Zorlu’dan Yükselen Akıllı Tekstil Pazarına Büyük Yatırım

Zorlu Tekstil, ‘Akıllı Hayat 2030’ vizyonuyla, 2025’te tekstil cirosunun yüzde 50’sinin akıllı tekstilden gelmesini hedefliyor. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Zeki Zorlu, “Yeryüzünde en tatlı şey sanayicilik. Üretim teknolojilerindeki tüm yenilikleri takip ederek üretmeye devam ediyoruz. 80 milyonun işe ihtiyacı var, yoksa insanlar çatışır.” diyor.

Tekstil sektörüyle çıktıkları yolda adım adım büyüyen bir grup olan Zorlu Ailesi, Zorlu Tekstil çatısı altında akıllı tekstille büyüme stratejilerine hız verdi. Zorlu Tekstil’in Bursa’daki Korteks fabrikasında, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zeki Zorlu, firmada başlatılan döngüsel ekonomi tabanlı akıllı dönüşümle Akıllı Hayat 2030 vizyonlarını ekibiyle birlikte anlattı. Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Zorlu Tekstil Grup Başkanı Necat Altın ve Korteks Genel Müdürü Barış Mert’in de bulunduğu ekipte yeni hedefler masaya yatırıldı.

160 MİLYAR DOLAR

Dünyada 160 milyar dolara ulaşan akıllı tekstil pazarının, 2025 yılında 475 milyar dolara, 2030’da ise 3 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor. Zorlu Tekstil de akıllı tekstil pazarına yönelik yatırımlarında kendine yeni hedefler koydu. 2019’da cirosunun yüzde 20’sini akıllı tekstilden elde eden Tekstil Grubu, 2025’te cirosunun yarısını akıllı tekstilden geleceğini öngörüyor. Taç, Linens, Valeron gibi markaların ötesinde bir tekstil yatırımı var Zorlu’nun. Ürettikleri iplikler sayesinde zor tutuşan, antibakteriyel, elektrik iletebilen, vücut ısısını ölçebilen gibi farklı işlevleri yerine getirebiliyorlar, bu da Zorlu Tekstil’e çok farklı sektörlerin kapılarını açıyor.

GELECEĞE BAKIYOR

Türkiye’de tekstil sektörünün duayen isimlerinden Zeki Zorlu, Türkiye’de sanayi üretimindeki tüm zorluklara rağmen, “Yeryüzünde en tatlı şey sanayicilik. 80 milyonun işe ihtiyacı var, yoksa insanlar çatışır. Yeni teknolojileri takip ederek üretmeye devam.” dedi.

Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, sektörlerinde en çok istihdam yaratan şirket olduklarını, fabrikalarındaki akıllı yatırımlar sayesinde çalışan sayısı düşerken, ek yatırımlarla yeni istihdam alanları açtıklarını anlattı. Yüngül, “Geleceği odağına alan ve bu anlamda dünyadaki yenilikleri takip eden bir grup olarak, tüm yeniliklerin beşiği, çıkış noktası olarak gördüğümüz Silikon Vadisi’ni ve daha başka merkezleri sıkı takip ediyoruz. Hatta burada bir şirketimiz de var. Özellikle tekstilin bu konuda çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü tekstil iletken kumaşlardan teknik tekstile, giyilebilir teknolojiden enerjiye, güvenlikten sağlık endüstrisine kadar her alanla ortak kesişim kümeleri oluşturan çözümlerin merkezinde. Son 5 yıldır yapmış olduğumuz araştırmalar gösteriyor ki gelecek akıllı tekstil ürünlerinde. 2008-2009 global ekonomik krizinden önce 60 milyar dolar civarında olan küresel akıllı tekstil pazarı 2015’te 90 milyar dolar civarında iken bugün 160 milyar dolara koşuyor. Çin, ABD ve Almanya’nın sürükleyici gücü oluşturduğu bu pazarda ülke olarak geçen yıl 1.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Fakat pazarın potansiyelini ve kaydettiği gelişimi düşündüğümüzde bu konuda daha gidebileceğimiz çok yol var. Sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi olarak ele alan ve teknolojiden beslenen yenilikçi bir grup olarak Silikon Vadisi’nden aldığımız ilham ve yaptığımız araştırmalar neticesinde akıllı tekstile uzun süredir yaptığımız yatırımları arttırarak sürdüreceğiz. Dışarıda ne kadar kriz ve sıkıntı olursa olsun fabrikada çalışan makineler ve insanlar olduğunu görünce her şey siliniyor ve insan moral buluyor.” diye konuştu.

200 MİLYON DOLAR İHRACAT HEDEFİ

ZORLU Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, Zorlu Tekstil’in geçen yıl toplam 605 milyon dolar ciroya ulaşırken 186 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. 2020’de 620 milyon dolar ciro ve 200 milyon dolar ihracat hedeflediklerini söyleyen Altın, “Önümüzdeki dönemde ticaret kanalımızı daha da akıllandıracağız. Başlattığımız akıllı dönüşüm ile 2025’e kadar ciromuzu 2 kattan fazla artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

YERLİ OTOMOBİLİN İPLİKLERİ BİZDEN OLUR

Türkiye’nin yerli otomobili projesindeki “5 babayiğitten biri” olan Zorlu’nun tekstil bölümü, aynı zamanda dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerinin tedarikçisi konumunda bulunuyor. Araçların tavan iplikleri konusunda uzmanlaştıklarını ifade eden Yüngül, “Yerli otomobilin tavan ipliklerini de Korteks verir, o iş de bize yakışır.” dedi. Korteks Genel Müdürü Barış Mert de otomotivde dünya markaları ile çalıştıklarını yaklaşık 5 bin ton otomotiv ipliği ihracatıyla Avrupa’daki tüketimin yüzde 15’ini tek başlarına karşıladıklarını söyledi. Audi, Mercedes, BMW’nin araç tavan ipliklerini Korteks’in verdiğini dile getiren Mert, “5-6 yıldır da dolma kalem ipliği yapıyoruz. Eylül 2020’de fabrikada geri dönüşüm makinesi faaliyete geçecek. Pet şişeler ipliğe dönüşecek. İlk başta günlük 600 kilo ile başlayacağız. Bu iş için 5 milyon dolarlık bir yatırım yaptık.” bilgisini verdi.

Kaynak: Hürriyet

Lenzing ™ Elyafları; Suda, Toprakta ve Kompostta Tamamen Biyoçözünür Özelliğe Sahip

Lenzing Grubu, bağımsız araştırma laboratuvarı Organik Atık Sistemleri (OWS) tarafından elyaflarının, tatlı suda tamamen biyoçözünür olduğunun teyidini aldı.

OWS tarafından yürütülen ve TÜV Austria tarafından verilen yeni uluslararası sertifikalar, Lenzing ™ Viskoz, Lenzing ™ Modal ve Lenzing ™ Lyocell elyaflarının; toprak, tatlı su, kompost, deniz suyu gibi tüm doğal ve endüstriyel ortamlarda biyolojik olarak parçalanabildiğini doğruladı.

OWS’de, selülozik ürünlerin ve sentetik elyaf polyesterin biyoçözünürlüğü, tatlı su içinde ISO 14851 gibi geçerli uluslararası standartlara göre test edildi. Deneme süresinin sonunda, Lenzing ™ odun esaslı selülozik elyaflarının, pamuk ve kâğıt hamuru ile sentetik polyester elyafların aksine, tatlı suda tamamen biyobozunur olduğu ispatlandı.

Sentetik malzemelerin biyolojik olarak çözünmez olması, atık su arıtma tesislerinde ve potansiyel olarak deniz çöpünde büyük sorunlara yol açıyor. Lenzing Grubu İcra Kurulu Başkanı Stefan Doboczky, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Lenzing Grubu, kullanımdan sonra doğaya geri dönen biyoçözünür elyaflar üretmek için yenilenebilir hammadde odununa dayalı döngüsel bir iş modeli işletiyor. Bu tam döngü, şirket stratejimiz sCore TEN’e dâhil edilen sürdürülebilirliğin temel değerinin başlangıç noktasını şirketimizin ‘varlık sebebini’ oluşturuyor. Bu pozisyona ayak uydurarak sadece tedarikçilerimizin, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın değer zincirindeki işlerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda tüm tekstil ve nonwoven endüstrilerin durumunu iyileştiriyoruz.”

Hem tekstil hem de nonwoven endüstrisi, çöp konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Mevcut eğilimler devam ederse okyanuslar, 2050 yılına kadar balıktan daha fazla plastik içerme sorunuyla karşı karşıya kalacak. Bu nedenle, dünya çapındaki yasama organları artık konuyu görmezden gelemiyor ve büyük miktarda atığı sınırlandırmayı amaçlayan plastik mevzuatına yöneliyor.

Bunun üzerine, Avrupalı milletvekilleri şu anda AB üye ülkelerinde ulusal mevzuata aktarılmakta olan Tek Kullanımlık Plastik Direktifini yayınladı. Geleneksel ıslak mendiller ve hijyen ürünleri çoğunlukla plastik içeriyor ve bu nedenle seçilecek ürün kategorilerinden biri olarak tanımlanıyor. Genellikle STK’lar ve yasa koyucular tarafından, biyolojik olarak parçalanabilen ahşap esaslı selülozik elyaflardan üretilen mamul ürünler, daha az kirletici alternatifler arasında bulunuyor. Mikro plastik içeren plastik atıklar, yüzyıllarca çevrede kalabiliyor. Buna karşılık, biyoçözünür malzemeler tek kullanımlık plastiklerin en iyi alternatifi olarak görülüyor. Çünkü bunlar, tanım gereği tamamen doğaya karışabiliyor ve bu nedenle geri dönüşüme ihtiyaç duymuyorlar.

Oerlikon Suni Elyaflar Segmenti, 2019 Yılında Sipariş Alım Ve Satışlarını Artırdı

Olumsuz piyasa eğilimleriyle karşı karşıya olan Oerlikon Grubun sipariş alımı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 azalarak 690.35 milyon Dolar’a geriledi. Ancak Grup, satışlarını % 5,3 arttırarak 720 milyon Dolar’a çıkarmayı başardı.

Oerlikon Group CEO’su Dr. Roland Fischer “Giderek zorlaşan pazar ortamında, suni elyaf segmentimizin güçlü sonuçlarıyla, 2019’un ikinci çeyreğinde ve ilk yarısında iyi bir performans sergiledik.” dedi. Fischer, şöyle devam etti. “Grup satışlarını artırdık ve faaliyet kârlılığımızı sürdürdük. İkinci çeyrekte zayıf piyasalar nedeniyle grup siparişleri biraz düştü. Sonuçlar, zorlu piyasalarla karşı karşıya kaldığımızda şirketimizin göstermiş olduğu direncin altını çizdi, ayrıca sağlam bir strateji ve iş modeline sahip olduğumuzu ispatladı.”

“Dünyadaki ekonomik büyüme duraklıyor, bu da ekipman ve sanayi üretiminde daha düşük yatırımlara yol açıyor. Bu gelişmeler, yarı iletken ve elektronik gibi sektörleri kapsayan, otomotivden alet ve genel endüstriye kadar, nihai pazarlarımızın çoğunu etkiledi. Jeopolitik ve pazar belirsizlikleri artarken, yılın ikinci yarısında yüzey çözümleri segmentimiz için beklenen pazar toparlanmasının artık mümkün olmaması nedeniyle, 2019 için planlamamızı ayarladık.” diyen Dr. Fischer, “Yeniden değerlendirmemize dayanarak, 2018 yılı ile tamamen aynı performans seviyesini sunmayı umuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Oerlikon Group ikinci çeyrek incelemesi

2019 yılının ikinci çeyreğinde küresel ekonomi, dış ticaret anlaşmazlıkları nedeniyle daha da yavaşladı. Beklenenden daha zayıf sanayi üretimi düşük hacimlere çevrildi ve dolayısıyla ekipman yatırımlarına yatırım yapmak ve hizmet talebi azaldı. Bu gelişmeler, otomotiv, takım genel endüstriler ve kısmen havacılıkta dâhil olmak üzere birçok pazarda tescil edildi.

Olumsuz piyasa eğilimleriyle karşı karşıya olan Oerlikon Grubun sipariş alımı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,7 azalarak 690.35 milyon Dolar’a geriledi. Ancak Grup, satışlarını % 5,3 arttırarak 720 milyon Dolar’a çıkarmayı başardı ve Oerlikon’un uzun vadeli cazip pazarlarda teknolojik liderliğe dayanan yapısal büyümesini ve esnek iş modelini vurguladı.

Sabit döviz kurlarıyla satışlar 740 milyon Dolar seviyesinde gerçekleşti. İkinci çeyrek için FAVÖK,% 17,3 marja karşılık gelen 124 milyon Dolar’a yükseldi. 2019 yılının ikinci çeyreği için FAVÖK 71,94 milyon Dolar veya satışların % 10,1’i seviyesindeydi. İkinci çeyrek performansı, 12 aylık Oerlikon Grubunun % 9,5 oranında kullanılmış sermaye geri dönüşüne (ROCE) neden oldu.

Oerlikon Grubu’nun ilk yarısına genel bakış

2019’un ilk yarısında, Grup’un sipariş alımı, 2018’in ilk yarısında, esas olarak el yapımı elyaf işinde rekor seviyeye bağlı olarak yıllık bazda % 5,7 azalarak 361,77 milyon Dolar’a geriledi. Satışlar bir önceki yıla göre % 4.3 artarak 1.360 milyon Dolar’a ulaştı. Satışlardaki artışla birlikte FAVÖK, yarıyıl için % 16,2’lik bir marja karşılık gelen 219,94 milyon Dolar oldu. İlk yarıyıl boyunca devam eden faaliyetlerden elde edilen sonuçlar 82 milyon Dolar’a ulaştı; bu da esas olarak satış maliyetlerindeki artıştan ötürü bir önceki yıla göre % 12 düşüş gösterdi.

30 Haziran 2019 tarihi itibariyle Oerlikon, % 48 oranında öz kaynak oranını temsil eden 1.847 milyon Dolar öz sermayeye (ana ortak hissedarlar için) sahip. (2018 yıl sonu: % 44). 30 Haziran 2019 tarihindeki net nakit, hisse başına 1.03 Dolar temettü ödemesi ve 308 milyon Dolar İsviçre tahvilinin geri ödenmesinden sonra 390 milyon Dolar (2018 yıl sonu: 409 milyon Dolar) olarak gerçekleşti. 2019 yılının ilk yarısına ait faaliyetlerden kaynaklanan nakit akışı, 2018’deki 199 milyon Dolar’a kıyasla alacak ve stoklardaki artışın yanı sıra borç ve alacak yükümlülüklerindeki azalış nedeniyle -11,31 milyon Dolar’a düştü.

2019’un ikinci yarısında, jeopolitik istikrarsızlıklardan ve ticari anlaşmazlıkların yoğunlaşabileceği endişeleriyle karşı karşıya kalındığından küresel ekonomik yavaşlamanın hüküm sürmesi bekleniyor. Sonuç olarak, Oerlikon planlamasını yapıyor. Yukarıda belirtilen ortama rağmen, Grup siparişleri, satışları ve FAVÖK marjının 2018’deki ile aynı düzeyde sürdürülmesi öngörülüyor. Özellikle, sipariş alımının 2,77 milyar Dolar’a ulaşması, satışların 2,67 milyar Dolar’ı aşması ve FAVÖK marjının % 15,5 civarında gerçekleşmesi bekleniyor.

Suni Elyaf Segmenti

Suni Elyaf Segmenti, yüksek performans seviyesini sürdürmeyi başardı – ikinci çeyrekte sipariş alımını % 5.7, satışlarını ise % 18.5 artırdı. İkinci çeyrekteki satışlar, segmentin 2013’ten bu yana elde ettiği en yüksek satış seviyesine yükseldi. Satış büyümesi, öncelikle filament ekipmanları ve tekstüre gibi tekstil uygulamalarında kaydedildi ve endüstriyel iplik eğirme (özel filament) ve nonwoven kumaşlarında (tesis mühendisliği) kullanılan sistemlere olan sağlıklı taleple doğrulandı.

Avrupa’daki satışlar (>% 140), düşük bir temelden de olsa önemli ölçüde yükselirken, Çin % 26 büyüme kaydetti. Satışlardaki düşüş, 2018 yılının ikinci çeyreğine göre Kuzey Amerika’da (% -15) ve Hindistan’da (-85%) kaydedildi.

VEOCEL™ Sürdürülebilirlik ve Biyo-Çözünürlüğü Artıran Yeni Standartlarını Tanıttı

VEOCEL™ markalı elyaflarda yeni sertifika planı geliştiren Lenzing, elyaf markasını çevreye duyarlı müşterilerine güven veren bir standarda kavuşturuyor. Yüzde 100 selülozik ve biyo-çözünür elyaftan üretilen kişisel bakım ve güzellik ürünleri artık VEOCEL™ logosuyla sunulabilecek.

Lenzing Group (Lenzing) özel nonwoven kumaş içeren markası VEOCEL™ için yeni ortak marka standart kriterlerini tanıttı. VEOCEL™ logosu 1 Temmuz 2019’dan itibaren yalnızca %100 selülozik ve biyo-çözünür elyaflarla yapılan kişisel bakım ve güzellik ürünlerinde yer alacak. Bu girişim, tüketicilerin; ıslak mendil, nemli tuvalet mendilleri ve yüz maskeleri gibi sürdürülebilir nonwoven kumaşlardan üretilen kişisel bakım ve güzellik ürünlerini tespit etmesini kolaylaştırmayı amaçlayan ve etiketiyle güven veren elyaf içerikli bir marka oluşturmak amacıyla gerçekleştirildi.

Nonwoven kumaştan elde edilen elyaflar üreten ve daima sürdürülebilirliği ön planda tutan Lenzing, tüketicilerin çevreye duyarlı tercihler yapması için ilk adımı atmış oldu. Kişisel bakım ve güzellik ürünlerini VEOCEL™ logosu ile sunmak isteyen markalar ve perakendeciler artık tamamen selülozik ve biyo-çözünür ham madde karışımlarını kullanabilecekler. Lenzing bu cesur girişimle tek kullanımlık ürünleri gönül rahatlığıyla kullanmak isteyen tüketiciler için sürdürülebilir çözümler sunma konusundaki kararlılığını da tescillemiş oldu.

VEOCEL™ marka vaadi ve yeni sertifika standartları güçleniyor

VEOCEL™’in marka vaadi olan “doğal döngüsellik” konsepti şu üç esasa dayanıyor: Botanik kökenli, çevresel bakımdan sağlıklı üretim ve biyo-çözünürlük.

VEOCEL™ markalı elyaflar, yenilenebilir ahşaptan üretiliyor ve çevreye duyarlı süreçlerle elde ediliyor. Tamamen biyo-çözünür yapıda olan elyaflar, çöpe atıldıktan sonra güvenli ve hızlıca çözünerek tamamen dönüşebiliyor.

VEOCEL™ markalı ürünler, kişisel bakım ve makyaj temizleme bezlerinde kullanılan elyaflardan, nemli tuvalet kâğıtlarına ve yüz maskelerine kadar geniş bir yelpazede sunuluyor. Yeni sertifika standartları ile daha da güçlenen VEOCEL™ markasının güven vaat eden etiketleri sayesinde VEOCEL™ marka elyaflarla harmanlanan LENZING™; marka viskon, pamuk ve kağıt hamuru gibi yalnızca %100 selülozik ve biyo-çözünür malzemeler elde ediyor. Bu ciddi önlemler sayesinde VEOCEL™ markasının güven vaat eden etiketinin ortaya çıkmasıyla tüketiciler de VEOCEL™ ortak markalı ürünlerin, fosil bazlı malzemeler ve biyo-plastik içermediğinden emin olabiliyorlar.

Gündem

H&M Kıyafet Toplama Programı Geri Dönüşüme Büyük Katkı Sağlıyor

Modada geri dönüşüm adıyla başlattıkları projede Türkiye için Kıyafet Toplama Programı’nı harekete geçiren H&M sürdürülebilir bir moda geleceğini amaçlıyor. İsveç merkezli H&M firmasının başlatmış olduğu çalışma tüm dünyada uygulanıyor.

H&M’in sürdürülebilir bir moda geleceği adına başlatmış olduğu küresel bir girişim olan Kıyafet Toplama Programı geri dönüşüme büyük katkı sağlıyor. Artık kullanılmayan, yırtılan, kesilen, sökülen, teki kaybolan, beğenilmeyen her türlü kıyafet H&M mağazasına götürüldüğünde onlara yeni bir hayat kazandırılıp ekosisteme katkıda bulunuyor.

Modanın çöpe gitmesine izin vermeyin diyerek “Bring It” sloganıyla kampanyayı duyuran H&M, ikinci şans için giysilerin çok fazla yıpranmış giyilmeyecek durumda olup olmamasının önemli olmadığını vurguluyor. Hatta eski, yırtık ya da rengi solmuş ev tekstili ürünleri de kampanya dâhilinde yer alıyor. Bu programda giysiler öncelikle toplanıp sınıflandırılıyor ve daha sonrasında bu sınıflandırmaya göre kendilerine uygun aşamaya yönlendiriliyor.

Bu program kısaca 3 aşamadan oluşuyor. Bu aşamalar:

Yeniden Giy

Tekrar giyilebilecek kıyafetlerin atığa dönüşmesini engellemek amacıyla oluşturulan bu adımda ürünler sıfır atığa uygun bir biçimde atık üretimini azaltmak için kullanılmaya devam ediliyor.

Tekrar Kullan

Artık kullanımına imkân olmayan giysiler ayrıştırılarak yeni ürünlere dönüştürülüyor. Bu şekilde de kullanım yeterliliğini kaybetmiş ürünler atık olmadan tekrar kullanıma kazandırılıyor.

Geri Dönüştür

H&M’in bu konuda şöyle bir mesajı bulunuyor:

“Kullanmadığınız giysilerinizi içeren poşetinizi size en yakın mağazadaki geri dönüşüm kutusuna bırakın. Markası ve durumu fark etmeksizin, teki kayıp çoraplar, eskimiş tişörtler ve eski çarşaflar dâhil olmak üzere her türlü tekstil ürünü kabul edilir. Ürünler en yakın geri dönüşüm tesisine gönderilir ve elle ayrılır. Bıraktığınız her bir tekstil ürünü torbası için, bir sonraki heyecan verici alışverişinizde kullanabileceğiniz bir indirim kuponunu alma hakkına sahip olursunuz.”

Tekrar kullanılamayan kumaşlar tekstil lifi olarak ikinci bir şans elde ediyor ya da otomotiv endüstrisine yönelik yalıtım ve nemlendirme amaçlı malzemelerin üretiminde kullanılıyor. Toplanan kıyafetlerden elde edilen gelirin tamamı tekstil geri dönüşüm araştırmalarına ve sosyal sorumluluk projelerine bağışlanıyor.

Peki, verilen tekstil ürünleri ne oluyor?

Tersine lojistik kullanılarak, toplanan giysiler firmanın depolarına ve toplama noktalarına götürülüyor. Çözüm ortağı olan I:CO toplanan giysileri buralardan alıyor ve en yakın ayrıştırma yerleşkesine götürüyor.

Toplanan ürünler, kategorilere ayırılıyor ve önce kullanılabilir durumda olanlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere ayrılıyor. Daha sonra hiç kullanılamayacak durumda olanlar temizlik bezi ve ileri dönüşüm ürünlerine dönüştürülüyor. Bir kısmı da öğütülüp inşaat ve otomotiv endüstrisinde dolgu malzemesi olarak kullanılıyor. Bazı ürünlere tekstil lifi olarak yeni bir şans tanınıyor. Bunlar ip haline getiriliyor ve H&M Conscious ürünlerinde kullanılıyor.

Bu süreç boyunca atılan boşa giden hiçbir şey olmuyor. Düğme ve fermuar bile ayrıştırılıp geri dönüştürülüyor. Hatta oluşan toz dahi kullanılıyor. Küp şeklinde basılıp kâğıt endüstrisine mukavva yan ürünü olmak üzere gönderiliyor. En son kalan yüzdeyi de yakarak enerjiye dönüştürüyorlar.

Tekstil Geri Dönüşümü, Hem Ekonomiye Hem Doğaya Büyük Katkı Sağlıyor

Sanayileşmenin beraberinde getirdiği doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliğinin artması gibi sorunlar geri dönüşüm kavramı büyük önem kazandı. Petrol sektörünün ardından dünyada en fazla kirlilik yaratarak ikinci sırada gelen tekstil sektörü için de geri dönüşüm alanında çalışmalar gün geçtikçe hız kazandı.

Tekstil atıkları; suni iplik fabrikalarından çıkan atıklardan, tekstil imalatı atıkları ve tüketici atıklarından oluşuyor. Tekstil ve konfeksiyon sektörü için uluslararası çözümler üretmeye çalışan kuruluşlar, tekstil atıklarının yeniden kullanımı ve geri kazanımı konusunda çalışmalar yürütüyor.

Kıyafetlerin yeniden değerlendirilmesinin taşıdığı büyük önemle birlikte tekstil ürünlerinin yüzde yüze yakınının geri dönüştürülebilmesi konusunda yoğun çalışmalar gerçekleştiriliyor. Örneğin; denim ürünleri, en fazla yüzde 20 geri dönüşüm pamuk elyafı içerebiliyor. Kaliteyi düşürmeden bu oranı arttırmak için daha fazla teknolojik yenilik gerekiyor. Denim ürünlerinin geri dönüşümünde, kullanılmayan denim ürünleri lif haline gelene kadar parçalanıyor. Elde edilen liflerin büyük kısmı yalıtım malzemesi olarak kullanılırken kalan kısım ise yeni kumaş üretmek üzere, kullanılmamış lifler ile karıştırılıyor.

Geri dönüşüm, karbon ayak izinin azalmasına yardımcı oluyor

Giysileri geri dönüşümde kullanmak için geri dönüşüm tesislerine ihtiyaç duyuluyor. Günlük 500 ton veya daha fazla tekstil ürünü toplanabildiği takdirde, geri dönüşüm tesisi kurulabiliyor. Atıkların geri dönüşümü sayesinde; doğal kaynaklar korunmuş, enerji tasarrufu sağlanmış, atık miktarı azalmış, ekonomiye katkı sağlanmış, geleceğe yatırım yapılmış oluyor.

Basit bir tişörtü ve kot pantolonu üretebilmek için 8 ton ve üstü miktarda su harcanıyor. Aynı zamanda kumaşların birer kıyafet haline getirilmesinde tahmin edilemeyecek kadar kimyasal malzeme ve enerji kullanılıyor. Konvansiyonel pamuktan ya da rengârenk kıyafetleri oluştururken kullanılan kumaş boyalarından da çevreye çok fazla oranda ve çeşitte kimyasal madde salınıyor. Bu fazla miktardaki su ve enerjinin geri kazanılmasına, kullanılmayan kıyafetleri yeniden üretim döngüsüne ekleyerek başlanılması gerekiyor.

Kıyafetlerin tekrar üretim döngüsüne kazandırılmasıyla doğaya salınan kişi başı karbon miktarını gösteren karbon ayak izi düşüyor. Böylece doğaya katkı sağlanıyor. Bir yerlere araçla gitmek yerine yürümek ya da bisiklet kullanmayı tercih etmek, özel araç yerine toplu taşımayı kullanmak, eski kıyafetleri geri dönüşüme kazandırmak gibi davranışlar karbon ayak izinin düşmesine yarıyor. Tek bir kot pantolonun üretime yeniden kazandırılmasıyla havaya salınan 32 kg karbonun ve 400 MJ enerjinin üretimde yeniden kullanılmasına dolayısıyla havaya salınan karbon miktarının artması yerine sabit kalmasına yardımcı oluyor.

Tekstil Geri Dönüşümü Nasıl Yapılır?

Tekstil geri dönüşümü, diğer maddelerin yeniden kazanımı ile neredeyse aynıdır ve de aynı evrelerden geçer. Öncelikle fabrikalar başta olmak üzere üreticilerden, tüketicilerden elde edilen atıklar kendi içinde kumaş rengi, cinsine göre belli bir sıraya koyulur. Doğru yapılan bir sınıflandırma, geri dönüşümün en önemli noktasıdır.

Herhangi bir yanlışlık yapıldığında geri dönüşümden elde edilen ürün de farklılık gösterebilir. Belli işlemlerden geçtikten sonra elde edilen yeni madde, kullanım farklılıklarına göre yeni alıcılarına satılır ve ekonomiye tekrar kazandırılır.

Kumaşın geri dönüşümü

Diğer geri dönüşüm alanlarının dışında kumaş geri dönüşümü daha risklidir ve daha çok emek gerektirir. Kumaş geri dönüşümünde daha yoğun geçen bir rekabet söz konusudur. Kumaşın hangi renkte olduğu, kumaşta bulunan yabancı madde oranı ve kalitesi bu geri dönüşüm kolunda en önemli etkenlerdir. Bir atık ne kadar ağır bir zarar aldıysa geri dönüşümü yapan çalışanlarının o kadar vaktini alır ve özenli bir çalışma gerektirir. Kumaşın hangi renge boyandığı da önemlidir. Bir kumaş ne kadar çok boya aldıysa, o kadar değersizleşir ve geri dönüşüm için zor bir atık haline gelir.

Dilo Group, Yeni Makine Konseptleriyle IDEA 2019‘daydı

Dilo Group 26-28 Mart tarihleri arasında Miami’de düzenlenen IDEA 2019 fuarına katıldı. DiloGroup şirketlerinin en yeni makine konseptleri; DiloTemafa, DiloSpinnbau ve DiloMachines; ürün kalitesini artıran, hat kapasitesini genişleten ve nonwoven üretimde yeni fırsatlar sağlayan yeni ekipman bileşenlerine ağırlık verdi.

DiloTemafa, Baltromix balya açıcısının ve özellikle uzun elyaflarda en yüksek verimle işlemeye imkân tanıyan tarak makinesinin yeni versiyonlarını tanıttı. Tasarımdaki değişiklikler sayesinde, daha uzun temizlik aralıkları ve daha kısa temizleme süreleri elde etmek mümkün.

DiloSpinnbau, hacimsel yüklü besleme prensibiyle şut besleyicinin özellikleriyle, daha düşük tavan yüksekliğiyle geleneksel baş üstü kısmı olmadan birleştiren yeni bir “Unifeed” kart besleyiciye (VRS-P) sahiptir. Lif tutamları, kütle dağılımında daha fazla homojenlik sağlaması için vakumlama ile yoğunlaştırıldı. Çalışma genişliği üzerindeki dağılım, ilave kapaklarla kontrol ediliyor. Bu besleyici, orta/ince elyaflardan kaba ve orta elyaflara ve uzun elyaflara kadar farklı ebatlara uyarlanabiliyor. “VectorQuadroCard”da ise emme noktası ve ana bölüm arasında modüler bir transfer grubu bulunuyor. Bu silindir grubundaki hızlı değişim sistemi, farklı taraklama seçenekleri sunuyor. Dağıtım sistemi de ayrıca paralel serilmiş, rastgele ya da yoğunlaştırılmış tülbent elde etmek üzere esnek bir yapıya sahip.

DiloMachines, elyaf özelliklerine bağlı olarak tülbent besleme hızını 200 m/dak’ya kadar çıkaran yeni yatay çaprazlayıcının “DLSC” versiyonuna sahiptir. Bu besleme hızları ile hat sonlarında topaklanma önleniyor. DLSC, geliştirilmiş keçe düzgünlüğü ve elyaf tasarrufu için, CV1A tülbent düzenleme sistemi ile birlikte çalışıyor. Üç önlük katmanlama teknolojisinde bulunan tahrik gücü ve karbon fiber takviyeli parça uygulamalarının artırılmasıyla, bu büyük gelişmeler mümkün kılındı.

İğneleme işlemiyle ilgili devam eden geliştirme çalışmaları arasında, iğnelerin yüksek yoğunluklu tablolara yerleştirildiği 22 adetlik çoklu birimlere önceden monte edildiği “İğne Modülü Teknolojisi” de yer alıyor. Ürün yüzeyinde görünen desen izlerini önemli ölçüde azaltıyor. Üstelik, iğne yerleştirme işlemi basitleştirilerek, daha kısa kurulum süresi sağlıyor.

Dilo; jeotekstil sektöründe olduğu gibi, büyük hacimlerde ekonomik üretime yönelik geniş iğneleme hatlarının yanı sıra, tıp sektöründe kullanılan ve ileri teknoloji elyaflardan üretilen özel keçeler için geliştirilen, küçük miktarlarda yüksek kalitede keçe üretimi için tasarlanan “Takalıştır” özelliğine sahip kompakt bir hat da sunuyor.

Dilo Compact Line; elyaf açma ve harmanlama, tarak besleme, taraklama ve çaprazlama, iğneleme ve sarma işlemlerini yapıyor. Kompakt tarak makinesinin çalışma genişliği 1,1 m olup, katman genişliği ise 2,2 m’dir. Her makinede sayısız yenilik yapıldı. Bu yenilikler aynı zamanda karbon fiber iğnesi için gereken değişiklikleri de kolaylaştırıyor.

Dilo; taban tülbenti, takviye katmanı ve üst tülbentten yapılmış çok katmanlı keçeler üreten yeni “HyperTex” teknolojisini tanıttı. Ontec Automation GmbH’nin tülbent makinesi ile, iki tülbent arasına zayıf iplikler ya da filament ızgarasını yerleştirmek de mümkün. Tülbenti, aynı hat içinde besleyerek, ardından bir sonraki iğne tezgâhında iğneleme imkânı var. Bu yöntemin sağladığı bir diğer büyük avantaj da tüm süreçte oldukça yüksek bir üretim hızı sağlamasıdır. Tülbent oluşumu ve ardından iğneleme ile dakikada 40 metrelik bir hıza ulaşmak mümkün.

 

Thies, En Yeni Makineleri ile Techtextil 2019 Fuarı’nda

Thies Textilmaschinen, 14-17 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan Techtexil 2019 fuarında Salon 3’te F23 standında, teknik tekstillerin işlenmesinde kullanılan en yeni makinelerini tanıtacak.

Bu makineler; güvenlik kıyafetleri ve üst kalite, kurşun geçirmez otomobillerde kullanılan aramid elyaflar da dâhil olmak üzere çeşitli iplik, elyaf, nonwoven ve kumaş gibi çeşitli teknik tekstil uygulamaları için geliştirildi.

iCone

Yeni geliştirilen boyama makinesi “iCone”; iplik, elyaf, pul, kablo, sicim ve kemerlerin boyanmasında kullanılıyor. Bu yeni teknikle, kısa banyo ile boyama yapmak mümkün. Standart boya ve istenen haslık seviyesini sağladığı görülebiliyor. “iCone”, yeni enerji tasarruflu işlevleri sayesinde daha düşük maliyetli ve çevre dostu bir şekilde boyama yapıyor.

Bir başka uygulama alanı ise tıbbi amaçlı selüloz elyaflar ve/veya polyester, akrilik ve poliamid gibi diğer elyaflarda kesikli ağartmadır. Thies ürün portföyünde, her ihtiyaca uygun press makineleri ve kurutucular mevcuttur. Üstelik, “iCone”’un çeşitli özellikleri aşağıdaki uygulama alanlarında kolaylıklar sağlıyor: İplik işleme; güneş yelkenleri, çadırlar ve tentelerde boyama ve ağartma; ve dayanıklı ipliklerin terbiye işlemleri.

HT- Jigger

Thies HT-Jigger; kumaş, nonwoven ya da dış mekan kumaşlarını açık en boyamada kullanılıyor. HT-Jigger, ekonomik boya teknesi ile kademesiz gerilim ve malzeme hız kontrolü sağlıyor. Kısa ban- yo oranlarında, standart boyama sağlayacak şekilde tasarlandı. 1430C’ye kadar olan sıcaklıklarda tekstil işlemeye uygun olan HT-Jigger, her tür modern elyafın işlenmesinde azami esneklik sağlamak için kırışıklıklara karşı hassas, geçirgen ve geçirgen olmayan kumaşların işlenmesinde tavsiye ediliyor.

iMaster H₂O

iMaster H 0 boyama makinesi, diğer muhtemel enerji tasarruf yöntemlerine ilaveten buhar, elektrik ve kimyasallar, boyarmaddeler ve su tüketiminin önem taşıdığı uygulamalarda, sağlam kurulumu sayesinde çok sayıda otomotiv kumaşı üreticisi için başarılı sonuçlar verdi. İMaster H O’nun kayda değer işlem süreleri sayesinde, boyama makineleri daha yüksek üretim kapasitelerine ulaşıyor.

Sistemde; pamuk, sentetik elyaflar ile bunların karışımları ve yüksek elastan içeren ürünlerin bulunduğu, önemli oranda azaltılmış germe işlemi yapılan kazanlar içerisinde bir taşıma vinci bulunmakta olup; geniş bir ürün yelpazesi için işleme kolaylığı sağlarken, daha stabil kumaşlar üretiyor.

soft-TRD Slll

Dokumaların, örme ve nonwoven kumaşlarda evrensel boyama standartlarına göre tasarlanan bu üçüncü nesil soft-TRD makineleri, malzeme ve kaynakların verimli kullanımına yeni boyutlar kazandırıyor.

Soft-TRD SIII ile kırışık ve yüzeye duyarlı ürünler 600 m/dak. hızda kumaş işleyebiliyor. Kolay malzeme akışı ve düşük yoğunluklu taşıma bölgesi sayesinde, halatta azami rahatlama ve homojen işleme imkanı sağlıyor.

Yüzme malzemesi taşıma özelliğine sahip özel tasarımı sayesinde, aprecilere çeşitli kumaş ve malzeme ağırlıklarının işlenmesinde daha fazla esneklik sağlıyor.

Thies Çoklu Ürün Tedarik Sistemi

Kimyasal ve boyarmadde besleme sistemleri, Alman Tekstil makineleri üreticisi Thies’in ürün serisinin son parçasıdır. MPS-Systems, boyama ve diğer terbiye makineleri için kimyasal maddeler, boya maddeleri ve tekstil yardımcı malzemeleri tedarik ediyor. Özgün tasarımı ve ideal zaman uyumu özelliği kayda değer seviyededir.

Isı Geri Kazanım Sistemi

Thies’in ısı geri kazanım sistemleri, sıcak endüstriyel atık sulardan enerji elde etmeyi amaçlıyor. Özel borulu ısı eşanjörü sayesinde yüksek verimlilik ve düşük geri ödeme süreleri elde ediliyor. Çeşitli modern tiplerle bu sistemlere bağlanmak mümkündür.

Andritz, Yenilikçi Nonwoven Üretimleriyle IDEA 2019 Fuarı’ndaydı

Andritz, 26-28 Mart tarihlerinde ABD’nin Miami şehrinde yapılan IDEA 2019 fuarında yenilikçi nonwoven üretim ve dönüştürme çözümlerini tanıttı.

Sürekli değişim geçiren nonwoven pazarında birinci sınıf ürünlere yönelik talepler; düşük üretim maliyetleri, yüksek kapasite ve hız, gelişmiş ürün kalitesi, sürdürülebilir ve akıllı üretim gibi nedenlerden dolayı gittikçe artıyor. Andritz, bu talepleri karşılamak amacıyla birinci sınıf hava ile bağlama, spunlaid, spunjet, spunlace, WetlaceTM, dönüştürme teknolojileri ve benzeri hizmetleri yıllardır sunuyor.

Mükemmel homojenliğe sahip hafif kumaşlarda, yüksek verimlilik oldukça büyük önem taşıyor. Andritz, bu zorlukların üstesinden gelmekten daha fazlasını sağlayan teknolojiler sunuyor. Spunlace rulo ürünleri, ultra hafif spunlace kumaşlarda 25 g/m2 ve hatta daha düşük ağırlıklarla üretilmekte olup, tülbent homojenliği mükemmel kalitededir.

Ayrıca; maksimum çalışma süresi, yüksek kapasite ve akıllı üretim süreçleri, modern spunlaid üretim tesisindeki temel gereksinimlerdendir. Yeni geliştirilen Andritz neXcal twin pro serisi, bu taleplere cevap veriyor. 1.300 m/dk’ya kadar yüksek hızda üretim, IIoT (Endüstriyel Nesnelerin İnterneti) sistemleri, temiz üretim konsepti ve operatör dostu makine yapılandırması gibi üstün özellikleri sayesinde nonwoven üretiminde yeni bir çığır açıyor. Bunların yanı sıra, spunjet süreçleri (hat içinde filamentlerin su ile bağlanması), yumuşaklık ve hacimlilik gibi katma değer sağlayan yenilikçi ürünler bakımından da yeni iş fırsatlarına yol açabiliyor. Üstelik, hijyen ürünleri için üretim süreçleri ile işçilik maliyetleri ve makine duruş süresi azaltılarak, üstün kalite standartları, yüksek kapasite ve üretimde üst düzey verimlilik sağlamak gerekiyor. Burada her ayrıntı önem taşıyor. Müşteriler, en son gelişmeler sayesinde, bebek bezi üretiminde bir adım daha ilerlemiş oluyorlar. Andritz Diatec, müşterilere kapsamlı bir bebek bezi serisi sunarak, çeşitlendirilmiş pazar gereksinimlerini karşılıyor. Yetişkin bakımı ise tüm dünyadaki üreticilerin artan talepleri nedeniyle üretim sektöründeki bir diğer önemli segmenttir. Andritz Diatec yetişkin ürünlerinde, yüksek kaliteli bileşenleri ve yenilikçi teknoloji süreçleri ile bu talebi karşılıyor. Pişirme kağıdı sektöründe kullanılan süreçlerin dönüştürülmesi, Andritz’nin gıda kağıtları için özel bir hat geliştirmesine yol açmıştır.

%100 DOĞADA ÇÖZÜNÜR VE SİFONLANABİLİR MENDİLLER

Sifonlanabilir/suda çözünen mendillerin üretimi, ürün sürdürülebilirliği ve çözünürlüğü bakımından sıkça tartışılan bir konudur. Bu mendiller kanalizasyon sistemini kolayca tıkayabilir, fakat Andritz WetlaceTM çözümleri (içerdiği tel formu ve su ile bağlama sayesinde) %100 çözünür ve suda dağılan türdendir. Ek olarak, bu yenilikçi süreç kullanılarak üretilen kumaşlar, yeni yönergeler doğrultusunda tüm testlerden geçerek, son olarak EDANA/INDA yıkama standartlarına da uygunluk sağladı.

MÜŞTERİLERİN MAKİNELERİNİN ÇALIŞIR DURUMDA KALMASI İÇİN NOKTA ATIŞI AKILLI HİZMETLER

Andritz tam kapsamlı bir hizmet portföyü sunarak; çalışma süresi, verimlilik ve ürün kalitesini yıllarca artırmaya devam edecek çözümler sunuyor. Bu hizmet; Avrupa, Kuzey Amerika ve Çin’de yerinde destek, özel eğitim, hat denetimleri ve sorun giderme, yükseltme ve modernizasyon, yedek parça temini, rulo tamir merkezleri, vb. konuları kapsıyor. Andritz, ABD’de Güney Karolina / Spartanburg’daki Andritz Küsters ve Connecticut/Torrington’daki Andritz SHW yerel şubeleriyle satış ve servis konusunda iyi bir destek sunuyor.

Andritz, yeni teknoloji markası Metris ile mevcut ve yeni tesislere cazip genel kapsamlı IIoT (Endüstriyel Nesnelerin İnterneti) çözümleri geliştirdi. Nonwoven üreticileri, tülbent oluşturma makineleri ve yeni teknolojiler uygulayarak elde edilen daha fazla tesis verimliliği ve kârlılık konusunda yüksek beklentilere sahip. Metris ürünleri son teknoloji ile geliştirilmiş olup, bireysel müşteri ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilir ve müşterilerin mümkün olan en iyi verimlilik ve kârlılık hedeflerine ulaşabilmeleri için büyük katkı sağlıyor.

Perlon®, Özel Yüzeyli Monofilament PearlTech®’i Tanıtacak

Perlon®, 14 – 17 Mayıs tarihleri arasında Frankfurt’taki Techtextil’de en son ürün markası olan PearlTech®’i tanıtacak.

PearlTech®, içinde özel partiküller bileşenleri bulunan bir monofilamenttir. Partiküllerin boyutu ve şekli düzensizdir ve malzeme baz polimerle ilgisizdir. Partiküller polimer eriyiğine eklenir ve tüm çapraz kesit boyunca eşit bir şekilde dağıtılıyor. Bu yeni kazanılmış özellikler monofilamentin ömrü boyunca bozulmadan kalıyor. Polimer kalıbına dâhil edilen partiküller monofilament yüzeyinden hafifçe çıkıntı yapıyor ve PearlTech®’e ilginç bir optik görünüm ve yapısal bir yüzey kazandırıyor.

PearlTech® aşınmaya karşı daha fazla gelişmiş stabilite sağlıyor, makine güç tüketimini azaltıyor (Perlon® Enersave® hatları boyunca) ve son üründe kir birikmesini azaltıyor. Partiküller hidroliz direnci üzerinde olumsuz bir etkiye sahip değildir ve ayrıca floropolimerlerin kullanılmasını önleme imkânı sunuyor. Bu nedenle PearlTech®, Perlon® EasyKleen® monofilamentine uygulanabilir geçerli bir alternatif sunuyor. PearlTech® monofilamentleri özellikle kağıt endüstrisi için eleklerde kullanılıyor. Ayrıca Gelişmiş Teknik Tekstiller alanında, örneğin filtrasyonda (özellikle katı-sıvı ayırma) ve taşıyıcı bant kumaşında kullanılabilirler. Özelleştirilebilmesi sayesinde PearlTech® bir dizi yeni olasılık için pazara açılıyor.

Perlon® QualiFil® ürün yelpazesinde, alev geciktirici (FireRetard®), elastikiyet (ElasTer®), aşınma direnci (DuraFil®), leke direnci (EasyKleen®), enerji verimliliği (EnerSave®) ve UV stabilitesi gibi özel özelliklere sahip monofilamentler bulunuyor. Ayrı bir kaplama işlemine duyulan ihtiyacı önlemek için Perlon®, tribolojik özelliklere sahip HighGrip monofilamentleri geliştirdi. Bu PET bazlı BiCo monofilamentler, özel yapışkan özelliklere ve farklı yumuşama noktalarına sahip özel bir yüzeye sahiptir. Bayco® (tarım için monofilamentler), Atlas® (gemi ipi için monofilamentler) ve PerlonXline (olta balıkçılığı için monofilamentler) QualiFil® markalarını tamamlamaktadır.

Perlon Grubu, gelecekte sürdürülebilirliğe duyulan ihtiyacın farkında. Şirket şu anda biyo-monofilament alanında araştırmalar geliştiriyor ve yürütüyor.