IsraVision, Nonwoven Üretiminde Hataların Önüne Geçiyor

IsraVision yüzey görüntüleme olarak adlandırılan bir uygulama geliştirdi. Uygulama sayesinde görsel hata algılaması yapılabiliyor, kullanıcılar materyalin yüzey ağırlığı ve dağılımı hakkında güvenilir bilgi edinebiliyorlar.

Son üründe materyal ne kadar eşit ve düzenli dağılır? Bu sorunun cevabı, nonwoven üreticilerinin kaynak kullanımlarını optimize etmekten daha çoğunu yapmasına yardımcı olur. Üretim sırasında oluşan hatalar sıklıkla son üründe değişime uğramış metaryal kalınlıkları olarak kendini gösterir. Nonwoven metaryellerinde düzgün dağılmış ağırlığı garanti edebilmek için, yeni bir kontrol çözümü materyal dağılımını artık web’de kontrol ederek üretim hatlarının verimini ve çıkan ürün miktarını yükseltir.

Yüzey görüntüleme olarak adlandırılan bu uygulama önceden kanıtlanmış sistemin bir uzantısıdır: görsel hata algılamasına ek olarak, kullanıcılar materyalin yüzey ağırlığı ve dağılımı hakkında güvenilir bilgi edinirler. Uygulama, esas ağırlığın ötesinde, sistem “bulanıklığı” yani materyal içindeki lif dağılımını da denetler.

Bu hızla fazlasıyla ince ya da kalın noktaların ayırt edilmesini sağlar. Kaplama sırasında meydana gelen kraterler gibi daha karmaşık hatalar, denetim genişletme ile güvenilir bir şekilde yakalanabilir. Sonuç olarak, hatalı olan ürünler işlenmeyecek veya müşteriye yollanmayacaktır.

Tüm üretim süreci için daha yüksek kalite

Yüzey ve homojenliğin kapsamlı denetimi sadece ürünün kalitesini değil, aynı zamanda üretim sürecinin kalitesini de yansıtmaktadır. Yüzey kontrolü, örneğin, silindirlerin işlevselliğinde kolayca görülebilen eksiklikleri ortadan kaldırır: malzeme yüzeyindeki her iki silindir izi ve eşit olmayan malzeme dağılımı, bir silindirin arızalı olabileceğinin belirleyici göstergeleridir. Hat boyunca çalışanlar bu sayede süreçteki hatalardan hızlıca haberdar edilebilir ve ürün retlerinden kaçınmak için uygun önlemleri alabilirler.

Çok yönlü genişletmeler, optimum üretim sonuçları için, çok yönlü yüzey kontrolüne katkıda bulunur

Mevcut kontrol sistemlerini ek özellikler ile genişletmek, bir kontrolün verimliliğini ve dolayısıyla nihai ürünün kalitesini arttırmak için ucuz maliyetli, hızlı ve sürdürülebilir bir yol sağlar. Bu amaç için, materyaller kesilirken ve daha da ötesinde denetim özellikleri olarak adlandırılırken hata verilerinin akıllı kullanımı dahil olmak üzere çok çeşitli seçenekler mevcuttur. İkincisi, geriye dönük olarak onarım ve üretme ruloları sağlamak ve böylece kaliteyi arttırmak için hata verilerini kullanır. Bu uzantılar arasında nonwoven üreticileri için özellikle ilginç olan, kabartma (embossing) kontrolü olarak adlandırılır. Yazılım uzan- tısı ile birlikte yetenekli LED, mümkün kabartma malzemelerin hassas bir şekilde test edilmesini sağlar. Bugüne kadar hiçbir modern yüzey kontrol performans paketi daha çok yönlü veya güçlü olmamıştır. En yüksek kalite standartlarına göre üretim yapabilmek, bu sistemler ile üreticiler için çocuk oyuncağı haline gelmektedir.

Örümcek İpeğinin Zırhlı Çelik Versiyonu Araştırılıyor

Bioteknoloji şirketi AMSilk ve Airbus, havacılık tasarımında devrim yaratabileceğine inandıkları tamamen yeni nesil bir kompozit malzeme yaratmak için yapay örümcek ipeği kullanmayı planlıyor.

Örümcek ipeği, doğanın en şaşırtıcı malzemelerinden biri. Çelikten daha güçlü, Kevlar’dan daha sert ve son derece hafif olan, bir kalem kadar kalın liflerden yapılmış örümcek ağı, yaklaşık 200 ton ağırlığında tam yüklü A350’i tutabiliyor. Onlarca yıldır bilim adamları, örümcek ipeğinin endüstriyel kullanım için şaşırtıcı özelliklerini yeniden yaratmaya çalıştılar. Ancak bu çabalar şimdiye kadar başarısız oldu. Almanya’nın Münih şehrinde bulunan ve sentetik ipek biyopolimerleri – suni örümcek ipeği olarak adlandıran AMSilk, dünyanın ilk endüstriyel tedarikçisi konumunda. 2016 yılında, AMSilk, büyük bir spor giyim etiketi ile bir prototip ayakkabı bile yaptı. Şimdi, Airbus ile birlikte, teknolojisini havacılık alanına aktarmak istiyor.  Airbus ve AMSilk, tamamen yeni bir kompozit malzeme alanı yaratmak için birlikte çalışacak. Airbus için işbirliğinin öncüsü ise, gelişmekte olan teknolojiler ve konseptlerden sorumlu inovasyon müdürü olan Detlev Konigorski. “Şu anda, AMSilk yılda bir metrik ton ölçeğinde ipek üretiyor, ancak bu henüz havacılık için yeterli değil” diyen Konigorski şöyle devam ediyor; “Bunu çelikle karşılaştırabilirsiniz – araba yapmak için kullandığınız şey, savaş gemileri yapmak için kullandığınız ile aynı değildir. Örümcek ipeğinin zırhlı çelik versiyonunu arıyoruz.”

AMSilk, örümcek DNA’sını ilk kez çözdükten sonra, hayvanın ipek üretmeye ve onu bakterilere sokmaya yönelik özel genetik kodunu alarak aynı malzemeyi yapay olarak yeniden üretebildiklerini fark etti. Şirket bu prosesi, su ile dolu ve bakterileri büyütmek için 37°C’ye kadar ısıtılan dört kat yükseklikte 60.000 litre tankta gerçekleştiriyor. Sonuç ise; bir lif, film veya jel halinde oluşturulabilen bir tozdur. Karbon elyaf kompozitlerin daha fazla kullanılması, son yıllarda uçak ağırlığının ve dolayısıyla yakıt tüketiminin azaltılmasına yardımcı oluyor, ancak AMSilk’in Bioçelik elyafı üstün esneklik ve şok direnci özelliklerine sahip.

Mukavemet kaybetmeden kıvrılır, bu yüzden enkaz etkisine veya kuş çarpmasına eğilimli olan gövdeden uzak parçalara entegre edilebilir. Uzay ekipmanının benzer şekilde korunmasına veya savunma ürünlerine uygulanmasına yardımcı olabilir.

İpek aynı zamanda olağanüstü anti bakteriyel özelliklere de sahiptir, bu yüzden onu bir uçak kabininin içine daha hijyenik bir malzeme olarak entegre edebiliriz. “Airbus ve AMSilk, 2019’da bir prototip kompozit sunmayı hedefliyor.” diyen Konigorski şöyle devam ediyor.“ Tamamen yeni bir malzeme ile çalışma şansı, pek çok heyecan verici imkân sunuyor. Sonuç olarak, bu malzeme tasarım ve inşaata tamamen yeni bir şekilde yaklaşmamızı sağlayabilir. ”

Rostec’ten “Geleceğin Askeri” için Bukalemun Kask

Rostec, Army 2018 forumunda, askeri araçlar ve askerler için çevredeki rengi taklit edebilen eşsiz kamuflaj ürününü tanıttı. Şirket, üçüncü nesil gelişmiş ekipman Ratnik için üretilen asker miğferi ile ürünün malzeme kabiliyetini sergiledi. Bukalemun kamuflaj, şirketin Patriot Park’taki daimi sergisinde izleyicilere sunuluyor.

Prototip miğferi örten ve özel geliştirilmiş elektrikle çalışan bu malzeme, kamufle edilen yüzeye ve çevreye bağlı olarak renk değiştirebiliyor. Malzeme, renk yoğunluğundaki dinamik değişimleri yansıtabiliyor ve rüzgârda yaprak hareketleri gibi karmaşık görüntüleri taklit edebiliyor. Ürünün geliştirilmesi, Rostec bünyesindeki Ruselectronics ve TSNIITOCHMASH tarafından gerçekleştirildi.

Rostec’te Teçhizat Direktörü Sergey Abramov “Mevcut kamuflaj türleri, arka plandaki değişikliklere göre maskeleme özelliklerini değiştirmezler. Örneğin, askerler ormanda yeşil alanda görülmeyecekler, ancak kumlu alanlarda veya karda görünür olacaklar. Ruselectronics tarafından geliştirilen yenilikçi bir kamuflaj maskelemede benzersiz fırsatlar sunuyor. Miğfer gibi bir teçhizat üzerinde nasıl kullanıldığını gösteriyoruz. Ancak uygulamanın kapsamı çok daha geniş. Giysilerde, silahlarda ve askeri teçhizatta kullanılabilir.” sözleriyle ürünü tanıttı.

Bu teknoloji ruh haline göre renk ve desen değiştiren giysilerin üretiminde kullanılabilir

Kaplama, normal boya gibi tabana uygulanıyor ve kalınlık ve tekdüzelik bakımından büyük bir kesinlik gerektirmiyor. Bu, özellikle onarımların sahada gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.

Sürekli adaptasyon modunda yapılan güç tüketimi, enerji tasarruflu lambalardakinden fazla değildir. Kaplamanın kütlesi, metrekare başına sadece birkaç yüz gram. Bu teknoloji, ileride sivil alanlarda da kullanılabilir. Örneğin, tekstil sektöründe, kişinin ruh haline göre renk ve desen değiştiren giysilerin üretiminde kullanılabilir.

 

Lenzing, Eco Disperse Teknolojisi ile Islak Mendiller İçin Yenilik Sunuyor

Lenzing, Eco Disperse teknolojisine sahip yeni bir VEOCEL™ Lyocell elyafı piyasaya sürdüğünü duyurdu. Bu elyaf, gelişmiş biyolojik parçalanma performansı ile tuvalete atılabilen ıslak mendillerde kullanılmak üzere tasarlandı.

Botanik kökenli, Eco Disperse teknolojisine sahip tüm VEOCEL™ Lyocell elyafları, iyileştirilmiş ıslaklık mukavemeti, doğada çözünebilme ve etkili sıvı yönetimi özelliklerine sahip. Bu selülozik elyaflar, 8 mm ile 12 mm’lik kesme uzunluklarına sahip ve çoğu wetlaid işleme teknolojisinde %20’lik – %40’lık karıştırma oranları için çok yönlü. Eco Disperse teknolojisi ile üretilen VEOCEL™ Lyocell elyaflar ve kağıt hamuru içeren bir harmanla oluşturulan nonwoven ürünler, yedi sıkı endüstriyel testten geçtikten sonra, Mayıs 2018’de yayımlanan ‘Tek Kullanımlık Nonwoven Ürünlerin Sızdırmazlıklarını Değerlendirmeye Yönelik INDA / EDANA Kılavuzları’na göre “tamamen tuvalete atılabilir” olarak onaylandı.

Polyester gibi doğada çözünemeyen sentetik elyaflar, bugünün mendil uygulamaları için nonwoven kumaşlarda en yaygın harmanlama elyafları iken, Lenzing Global Nonwoven İş Yönetimi Başkan Yardımcısı Wolfgang Plasser, VEOCEL™ elyafların çok yönlü olması sebebiyle, sentetik malzemelere sürdürülebilir ve botanik kökenli bir alternatif sunduğunu belirtti.

Plasser, “Proaktif bir yaklaşım izliyoruz ve rahatlığı çevre sorumluluğuyla birleştiren tuvalete atılabilen ıslak mendiller için temel oluşturuyoruz. Böylece diğer nonwoven segmentlerin yanı sıra, tuvalete atılabilen nonwoven ürünlere de uygun kalite ve performansı getirebiliriz. ”dedi.

Eco Disperse teknolojisiyle üretilen yeni VEOCEL™ Lyocell elyaflarından yapılmış ıslak mendillerin ıslaklık mukavemeti ve kullanılabilirliği yüksektir, daha kısa bir süre içinde parçalara ayrılabilir. Örneğin, yeni VEOCEL™ Lyocell elyaflarının %20’sine ve kağıt hamurunun %80’ine sahip olan nonwoven kumaşlar, 30 dakika içinde %90’nın üzerinde parçalanır, bu da INDA / EDANA’nın Mayıs 2018’de yayımlanan ‘Tek Kullanımlık Nonwoven Ürünlerin Tuvalete Atılabilirlik Durumunun Değerlendirilmesi Kılavuzu’ndaki Parçalanma Testi FG502’de belirtilenden daha hızlıdır.

VEOCEL™ Lyocell elyafları, üretim süreci için kullanılan çözücünün %99’undan fazlasının geri kazanılacağı ve yeniden kullanılacağı sürdürülebilir, kapalı döngü işlemiyle üretilir. Elyaflar, bebek bezleri, yüz temizleme mendilleri, suda çözünebilen mendiller, genel amaçlı mendiller gibi nonwoven ürünler için harmanlama malzemesi olarak kabul edilebilir.

Hexcel’in Acousti-Cap® Teknolojisi NASA-Boeing Uçuş Testinde Uçak Gürültüsünü Azaltmaya Yardımcı Oluyor

Hava taşıtı motor gürültüsü, havalimanları ve kalabalık şehirlerde çevresel gürültüye neden olduğundan havacılık endüstrisi daha az gürültü çıkaracak yeni uçak tasarımları üzerinde çalışmaya başladı. Böylece gürültü kirliliğini azaltmak için endüstriye uygulanan ve sürekli artan gereksinimler karşılanabiliyor konuma geldi.

Uçak motorunun gürültüsünü koruyan ve emen kaynak, bu sorunu ele almanın en etkili yollarından birini temsil ediyor. Gelişmiş kompozit teknolojisinde lider markalardan biri olan Hexcel, akustik teknoloji geliştirmenin ön planda olduğu Acousti-Cap® geniş bantlı ses azaltıcı petek ile motor tasarımcılarının, gürültüyü uçakların kalkışına ve inişine indirgemelerine olanak tanıyor. Hexcel, Petek Paneller için Grup Ürün Müdürü Imad Atallah “Hexcel, performansı artırmak ve maliyetleri azaltmak için Acousti-Cap® ürün teknolojisinin gelişimine yatırım yapmaya devam etti. NASA ve Boeing dâhil olmak üzere endüstri liderleri ile iş birliği, bu gelişmenin anahtarı oldu.” dedi.

2DOF (Two Degrees of Freedom) petek çekir- dekli akustik astar 2008 yılında piyasaya sürüldü ve ardından Boeing 787 Dreamliner hava girişine, Boeing 747-8 hava girişine, transcowl’e ve daha yakın zamanda Boeing 737 MAX hava girişine yerleştirildi. Bu başarı, akustik septumun petek hücresine farklı yüksekliklerde yerleştirilmesine ve petek bölümlerinde, iki petek septumuna sahip olduğu MDOF’de (Multi-Degrees of Freedom) teknolojinin gelişmesi ve evrimin sürmesini sağladı. Bu tip teknoloji, daha geniş bir frekans aralığında ve ayrıca artan emilimde gelişmiş akustik zayıflama sağlar.

Hexcel’in en son Acousti-Cap® teknolojisi, bir B737 MAX test platformunda ortak bir NASA-Boeing uçuşunda test edildi. Sonuçlar, Havacılık Haftası’nda bildirildiği üzere beklentilerin üzerinde çıktı. MDOF teknolojisinin geliştirilmesi konusunda Hexcel ve NASA arasında birkaç yıldır sürdürülen iş birliği, bu son uçuş testinde başarılı sonuçlar alınmasına sebep oldu.

Daha geniş bir gürültü frekansı aralığını azaltma ve Hexcel astarı ile akustik absorpsiyonu artırma yeteneği, sürtünmeyi azaltan ve gürültü azaltımını sağlayan genel girişin optimize edilmiş tasarımına olanak tanıdı.

Eski Jeanler Yapay Kıkırdağa Dönüşüyor

Deakin Üniversitesi’ndeki araştırmacıların öncülüğünde gerçekleştirilen ileri düzey tekstil geri dönüşüm yöntemleri sayesinde denim kumaşlar, rekonstrüktif eklem cerrahisi için yapay kıkırdağa dönüştürülebiliyor.

Deakin’daki bilim adamları Dr. Nolene Byrne ve doktora adayı Beini Zeng, denim kumaşının nasıl çözüldüğünü ve kalıntıların kıkırdak yapıdaki biyolojik iskelet, su filtreleme ve gelişmiş batarya teknolojisindeki ayırıcılar gibi bir dizi farklı alanda kullanılan düşük yoğunluklu madde olan aerojele nasıl dönüştürüldüğünü keşfetti. Deakin Üniversitesi İleri Malzemeler Enstitüsü (IFM) ve Mühendislik Fakültesi’nin ortaklaşa yürüttüğü projede çalışmaları tamamlayan Dr.Byrne, süreçten sonuç alındığını çünkü denim kumaşın, selülozdan oluşan doğal bir polimer olan pamuktan üretildiğini söyledi.

“Selüloz çok yönlü yenilenebilir bir malzemedir, bu yüzden atık denimler üzerinde sıvı çözücüler yardımıyla çözünme sağlayarak aerojel ve diğer çeşitli formlara dönüştürülmesini sağlayabiliriz.” diyen Dr.Byrne şöyle devam etti; “Aerojeller; ‘dondurulmuş duman’ veya ‘katı duman’ olarak da adlandırılan, çok düşük yoğunluklu, gelişmiş malzemelerden oluşur ve bu düşük yoğunluk nedeniyle, biyolojik iskelet, emme veya filtreleme amaçlı mükemmel malzemeler üretmek mümkündür. Selülozun yapısını yeniden biçimlendirdiğimizde, beklemediğimiz bir sonuç elde ettik: Eşsiz bir gözenekli yapıya sahip bir aerojel ve numune üzerindeki nanoskopik tüneller.”

Müthiş Benzerlik

Dr. Byrne, araştırmadan elde edilen ve sentetik kıkırdak olarak kullanılabilecek benzersiz aerojel yapının, denim selüloz çözeltisinin yapışkan özelliğinden kaynaklandığını düşündüğünü belirtti: “Kıkırdak da tam olarak böyle görünür. Bu malzemenin 3 boyutlu baskısı yapılamaz. Şimdi ideal şekli vermek için tünellerin boyutunu ve dağılımını değiştirmek için aerojeli şekillendirebilir ve ayarlayabiliriz.”

Aerojel materyallerin kıkırdak benzeri biyolojik iskelet kullanımına uygunluğunu test eden IFM’den Dr. Wren Greene ise benzerliklerin olağanüstü olduğunu belirtti: “Bu aerojeller ve kıkırdak dokularının gözenek yapısındaki kanallarının boyutları, yönleri ve yoğunluk dağılımlarındaki müthiş benzerlik, bu malzemelerin, aşınma ve hasara karşı koruma sağlayan kıkırdak yapıda bulunan özel bir ‘sızma’ yağlama mekanizmasının çoğalmasını sağlıyor.”

Tekstil Atıklarıyla Mücadele

Dr Byrne, denim geri dönüşüm tekniğinin, tekstil atıklarıyla mücadeleye de katkıda bulunacağını söyledi:

Dr Byrne, IFM ekibinin maliyet etkinliği konularında “ileri dönüşüm” yaklaşımı kullandığını söyledi. “Tekstil geri dönüşüm çalışmalarındaki temel dezavantajlardan biri, gelişmiş bir teknikte kimyasal maddelerin kullanımını gerektirmesidir, bu da işlemi daha maliyetli hale getirebilir. Çevre dostu kimyasallar kullanıyoruz ve ileri dönüşüm yaklaşımını daha gelişmiş malzemeler üreterek, maliyet-etkinliği düşük diğer yöntemleri de etkileyen sınırlamaları ele alabiliriz. Şimdi pilot denemeler yapıyoruz ve sanayi desteği ile 3 ila 5 yıl içinde ticari boyuta geçmeyi planlıyoruz.”

Esnek Elyaf ile Akıllı Kıyafetler

EPFL’deki (École Polytechnique Fédérale de Lausanne) araştırmacılar, robotik parmaklarda ve giysilerde sensör olarak kullanılan süper esnek, çoklu malzemeli, yüksek performanslı elyaf üretmenin hızlı ve basit bir yolunu buldular. Araştırma ekibi, bu yöntem sayesinde, yeni akıllı kıyafet ve tıbbi implant türlerinin geliştirilebileceğini söylüyor.

“Bu yöntem, sensörlere bakışımızı tamamen değiştirecek.” diyen araştırmacılar yeni yöntemi şu ifadelerle tanıttılar: “EPFL’de geliştirilen minik elyaflar, elastomerden yapılmakta olup elektrotlar ve nanokompozit polimerler gibi materyaller içerebilirler. Elyaf, en ufak bir basınç ve gerilimi bile algılayabilir ve ilk şeklini almadan önce %500’e yakın bir oranda deformasyona direnç gösterebilir. Tüm bunlar, akıllı kıyafetler ve protez uygulamalarında ve robotlar için yapay sinirler geliştirmede mükemmel sonuçlar alınmasını sağlıyor.” Elyaflar, Mühendislik Okulu’ndan Fabien Sorin tarafından yönetilen EPFL’nin Fotonik Malzemeler ve Elyaf Cihazları Laboratuvarı’nda (FIMAP) geliştirildi. Bilim adamları, süper esnek

elyaflara farklı mikroyapıları yerleştirmede hızlı ve kolay bir yöntem buldular. Örneğin, stratejik noktalara elektrotlar ekleyerek fiberleri ultra-duyarlı sensörlere dönüştürdüler. Üstelik, yöntemleri kısa bir süre içinde yüzlerce metre elyaf üretmede kullanılabiliyor.

Önce ısı, sonra germe

Bilim adamları, elyafı geliştirmek için optik fiber üre- timinde kullanılan standart süreçte olduğu gibi, termal çektirme işleminden yararlandılar. Önce, dikkatle tasarlanan üç boyutlu desende düzenlenen çeşitli elyaf bileşenlerle makroskopik bir ön-form oluşturdular. Ardından ön-formu ısıttılar ve birkaç yüz mikron çapında bir elyaf elde etmek için eriyik plastik gibi gerdiler. Bu süreçte bileşenlerdeki de- seni uzunlamasına gererken naynı zamanda çapraz olarak daralttılar, yani bileşenlerin göreceli konumları aynı kaldı. Sonuçta, son derece karmaşık bir mikro-mimariye ve gelişmiş özelliklere sahip bir dizi elyaf elde edildi. Üniversitedeki araştırmacılar, bu işlemi, “Termal çektirme işlemi şimdiye kadar yalnızca sert elyafların yapımında kullanılabiliyordu.” diye açıkladı ve ekledi: “Ama Sorin ve ekibi bu işlemi esnek elyaf yapmada kullandı. Malzeme seçiminde yeni bir kriterler sayesinde, ısıtıldığında yüksek akışmazlığa sahip bazı termoplastik elastomerleri tanımlayabildiler. Elyaflar çektirildikten sonra, gerilebilir ve deforme olabilirler ama daima orijinal şekline geri dönerler.”

Nano-kompozit polimer, metal ve termoplastik gibi sert malzemeler, elyafın yanı sıra kolayca deforme olabilen sıvı metallere de yerleştirilebilir. Fabien Sorin bu durumu şöyle açıklıyor: “Örneğin, elyafın tepesine ve tabanına üç elektrot dizisi ekleyebiliriz. Elyafa basınç nasıl uygulandığına bağlı olarak farklı elektrotlar birbiriyle temas eder. Böylece, elektrotlar sinyal iletir, ki bu da elyafın maruz kaldığı, örneğin sıkıştırma ya da kesme gerilimi gibi basınç türünün tam olarak hangisi olduğunu belirlememizi sağlar.”

 

Türk Bilim İnsanından Pille Isı Yayan Kumaş

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Erol, 2011 yılında ‘Isı Yayan Polimerik Malzemeler’ konulu doktora teziyle geliştirdiği düşük voltajda uzun süre boyunca ısı yayabilen kumaşla, ABD ve Güney Kore’deki muadillerinden daha az enerji ve daha uzun ısı sağlayan teknoloji geliştirmeyi başardı.

Bilim insanı Erol, rezistans tellerle yapılan kumaştaki ısıtmaya alternatif olarak korozyona ve kırılmaya dayanıklı, esnek ısı yayan lifler geliştirdi.

Bu bilimsel çalışma Erol’a Elginkan Vakfı Teknoloji Ödülü’nü kazandırdı. Erol, kumaşın farklı malzemelere uygulanması ve dünya genelinde pazarlanması için TÜBİTAK desteğiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (DEPARK) içinde ortağı Ayhan Prepol ile İltema adlı şirketi kurdu.

Dünyanın dört bir yanından talepler yağıyor

İlk tanıtımı geçen yıl yapılan ürüne, diğer ülkelerden talepler yağmaya başladı ve Alman ordusu için dalgıç kıyafetlerinde kullanılmak üzere ihracatı yapıldı. Bir İngiliz firmayla da kumaşın pazarlanması konusunda protokol imzalayan şirket, şimdi de Türkiye’de otomobiller için koltuk üreten bir firmayla koltuk ısıtma pedi geliştirmek üzere proje yürütüyor. Ayrıca firma, Kazakistan’dan gelen talep üzerine ısıtmalı kar tentesi geliştirdi. Şirket ortağı Ayhan Prepol, kumaşı ilk olarak ısıtmalı yelek, bel kemeri, ayakkabı tabanlığı, uyku tulumu, elektrikli battaniye, yatak, bebek  pusetleri  ve  engelli

araçları için battaniye ürünlerine uyguladıklarını söyledi. Prepol, “ İlk kumaş ihracatımızı Almanya’ya yaptık. Yıllık 250 bin Euroluk bir protokole uygun olarak üretime başladık. İngiltere’ye de kısa zamanda ürün göndermeye başlayacağız.” şeklinde konuştu.

Kumaşla ilgili daha geniş imkânlarla üretimi planladıklarını ifade eden Prepol, ürünün Türk savunma sanayi şirketlerince de denendiğini sözlerine ekledi.

Isı ileten liflerin ipliklerle dokunduğunu, kumaşın yapısının bozulmayıp korozyona uğrama, kırılma gibi sorunların ortaya çıkmadığını anlatan Erol, şöyle konuştu:

“100 derece altı sıcaklığın ihtiyaç duyulduğu her ortamda ısıtma ürünlerine talibiz. İlk olarak dağcı giysilerine uyguladık, bir yelek ürettik. 7,2 voltluk 6000 miliamper pille 8 saat süreyle ısıtabiliyoruz. Bunu 11-12 saatlere çıkardığımız örnekler de var. Son olarak ülkemizde otomobiller için koltuk üreten firmadan bir talep geldi. Elektrikli otomobillerde motor sıcaklığı olmadan ısıtma yapıldığı için koltuk ve döşemelere gömülen ısı yayan lifler sayesinde araç içi ısıtma sağlanabilir.”

 

Örümcek İpeğinin Zırhlı Çelik Versiyonu Araştırılıyor

Bioteknoloji şirketi AMSilk ve Airbus, havacılık tasarımında devrim yaratabileceğine inandıkları tamamen yeni nesil bir kompozit malzeme yaratmak için yapay örümcek ipeği kullanmayı planlıyor.

Örümcek ipeği, doğanın en şaşırtıcı malzemelerinden biri. Çelikten daha güçlü, Kevlar’dan daha sert ve son derece hafif olan, bir kalem kadar kalın liflerden yapılmış örümcek ağı, yaklaşık 200 ton ağırlığında tam yüklü A350’i tutabiliyor. Onlarca yıldır bilim adamları, örümcek ipeğinin endüstriyel kullanım için şaşırtıcı özelliklerini yeni- den yaratmaya çalıştılar. Ancak bu çabalar şimdiye kadar başarısız oldu. Almanya’nın Münih şehrinde bulunan ve sentetik ipek biyopolimerleri – suni örümcek ipeği olarak adlandıran AMSilk, dünyanın ilk endüstriyel tedarikçisi konumunda. Şirket zaten tıbbi cihazlar ve kozmetikler için bu yüksek performanslı, tamamen biyolojik olarak parçalanabilen malzemeleri kullanıyor. 2016 yılında, AMSilk, büyük bir spor giyim etiketi ile bir prototip ayakkabı bile yaptı. Şimdi, Airbus ile birlikte, teknolojisini havacılık alanına aktarmak istiyor. Airbus ve AMSilk, tamamen yeni bir kompozit malzeme alanı yaratmak için birlikte çalışacak. Airbus için işbirliğinin öncüsü ise, gelişmekte olan teknolojiler ve konseptlerden sorumlu inovasyon müdürü olan Detlev Konigorski.

“Şu anda, AMSilk yılda bir metrik ton ölçeğinde ipek üretiyor, ancak bu henüz havacılık için yeterli değil” diyen Konigorski şöyle devam ediyor; “Bunu çelikle karşılaştırabilirsiniz – araba yapmak için kullandığınız şey, savaş gemileri yapmak için kullandığınız ile aynı değildir. Örümcek ipeğinin zırhlı çelik versiyonunu arıyoruz.”

AMSilk, örümcek DNA’sını ilk kez çözdükten sonra, hayvanın ipek üretmeye ve onu bakterilere sokmaya yönelik özel genetik kodunu alarak aynı malzemeyi yapay olarak yeniden üretebildiklerini fark etti. Şirket bu prosesi, su ile dolu ve bakterileri büyütmek için 37°C’ye kadar ısıtılan dört kat yükseklikte 60.000 litre tankta gerçekleştiriyor. Sonuç ise; bir lif, film veya jel halinde oluşturulabilen bir tozdur. Karbon elyaf kompozitlerin daha fazla kullanılması, son yıllarda uçak ağırlığının ve dolayısıyla yakıt tüketiminin azaltılmasına yardımcı oluyor, ancak AMSilk’in Bioçelik elyafı üstün esneklik ve şok direnci özelliklerine sahip.

Mukavemet kaybetmeden kıvrılır, bu yüzden enkaz etkisine veya kuş çarpmasına eğilimli olan gövdeden uzak parçalara entegre edilebilir. Uzay ekipmanının benzer şekilde korunmasına veya savunma ürünlerine uygulanmasına yardımcı olabilir.

İpek aynı zamanda olağanüstü anti bakteriyel özelliklere de sahiptir, bu yüzden onu bir uçak kabininin içine daha hijyenik bir malzeme olarak entegre edebiliriz. “Airbus ve AMSilk, 2019’da bir prototip kompozit sunmayı hedefliyor.” diyen Konigorski şöyle devam ediyor.“ Tamamen yeni bir malzeme ile çalışma şansı, pek çok heyecan verici imkân sunuyor. Tabii ki, yüzyıllardır ahşap ve bambu gibi doğal malzemeler kullandık, ancak malzemeyi gerçekten etkileyemiyoruz. Biyomühendislik gerçekten devrim niteliğinde. AMSilk, örümcek ipeğinin yapı taşlarını yeniden oluşturabilir ve doğal olarak bu şekilde olmayacak malzemeler yaratmak için etkileyebilir. Sonuç olarak, bu malzeme tasarım ve inşaata tamamen yeni bir şekilde yaklaşma- mızı sağlayabilir. ”

 

AKXY, Sage Automotive’i Satın Aldı

Asahi Kasei, 2017 yılında üç bölüm (materyaller, konutlar ve sağlık hizmetleri) genelinde 15.8 milyar Euro satış gerçekleştirdi. Mart 2018’in sonunda ise dünya çapında 34.670 kişiyi istihdam etti.

Asahi Kasei Avrupa, 2016 yılında yerel OEM’lere daha çok yakınlaşmak amacıyla kuruldu. Şirket, otomotiv sektörüne yaptığı satışları üç katına çıkararak 2025 yılında 3 milyar Euro’ya ulaşmayı planlıyor.

Asahi Kasei Avrupa’nın Genel Müdürü Hideki Tsutsumi; bunun stratejik genişleme, satın almalar, üretim kapasitesi artışları, tek bir mağaza çözümü sağlayıcısı olarak şirketi konumlandırmak için pazarlama faaliyetlerine odaklanmak, yeni ürünlerin tanıtımı ve teknolojiler yoluyla gerçekleştirileceğini söyledi. Firma, ıslak ve kuru proses lityum-iyon pil ayırıcı plakaları konusunda dünya liderleri arasında bulunuyor. AKXY, yakıt tasarruflu lastikler için S-SBR sentetik kauçuğuna ek olarak bu yılın temmuz ayında koltuk kumaşlarında dünya liderlerinden biri olan Sage Automotive’i satın aldı. Asahi Kasei’nin Performans Polimerleri Başkanı Hiroshima Yoshida, “Bu satın alma bizim elyaf işimizi güçlendirecek. Bunun da ötesinde Sage yönetim kadrosu, yeni otomobil modelleri için tasarım önerisinde bile etkili olmaları açısından OEM’lerle çok güçlü ilişkilere sahipti ve bu bizim için son derece güçlü bir ilişki ve bilgi birikimi demek.” dedi.

Ayırıcı Plakalar

Asahi Kasei’nin alanının genişlemesi, 2015 yılında Polypore’un satın alınmasıyla başladı. Şirket, dünyanın lider üreticilerinden biri olarak lityum-iyon pil ayırıcıları tedarikçisi oldu. Bu yıl ocak ayında Asahi Kasei, Japonya ve ABD’de yıllık kapasite artışını 1.1 milyar metreküpe çıkaracak olan lityum- iyon pil ayırıcı genişletmelerini duyurdu. Aynı zamanda şirket, hava yastıkları için Leona poliamit 6.6 filament iplik üretimini yıllık 38.000 ton kapasiteye çıkardığını açıkladı.

Elyaf yenilikleri

Aracın koltuk ve iç kısmı, İtalyan şirketi Miko tarafından Avrupa’da Dinamica olarak pazarlanan Alcantara’ya yakın rakip Lamous suni deriye sahip.

Miko, Asahi Kasei tarafından geliştirilen bir süreç ve bugüne kadar elyafların tedarik edildiği Japonya’dan Sage Automotive’ın bir bölümü olarak faaliyet gösterdi.