Huntsman, High IQ Sun Protect`i Tanıttı

Huntsman Textile Effects, fabrikalar, markalar ve perakendecilerin dahili güneş koruması ile giysi ve aksesuarlara yönelik tüketici talebini karşılamalarına yardımcı olmak için High IQ performans güvence programını genişletti.

Yüksek IQ Sun Protect, üreticiye göre; giysinin kullanım ömrü boyunca kullanıcıya en yüksek koruma seviyesini garanti ederek, 50`ye kadar ve üzeri bir Ultraviyole Koruma Faktörü (UPF) sağlıyor. Dünyadaki tüketiciler güneşe maruz kalmanın zararlı etkilerinin giderek daha fazla farkına varıyorlar. Özellikle çocukların savunmasız oldukları biliniyor, ancak dışarıda çalışan veya açık hava aktivitelerinden hoşlanan herkes risk altında.
En yüksek endüstri standartlarına karşı test edilen High IQ Sun Protect, maksimum koruma için UV-A ve UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamak üzere geliştirildi. Şirket, kumaşın doğal estetiğini bozmadığını, güneş ışığına uzun süreli maruz kalmanın ve çok sayıda çamaşır yıkamanın korumayı bozmadığı ya da renklerin solmasına yol açmayacağını açıkladı. Huntsman Textile Effects Global Pazarlama Müdürü Lee Howarth, “Günümüzde tüketiciler, özellikle çocukları korumak söz konusu olduğunda güneşin zararlı ışınlarından maksimum koruma istiyorlar. Huntsman’ın High IQ Sun Protect güvence programıyla, açık havada ve güneşe maruz kaldıklarında rahat etmelerini sağlıyoruz. Yenilikçi teknolojimiz, Yüksek IQ Sun Protect etiketini taşıyan tekstilde en üst düzeyde koruma sağlarken, giysiler uzun süre dayanıklı kalıyor.” diyor. Sadece
Huntsman’ın sıkı gereksinimlerini karşılayan fabrikalar, High IQ performans güvence etiketlerinin satış noktası olarak kullanma hakkı kazanıyor. Yüksek IQ Sun Protect`in, çocuklar ve bebekler için giyim, mayolar, spor kıyafetleri, iş kıyafetleri, okul üniformaları, şapkalar, çocuk arabaları, şemsiyeler ve diğer aksesuarlar dâhil olmak üzere geniş bir yelpazede kumaşlar ve giysiler için ideal olduğu söyleniyor. High IQ Sun Protect etkisini yaratmak için kullanılan teknoloji, güvenli ve sürdürülebilir tekstil üretimi için bluesign`ın gerekliliklerine, ayrıca Yüksek IQ Sun Protect etkisi ile üretilen kumaşlar, Oeko-Tex tarafından getirilen Standart 100 için uygundur.

Önceliğimiz Biyolojik Olarak Parçalanabilen Polimerlerle Dokusuz Tekstil Üretimi

Akıllı tekstiller; tekstil teknolojisi ve sentetik elyaflardaki gelişmelerle birlikte, nanoteknoloji, malzeme bilimi, tasarım, tekstil mühendisliği alanlarını kapsıyor. Elektronik ve bilgisayar mühendisliği, tıp gibi disiplinler arası bir çalışma sonucu ortaya çıkan akıllı tekstiller, tekstil ve hazır giyim sektörleri içerisinde önemli bir yer edinmeye başladı.

İzmir Tekstil Teknik Yüksek Okulu olarak 1966 yılında eğitime başlayan Tekstil Mühendisliği Bölümü; Türkiye’nin en köklü, çağdaş ve kapsamlı tekstil eğitimi veren kurumlarından biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden beri Türk Tekstil Sanayine; çağdaş ve kaliteli eğitim ile donatılmış, gelişime açık, yaratıcı, sorumluluğunu bilen, iletişimi güçlü ve sorun çözen mühendisler yetiştiriyor.

Tekstil Teknoloji Dergisi olarak Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Deniz DURAN ile gerçekleştirdiğimiz akıllı tekstiller ve dokusuz yüzeyler hakkındaki bilgilendirici röportajı siz okurlarımıza sunarız.

Bizlere laboratuvarınızdaki üretimlerinizden, akıllı tekstil ürünlerinden ve ne gibi yenilikler gerçekleştirdiğinizden bahseder misiniz?
Laboratuvarımızda hem akıllı tekstiller hem de dokusuz tekstiller ile ilgili üretim ve çalışmalar yapılıyor. Akıllı tekstiller ile ilgili çalışmalarımız temelde iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller alanlarına yoğunlaştı. İletken tekstiller, konvansiyonel tekstil yapılarının aksine elektriksel yükleri iletebilme özelliğine sahip olan tekstil yapılarıdır. İletken liflere ve tekstil yapılarına olan talep, her geçen gün artıyor. Son 20 yılda, iletken polimerlerle ilgili araştırmalar çok önemli bir hale geldi. Elektriksel iletkenlik özelliğinin tekstillere sağladığı fonksiyonlardan biri de elektromanyetik koruyuculuk fonksiyonudur.

Elektromanyetik koruyuculuğa gereksinim duyulmasının sebebi ve halk sağlığı için önemi nedir?
Yüksek gerilim hatları gibi güç kaynaklarındaki elektromanyetik alanlardan (EMF) yayılan radyasyon, toplumsal bir sorundur. Günlük ve profesyonel alanda çevremizde bulunan elektrikli ve elektronik cihazlar elektromanyetik dalgalar yayıyor. Elektromanyetik alana maruz kalmanın, kişilerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda yazılmış raporlar bulunuyor. Bu nedenle elektromanyetik koruyuculuk halk sağlığı için önemli bir konudur.

Laboratuvarınızda elektromanyetik koruyuculuğun sağlanması adına nasıl çalışmalarda bulunuyorsunuz?
Bu alanda çalışmalarımız gerek lisansüstü ve lisans tezleriyle gerekse Sanayi Bakanlığı ve TÜBİTAK destekli Ar-Ge projeleriyle sürüyor.
İletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller konusunda iletken iplik, dokuma ve örme kumaş üretimi, iletken tekstillerin nonwoven üretim yöntemleri ve kaplama/laminasyon teknikleri ile eldesi gerçekleştiriliyor. Elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçümleri laboratuvarımızda bulunan ve EN50147-1 standardına uygun olarak yankısız oda prensibine göre ortamdan tamamen yalıtılmış bir şekilde, 30 MHz-6 GHz frekans aralığında, gerçek elektromanyetik dalgaların üretilerek tekstil yapısının üzerine gönderildiği elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçüm sistemi ile test ediliyor. Bu şekilde gerçeğe en yakın sonuçlar elde ediliyor.
Bu sayede hem günlük hem de profesyonel kullanıma yönelik birçok bitmiş tekstil ürünlerinin tasarımı, üretimi ve performans testleri gerçekleştiriliyor. Halen iş yaşamında elektromanyetik radyasyona yoğun bir şekilde maruz kalan sağlık çalışanları, beyaz yakalılar veya günlük hayatta elektromanyetik dalgalara maruz kalması sakıncalı olan hamileler, çocuklar gibi hassas gruplara yönelik ürünler üzerinde çalışmalar devam ediliyor.

Laboratuvarınızda hangi makineleri bulunduruyorsunuz ve hangi amaçlarla kullanıyorsunuz?
Dokusuz yüzeyler konusunda işletmemizde mevcut bir eriyik üfleme (meltblown) hattı, bir otomatik beslemeli iğneleme hattı, bir hava yoluyla tülbent eldesi ve binder ile fiksaj hattı, bir laboratuvar tipi kaplama ve laminasyon makinesi, bir tafting makinesi ve bir geri dönüşüm hattı bulunuyor. Bu makineler ve ilgili yöntemler kullanılarak yenilikçi ürün geliştirme ve Ar-Ge çalışmalarına devam ediliyor.
Sentetik ve doğal elyafın işlenmesine olanak sağlayan iğneleme yönteminde, lif balyaları açma ve harmanlama işleminden sonra hava akımı ile taraklara beslenir. Taraklandıktan sonra deveboynu adı verilen yapı ile tülbent serme ve katlama bandına gelir ve istenilen kalınlığa göre üst üste serilir. Fikse olmamış haldeki elyafın oluşturduğu tülbent/vatka kalınlığı boyunca iğneleme yapılır. Çentikli iğneler lifleri tülbentin bir yüzünden diğer yüzüne doğru hareket ettirerek karmaşık bir yapı meydana getirir, iğneleme esnasında gevşek bir halde olan örtüyü oluşturan elyafın bir kısmı iğnelere takılarak yukarı çıkar diğer bir kısmı yerinde kalır, iğnenin tekrar batması ile lifler aşağı doğru çekilir. Bu şekilde liflerin birbirine mekanik olarak bağlanması gerçekleştirilmiş olur.

Meltblown yöntemi nedir?
Meltblown yöntemi için; termoplastik hammaddenin ekstruderde eritilerek yüksek hızlı hava akımı ile düzelerden silindir üzerine mikro lifler halinde püskürtülmesi ve kendi kendine bağlanmaları sonucu yüzey oluşturduğu yöntem, denilir. Bu yöntemde, ekstruderde eritilen polimer madde/eriyik yüksek hızda sıcak hava akımıyla düze deliklerinden püskürtülür ve mikro boyuttaki lifler toplama silindirine doğru ilerledikçe soğur ve katılaşır. Katılaşan lifler toplama silindirinde rastgele oryante olarak dokusuz tekstil yüzeyini meydana getirir. Meltblown yöntemi, tek aşamalı bir işlem olup halen bilinen en kısa tekstil yüzeyi üretim yöntemidir.

Üretimlerinizden ve hangi alanlara yönelik olduğundan bahsedebilir misiniz?
Eriyik üfleme (meltblown) laboratuvarımızda mikro lifli nonwoven yüzeylerin üretimini ve bu konu ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle tıp ve hijyen tekstilleri, yalıtım, üç boyutlu sandviç dokusuz tekstil yapıları, geri dönüşüm ve biyobozunurluk, tarım tekstilleri, dokusuz tekstil takviyeli kompozitler ve otomotiv tekstilleri alanlarında tamamlanmış ve yürüyen projelerimiz bulunuyor. Eriyik üfleme ve bu yöntemle iğnele yöntemi gibi başka bazı yöntemlerin kombine edildiği yüzeyler üreterek hem tedavi sürecini hızlandıran hem hastaların tedavi sırasındaki konforunu arttıran hem de sağlık personeline uygulama kolaylığı sağlayan nonwoven tıbbi tekstil ürünleri üzerine yoğun olarak eğilmekteyiz. Bütün bu özelliklerinin yanı sıra nonwoven yüzeyler, özellikle de mikro lifli olanları, bilindiği gibi genişletilmiş yüzey alanı ve küçük boyutlu gözenekleri sayesinde çok iyi bariyer özelliği göstererek hijyeni arttırıyor. Hastanelerde hijyenin arttırılmasına yönelik olarak da meltblown yüzeylerle çalışmalarımız devam ediyor.
Tarım alanına yönelik olarak biyolojik olarak parçalanabilen, yani kendisinden beklenen işlevi yerine getirdikten sonra doğada parçalanarak yok olan, başka bir deyişle doğaya zarar vermeyen nonwoven yüzeylerle de ilgili çalışmalar gerçekleştirdik.
Yalıtım malzemeleri gerek bina ve inşaat, gerek endüstriyel, gerekse otomotiv alanında satın alan kişi tarafından ilk etapta göze çarpmayan, ancak hem enerji tasarrufu hem de yaşam konforunun arttırılması bakımından yapıların oldukça önemli bileşenleridir ve şüphesiz ki dokusuz tekstil yapıları, özellikle de üç boyutlu sandviç yapılar, sahip oldukları rasgele lif oryantasyonu ve boşluklu yapı sayesinde ısı ve ses yalıtımı için ideal malzemelerdir. Bu kapsamda laboratuvarımızda hem meltblown hem de iğneleme ve yeri geldiğinde başka yöntemlerle elde ettiğimiz yapıları iğneleme, laminasyon gibi yöntemlerle birleştirilerek, otomotiv ve inşaat sektörlerine yönelik yalıtım malzemelerinin eldesi üzerine çalışılıyor.
Otomotiv sektörü için günümüzde en önemli konular arasında enerji tasarrufu, dolayısıyla hafiflik ve geri dönüşüm yani sürdürülebilirlik yer alıyor. Bu nedenle de tekstil malzemelerinin otomotivde kullanım payı her geçen gün artıyor. Buna yönelik olarak otomotivde hem yapıyı hafifleştirecek hem de yalıtım sağlayacak dokusuz yüzey yapıları ve makine mühendisliği ile birlikte dokusuz tekstil takviyeli kompozitler üzerine çalışılıyor. Ayrıca bu alanda doğal lifler ile geri dönüştürülmüş liflerin kullanımını önemsiyoruz.

Geri dönüşüm çalışmalarınızdan ve laboratuvarımızdaki geri dönüşüm prosesinden bahsedebilir misiniz?
Bilindiği gibi sürdürülebilirlik, birçok başka alanda olduğu gibi tekstil için de son yıllarda en çok önem verilen konulardan biridir. Biz de laboratuvarımızda bu önemli konuya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İşletmemizdeki geri dönüşüm hattımızda bulunan giyotin ve şifonez makinelerimizle her türlü tekstil atığının lif haline geri dönüşümü gerçekleştiriliyor.
Giyotin makinesinde, hammadde tipine ya da rengine göre sınıflandırılan kumaş, giysi ya da tekstil atıkları metal kısımlarından ayrıştırıldıktan sonra konveyör banda beslenir. Konveyör bandına beslenen malzemenin içinde olabilecek metal alaşımlarını bir metal detektörü tespit eder, eğer varsa bandı durdurur ve uyarı verir. Metal parça alındıktan sonra makine çalışmaya devam eder. Konveyör bandının hızı kontrol panosunda bulunan frekans kontrolü ile ayarlanarak kesme boyutları ayarlanabilir. Malzeme besleme bandı ile sevk edilirken üst baskı silindirleri ile belirli bir oranda sıkışır ve kesme ağzına düzenli olarak beslenir. Makinede üst bıçak hareketli alt bıçak sabittir. Üst bıçağın aşağı yukarı hareketi ile beslenen malzeme küçük parçalara ayrılır.
Giyotin makinesi ile küçük parçalara ayrılan tekstil atıkları şifonez makinesine beslenir. Daha sonra, şifonez makinesinden alınan lif haline getirilmiş olan atıklar tek başlarına ya da geri dönüştürülmemiş doğal ya da sentetik liflerle bir araya getirilerek nonwoven yüzey üretiminde veya kompozit takviye materyali olarak kullanabiliyor. Bu liflerin işlenmesinde iğneleme ve hava yoluyla tülbent eldesi yöntemleri iyi sonuçlar veriyor.

Bu zamana kadar ne gibi iş birliklerinde bulundunuz ve bulunuyorsunuz?
Bu zamana kadar hem iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller, hem de nonwoven konuları ile ilgili projelerde çeşitli firmalarla gerek San-Tez, gerekse TÜBİTAK projeleri kapsamında ortak çalışmalarda bulunduk. Bu projeler kapsamında hem elektriksel iletkenlik özelliğine, hem de geleneksel tekstillerin sunduğu tutum, kullanım ve konfor özelliklerine sahip, günlük ve profesyonel kullanıma yönelik giyilebilir tekstil ürünleri ortaya çıkardık. Bu ürünlerin hem tasarım hem üretim hem de performans testleri iş birliği içinde olduğumuz firmalar ve bölümümüz bünyesinde gerçekleştiriliyor. Ayrıca interdisipliner çalışmalar için üniversitemizin makine mühendisliği gibi farklı bölümleri ile de birlikte çalışmaktayız. Bu konularla ilgili bizimle birlikte çalışmak isteyen firmalarla ve diğer üniversitelerle iş birliği yapmaya her zaman hazır olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Yeni projeleriniz neler olacak?
Yeni projelerimizde, iletken ve akıllı tekstiller alanında mevcut bilgi birikimi ve deneyimimizi spesifik ürünlerin tasarlanması ve üretimine yönelik olarak değerlendirmeyi, farklı fonksiyonları bir araya getirmeyi ve bu konuda farklı sektörlerle de işbirliği yapmayı planlıyoruz.
Dokusuz tekstiller konusunda tıp ve hijyen, tarım tekstilleri, otomotiv tekstilleri, yalıtım, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarımız derinleşerek devam edecek. Sürdürülebilirlik konusuna verdiğimiz önemden dolayı, biyolojik olarak parçalanabilen polimerlerle dokusuz tekstil üretimi öncelikli konularımız arasında yer almaya devam edecek. Ayrıca, önümüzdeki günlerde daha önce ön çalışmalarını tamamladığımız filtrasyon konusunda da çalışmalara ağırlık vereceğiz.

Stoll, Yeni Ekstra Geniş Yatak Düz Örgü Makinesini Tanıttı

Düz örgü makinesi üreticisi Stoll, bu yılki ITMA Asia + CITME fuarında tanıtmak istediği yeni makinesinin detaylarını açıkladı.

ADF teknolojisinin ekstra geniş bir versiyonu olan yeni makine ADF 830-24 W olarak adlandırılıyor. Geniş tekstil ürünleri, büyük beden giysiler, sıra dışı kesimler veya uzun desenlerin üretimi için uygun olan bu yeni model, 84’lük bir çalışma genişliğine sahip. Moda ve teknik tekstiller de dâhil olmak üzere çeşitli uygulamalar için kullanılabiliyor.

ADF 830-24 W aynı zamanda dokuma benzeri optikler ve özellikleri ile tekstil ürünlerinin üretimini sağlayan ünlü Stoll-weave-in teknolojisi ile donatılmıştır. Bu donanım da;  form, konfor ve esnekliği doğrudan etkileyerek bir dizi avantaj sağlıyor. Geleneksel trikoların aksine Stoll, örgü benzeri tekstillerin örme tipine bağlı olarak daha gerilebilir ve daha rahat olduğunu söylüyor. Ayrıca, makinede önceden oluşturulmuş ve 3B elemanlarla donatılabiliyorlar.

Başarılı ADF teknolojisine dayanan ADF 830-24 W, aynı zamanda taşıyıcıdan bağımsız olan ve özellikle yüksek derecede esneklik sağlayan iplik taşıyıcıları ile avantajlar sunuyor. Her bir çift taşıyıcı, ADF 830-24 W’de toplam 12 parça üzerine monte edilebiliyor ve hem yatay hem de dikey olarak hareket ettirilebiliyor. Kolayca programlanabilmesinin yanı sıra hızlı bir şekilde iplikle donatılabiliyor.

Ayrıca, sezgisel işletim sistemi ile eğitim ve kullanımı daha kolay hale getiren EKC işletim sistemi de mevcut.

Stoll, “ADF 830-24 W, tekstil üretimi için kullanıcı dostu bir kazancı temsil ediyor. ” diyor.

İsveç Kimyasallar Ajansı: Hijyen Ürünlerindeki Kimyasallar Konusunda Endişelenmenize Gerek Yok

İsveç Kimyasallar Ajansı tarafından yürütülen çalışma, kadın hijyen ürünlerinin güvenliğini doğruladı. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın (KEMI) raporuna göre, menstrual ürünlerdeki kimyasalların sağlığı olumsuz etkileme riskinin düşük olduğu açıklandı. Çalışmada, 35 farklı sıhhi havlu, tampon, ped ve menstrual kap (adet kabı) belirlendi ve içindeki kimyasal maddeler analiz edildi.

İsveç Kimyasallar Ajansında çalışan bir müfettiş olan Amanda Rosen, “Bizim fikrimizce, araştırdığımız menstrual ürünleri ve diğer kadın hijyen ürünlerini kullanmanın sağlık açısından riski düşük. Bu ürünleri kullanan herkes, kimyasal maddelerin sağlığını olumsuz etkileyeceği konusunda endişe duymadan bunu yapmaya devam edebilir. ”dedi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, analiz edilen ürünlerdeki pestisit glifosat veya onun bozunma ürünü AMPA kalıntılarını bulmadı.

Amanda Rosen, “Kendi analizlerimize ve daha önceki çalışmalarımıza dayanan sonuçlarımız, örneğin tamponlar ve sıhhi havlularda glifosat olduğu endişesine kapılmak için bir neden olmadığını gösteriyor” diye konuştu.

İsveç Kimyasallar Ajansı, araştırması için İsveçteki mağazalardan ve internetten kadın hijyen ürünleri satın aldı. Sıhhi havlular, tamponlar ve adet kabına ek olarak, araştırma için pedler ve inkontinans (idrar tutamama) ürünleri gibi menstruasyon (regl) döneminin dışında da kullanılan ürünlerde alındı. İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerde 62 tehlikeli ve şüpheli tehlikeli kimyasal madde aradı. Bunlar arasında yapılan, analizler sırasında, sadece düşük konsantrasyonlarda toplam 21 madde tespit edildi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerde bulunan 21 maddenin 18’i için genel bir risk değerlendirmesi yaptı ve kurumun kararında sağlık riski düşük çıktı. Bazı adet kaplarında, mevcut kimyasal maddeler hakkında yeterli bilgi bulunmadığından, İsveç Kimyasallar Ajansı’nın risk değerlendirmesi yapamadığı üç madde bulundu.

Amanda Rosen, “Bu üç maddenin sağlık riski oluşturduğuna dair hiçbir bilgimiz yok. Ölçülen maddelerin konsantrasyonları da düşük.” dedi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ajansın risk değerlendirmesi yapamadığı üç maddeyle ilgili rapordaki analiz bulgularından haberdar olmalarını sağlamak için şirketler ile diyaloğunu sürdürecek.

Menstrual ürünler ve diğer kadın hijyen ürünleri ile ilgili kimyasalların araştırılması, Hükümetin genel kimyasallar için mevcut olan ürünlerde ve eşyalarda tehlikeli kimyasal maddeleri haritalamak üzere İsveç Kimyasallar Ajansı’na devredilmesinin bir parçasıdır. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın kadın hijyen ürünlerini haritalandırmasının diğer nedenleri, nüfusun büyük bölümü tarafından düzenli olarak kullanılmaları ve İsveç Kimyasallar Ajansı’nın bu ürünleri denetleme sorumluluğunun olmasıdır.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerin kimyasal içeriğinden başka faktörlerin neden olduğu rahatsızlık veya komplikasyon riskini değerlendirmedi Örneğin, bakterilerin neden olduğu toksik Şok Sendromu (TSS), tamponlar kullanılarak meydana gelebilir. Bu tür değerlendirmeler İsveç Kimyasallar Ajansı’nın görevine dâhil değildir.

İklim Etkisini Azaltmak İçin Plastiğin Yerini Karton Alıyor

Bir dizi global şirket, hediye kartlarında kullanılan malzemede plastikten kartona geçiş yaptı bir kısmı da denemelerde bulunuyor.  İsveç’in en büyük sinema zinciri olan SF Bio, cesur bir adım atarak tüm kartlarını değiştirdi.

SF Bio Hediye Kartlar Ürün Müdürü Anna Marcusson değişikliğin nedenini şöyle açıklıyor. “Kart tedarikçimiz Megacard, hediye kartlarımızı kartondan yapabileceğimizi ve böylece çevresel etkilerini büyük ölçüde azaltabileceğimizi önerdiğinde, değişiklik bizim için kaçınılmazdı.”

Plastiği fosil olmayan bir malzeme ile değiştirmek, ambalaj endüstrisinde kısmen değil, net bir eğilimdir. Fosil plastikten karton gibi alternatif bir malzemeye geçilmesi şirketlerin iklim etkilerini azaltır. Ancak, bu kurulu bir altyapının değiştirilmesi, özellikle ambalajın yeniden tasarlanması, ambalajlama ekipmanında değişiklik yapılması veya yenisiyle değiştirilmesi, üreticiden tüketiciye olan dağıtımın etkilenmesi anlamına geliyorsa, zaman alır. İngiltere gıda şirketi Iceland, beş yıl içinde ambalajda plastiği ortadan kaldırma taahhütleri ile büyük ilgi çekmişti. Ambalaj deneyimine sahip birçok insan, Iceland’ın karşılaştığı zorluklar göz önünde bulundurulduğunda beş yılın oldukça kısa bir zaman olduğunu söylüyor.

Bu faktörler ışığında, IKEA ve SF Bio tarafından gerçekleştirilen sistem değişikliği çok hızlı bir şekilde gerçekleşti ve birçok şirketin onların örneklerini takip edeceğine inanmak için sebebi var.

IKEA’nın çözümünü geliştirmekle yakından ilgilenen Iggesund Paperboard’da Sürdürülebilirlik Başkanı olan Johan Granås bunu şöyle açıklıyor. “Kartların biçimi aynı olduğundan, değişim yapmak kolay. Kartları yapmak için gerçek üretim sürecinin yanı sıra, şirketlerin mevcut ekipmanlarının diğer bileşenlerinin biraz değiştirilmesi gerekir. Bu, karmaşık ve tam otomatik paketleme hatları değiştirilmesi gereken plastik bir ambalajlama çözümünün yeniden tasarlanmasıyla karşılaştırıldığında, çok daha basit bir adım.”

Bu ambalaj endüstrisi trendinin bir başka örneği de ambalaj geliştiricilerinin plastik kullanımını azaltmaya odaklandığı Apple’dır. Bu, şirketin Ekim 2017’de yayınladığı Apple’ın Kağıt ve Ambalajlama Stratejisi’nden açıkça anlaşılmaktadır. Diğer şeylerin yanı sıra rapor, Apple’ın iPhone 7 ambalajındaki plastik içeriği iPhone 6’larınkine kıyasla % 84 oranında azaltmayı başardığını açıklamaktadır.

Granås, “On yıl önce, herhangi bir üretici bu sorunu plastikle çözmüş olurdu. Ancak şimdi, şirketlerin sadece kağıttan değil, diğerlerinden de farklı alternatif çözümler üretmek için güçlü bir şekilde nasıl yatırım yaptığını görüyoruz.” dedi.

Granås, bugünün ve yarının ambalaj pazarında plastiğin hala önemli bir malzeme olduğunu vurgulamaya özen gösteriyor. Gıdalar için geleneksel karton ambalajlar, yağ, nem ve aromalara karşı koruyan bir sızdırmazlık contası oluşturmak için genellikle plastik bir bariyere ihtiyaç duyar. Ambalajın yapısını mukavvadan yapıp, daha sonra mümkün olan en ince plastik kaplamayla bariyeri yaratmak iyi bir malzeme yönetimi örneğidir.

Granås, “Fosil içermeyen plastik malzemelerin geliştirilmesi çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor ve yakında gıda ambalajlarının iklim etkilerini önemli ölçüde azaltacak olan daha az fosil içeriğine sahip biyoplastiklerimiz olacağını tahmin ediyorum.” diye konuştu.

 

Iggesund’un Cirosu 500 Milyon Euro’nun Üzerinde

Iggesund Paperboard, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde listelenen dünyanın en sürdürülebilir 100 şirketinden biri olan İsveç orman sektörü grubu Holmen’in bir parçasıdır. Iggesund’un cirosu 500 milyon Euro’nun üzerindedir ve amiral gemisi ürünü Invercote, 100’den fazla ülkede satılmaktadır. Şirket, her biri kendi segmentlerinin en yüksek noktasına ulaşan Invercote ve Incada adlı iki markaya sahiptir. 2010’dan beri Iggesund, üretiminden enerji verimliliğini artırmak ve fosil emisyonlarını azaltmak için 380 milyon Euro’dan fazla yatırım yaptı.

Iggesund ve Holmen Grubu, tüm fosil karbon emisyonlarını Karbon Saydamlık Projesi’ne rapor ediyor. Iggesund, 1685 yılında bir demir fabrikası olarak kuruldu, ancak 50 yıldan fazla bir süredir karton üretiyor. İsveç’in kuzeyinde ve kuzey İngiltere’de bulunan iki fabrikasında1500 kişiyi istihdam ediyor.

Uluslararası Nonwovens Sempozyumu 2018 Sürdürülebilir Bir Gelecek Temennisiyle Kapandı

EDANA, endüstrinin nonwoven endüstrisinin fırsat ve güçlerine olan güvenini teyit ederek, 2018 Uluslararası Nonwoven Sempozyumu’nu (INS) kapattı.

Anders Bergner’ın IKEA’nın global materyal tedarik stratejisi üzerine samimi bir dille anlattığı, sirküler ekonomiye ve yenilenebilir kaynakların kullanımına yönelik aydınlatıcı örneklerle gerçekleştirdiği sunum çok iyi bir katılımla takip edildi.

İsviçre firması InvestMonsult’dan Johan Berlin, “Konuşmacıların ve içeriğin, özellikle de yuvarlak masa toplantıları sırasında, tüm endüstrinin üzerine düşüneceği fikirler verdiğini düşünüyorum. Katılımcıların kalitesi, teknik uzmanların ve üst düzey yöneticilerin katılımı ile harikaydı.” dedi.

Geleneksel EDANA yemeğine katılan, tedarik zincirindeki 144 şirketten 215 katılımcı, “Endüstri 4.0” zorlukları ve fırsatlarıyla ilgili sunumları, geri dönüşüm, yenilikçilik ve yeni filtre ortamlarını tartışan birçok iletişim ağı fırsatından yararlandı. Çevresel sürdürülebilirlik ve biyoplastik malzeme inovasyonu ile ilgili yapılan daha fazla sunumla, 2018 Uluslararası Nonwoven Sempozyumu, sektörün karşılaştığı zorlukları ve fırsatları ele alma hedefine ulaştı.

Dünya Çapındaki En İyi Forum

Hindistan’daki Welspun’dan Dayal Mehta, Uluslararası Nonwoven Sempozyumu’nun mükemmel teknik içeriği ile bilgi geliştirmek için dünya çapındaki en iyi forum olduğuna inandığını söyledi.

INS’nin katma değerinin önemi, Özbekistan’daki ADG Holding Proje Müdürü Mirsabitov Mirjalol tarafından da dile getirildi. “Sektördeki yeni firmalardan biri olarak, sempozyum endüstrinin birçok profesyoneliyle tanışmak açısından harikaydı. Sunumlar ve tartışmalar, pazardaki eğilimler ve en son yenilikler hakkında çok şey öğrenmemi sağladı. Gerçekten ilham vericiydi ve EDANA konferansına daha fazla katılmayı umuyorum.”

EDANA’nın Genel Müdürü Pierre Wiertz, “EDANA’nın 15 yıl önce Roma’da gerçekleştirdiği INS’den beri sürdürülebilirlik, gündemdeki öncelikli konulardan biri oldu. Programımızın odak noktasında bu tür olumlu geri bildirimleri duymak ve sektör liderlerinin sürdürülebilir iş uygulamalarına katkıda bulunacak inovasyonları tartışıp sergilemelerini ve sektörün daha dairesel bir ekonomiye geçişte yer aldığını görmekten memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

 

Oakley® ve Bioracer’dan Graphene Plus Bisiklet Forması

Tüketici ve endüstriyel pazarlarda kullanım için geliştirilen grafen bazlı ürünlerin üretici ve tedarikçisi olan Directa Plus plc, Oakley®’in bisiklet takımları ve bireylerin yanısıra diğer spor etkinlikleri için yenilikçi ve kişiye özel giyim tasarımları ve üretimi yapan Bioracer ile işbirliği yaptı. Directa Plus, şirketin grafen bazlı ürünlerini içeren G+Graphene Aero Jersey’i piyasaya sürdüğünü duyurdu.

Almanya’nın Friedrichshafen kentinde düzenlenen EUROBIKE 2018 fuarında piyasaya sürülen yeni forma, grafen Plus’ın (G +) benzersiz özelliklerinden yararlanmak üzere tasarlandı ve binicinin vücudundaki ısıyı yayarak, çevresel şartlar yerine performansa daha fazla odaklandı. Directa Plus’ın G + grafeni ile geliştirilen yeni Aero Jersey, bisiklet giyiminde türünün ilk örneği.

Grafen bazlı ürünler non-toksik ve non-sitotoksik olarak ayrı ayrı sertifika almış

Şirketin eşsiz ve baskılı G+ düzlemsel termal devresi, vücutta üretilen ısıyı dağıtır ve kullanıcının konforunu önemli ölçüde iyileştirmek için gerektiğinde yayarak, binicilerin vücut ısısını düzenlemek için daha az enerji kullanılmasını sağlar. G+ ile işlem gören kumaşlar aynı zamanda elektrostatik ve bakteriyostatik özelliktedir. Bu özellikler nem yönetimine katkıda bulunarak, koku giderici bir etki yaratır ve giysinin dışına yerleştirildiğinde, G+ yüksek spor performansı sağlamak için hava ve su ile sürtünmeyi azaltır. Buna ek olarak, Directa Plus’ın üretim sürecinde kimyasal maddeler kullanılmamakta olup, grafen bazlı ürünler non-toksik ve non-sitotoksik olarak ayrı ayrı sertifika almıştır.

Directa Plus’ın Yönetim Kurulu Başkanı Giulio Cesareo ürünü şu sözlerle tanıttı : “Kapsamlı bir laboratuvar ve yol testinden geçmiş olan  Graphene Plus ürünümüzü içeren G+ Aero Jersey’i piyasaya sürdüğü için Oakley ve Bioracer’e teşekkür ediyoruz. Termal düzenleme konusunda, ürünümüzün güçlü yönlerini ve özellikle G+ düzlemsel termal devreyi oldukça öne çıkarmaktadır. Spor giyim pazarında G+ için büyük bir potansiyel mevcut olup, kayak, golf ve atletizm dahil olmak üzere farklı spor türlerinde G+ destekli tekstil portföyümüze bisiklet kıyafetlerini eklemekten de memnuniyet duyuyoruz. Bisiklet giyiminde türünün ilk örneği olan bu lansmandaki başarıları için Oakley ve Bioracer’ı tebrik ediyoruz ve onlarla olan iş ilişkimizi geliştirmeyi umuyoruz.”

Devan, Tekstil Ürünlerinde Evcil Hayvan Alerjenlerinin Önüne Geçecek Doğal Teknolojisini Tanıttı

Tekstil-apresinde yenilikçi ürünleriyle öne çıkan Devan Chemicals, tekstil ürünlerini, kedi ve köpeklerden yayılan alerjenlerden koruyacak teknolojisini tanıttı. Purissimo ™ probiyotik bazlı bir çözüm olup, tamamen doğaldır. Bu teknolojide, yataklardaki alerjenlere karşı geliştirilen ve on yıldan fazla bir süredir başarılı bir çözüm sağlayan Purotex® ile elde edilen deneyimlerden ilham alındı.

Evcil hayvanlar, geçtiğimiz birkaç on yıl boyunca sosyal statülerini gittikçe yükselterek, bahçedeki muhafızlıktan, ev içindeki aile üyeleri olma konumuna geldiler. Amerikan Evcil Hayvan Ürünleri Birliği, ABD’de, en popülerleri kedi ve köpekler olmak üzere, evlerin % 65’inde bir evcil hayvan bulunduğunu tahmin ediyor. Avrupa’da ise, evlerin % 30’undan fazlasında bir evcil hayvan bulunuyor. Veriler kesin olmamakla birlikte, araştırmacılar insanlar ve evcil hayvanlar arasında bu giderek artan yakın temasın ve sonuçta ortaya çıkan yüksek alerjen maruziyetinin evcil hayvan alerjilerindeki artışın bir nedeni olabileceğini düşünmektedir.

Purissimo™

Birçok çalışma, alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşandığını öne sürdüğünden, Devan buna artık bir çözüm bulunmasını gerektiğini düşünerek harekete geçti. Purissimo ™, on yıldan uzun bir süre boyunca yatak sektöründe kullanılan çok başarılı bir alerjen mücadele teknolojisi olan Purotex® ile yılların deneyiminden ilham alan doğal bir teknolojidir. Ev tozu akarlarını %99’dan fazla bir oranda kıran Purotex®, ev tozu akarlarından kaynaklanan alerjik hastalıkları azaltmada etkili ve koruyucu bir yöntem olduğunu kanıtlamıştır.

Ancak, maalesef alerjiler yalnızca yatak ve ev tozu akarları ile sınırlı değil. Bu nedenle Devan, alerjik reaksiyonlarla ilgili sağlık sorunlarının azaltılması için daha fazla neler yapılabileceğini araştırmaya başladı. Aylar süren testlerden sonra şirket, kediler (kedi alerjeni Fel d 1) ve köpekler (köpek alerjisi Can f 1) gibi evcil hayvanlardan kaynaklanan alerjiler için bir çözüm geliştirdi. Test sonuçları, işlemden geçirilen örneklerdeki kedi tüyü alerjeni Fel dl miktarında % 92,8’lik önemli bir azalma olduğunu göstermektedir. Geliştirilen teknoloji, probiyotik bakterilere dayanmakta olup, tamamen doğaldır.

Probiyotikler

İlk olarak, inaktif probiyotik bakteriler mikrokapsüllere alınır. Ardından bu mikrokapsüller tekstile entegre edilir. Kumaş sürtünmeye maruz kaldığında, mikrokapsüller açılarak sporları serbest bırakır. Sporlar nemi emerek probiyotik bakterilere dönüşür ve alerjik reaksiyonlara ve astıma neden olan çeşitli alerjenleri içeren organik maddeyi tüketmeye başlar.

Evcil hayvan alerjenleri, (elbise ve ayakkabı gibi tekstil yüzeylerine yapışarak yayılma nedeniyle) hayvanların olmadığı evlerde de bulunduğundan, Devan’ın çözümü halılar, perdeler, döşemelik kumaşlar, vb. gibi ev tekstillerinde de uygulanarak, temiz, ferah ve alerjensiz bir ortam elde edilebilir. Ayrıca araba battaniyeleri ve diğer evcil hayvan örtülerini düşünün. Bu teknoloji yalnızca evlerimizde değil, okullar, hastaneler, kütüphaneler, vb. gibi kamusal alanlarda da, evcil hayvan alerjenlerinin yayılmasını ve beraberinde gelen “ikinci el” kirliliğini engellemede kullanılabilir.

Schoeller Südwolle Group ile İşbirliği Yapıyor

Schoeller’in coldblack® teknolojisi, örme ve dokuma kumaşlarda kullanılmak üzere özel olarak optimize edildi, bu sayede markalar artık ürün uygulama kullanımlarını genişletebilirler.

Yakıcı güneşin altında, coldblack® içeren tekstiller daha az ısınır ve serin bir dokunuş sağlar. Yüksek kaliteli ipliklerin lider üreticisi olan Südwolle Group, merinos ve coldblack®’in ideal kombinasyonunu fark etti. Bu sayede, yünlü giysilerin kullanım rahatlığı somut olarak geliştirilebilir.

Yün, yalıtım içeren, doğal anti bakteriyel koruma, koku kontrolü, hafiflik ve neredeyse kırışmaz bileşimi içeren çok çeşitli avantajları ile biliniyor. Sadece kış mevsiminde değil, aynı zamanda yaz aylarında da özellikle merinos yünü, özel yüksek kaliteli yün türü sayesinde, nem dengesini ve dolayısıyla vücut ısısını düzenliyor.

Elyaflar çok miktarda nem veya ter emebiliyor ve vücuttan uzaklaştırabiliyor. Sıcak ortam havası, malzemeyi çabucak kurutuyor ve yaz aylarında merinos giyim eşyası giymeyi çok rahat hale getiren bir soğutma buharlaşmasına neden oluyor.

coldblack® Teknolojisi Isı Birikimini Güvenli Bir Şekilde Azaltıyor

Schoeller’in coldblack® teknolojisi, yünün doğal özelliklerini destekliyor çünkü güneşe maruz kaldığında ısı birikimini güvenilir bir şekilde azaltıyor. Südwolle Group’un yardımıyla, bitmiş merinos giysisinde kullanılmak üzere özel olarak optimize edildi. İplik üreticisi, çeşitli kullanımlar için, özellikle spor ve dış giyim ürünleri için örme ve dokuma ipliklerinde coldblack®’i seçiyor ve bu ürünleri müşterilerinin ihtiyaçlarına göre bireysel olarak geliştiriyor.

Südwolle Group Ürün Yönetimi ve İnovasyon Genel Müdürü  Stéphane Thouvay, teknolojinin kullanımını şöyle özetliyor: “coldblack®, Friedrichshafen’deki OutDoor fuarında sunacağımız yaz dönemi için ürün yelpazemizin bir parçası. Bu teknoloji sadece ısı birikimini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda kumaşın görünümünü ve dokunuşunu etkilemeden yünün doğal UV ışınlarından korumasını da arttırır. Bu nedenle, coldblack® spor ve dış giyim için iplik seçimimize mükemmel bir şekilde uymaktadır, örneğin ʻYarn in Motion ’koleksiyonumuzda. Son tüketiciler için coldblack® ipliklerden yapılmış giysiler isteğe bağlı olarak bakım etiketi ile etiketlenebilir.”

Yüksek kaliteli yünlü kumaşlarda kullanılan coldblack® zaten performansını kanıtladı ve ünlü markaların çeşitli erkek takım koleksiyonlarında kullanılıyor. 2008’den beri, teknoloji özellikle bisiklet, triatlon ve golf alanında olmak üzere 200’den fazla marka tarafından lisanslandı.

Clariant, Chinaplas 2018’de AddWorks®’in Tanıtımını Yaptı

 

Clariant’ın yeni AddWorks çözümleri olan AddWorksATR 146, AddWorks LXR 568 ve AddWorks TFB 117, özellikle Çin’in en büyük plastik üretim segmentlerinde bulunan bileşik, polimer ve elyaf üreticileri için, plastik malzeme performansını ve verimliliğini artırmayı hedefliyor.

AddWorks portföyünün tamamı, üretim süreçlerini hızlandırıp performansı artırırken aynı zamanda müşteriler için değer yaratan, pazara özel sinerjik katkı maddeleri karışımlarından oluşan farklılaştırılmış bir karışımdan oluşuyor. Her bir çözüm, emisyon azaltma, enerji ve kaynak tasarrufu gibi daha geniş konuların belirlediği, pazara özel ihtiyaçlara göre şekillendiriliyor.

Sürdürülebilirlik ve Performansa Önem Veriyor

Clariant, dünyanın en büyük otomobil pazarının Çin’deki elektrikli araçlara yönelik önemli yatırımlarına destek olmak amacıyla sürdürülebilirlik ve performansa önem vererek, kullanımı kolay tek bir çözümle hafif otomotivde parça ömrünü ve motor içi uygulamaları kolaylaştırıp, VOC emisyonlarını azaltan iki ilave yenilik geliştirdi.

AddWorks ATR 146, iç mekan uygulamalarında kullanılan dolu polipropilen (TPO) bileşimlere yönelik, yeni düşük dozajlı, sülfürsüz ısı ve ışık dengeleyicisidir. Sıra dışı ısı ve ışık dengesi ve uzun süreli renk koruması sayesinde, otomotiv sektörüne benzersiz bir performans imkânı sunuyor. 150° C’de 700 saat boyunca yüzey çatlamasını engelleyerek, bu sayede, ön paneller, gösterge panelleri, kapı panelleri ve sütunların, geleneksel dengeleyicilere göre daha estetik görünmesini sağlıyor.

AddWorks LXR 568, plastik reçine oluşumunu ve özellikle poliolefinleri, yüksek işlem sıcaklıklarında çözülmeden koruyan yüksek performanslı bir işlem dengeleyicisidir. Otomotiv sektörü için, bu sayede enjeksiyonla kalıplanmış polipropilen iç kabin parçalarının, ısıya maruz kalarak kırılgan hale gelme ihtimalini azaltır ve böylece kusursuz bir yüzey elde edilmesini sağlar.

Yeni AddWorks TFB 117, elyaf üretim süreçlerini dengeleme ve düzeltme, renk koruması ve elyaf ısı stabilitesini ve mekanik özelliklerini geliştirmeye yönelik bir dizi kolaylık sunuyor.

Clariant BL Performans Katkı Maddeleri Sorumlusu Martin P.J. John, AddWorks’ü şu sözlerle anlattı: “AddWorks çözümleri, Çin’in daha sürdürülebilir üretim önceliğine ideal bir uyum sağlamaktadır. Sağlık riskini ve kimyasal atıkları azaltan kullanımı kolay formatlarla, üretim süreci boyunca zaman tasarrufu sağlar ve karmaşıklığı azaltır. Çin’in Zhenjiang şehrinde, bu yıl sonunda hizmete girecek olan yeni modern tesisimiz, pazar ihtiyaçlarına göre uyarlanmış yenilikçi çözümler sunmak üzere AddWorks üretimine tahsis edilmiştir.”

Clariant, AddWorks’e ilaveten, şarj işlemi sırasında güvenlik sağlayan son derece istikrarlı halojenlensiz alev geciktirici Exolit® OP 1400’ü tanıttı.

Clariant ayrıca, motor içi uygulamaları, Licowax® ve Licocare® RBW için otomotiv plastik üretimini kolaylaştıran yüksek performanslı iki balmumu ürün grubunu da tanıttı. Kısa süre önce piyasaya sürülen Licocare RBW, ham pirinç kepeği balmumuna dayanan bir dizi çok amaçlı katkı maddesidir. Daha iyi şekillendirme esnekliği, mekanik özellikler ve geliştirilmiş yüzey kalitesi sunarken, ıskarta oranını düşürür ve daha etkili bir dozaj sağlar.