Ajman Üniversitesi Otizmli Kişiler için Giysi Sistemi Geliştirdi

Ajman Üniversitesi’nde (AU) iki öğretim üyesi, bunaltıcı durumları ve duyguları anlamaya ve daha iyi kontrol etmeye yardımcı olmak için kullanıcının stres seviyesini belirleyebilen, kıyafet ve aksesuarların işlevlerini tetikleyebilen akıllı bir giysi ekosistemi geliştirdi.

Bu sistem, otistik kişilerde stresi gösteren fizyolojik parametrelerin izlenmesine yardımcı olabiliyor.

‘Sensewear’ sistemi, Ajman Üniversitesi Mimarlık, Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Tasarım Bölümü öğretim görevlileri Emanuela Corti ve Ivan Parati tarafından geliştirildi.

Corti, “Tekstil sensörlerini yerleştiren rahat, giyilebilir ve özelleştirilebilir bir teknoloji çözümü sayesinde, stresli durumu ortaya koyan seçilmiş fizyolojik parametreleri sürekli olarak izleyebileceğiz.” dedi.

Sistem, bir algılama birimi, akıllı tişört, elektronik cihaza bağlı tekstil sensörleri ve terapötik işlevselliklerin yerleştirildiği uydu giysilerini kapsıyor. Corti, “Akıllı telefon ve tablet için geliştirilen uygulama, farklı durumlarla karşılaşan kullanıcının durumunu görselleştirmeye, verileri kaydetmeye ve kullanıcıyı izleme kapsamıyla ilerlemeye yardımcı olacaktır.” şeklinde konuştu.

Corti ve Parati, bu çığır açan ürün ile Gitex Future Starts’ta birincilik ödülüne layık görüldü.

AU öğretim görevlileri, dış dünya ile olan doğal ara bağı bozan ve insanlar ve çevre ile düzenli etkileşimi önleyen otizmde yaygın bir durum olan Duyusal İşlem Bozukluklarına (SPD) uygulanan duyular ve terapilerden ilham aldı. Corti, anksiyete, stres ve panik atak gibi bazı otizm belirtilerinin – engelli olmayan insanları etkilediğini söyledi. Corti, “Giysilerin daha büyük bir kitle üzerinde olumlu bir etkisi olabileceğini fark ettik.” ifadelerini kullandı. Ürünün otizmli çocuklar, aileleri ve terapistleriyle iş birliği içinde sürekli geliştirildiğini ve geliştirilmeye devam edeceğini söyleyen Corti, “Otizmli çocuklar bir sürü duygu taşıyor, ancak çoğu zaman duygularını kontrol etmekte ve onları önemseyen insanlar için anlaşılır hale getirmekte zorlanıyorlar.” yorumunu yaptı.

Fizyolojik parametrelerin göze batmayan ölçümü, veliler ve terapist acil durum tespit etmesi halinde, gerçek zamanlı alarmda bireyin stres seviyesinin göstergesini verecek. Terapistler ayrıca terapilerin faydalarını anında değerlendirebilecek.

VEOCEL™ Markası, ‘Bizim Elimizde’ İnisiyatifi İle Islak Mendillerdeki Gizli Plastiklere Dikkat Çekiyor

Lenzing Grup tarafından çevre konusunda duyarlılığı artırmak amacıyla düzenlenen basın toplantısında, günlük yaşamda sık kullanılan ıslak mendillerin içerisine gizlenen plastikler hakkında çarpıcı bilgiler paylaşıldı.

Buna göre tüketicilerin yüzde 10’undan daha azı ıslak mendillerin çoğunun ciddi oranda plastik maddeler içerdiğini biliyor. Sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir alışveriş kararı almak isteyen tüketicilere rehber olmak için VEOCEL™ markalı elyaflarını anlatan Lenzing, tüketicileri doğada çözünür ürünleri satın almalarını teşvik etmek amacıyla “Bizim Elimizde” inisiyatifini de başlattı.

Yenilenebilir ağaç ham maddesinden çevreye duyarlı özel elyaflar üreten Lenzing Grup, daha sürdürülebilir ham maddelerin kullanımını teşvik etmek için çevre bilincini artırmaya yönelik bir basın toplantısı düzenledi.

Çevre konusunda duyarlılığı artırmak amacıyla günlük yaşamda her gün kullanılan ürünlerin içerisine gizlenen plastikler hakkında çarpıcı bilgilerin de paylaşıldığı toplantıda konuşan Lenzing Global Nonwovens İş Yönetimi Başkan Yardımcısı Jurgen Eizinger, çevre dostu ve yenilikçi teknolojilerle özel elyaflar ürettiklerini ayrıca sektörün ve tüketicilerin çevre konusunda bilinçlenmesine katkı yaptıklarını söyledi.

Bu amaç doğrultusunda, VEOCEL™ markasını Lenzing Grubu’nun yeni nonwoven markası olarak piyasaya sürdüklerini belirten Eizinger, “Günlük hayatta giderek daha fazla kişi ıslak mendil kullanıyor çünkü pratik, hijyenik ve kullanıma hazırlar. Ancak araştırmalara göre çok az kişi, bu ıslak mendillerin çoğunun ciddi oranda plastik maddeler içerdiğini ve uygun olmayan şartlarda imha edildiğinde çevreye zararlı olabileceğini biliyor. Sektör verilerine göre, tüketicilerin yüzde 10’undan daha azı ıslak mendillerde fosil bazlı plastikler hakkında bilgi sahibi. Bununla birlikte, 10 kişiden 9’u sürdürülebilir ve doğada çözünür bir alternatifi kullanmayı tercih edeceğini belirtiyor.“ dedi.

Yasa koyucuların plastik atıkları azaltmak için dünya genelinde gösterdikleri çabalara paralel olarak, Avrupa Birliği’nin (AB) kısa bir süre önce tek kullanımlık plastik ürünlerle ilgili bir direktif çıkardığını da hatırlatan Eizinger açıklamasının devamında şunları söyledi: “Bu yeni AB inisiyatifine göre ıslak mendillerin içeriğinde bulunan plastik maddeler, uygun ürün imha yöntemleri ve ürünün çevreye verebileceği olumsuz etkilere dair etiketlenme zorunluluğu getirildi. Lenzing Grubu’un ağaç bazlı botanik kökenli elyafları, ıslak mendillerde bulunan fosil bazlı plastik maddelere bir alternatif sunuyor. Çevreye duyarlı bir üretim süreciyle yenilenebilir ağaç malzemeden elde edilen bu botanik kökenli elyaflar denizde ve toprakta tamamen çözünerek doğaya geri dönüyor.”

Islak mendil üzerinde VEOCEL™ logosu varsa ürün %100 doğada çözünebilir

Toplantıda konuşan Lenzing Türkiye & Orta Doğu ve Afrika Pazarlama İletişim ve Markalama Departmanı Müdürü Miray Demirer Acar ise tüketicilerin doğada çözünür ürünleri tercih ederek denizlerdeki plastik atıkları azaltmak için bir adım atabileceklerini ve bu nedenle “Bizim Elimizde” inisiyatifini başlattıklarını söyledi. “Bizim Elimizde” inisiyatifiyle daha sürdürülebilir ve çevreye duyarlı ham maddelerin kullanımını teşvik etmek için çevre bilincine sahip ıslak mendil tüketicileri, sürdürülebilirlik uzmanları ve benzer görüşte olan kişiler arasında bir diyalog başlatmayı hedeflediklerini belirten Acar, şunları söyledi: “Bu inisiyatif ile günlük hayatımızın bir parçası olan ıslak mendillerdeki gizli plastiklere dikkat çekmek istedik. Gün geçtikçe denizlerdeki plastik oranı artıyor, bu hem insan sağlığını hem de doğayı tehdit eden bir durum. Kullandığımız ürünlerin içeriğine dikkat edip çevreye duyarlı ve sürdürülebilir olan ürünleri tercih edersek gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakabiliriz. Biz sektör olarak sürdürülebilir ve çevreye duyarlı ham maddeler üreterek sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Tüketiciler de kararlarının belirleyici olduğunun farkında olarak doğaya duyarlı seçimlere yönelirlerse daha iyi bir gelecek mümkün olacak. Çünkü karar Bizim Elimizde.”

Sürdürülebilir bir alışveriş kararı almak isteyen tüketicilerin, bu süreçte iyi bir rehberliğe ve güvenceye ihtiyaç duyduğuna da dikkat çeken Acar, “Bu nedenle Lenzing Grup olarak bu yılın başlarında, VEOCEL™ markamız için yeni sertifikalandırma kriterlerimizi açıkladık. Buna göre VEOCEL™ markalı ıslak mendillerde sadece doğada çözünür botanik kökenli elyaflar kullanılabilecek. Tüketiciler, bir ‘Güven Markası’ olarak VEOCEL™ logosunu gördüklerinde satın aldıkları ürünün sürdürülebilir ve çevreye duyarlı olduğundan emin olacak.” dedi.

Aalto Üniversitesi Suya Dayanıklılık İçin Karnauba Balmumu Kullanıyor

Tekstilleri su geçirmez hale getirme amaçlı kullanılan toksik kimyasalların kullanımına ilişkin endişeler artarken Aalto Üniversitesi’nden bilim adamları Brezilya palmiye ağacı yapraklarından elde edilen balmumu ile giysileri suya dayanıklı hale getirmek için ekolojik bir yöntem kullandılar. İşlem toksik olmayıp nefes almaya zarar vermiyor.

Aalto Üniversitesi araştırmacıları, ahşap selüloz elyaflara uygun ve aynı zamanda kumaşın nefes alma özelliğini ve doğal dokunuşu koruyan ekolojik ve su geçirmez bir balmumu parçacık kaplaması geliştirdiler. Kaplamada ilaçlar, gıda maddeleri, meyveler ve oto cilasının yüzey işlemlerinde de kullanılan karnauba mumu kullanılıyor. Yeni kaplama sadece tekstillere değil selüloz bazlı diğer malzemelere de uygun.

İşleme sırasında, balmumu eritiliyor ve su içinde selüloz gibi anyonik (negatif yüklü) balmumu parçacıklarına ayrıştırılıyor. Balmumu parçacıklarının selüloz yüzeyine iyice yapışması için, karşıt olarak yüklü parçacıklar birbirini çektiğinden tampon olarak katyonik (pozitif yüklü) bir madde gerekiyor. Önceki araştırmalarda, bu amaçla polilisin denilen doğal bir protein kullanılmıştı.

Fakat Aalto Üniversitesi Doktora öğrencisi Nina Forsman’ın şöyle belirtiyor: “Polilisin çok pahalı bir madde. Bu yüzden bu çalışmamızda, piyasada bulunan çok daha ucuz ve katyonik bir nişasta kullandık.” Katyonik nişasta, polilisin kadar etkili olmasa da iki balmumu parçacığı ile karıştırılan iki nişasta tabakası tekstili su geçirmez hale getirmek için yeterli oluyor.”

Araştırmacılar, doğal balmumu ile işlenen tekstillerin nefes alma özelliğini, ticari ürünlerle işlenen tekstillerle karşılaştırdılar. Ekolojik balmumu partikülleri tekstilleri su geçirmez hale getirdiği gibi, bir yandan nefes alma özelliklerini korurken ticari kontrollerde işlem görmüş tekstillerin nefes alma özelliği ise azaldı.

Multidisipliner araştırma ekibinde ayrıca Aalto Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Okulu’ndan tasarımcı Matilda Tuure da yer aldı. Tuure, yüksek lisans tezinin bir parçası olarak balmumu kaplamasının test edildiği üç tabaka tasarlayıp üretti.

Balmumu; kaplama, daldırma, püskürtme veya fırçalama yoluyla tekstil yüzeyine uygulanabilmekte olup her üç yöntem de test edildi. Daldırma işleminin küçük giysilere uygun olduğu ve püskürtme ya da fırçalamanın ise büyük giysilerde daha verimli sonuçlar verdiğini tespit edildi. Balmumu işlemi endüstriyel üretimde, boyama ve su geçirmezliği mümkün kılan balmumu renk pigmentasyonu ile birlikte tekstil terbiye işlemlerinin bir parçası olabilir.

Ekip, balmumu kaplamanın deterjanla yıkamaya dirençli olmadığını ve bu yüzden ürünün ceket gibi daha az yıkanan dış giysilerde en iyi sonuçları verdiğini tespit etti. Tüketiciler, kullanım kolaylığı bakımından her bir yıkamanın ardından kaplamayı kendileri tekstil üzerinde uygulayabilir. Ancak bunun için daha fazla araştırma ve geliştirme gerekiyor.

Balmumu işleminden sonra kurutma sıcaklığının su yalıtımı üzerindeki etkisi de gözlenmiş olup kurutma sıcaklığı balmumunun erime sıcaklığından düşük olduğunda en iyi su direncinin elde edildiği sonucuna varıldı.

Forsman, “Kaplamayı viskon, tencel, pamuk, kenevir ve pamuklu triko gibi farklı tekstil malzemeleri üzerinde test ettik ve tekstillerde yüzey pürüzlülüğü arttıkça suyu daha fazla itebildiğini tespit ettik. Bunun nedeni, pürüzlü yüzeylerde su damlacıklarının tekstil yüzeyine daha küçük bir alanda temas etmesidir.” dedi.

Devan’ın İlk Kanabidiol İnfizyonlu Tekstili R-Vital® Mia Şimdi Pazarda

Geçtiğimiz günlerde Acabada ProActiveWear’ın piyasaya sürülmesiyle birlikte, ilk kanabidiol tekstil ürünleri resmi olarak piyasaya çıktı.

Kanabidiollü tekstillerdeki kumaş işleme yöntemi, dünya tekstil pazarı için işlevsel yüzeylerde uzmanlaşan Belçika şirketi olan Devan Chemicals tarafından geliştirildi.

Devan, Frankfurt’ta düzenlenen Heimtextil 2019 fuarında, R-Vital® mikrokapsüllü aktif bileşen serisinin parçası olan kanabidiollü kumaş işleme yöntemini sergiledi. Aloe Vera, Q10, E Vitamini gibi aktif maddeleri içeren bu seriye son olarak kanabidiol de eklendi. Aradan geçen 8 ayın ardından şimdi ilk MİA kanabidiollü ürünler de pazardaki yerini alıyor.

Yüksek Kaliteli Organik Kanabidiol

2019 yılında geliştirilen Acabada ProActiveWear, proaktif kadınlar için yenilikçi, lüks kıyafetler geliştirmeye odaklanan, dünyanın ilk ve tek kanabidiollü spor giyim markasıdır. New York’ta temelleri atılan ve Portekiz’de üretimine başlanan Acabada, kadınların en güzel şekilde görünmeleri, hissetmeleri ve performans göstermeleri için lüks kumaşları en yüksek kalitede organik kanabidiollerle destekliyor.

Acabada, Devan ve Portekizli üretim ortağı arasındaki yakın ve yoğun iş birliği sayesinde, ilk temastan sonra mallar depoda beş aydan kısa bir süre kalabildi. Hazır giyim sektöründe 30 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Acabada CEO’su ve Kurucu Ortağı Seth Baum, kanabidiollerin ağrı ve iltihap üzerindeki olumlu etkilerini ve en başarılı sporcuların bu maddede bulunan aktif içeriği antrenman ve istirahatlerinin rutini haline geldiğini söylüyor. Baum, aralarında Kurucu Ortak ve CCO Katrina Petrillo’nun da yer aldığı deneyimli moda tasarımcılarından oluşan bir ekip kurarak birlikte, piyasaya yenilik getirecek şekilde tasarlanan, modaya uygun fakat yenilikçi bir ürün geliştirdiler. Baum, ürünle ilgili şunları söyledi: “Tentür ve yenilebilir ürünler gibi tipik kanabidiol ürünlerinin popülerliği katlanarak artarken sağlık ve fitness konusuna farklı bir gözle bakan bir ürün tasarlamaya başladık. Kanabidiolü fiziksel olarak giysilerimize katan ürünümüz, modanın, zindeliğin ve sağlığın kesiştiği noktada kendine bir yer buldu.” Acabada ProActiveWear sayesinde, daha ilk squat, lunge veya crunch hareketinden önce giyinir giyinmez hamlıkla mücadeleye ve iyileşmeye başlamış oluyorsunuz.

Acabada ProActiveWear serisindeki her giysi, 25 gramlık sıfır-THC, laboratuvar onaylı, %99,9 saf kanabidiol içermekle beraber, bıraktığı etki 40 kez yüksek yoğunluklu giyme ve yıkama döngüsüne dayanıklıdır. Müşteriler, 40 kez giyme ve yıkamanın sonunda, kanabidiollü giysilerini, Acabada’nın sentetik kumaşların ihtiyaca göre ticari malzemelere dönüştürüldüğü geri dönüşüm programı ile sürdürülebilir şekilde geri dönüştürebilirler.

Mikro-kapsülleme

Kanabidiol molekülleri, mikro-kapsülleme adı verilen bilimsel bir işlemle sıfır-THC, kenevir türevli kanabidiol içeren mikroskobik damlacıklardan oluşan koruyucu kaplama ile sararak lüks ve yüksek performanslı kumaşlara yerleştirilir. Devan’ın patentli tekstil terbiye işlemi kullanılarak mikro-kapsüller kumaştaki elyafa bağlanır. Kas gruplarına uyum sağlamak için giysilere stratejik olarak yerleştirilen mikro-kapsüller zamanla açılarak her katmanda cildinizde sürtünme gerçekleşir. Kapsüller tek tek açıldığında kanabidiol salınır ve trans-dermal olarak emilir. Burada fiziksel aktivitelerin yol açtığı ağrı ve iltihapları düzenlemek ve azaltmak amacıyla vücudunuzda endo-kanabidiol sistemi ile etkileşime girer. Devan aynı zamanda marka ve perakendecilerin bu popüler konuya ilişkin sorularını yanıtlamak için kapsamlı araştırma ve test belgeleri hazırladı.

Fortum Ve Spinnova Buğday Samanından Yapılan Giysileri Tanıtıyor

Sürdürülebilir elyaf teknolojileri geliştiren Spinnova ile birlikte, döngüsel ekonomi içinde yeni iş seçenekleri yaratan bir enerji şirketi olan Fortum, yüksek oranda sürdürülebilir tekstil elyafı üretiminde buğday samanı kullanılarak yapılan ilk prototip ürünü tanıttı.

Prototip malzeme, yaşam döngüsü analizi (LCA) ile doğrulanan ve hammadde çıkarma, işleme ve üretimden kaynaklanan çok düşük çevresel etkisi sayesinde eşsiz niteliktedir.

Fortum Biyo-bazlı Çözümler Başkan Yardımcısı Heli Antila: “Sektörde çığır açan bu ürünü tanıtmanın heyecanını yaşıyoruz. Buğday samanı bugün çoğunlukla tarlalardan atılıyor ve hatta yakılıyor. Artık birçok tekstil uygulamasında kullanılabildiğinden küresel anlamda çok büyük imkânlar sağlıyor. Bu iş birliği, Fortum’un kaynak verimliliğini artıran ve daha temiz bir dünya amacıyla akıllı çözümler sunan yeni işletmeleri için seçenekler yaratma stratejisine yönelik somut bir adımdır. Bu yolculukta bize katılmak üzere daha fazla kilit sektör oyuncusu davet etmek istiyoruz.” dedi.

Spinnova CEO’su Janne Poranen ise şunları söyledi: “İş birliği ile elde ettiğimiz bu muazzam başarıdan hepimiz büyük gurur duyuyoruz. Bu, ilk denemeden başlayıp gerçek ve cazip kumaş malzemeleri ile sonuçlanan çok hızlı bir yolculuktu. Bu da gösteriyor ki buğday samanı bazlı elyaf, en sürdürülebilir türde teslime hazır bir ürün haline gelmeye doğru ilerliyor.”

Taraflar, bu yılın başlarında farklı biyokütle testlerinden sonra ortaklıklarını duyurdular. Sergilenen buğday samanı ilk olarak Fortum iştiraki olan Chempolis Oy tarafından geliştirilen son derece sürdürülebilir kesitleme teknolojisi ile işlendi. Spinnova’nın geliştirdiği ve şu anda pilot uygulama aşamasında olan teknoloji, mikrofibrile edilen selülozu (MFC), çözünür ya da zararlı kimyasal işlemler olmaksızın mekanik olarak doğrudan elyafa dönüştürüyor. Şu anda sergilenen giysilerde kullanılan elyaflar, Spinnova’nın Finlandiya’daki pilot tesisinde üretildi. Bu da Spinnova teknolojisinin daha fazla teknoloji geliştirmeden çeşitli biyokütlelere uygulanabileceği anlamına geliyor.

Fortum ve Spinnova, Fortum’un zirai atıklar gibi kalıntı biyokütle kullanacak olan biyomeroksit tesislerinde sürdürülebilir elyaf üretimi yapmayı planlıyor. Biyokütleler, selülozik ürünlerin yanı sıra linyo-selülozik kökenli biyo-ürün materyali olarak işlenecek. Rafineriler, buğday samanının kaynak açısından oldukça verimli kullanılmasını sağlayacak ve diğer işleme teknolojilerine kıyasla önemli ölçüde daha düşük çevresel etkiye yol açacak şekilde kesitleme teknolojisine dayalı olacak.

Spinnova, selüloz bazlı tekstil elyafı üretiminde ekolojik atılım teknolojisi geliştiren ve sürdürülebilir elyaf üreten bir Finlandiya şirketidir. Spinnova’nın patentli teknolojisi, sıfır zararlı kimyasal madde ve sıfır atık ya da yan akım içermekle beraber, elyaf ve üretim yöntemini dünyadaki en sürdürülebilir yöntem haline getiriyor. Spinnova, hammadde konusundaki taahhütleri doğrultusunda, yalnızca FSC sertifikalı ahşap ya da atık yığınları kullanıyor.

Borås Üniversitesi Bayat Ekmekten Kumaş Üretti

Bayat ekmekler yakında tekstil ürünleri yapmak için kullanılabilir. Borås Üniversitesi‘nde bu alanda çalışmalar yapan bir bilim adamı bazı başarılı sonuçlar elde ettiğini açıkladı.

Araştırma biyoreaktörlerde ekmek artıkları üzerinde filamentli mantar yetiştirmeyi ve daha sonra iki farklı işlemde iplik ve nonwoven tekstiller üretmeyi kapsıyor. Filamentler, protein formunda gıda olarak kullanılabiliyor.

Projeye katılan bilim adamı ve Borås Üniversitesi’nde Kaynakların Geri Dönüşümü alanında kıdemli öğretim görevlisi Akram Zamani, “Marketlerdeki yiyecek artıklarının çoğunun ekmekten kaynaklandığını gördük. Bu yüzden onu nasıl yeni bir ürüne dönüştürebileceğimizi araştırmak istedik.” diyor.

Araştırmada, filamentli mantarlar biyoreaktörlerde ekmek atıkları üzerinde yetiştirilecek. Daha sonra iplik oluşturmak ve nonwoven tekstil ürünleri üretmek için iki farklı işlemde kullanılacak. Zamani, “Ekmek bir mantar biyokütlesi haline geldiğinde sırayla gıda veya hayvan yemi olarak kullanılabilecek proteini çıkardık. Mantarlardan kalan hücre duvarı liflerinin bir kısmını ipliğe çevirmek ve bir kısmını da nonwoven kumaşlar üretmek için kullanıyoruz. Yetiştirme işleminin büyük bir bölümünü tamamladık ve işe yaradı. Şimdi iplik oluşturmak için yaş eğirme işlemi üzerinde çalışıyoruz. İpliğin özelliklerini geliştirmek için farklı yöntemler test ediyoruz.” diye konuşuyor. 

Mantarın giyim eşyası, tıbbi uygulamalar, mobilya tekstilleri için dönüştürülebileceği ve kullanılabileceği umut ediliyor. İlk iki yıl boyunca, üçüncü ve dördüncü yıllarda ölçeklendirilmek için ürün daha küçük bir oranda yapılacak.

“Bu konuda daha önceden yapılmış bir araştırma yok. Bu nedenle bizi nelerin bekleyeceğini bilmek zor.” diyen Zamani, şöyle devam ediyor: “Ekmeği yerli bir marketten alıyoruz ve ihtiyaç duyduğumuz kadarını toplayabiliyoruz. Bu da bize farklı şeyleri test etme ve iyi bir ürün olmasını sağlama fırsatı veriyor.”

Borås Üniversitesi’ndeki kaynak geri kazanımı ve tekstil teknolojisindeki araştırmacılara ek olarak KTH, RISE Innventia ve Sahlgrenska Üniversitesi Hastanesi de projeye dâhil edildi. Dört yıldan fazla bir süredir devam eden proje Vinnova tarafından finanse ediliyor.

Araştırmacılar, Plastiğin Yerine Kullanılacak Malzeme Ürettiler

Aalto Üniversitesi ve VTT (Finlandiyalı Teknik Araştırma Merkezi) bilim adamları, ahşap selüloz elyaflarını ve örümcek ağ ipliklerinde bulunan ipek proteinini birleştirerek yeni bir biyo-bazlı malzeme ürettiler.

Çok sağlam ve esnek olan bu malzeme, ileride biyo-bazlı kompozitlerin bir parçası olarak plastiğin yerine geçerek tıbbi uygulamalar, cerrahi elyaflar, tekstil endüstrisi ve ambalajlamada kullanılabilir.

Dayanılabilirlik ve uzayabilirlik elde etmek şu ana kadar malzeme mühendisliğinde en büyük zorluklardan biri oldu. Dayanıklılığın arttırılması, uzayabilirliği kaybetme ve bunun tersi anlamına geliyor. Yeni malzeme bu zorluğun üstesinden gelmeyi başardı.

Aalto Üniversitesi’nden Profesör Markus Linder’e göre doğa, bu araştırmada kullanılan sağlam ve kolayca elde edilebilir selüloz ile sert ve esnek ipek gibi yeni malzemeler geliştirmek için harika malzemeler sunuyor. Her iki malzemenin avantajı plastikten farklı olarak biyolojik olarak parçalanabilir olmaları ve mikro plastiklerin yaptığı gibi doğaya zarar vermemeleridir.

Araştırmaya liderlik eden Linder, “Araştırmacılarımızın tabiat varlıklarını yeniden üretebilmeleri gerekiyor.” dedi.

VTT’de görevli araştırmacı bilim adamı Pezhman Mohammadi, “Huş ağacı küspesi kullandık, selüloz nanofibrilleri parçaladık ve sert bir iskeleye dizdik. Aynı zamanda, selülozik ağa yumuşak ve enerji tüketen bir örümcek ipek yapışkan matrisi ile sızdık.” diye konuştu. 

İpek, ipekböceği gibi hayvanlar tarafından salgılanan ve aynı zamanda örümcek ağı ipliklerinde bulunan doğal bir proteindir. Ancak, Aalto Üniversitesi araştırmacıları tarafından kullanılan örümcek ağı ipeği, aslında örümcek ağlarından alınmamakta, bunun yerine sentetik DNA’lı bakteri kullanan araştırmacılar tarafından üretilmektedir.

Linder, “DNA’nın yapısını bildiğimiz için onu kopyalayabilir ve bunu örümcek ağı ipliklerinde bulunanlara kimyasal olarak benzeyen ipek protein moleküllerini üretmek için kullanabiliriz. DNA, içeriğinde tüm bu bilgilere sahip.” ifadelerini kullandı.

Mohammadi ise şunları söyledi: “Çalışmamız protein mühendisliği için yeni ve çok yönlü olanakları gösteriyor. Gelecekte, biraz farklı yapı taşlarıyla benzer kompozitler üretebilir ve diğer uygulamalar için farklı özellikler elde edebiliriz. Şu anda implant olarak yeni kompozit malzemeler üretmek, direnç nesneleri ve diğer ürünleri etkilemek için çalışıyoruz.”

Araştırma projesi Biyosentetik Hibrit Malzemelerin Moleküler Mühendisliği (HYBER) Merkezindeki çalışmaların bir parçasıdır. Araştırma Science Advances’te yayınlandı.

Dünyada İlk Kez Tamamen Özelleştirilebilen ve Sıfır Atık Sağlayan 3D Baskılı Eteği Üretildi

Moda teknolojisi öncüsü Julia Daviy, dünyanın ilk sıfır atık özelliğine sahip, dijital olarak özelleştirilebilir 3D baskılı eteğini piyasaya sürdü.

Bu teknoloji, sıfır atıklı ve hayvanlar üzerinde denenmemiş giysi üretiminin geniş formatlı profesyonel 3D baskı ile gerçeğe dönüşmesini sağlıyor.

2018 yılında New York Moda Haftası’nda başlatılan ‘Kurtuluş Koleksiyonu’’ndan sonra Julia Daviy, 3D baskılı kıyafetleri ticari olarak kullanılabilir hale getirme fikrini takıntı haline getirerek standardizasyon fikrini bozdu.

Daviy, “Dijital özelleştirmeyi ve 3D baskılı giyilebilir kıyafetleri esnek malzemelerle basitleştirmek çok önemliydi. Bunu başardık ve tüketicilerin buna hızlı tepki vereceğini düşünüyorum.” dedi. Daviy şunları ekledi. “Hedefimiz hiçbir zaman 3D baskılı giysilerin uygulanabilirliğini kanıtlamak değildi. Güzel, rahat, etik olarak üretilmiş ve çevre dostu giysi standardını yakaladığımızda başarılı olacağız.”

Daviy ve ekibi, yüzde 100 geri dönüştürülebilir filamentler kullanan patentli bir teknoloji ile en talepkâr müşteri isteklerini bile karşılayabilecek.

Ekip, tüketicilerin ihtiyaçlarına göre sadece özelleştirilebilir 3D baskılı giysiler oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda daha temiz ve daha sürdürülebilir bir dünya için sıfır atık üretiyor.

Üretim Aşaması

Müşteriler bir kıyafetin desen, stil, renk, bel ve astar tercihlerini tamamladıktan sonra, Daviy ve ekibi, giysinin dijital modelini oluşturmak için bilgileri kullanarak modelleme yapıyor.

Modelleme sonrasında oluşan ürün, müşteri tarafından onaylanıyor ve 3D yazıcılara gönderiliyor. Nihai ürünün tamamlanması yaklaşık on gün sürüyor.

Andritz Yeni Stratapresstm SX Tek Dikişli Baskı Keçe Teknolojisini Piyasaya Sundu

Uluslararası teknoloji grubu Andritz, patentli, tek dikiş teknolojisiyle entegre yeni nesil “StrataPress ™ SX” i piyasaya sürdü.

StrataPress SX, karton / ambalajlama, grafik ve kağıt hamuru makinelerinde en talepkâr pozisyonlar için özel olarak tasarlandı. Patentli, entegre dikişi, hızlı ve güvenli kurulum sağlarken güç ve dayanıklılık sunuyor.

En yüksek levha kalitesini, daha hızlı makine hızını, düşük enerji tüketimini ve daha uzun ömür potansiyeline sahip olan makine, oyun değiştiren bir malzeme kombinasyonu, temel kumaş yapıları ve eşsiz keçe konseptleri ile özel olarak tasarlandı.

Andritz Fabrics and Rolls Genel Müdür Yardımcısı ve Başkan Yardımcısı Bill Butterfield, “StrataPress SX ile müşteriler, endüstride ilk kez daha önce sadece birinci sınıf sonsuz baskı keçelerinden elde edilebilecek üstün makine performansı ile birlikte dikiş keçelerinin rahatlığının ve güvenliğinin tadını çıkarabilecekler. StrataPress SX, benzersiz sıkıştırılabilirliği ve nip nemlendirme özellikleriyle, en zorlu baskı nip uygulamalarında ve düşük işletme maliyetlerinde bile üstün kurutma performansı sağlar.” dedi.

STRATAPRESS SX- ÜÇ ÜRÜN SINIFI

StrataPress SX teknolojisi üç ayrı çözgü sistemi kullanılarak inşa edildiğinden, grafik, karton, ambalaj ve kağıt hamuru kalitelerinde makine performansını en üst seviyeye çıkarmak için özel olarak tasarlanmış tam bir ürün spesifikasyonuna sahiptir.

StrataPress SX, Andritz’in özel “QS” Hızlı Satürasyon teknolojisi ile de sunuluyor. Baz kumaş yapısına gömülü hidrofilik bileşenler, gelişmiş başlatma davranışı, geliştirilmiş profiller ve tüm hizmet ömrü boyunca daha iyi NIP kurutma sağlamak için optimize edilmiş su yönetimi sağlıyor.

Yeni StrataPress SX teknolojisi ile Andritz, yenilikçi kumaşların, baskı keçelerinin ve rulo teknolojisi çözümlerinin tedarikinde küresel pazar liderlerinden biri olarak konumunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

Devan’ın İlk Kanabinoitli Tekstili R-Vital® Mia Şimdi Pazarda

Geçtiğimiz günlerde Acabada ProActiveWear’ın piyasaya sürülmesiyle birlikte, ilk kanabinoitli tekstil ürünleri resmi olarak piyasaya sürülüyor. Kanabinoitli tekstillerdeki kumaş işleme yöntemi, dünya tekstil pazarı için işlevsel yüzeylerde uzmanlaşan Belçika şirketi olan Devan Chemicals tarafından geliştirildi.

Devan, Frankfurt’ta düzenlenen Heimtextil 2019 fuarında, R-Vital® mikrokapsüllü aktif bileşen serisinin parçası olan kanabinoitli kumaş işleme yöntemini sergiledi. Aloe Vera, Q10, E Vitamini gibi aktif maddeleri içeren bu seriye son olarak kanabinoit de eklendi. Aradan geçen 8 ayın ardından şimdi ilk MİA kanabinoitli ürünler de pazardaki yerini alıyor.

Yüksek Kaliteli Organik Kanabinoit

2019 yılında geliştirilen Acabada ProActiveWear, proaktif kadınlar için yenilikçi, lüks kıyafetler geliştirmeye odaklanan, dünyanın ilk ve tek kanabinoitli spor giyim markasıdır. New York’ta temelleri atılan ve Portekiz’de üretimine başlanan Acabada, kadınların en güzel şekilde görünmeleri, hissetmeleri ve performans göstermeleri için lüks kumaşları en yüksek kalitede organik kanabinoitlerle destekliyor. Acabada, Devan ve Portekizli üretim ortağı arasındaki yakın ve yoğun işbirliği sayesinde, ilk temastan sonra mallar depoda beş aydan kısa bir süre kalabildi.

Hazır giyim sektöründe 30 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Acabada CEO’su ve Kurucu Ortağı Seth Baum, kanabinoitlerin ağrı ve iltihap üzerindeki olumlu etkilerini ve en başarılı sporcuların bu maddede bulunan aktif içeriği antrenman ve istirahatlerinin rutini haline geldiğini söylüyor. Baum, aralarında Kurucu Ortak ve CCO Katrina Petrillo’nun da yer aldığı deneyimli moda tasarımcılarından oluşan bir ekip kurarak birlikte, piyasaya yenilik getirecek şekilde tasarlanan, modaya uygun fakat yenilikçi bir ürün geliştirdiler. Baum, ürünle ilgili şunları söyuledi: “Tentür ve yenilebilir ürünler gibi tipik kanabinoit ürünlerinin popülerliği katlanarak artarken, sağlık ve fitness konusuna farklı bir gözle bakan bir ürün tasarlamaya başladık. Kanabinoiti fiziksel olarak giysilerimize katan ürünümüz, modanın, zindeliğin ve sağlığın kesiştiği noktada kendine bir yer buldu.” Acabada ProActiveWear sayesinde, daha ilk squat, lunge veya crunch hareketinden önce giyinir giyinmez hamlıkla mücadeleye ve iyileşmeye başlamış oluyorsunuz.

Acabada ProActiveWear serisindeki her giysi, 25 gramlık sıfır-THC, laboratuar onaylı, %99,9 saf kanabinoit içermekte olup, bıraktığı etki 40 kez yüksek yoğunluklu giyme ve yıkama döngüsüne dayanıklıdır. Müşteriler 40 giyme ve yıkamanın sonlarına geldiklerinde, kanabinoitli giysilerini Acabada’nın sentetik kumaşları ihtiyaca göre ticari malzemelere dönüştürüldüğü geri dönüşüm programı ile sürdürülebilir şekilde geri dönüştürebilirler.

Mikro-kapsülleme

Kanabinoit molekülleri, mikro-kapsülleme adı verilen bilimsel bir işlemle sıfır-THC, kenevir türevli kanabinoit içeren mikroskobik damlacıklardan oluşan koruyucu kaplama ile sararak lüks ve yüksek performanslı kumaşlara yerleştirilir. Devan’ın patentli tekstil terbiye işlemi kullanılarak, mikro-kapsüller kumaştaki elyafa bağlanır. Kas gruplarına uyum sağlamak için giysilere stratejik olarak yerleştirilen mikro-kapsüller zamanla açılarak, her katmanda cildinizde sürtünme gerçekleşir. Kapsüller tek tek açıldığında kanabinoit salınır ve trans-dermal olarak emilir. Burada fiziksel aktivitelerin yol açtığı ağrı ve iltihapları düzenlemek ve azaltmak amacıyla vücudunuzda endo-kanabinoit sistemi ile etkileşime girer. Devan aynı zamanda marka ve perakendecilerin bu popüler konuya ilişkin sorularını yanıtlamak için kapsamlı araştırma ve test belgeleri hazırlamıştır.

Copyright 2016 - Teknik Fuarcılık A.Ş. - info@nonwoventechnology.com - info@teknikfuarcilik.com