olan talep, her geçen gün artıyor. Son 20 yılda, iletken polimerlerle ilgili araştırmalar çok önemli bir hale geldi. Elektriksel iletkenlik özelliğinin tekstillere sağladığı fonksiyonlardan biri de elektromanyetik koruyuculuk fonksiyonudur.

Elektromanyetik koruyuculuğa gereksinim duyulmasının sebebi ve halk sağlığı için önemi nedir?
Yüksek gerilim hatları gibi güç kaynaklarındaki elektromanyetik alanlardan (EMF) yayılan radyasyon, toplumsal bir sorundur. Günlük ve profesyonel alanda çevremizde bulunan elektrikli ve elektronik cihazlar elektromanyetik dalgalar yayıyor. Elektromanyetik alana maruz kalmanın, kişilerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda yazılmış raporlar bulunuyor. Bu nedenle elektromanyetik koruyuculuk halk sağlığı için önemli bir konudur.

Laboratuvarınızda elektromanyetik koruyuculuğun sağlanması adına nasıl çalışmalarda bulunuyorsunuz?
Bu alanda çalışmalarımız gerek lisansüstü ve lisans tezleriyle gerekse Sanayi Bakanlığı ve TÜBİTAK destekli Ar-Ge projeleriyle sürüyor.
İletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller konusunda iletken iplik, dokuma ve örme kumaş üretimi, iletken tekstillerin nonwoven üretim yöntemleri ve kaplama/laminasyon teknikleri ile eldesi gerçekleştiriliyor. Elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçümleri laboratuvarımızda bulunan ve EN50147-1 standardına uygun olarak yankısız oda prensibine göre ortamdan tamamen yalıtılmış bir şekilde, 30 MHz-6 GHz frekans aralığında, gerçek elektromanyetik dalgaların üretilerek tekstil yapısının üzerine gönderildiği elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçüm sistemi ile test ediliyor. Bu şekilde gerçeğe en yakın sonuçlar elde ediliyor.
Bu sayede hem günlük hem de profesyonel kullanıma yönelik birçok bitmiş tekstil ürünlerinin tasarımı, üretimi ve performans testleri gerçekleştiriliyor. Halen iş yaşamında elektromanyetik radyasyona yoğun bir şekilde maruz kalan sağlık çalışanları, beyaz yakalılar veya günlük hayatta elektromanyetik dalgalara maruz kalması sakıncalı olan hamileler, çocuklar gibi hassas gruplara yönelik ürünler üzerinde çalışmalar devam ediliyor.

Laboratuvarınızda hangi makineleri bulunduruyorsunuz ve hangi amaçlarla kullanıyorsunuz?
Dokusuz yüzeyler konusunda işletmemizde mevcut bir eriyik üfleme (meltblown) hattı, bir otomatik beslemeli iğneleme hattı, bir hava yoluyla tülbent eldesi ve binder ile fiksaj hattı, bir laboratuvar tipi kaplama ve laminasyon makinesi, bir tafting makinesi ve bir geri dönüşüm hattı bulunuyor. Bu makineler ve ilgili yöntemler kullanılarak yenilikçi ürün geliştirme ve Ar-Ge çalışmalarına devam ediliyor.
Sentetik ve doğal elyafın işlenmesine olanak sağlayan iğneleme yönteminde, lif balyaları açma ve harmanlama işleminden sonra hava akımı ile taraklara beslenir. Taraklandıktan sonra deveboynu adı verilen yapı ile tülbent serme ve katlama bandına gelir ve istenilen kalınlığa göre üst üste serilir. Fikse olmamış haldeki elyafın oluşturduğu tülbent/vatka kalınlığı boyunca iğneleme yapılır. Çentikli iğneler lifleri tülbentin bir yüzünden diğer yüzüne doğru hareket ettirerek karmaşık bir yapı meydana getirir, iğneleme esnasında gevşek bir halde olan örtüyü oluşturan elyafın bir kısmı iğnelere takılarak yukarı çıkar diğer bir kısmı yerinde kalır, iğnenin tekrar batması ile lifler aşağı doğru çekilir. Bu şekilde liflerin birbirine mekanik olarak bağlanması gerçekleştirilmiş olur.

Meltblown yöntemi nedir?
Meltblown yöntemi için; termoplastik hammaddenin ekstruderde eritilerek yüksek hızlı hava akımı ile düzelerden silindir üzerine mikro lifler halinde püskürtülmesi ve kendi kendine bağlanmaları sonucu yüzey oluşturduğu yöntem, denilir. Bu yöntemde, ekstruderde eritilen polimer madde/eriyik yüksek hızda sıcak hava akımıyla düze deliklerinden püskürtülür ve mikro boyuttaki lifler toplama silindirine doğru ilerledikçe soğur ve katılaşır. Katılaşan lifler toplama silindirinde rastgele oryante olarak dokusuz tekstil yüzeyini meydana getirir. Meltblown yöntemi, tek aşamalı bir işlem olup halen bilinen en kısa tekstil yüzeyi üretim yöntemidir.

Üretimlerinizden ve hangi alanlara yönelik olduğundan bahsedebilir misiniz?
Eriyik üfleme (meltblown) laboratuvarımızda mikro lifli nonwoven yüzeylerin üretimini ve bu konu ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle tıp ve hijyen tekstilleri, yalıtım, üç boyutlu sandviç dokusuz tekstil yapıları, geri dönüşüm ve biyobozunurluk, tarım tekstilleri, dokusuz tekstil takviyeli kompozitler ve otomotiv tekstilleri alanlarında tamamlanmış ve yürüyen projelerimiz bulunuyor. Eriyik üfleme ve bu yöntemle iğnele yöntemi gibi başka bazı yöntemlerin kombine edildiği yüzeyler üreterek hem tedavi sürecini hızlandıran hem hastaların tedavi sırasındaki konforunu arttıran hem de sağlık personeline uygulama kolaylığı sağlayan nonwoven tıbbi tekstil ürünleri üzerine yoğun olarak eğilmekteyiz. Bütün bu özelliklerinin yanı sıra nonwoven yüzeyler, özellikle de mikro lifli olanları, bilindiği gibi genişletilmiş yüzey alanı ve küçük boyutlu gözenekleri sayesinde çok iyi bariyer özelliği göstererek hijyeni arttırıyor. Hastanelerde hijyenin arttırılmasına yönelik olarak da meltblown yüzeylerle çalışmalarımız devam ediyor.
Tarım alanına yönelik olarak biyolojik olarak parçalanabilen, yani kendisinden beklenen işlevi yerine getirdikten sonra doğada parçalanarak yok olan, başka bir deyişle doğaya zarar vermeyen nonwoven yüzeylerle de ilgili çalışmalar gerçekleştirdik.
Yalıtım malzemeleri gerek bina ve inşaat, gerek endüstriyel, gerekse otomotiv alanında satın alan kişi tarafından ilk etapta göze çarpmayan, ancak hem enerji tasarrufu hem de yaşam konforunun arttırılması bakımından yapıların oldukça önemli bileşenleridir ve şüphesiz ki dokusuz tekstil yapıları, özellikle de üç boyutlu sandviç yapılar, sahip oldukları rasgele lif oryantasyonu ve boşluklu yapı sayesinde ısı ve ses yalıtımı için ideal malzemelerdir. Bu kapsamda laboratuvarımızda hem meltblown hem de iğneleme ve yeri geldiğinde başka yöntemlerle elde ettiğimiz yapıları iğneleme, laminasyon gibi yöntemlerle birleştirilerek, otomotiv ve inşaat sektörlerine yönelik yalıtım malzemelerinin eldesi üzerine çalışılıyor.
Otomotiv sektörü için günümüzde en önemli konular arasında enerji tasarrufu, dolayısıyla hafiflik ve geri dönüşüm yani sürdürülebilirlik yer alıyor. Bu nedenle de tekstil malzemelerinin otomotivde kullanım payı her geçen gün artıyor. Buna yönelik olarak otomotivde hem yapıyı hafifleştirecek hem de yalıtım sağlayacak dokusuz yüzey yapıları ve makine mühendisliği ile birlikte dokusuz tekstil takviyeli kompozitler üzerine çalışılıyor. Ayrıca bu alanda doğal lifler ile geri dönüştürülmüş liflerin kullanımını önemsiyoruz.

Geri dönüşüm çalışmalarınızdan ve laboratuvarımızdaki geri dönüşüm prosesinden bahsedebilir misiniz?
Bilindiği gibi sürdürülebilirlik, birçok başka alanda olduğu gibi tekstil için de son yıllarda en çok önem verilen konulardan biridir. Biz de laboratuvarımızda bu önemli konuya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İşletmemizdeki geri dönüşüm hattımızda bulunan giyotin ve şifonez makinelerimizle her türlü tekstil atığının lif haline geri dönüşümü gerçekleştiriliyor.
Giyotin makinesinde, hammadde tipine ya da rengine göre sınıflandırılan kumaş, giysi ya da tekstil atıkları metal kısımlarından ayrıştırıldıktan sonra konveyör banda beslenir. Konveyör bandına beslenen malzemenin içinde olabilecek metal alaşımlarını bir metal detektörü tespit eder, eğer varsa bandı durdurur ve uyarı verir. Metal parça alındıktan sonra makine çalışmaya devam eder. Konveyör bandının hızı kontrol panosunda bulunan frekans kontrolü ile ayarlanarak kesme boyutları ayarlanabilir. Malzeme besleme bandı ile sevk edilirken üst baskı silindirleri ile belirli bir oranda sıkışır ve kesme ağzına düzenli olarak beslenir. Makinede üst bıçak hareketli alt bıçak sabittir. Üst bıçağın aşağı yukarı hareketi ile beslenen malzeme küçük parçalara ayrılır.
Giyotin makinesi ile küçük parçalara ayrılan tekstil atıkları şifonez makinesine beslenir. Daha sonra, şifonez makinesinden alınan lif haline getirilmiş olan atıklar tek başlarına ya da geri dönüştürülmemiş doğal ya da sentetik liflerle bir araya getirilerek nonwoven yüzey üretiminde veya kompozit takviye materyali olarak kullanabiliyor. Bu liflerin işlenmesinde iğneleme ve hava yoluyla tülbent eldesi yöntemleri iyi sonuçlar veriyor.

Bu zamana kadar ne gibi iş birliklerinde bulundunuz ve bulunuyorsunuz?
Bu zamana kadar hem iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller, hem de nonwoven konuları ile ilgili projelerde çeşitli firmalarla gerek San-Tez, gerekse TÜBİTAK projeleri kapsamında ortak çalışmalarda bulunduk. Bu projeler kapsamında hem elektriksel iletkenlik özelliğine, hem de geleneksel tekstillerin sunduğu tutum, kullanım ve konfor özelliklerine sahip, günlük ve profesyonel kullanıma yönelik giyilebilir tekstil ürünleri ortaya çıkardık. Bu ürünlerin hem tasarım hem üretim hem de performans testleri iş birliği içinde olduğumuz firmalar ve bölümümüz bünyesinde gerçekleştiriliyor. Ayrıca interdisipliner çalışmalar için üniversitemizin makine mühendisliği gibi farklı bölümleri ile de birlikte çalışmaktayız. Bu konularla ilgili bizimle birlikte çalışmak isteyen firmalarla ve diğer üniversitelerle iş birliği yapmaya her zaman hazır olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Yeni projeleriniz neler olacak?
Yeni projelerimizde, iletken ve akıllı tekstiller alanında mevcut bilgi birikimi ve deneyimimizi spesifik ürünlerin tasarlanması ve üretimine yönelik olarak değerlendirmeyi, farklı fonksiyonları bir araya getirmeyi ve bu konuda farklı sektörlerle de işbirliği yapmayı planlıyoruz.
Dokusuz tekstiller konusunda tıp ve hijyen, tarım tekstilleri, otomotiv tekstilleri, yalıtım, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarımız derinleşerek devam edecek. Sürdürülebilirlik konusuna verdiğimiz önemden dolayı, biyolojik olarak parçalanabilen polimerlerle dokusuz tekstil üretimi öncelikli konularımız arasında yer almaya devam edecek. Ayrıca, önümüzdeki günlerde daha önce ön çalışmalarını tamamladığımız filtrasyon konusunda da çalışmalara ağırlık vereceğiz.

Stoll, Yeni Ekstra Geniş Yatak Düz Örgü Makinesini Tanıttı

Düz örgü makinesi üreticisi Stoll, bu yılki ITMA Asia + CITME fuarında tanıtmak istediği yeni makinesinin detaylarını açıkladı.

ADF teknolojisinin ekstra geniş bir versiyonu olan yeni makine ADF 830-24 W olarak adlandırılıyor. Geniş tekstil ürünleri, büyük beden giysiler, sıra dışı kesimler veya uzun desenlerin üretimi için uygun olan bu yeni model, 84’lük bir çalışma genişliğine sahip. Moda ve teknik tekstiller de dâhil olmak üzere çeşitli uygulamalar için kullanılabiliyor.

ADF 830-24 W aynı zamanda dokuma benzeri optikler ve özellikleri ile tekstil ürünlerinin üretimini sağlayan ünlü Stoll-weave-in teknolojisi ile donatılmıştır. Bu donanım da;  form, konfor ve esnekliği doğrudan etkileyerek bir dizi avantaj sağlıyor. Geleneksel trikoların aksine Stoll, örgü benzeri tekstillerin örme tipine bağlı olarak daha gerilebilir ve daha rahat olduğunu söylüyor. Ayrıca, makinede önceden oluşturulmuş ve 3B elemanlarla donatılabiliyorlar.

Başarılı ADF teknolojisine dayanan ADF 830-24 W, aynı zamanda taşıyıcıdan bağımsız olan ve özellikle yüksek derecede esneklik sağlayan iplik taşıyıcıları ile avantajlar sunuyor. Her bir çift taşıyıcı, ADF 830-24 W’de toplam 12 parça üzerine monte edilebiliyor ve hem yatay hem de dikey olarak hareket ettirilebiliyor. Kolayca programlanabilmesinin yanı sıra hızlı bir şekilde iplikle donatılabiliyor.

Ayrıca, sezgisel işletim sistemi ile eğitim ve kullanımı daha kolay hale getiren EKC işletim sistemi de mevcut.

Stoll, “ADF 830-24 W, tekstil üretimi için kullanıcı dostu bir kazancı temsil ediyor. ” diyor.

İsveç Kimyasallar Ajansı: Hijyen Ürünlerindeki Kimyasallar Konusunda Endişelenmenize Gerek Yok

İsveç Kimyasallar Ajansı tarafından yürütülen çalışma, kadın hijyen ürünlerinin güvenliğini doğruladı. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın (KEMI) raporuna göre, menstrual ürünlerdeki kimyasalların sağlığı olumsuz etkileme riskinin düşük olduğu açıklandı. Çalışmada, 35 farklı sıhhi havlu, tampon, ped ve menstrual kap (adet kabı) belirlendi ve içindeki kimyasal maddeler analiz edildi.

İsveç Kimyasallar Ajansında çalışan bir müfettiş olan Amanda Rosen, “Bizim fikrimizce, araştırdığımız menstrual ürünleri ve diğer kadın hijyen ürünlerini kullanmanın sağlık açısından riski düşük. Bu ürünleri kullanan herkes, kimyasal maddelerin sağlığını olumsuz etkileyeceği konusunda endişe duymadan bunu yapmaya devam edebilir. ”dedi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, analiz edilen ürünlerdeki pestisit glifosat veya onun bozunma ürünü AMPA kalıntılarını bulmadı.

Amanda Rosen, “Kendi analizlerimize ve daha önceki çalışmalarımıza dayanan sonuçlarımız, örneğin tamponlar ve sıhhi havlularda glifosat olduğu endişesine kapılmak için bir neden olmadığını gösteriyor” diye konuştu.

İsveç Kimyasallar Ajansı, araştırması için İsveçteki mağazalardan ve internetten kadın hijyen ürünleri satın aldı. Sıhhi havlular, tamponlar ve adet kabına ek olarak, araştırma için pedler ve inkontinans (idrar tutamama) ürünleri gibi menstruasyon (regl) döneminin dışında da kullanılan ürünlerde alındı. İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerde 62 tehlikeli ve şüpheli tehlikeli kimyasal madde aradı. Bunlar arasında yapılan, analizler sırasında, sadece düşük konsantrasyonlarda toplam 21 madde tespit edildi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerde bulunan 21 maddenin 18’i için genel bir risk değerlendirmesi yaptı ve kurumun kararında sağlık riski düşük çıktı. Bazı adet kaplarında, mevcut kimyasal maddeler hakkında yeterli bilgi bulunmadığından, İsveç Kimyasallar Ajansı’nın risk değerlendirmesi yapamadığı üç madde bulundu.

Amanda Rosen, “Bu üç maddenin sağlık riski oluşturduğuna dair hiçbir bilgimiz yok. Ölçülen maddelerin konsantrasyonları da düşük.” dedi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ajansın risk değerlendirmesi yapamadığı üç maddeyle ilgili rapordaki analiz bulgularından haberdar olmalarını sağlamak için şirketler ile diyaloğunu sürdürecek.

Menstrual ürünler ve diğer kadın hijyen ürünleri ile ilgili kimyasalların araştırılması, Hükümetin genel kimyasallar için mevcut olan ürünlerde ve eşyalarda tehlikeli kimyasal maddeleri haritalamak üzere İsveç Kimyasallar Ajansı’na devredilmesinin bir parçasıdır. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın kadın hijyen ürünlerini haritalandırmasının diğer nedenleri, nüfusun büyük bölümü tarafından düzenli olarak kullanılmaları ve İsveç Kimyasallar Ajansı’nın bu ürünleri denetleme sorumluluğunun olmasıdır.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerin kimyasal içeriğinden başka faktörlerin neden olduğu rahatsızlık veya komplikasyon riskini değerlendirmedi Örneğin, bakterilerin neden olduğu toksik Şok Sendromu (TSS), tamponlar kullanılarak meydana gelebilir. Bu tür değerlendirmeler İsveç Kimyasallar Ajansı’nın görevine dâhil değildir.

İklim Etkisini Azaltmak İçin Plastiğin Yerini Karton Alıyor

Bir dizi global şirket, hediye kartlarında kullanılan malzemede plastikten kartona geçiş yaptı bir kısmı da denemelerde bulunuyor.  İsveç’in en büyük sinema zinciri olan SF Bio, cesur bir adım atarak tüm kartlarını değiştirdi.

SF Bio Hediye Kartlar Ürün Müdürü Anna Marcusson değişikliğin nedenini şöyle açıklıyor. “Kart tedarikçimiz Megacard, hediye kartlarımızı kartondan yapabileceğimizi ve böylece çevresel etkilerini büyük ölçüde azaltabileceğimizi önerdiğinde, değişiklik bizim için kaçınılmazdı.”

Plastiği fosil olmayan bir malzeme ile değiştirmek, ambalaj endüstrisinde kısmen değil, net bir eğilimdir. Fosil plastikten karton gibi alternatif bir malzemeye geçilmesi şirketlerin iklim etkilerini azaltır. Ancak, bu kurulu bir altyapının değiştirilmesi, özellikle ambalajın yeniden tasarlanması, ambalajlama ekipmanında değişiklik yapılması veya yenisiyle değiştirilmesi, üreticiden tüketiciye olan dağıtımın etkilenmesi anlamına geliyorsa, zaman alır. İngiltere gıda şirketi Iceland, beş yıl içinde ambalajda plastiği ortadan kaldırma taahhütleri ile büyük ilgi çekmişti. Ambalaj deneyimine sahip birçok insan, Iceland’ın karşılaştığı zorluklar göz önünde bulundurulduğunda beş yılın oldukça kısa bir zaman olduğunu söylüyor.

Bu faktörler ışığında, IKEA ve SF Bio tarafından gerçekleştirilen sistem değişikliği çok hızlı bir şekilde gerçekleşti ve birçok şirketin onların örneklerini takip edeceğine inanmak için sebebi var.

IKEA’nın çözümünü geliştirmekle yakından ilgilenen Iggesund Paperboard’da Sürdürülebilirlik Başkanı olan Johan Granås bunu şöyle açıklıyor. “Kartların biçimi aynı olduğundan, değişim yapmak kolay. Kartları yapmak için gerçek üretim sürecinin yanı sıra, şirketlerin mevcut ekipmanlarının diğer bileşenlerinin biraz değiştirilmesi gerekir. Bu, karmaşık ve tam otomatik paketleme hatları değiştirilmesi gereken plastik bir ambalajlama çözümünün yeniden tasarlanmasıyla karşılaştırıldığında, çok daha basit bir adım.”

Bu ambalaj endüstrisi trendinin bir başka örneği de ambalaj geliştiricilerinin plastik kullanımını azaltmaya odaklandığı Apple’dır. Bu, şirketin Ekim 2017’de yayınladığı Apple’ın Kağıt ve Ambalajlama Stratejisi’nden açıkça anlaşılmaktadır. Diğer şeylerin yanı sıra rapor, Apple’ın iPhone 7 ambalajındaki plastik içeriği iPhone 6’larınkine kıyasla % 84 oranında azaltmayı başardığını açıklamaktadır.

Granås, “On yıl önce, herhangi bir üretici bu sorunu plastikle çözmüş olurdu. Ancak şimdi, şirketlerin sadece kağıttan değil, diğerlerinden de farklı alternatif çözümler üretmek için güçlü bir şekilde nasıl yatırım yaptığını görüyoruz.” dedi.

Granås, bugünün ve yarının ambalaj pazarında plastiğin hala önemli bir malzeme olduğunu vurgulamaya özen gösteriyor. Gıdalar için geleneksel karton ambalajlar, yağ, nem ve aromalara karşı koruyan bir sızdırmazlık contası oluşturmak için genellikle plastik bir bariyere ihtiyaç duyar. Ambalajın yapısını mukavvadan yapıp, daha sonra mümkün olan en ince plastik kaplamayla bariyeri yaratmak iyi bir malzeme yönetimi örneğidir.

Granås, “Fosil içermeyen plastik malzemelerin geliştirilmesi çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor ve yakında gıda ambalajlarının iklim etkilerini önemli ölçüde azaltacak olan daha az fosil içeriğine sahip biyoplastiklerimiz olacağını tahmin ediyorum.” diye konuştu.

 

Iggesund’un Cirosu 500 Milyon Euro’nun Üzerinde

Iggesund Paperboard, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde listelenen dünyanın en sürdürülebilir 100 şirketinden biri olan İsveç orman sektörü grubu Holmen’in bir parçasıdır. Iggesund’un cirosu 500 milyon Euro’nun üzerindedir ve amiral gemisi ürünü Invercote, 100’den fazla ülkede satılmaktadır. Şirket, her biri kendi segmentlerinin en yüksek noktasına ulaşan Invercote ve Incada adlı iki markaya sahiptir. 2010’dan beri Iggesund, üretiminden enerji verimliliğini artırmak ve fosil emisyonlarını azaltmak için 380 milyon Euro’dan fazla yatırım yaptı.

Iggesund ve Holmen Grubu, tüm fosil karbon emisyonlarını Karbon Saydamlık Projesi’ne rapor ediyor. Iggesund, 1685 yılında bir demir fabrikası olarak kuruldu, ancak 50 yıldan fazla bir süredir karton üretiyor. İsveç’in kuzeyinde ve kuzey İngiltere’de bulunan iki fabrikasında1500 kişiyi istihdam ediyor.