Huntsman, High IQ Sun Protect`i Tanıttı

Huntsman Textile Effects, fabrikalar, markalar ve perakendecilerin dahili güneş koruması ile giysi ve aksesuarlara yönelik tüketici talebini karşılamalarına yardımcı olmak için High IQ performans güvence programını genişletti.

Yüksek IQ Sun Protect, üreticiye göre; giysinin kullanım ömrü boyunca kullanıcıya en yüksek koruma seviyesini garanti ederek, 50`ye kadar ve üzeri bir Ultraviyole Koruma Faktörü (UPF) sağlıyor. Dünyadaki tüketiciler güneşe maruz kalmanın zararlı etkilerinin giderek daha fazla farkına varıyorlar. Özellikle çocukların savunmasız oldukları biliniyor, ancak dışarıda çalışan veya açık hava aktivitelerinden hoşlanan herkes risk altında.
En yüksek endüstri standartlarına karşı test edilen High IQ Sun Protect, maksimum koruma için UV-A ve UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamak üzere geliştirildi. Şirket, kumaşın doğal estetiğini bozmadığını, güneş ışığına uzun süreli maruz kalmanın ve çok sayıda çamaşır yıkamanın korumayı bozmadığı ya da renklerin solmasına yol açmayacağını açıkladı. Huntsman Textile Effects Global Pazarlama Müdürü Lee Howarth, “Günümüzde tüketiciler, özellikle çocukları korumak söz konusu olduğunda güneşin zararlı ışınlarından maksimum koruma istiyorlar. Huntsman’ın High IQ Sun Protect güvence programıyla, açık havada ve güneşe maruz kaldıklarında rahat etmelerini sağlıyoruz. Yenilikçi teknolojimiz, Yüksek IQ Sun Protect etiketini taşıyan tekstilde en üst düzeyde koruma sağlarken, giysiler uzun süre dayanıklı kalıyor.” diyor. Sadece
Huntsman’ın sıkı gereksinimlerini karşılayan fabrikalar, High IQ performans güvence etiketlerinin satış noktası olarak kullanma hakkı kazanıyor. Yüksek IQ Sun Protect`in, çocuklar ve bebekler için giyim, mayolar, spor kıyafetleri, iş kıyafetleri, okul üniformaları, şapkalar, çocuk arabaları, şemsiyeler ve diğer aksesuarlar dâhil olmak üzere geniş bir yelpazede kumaşlar ve giysiler için ideal olduğu söyleniyor. High IQ Sun Protect etkisini yaratmak için kullanılan teknoloji, güvenli ve sürdürülebilir tekstil üretimi için bluesign`ın gerekliliklerine, ayrıca Yüksek IQ Sun Protect etkisi ile üretilen kumaşlar, Oeko-Tex tarafından getirilen Standart 100 için uygundur.

Önceliğimiz Biyolojik Olarak Parçalanabilen Polimerlerle Dokusuz Tekstil Üretimi

Akıllı tekstiller; tekstil teknolojisi ve sentetik elyaflardaki gelişmelerle birlikte, nanoteknoloji, malzeme bilimi, tasarım, tekstil mühendisliği alanlarını kapsıyor. Elektronik ve bilgisayar mühendisliği, tıp gibi disiplinler arası bir çalışma sonucu ortaya çıkan akıllı tekstiller, tekstil ve hazır giyim sektörleri içerisinde önemli bir yer edinmeye başladı.

İzmir Tekstil Teknik Yüksek Okulu olarak 1966 yılında eğitime başlayan Tekstil Mühendisliği Bölümü; Türkiye’nin en köklü, çağdaş ve kapsamlı tekstil eğitimi veren kurumlarından biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden beri Türk Tekstil Sanayine; çağdaş ve kaliteli eğitim ile donatılmış, gelişime açık, yaratıcı, sorumluluğunu bilen, iletişimi güçlü ve sorun çözen mühendisler yetiştiriyor.

Tekstil Teknoloji Dergisi olarak Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Deniz DURAN ile gerçekleştirdiğimiz akıllı tekstiller ve dokusuz yüzeyler hakkındaki bilgilendirici röportajı siz okurlarımıza sunarız.

Bizlere laboratuvarınızdaki üretimlerinizden, akıllı tekstil ürünlerinden ve ne gibi yenilikler gerçekleştirdiğinizden bahseder misiniz?
Laboratuvarımızda hem akıllı tekstiller hem de dokusuz tekstiller ile ilgili üretim ve çalışmalar yapılıyor. Akıllı tekstiller ile ilgili çalışmalarımız temelde iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller alanlarına yoğunlaştı. İletken tekstiller, konvansiyonel tekstil yapılarının aksine elektriksel yükleri iletebilme özelliğine sahip olan tekstil yapılarıdır. İletken liflere ve tekstil yapılarına olan talep, her geçen gün artıyor. Son 20 yılda, iletken polimerlerle ilgili araştırmalar çok önemli bir hale geldi. Elektriksel iletkenlik özelliğinin tekstillere sağladığı fonksiyonlardan biri de elektromanyetik koruyuculuk fonksiyonudur.

Elektromanyetik koruyuculuğa gereksinim duyulmasının sebebi ve halk sağlığı için önemi nedir?
Yüksek gerilim hatları gibi güç kaynaklarındaki elektromanyetik alanlardan (EMF) yayılan radyasyon, toplumsal bir sorundur. Günlük ve profesyonel alanda çevremizde bulunan elektrikli ve elektronik cihazlar elektromanyetik dalgalar yayıyor. Elektromanyetik alana maruz kalmanın, kişilerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda yazılmış raporlar bulunuyor. Bu nedenle elektromanyetik koruyuculuk halk sağlığı için önemli bir konudur.

Laboratuvarınızda elektromanyetik koruyuculuğun sağlanması adına nasıl çalışmalarda bulunuyorsunuz?
Bu alanda çalışmalarımız gerek lisansüstü ve lisans tezleriyle gerekse Sanayi Bakanlığı ve TÜBİTAK destekli Ar-Ge projeleriyle sürüyor.
İletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller konusunda iletken iplik, dokuma ve örme kumaş üretimi, iletken tekstillerin nonwoven üretim yöntemleri ve kaplama/laminasyon teknikleri ile eldesi gerçekleştiriliyor. Elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçümleri laboratuvarımızda bulunan ve EN50147-1 standardına uygun olarak yankısız oda prensibine göre ortamdan tamamen yalıtılmış bir şekilde, 30 MHz-6 GHz frekans aralığında, gerçek elektromanyetik dalgaların üretilerek tekstil yapısının üzerine gönderildiği elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçüm sistemi ile test ediliyor. Bu şekilde gerçeğe en yakın sonuçlar elde ediliyor.
Bu sayede hem günlük hem de profesyonel kullanıma yönelik birçok bitmiş tekstil ürünlerinin tasarımı, üretimi ve performans testleri gerçekleştiriliyor. Halen iş yaşamında elektromanyetik radyasyona yoğun bir şekilde maruz kalan sağlık çalışanları, beyaz yakalılar veya günlük hayatta elektromanyetik dalgalara maruz kalması sakıncalı olan hamileler, çocuklar gibi hassas gruplara yönelik ürünler üzerinde çalışmalar devam ediliyor.

Laboratuvarınızda hangi makineleri bulunduruyorsunuz ve hangi amaçlarla kullanıyorsunuz?
Dokusuz yüzeyler konusunda işletmemizde mevcut bir eriyik üfleme (meltblown) hattı, bir otomatik beslemeli iğneleme hattı, bir hava yoluyla tülbent eldesi ve binder ile fiksaj hattı, bir laboratuvar tipi kaplama ve laminasyon makinesi, bir tafting makinesi ve bir geri dönüşüm hattı bulunuyor. Bu makineler ve ilgili yöntemler kullanılarak yenilikçi ürün geliştirme ve Ar-Ge çalışmalarına devam ediliyor.
Sentetik ve doğal elyafın işlenmesine olanak sağlayan iğneleme yönteminde, lif balyaları açma ve harmanlama işleminden sonra hava akımı ile taraklara beslenir. Taraklandıktan sonra deveboynu adı verilen yapı ile tülbent serme ve katlama bandına gelir ve istenilen kalınlığa göre üst üste serilir. Fikse olmamış haldeki elyafın oluşturduğu tülbent/vatka kalınlığı boyunca iğneleme yapılır. Çentikli iğneler lifleri tülbentin bir yüzünden diğer yüzüne doğru hareket ettirerek karmaşık bir yapı meydana getirir, iğneleme esnasında gevşek bir halde olan örtüyü oluşturan elyafın bir kısmı iğnelere takılarak yukarı çıkar diğer bir kısmı yerinde kalır, iğnenin tekrar batması ile lifler aşağı doğru çekilir. Bu şekilde liflerin birbirine mekanik olarak bağlanması gerçekleştirilmiş olur.

Meltblown yöntemi nedir?
Meltblown yöntemi için; termoplastik hammaddenin ekstruderde eritilerek yüksek hızlı hava akımı ile düzelerden silindir üzerine mikro lifler halinde püskürtülmesi ve kendi kendine bağlanmaları sonucu yüzey oluşturduğu yöntem, denilir. Bu yöntemde, ekstruderde eritilen polimer madde/eriyik yüksek hızda sıcak hava akımıyla düze deliklerinden püskürtülür ve mikro boyuttaki lifler toplama silindirine doğru ilerledikçe soğur ve katılaşır. Katılaşan lifler toplama silindirinde rastgele oryante olarak dokusuz tekstil yüzeyini meydana getirir. Meltblown yöntemi, tek aşamalı bir işlem olup halen bilinen en kısa tekstil yüzeyi üretim yöntemidir.

Üretimlerinizden ve hangi alanlara yönelik olduğundan bahsedebilir misiniz?
Eriyik üfleme (meltblown) laboratuvarımızda mikro lifli nonwoven yüzeylerin üretimini ve bu konu ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle tıp ve hijyen tekstilleri, yalıtım, üç boyutlu sandviç dokusuz tekstil yapıları, geri dönüşüm ve biyobozunurluk, tarım tekstilleri, dokusuz tekstil takviyeli kompozitler ve otomotiv tekstilleri alanlarında tamamlanmış ve yürüyen projelerimiz bulunuyor. Eriyik üfleme ve bu yöntemle iğnele yöntemi gibi başka bazı yöntemlerin kombine edildiği yüzeyler üreterek hem tedavi sürecini hızlandıran hem hastaların tedavi sırasındaki konforunu arttıran hem de sağlık personeline uygulama kolaylığı sağlayan nonwoven tıbbi tekstil ürünleri üzerine yoğun olarak eğilmekteyiz. Bütün bu özelliklerinin yanı sıra nonwoven yüzeyler, özellikle de mikro lifli olanları, bilindiği gibi genişletilmiş yüzey alanı ve küçük boyutlu gözenekleri sayesinde çok iyi bariyer özelliği göstererek hijyeni arttırıyor. Hastanelerde hijyenin arttırılmasına yönelik olarak da meltblown yüzeylerle çalışmalarımız devam ediyor.
Tarım alanına yönelik olarak biyolojik olarak parçalanabilen, yani kendisinden beklenen işlevi yerine getirdikten sonra doğada parçalanarak yok olan, başka bir deyişle doğaya zarar vermeyen nonwoven yüzeylerle de ilgili çalışmalar gerçekleştirdik.
Yalıtım malzemeleri gerek bina ve inşaat, gerek endüstriyel, gerekse otomotiv alanında satın alan kişi tarafından ilk etapta göze çarpmayan, ancak hem enerji tasarrufu hem de yaşam konforunun arttırılması bakımından yapıların oldukça önemli bileşenleridir ve şüphesiz ki dokusuz tekstil yapıları, özellikle de üç boyutlu sandviç yapılar, sahip oldukları rasgele lif oryantasyonu ve boşluklu yapı sayesinde ısı ve ses yalıtımı için ideal malzemelerdir. Bu kapsamda laboratuvarımızda hem meltblown hem de iğneleme ve yeri geldiğinde başka yöntemlerle elde ettiğimiz yapıları iğneleme, laminasyon gibi yöntemlerle birleştirilerek, otomotiv ve inşaat sektörlerine yönelik yalıtım malzemelerinin eldesi üzerine çalışılıyor.
Otomotiv sektörü için günümüzde en önemli konular arasında enerji tasarrufu, dolayısıyla hafiflik ve geri dönüşüm yani sürdürülebilirlik yer alıyor. Bu nedenle de tekstil malzemelerinin otomotivde kullanım payı her geçen gün artıyor. Buna yönelik olarak otomotivde hem yapıyı hafifleştirecek hem de yalıtım sağlayacak dokusuz yüzey yapıları ve makine mühendisliği ile birlikte dokusuz tekstil takviyeli kompozitler üzerine çalışılıyor. Ayrıca bu alanda doğal lifler ile geri dönüştürülmüş liflerin kullanımını önemsiyoruz.

Geri dönüşüm çalışmalarınızdan ve laboratuvarımızdaki geri dönüşüm prosesinden bahsedebilir misiniz?
Bilindiği gibi sürdürülebilirlik, birçok başka alanda olduğu gibi tekstil için de son yıllarda en çok önem verilen konulardan biridir. Biz de laboratuvarımızda bu önemli konuya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İşletmemizdeki geri dönüşüm hattımızda bulunan giyotin ve şifonez makinelerimizle her türlü tekstil atığının lif haline geri dönüşümü gerçekleştiriliyor.
Giyotin makinesinde, hammadde tipine ya da rengine göre sınıflandırılan kumaş, giysi ya da tekstil atıkları metal kısımlarından ayrıştırıldıktan sonra konveyör banda beslenir. Konveyör bandına beslenen malzemenin içinde olabilecek metal alaşımlarını bir metal detektörü tespit eder, eğer varsa bandı durdurur ve uyarı verir. Metal parça alındıktan sonra makine çalışmaya devam eder. Konveyör bandının hızı kontrol panosunda bulunan frekans kontrolü ile ayarlanarak kesme boyutları ayarlanabilir. Malzeme besleme bandı ile sevk edilirken üst baskı silindirleri ile belirli bir oranda sıkışır ve kesme ağzına düzenli olarak beslenir. Makinede üst bıçak hareketli alt bıçak sabittir. Üst bıçağın aşağı yukarı hareketi ile beslenen malzeme küçük parçalara ayrılır.
Giyotin makinesi ile küçük parçalara ayrılan tekstil atıkları şifonez makinesine beslenir. Daha sonra, şifonez makinesinden alınan lif haline getirilmiş olan atıklar tek başlarına ya da geri dönüştürülmemiş doğal ya da sentetik liflerle bir araya getirilerek nonwoven yüzey üretiminde veya kompozit takviye materyali olarak kullanabiliyor. Bu liflerin işlenmesinde iğneleme ve hava yoluyla tülbent eldesi yöntemleri iyi sonuçlar veriyor.

Bu zamana kadar ne gibi iş birliklerinde bulundunuz ve bulunuyorsunuz?
Bu zamana kadar hem iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller, hem de nonwoven konuları ile ilgili projelerde çeşitli firmalarla gerek San-Tez, gerekse TÜBİTAK projeleri kapsamında ortak çalışmalarda bulunduk. Bu projeler kapsamında hem elektriksel iletkenlik özelliğine, hem de geleneksel tekstillerin sunduğu tutum, kullanım ve konfor özelliklerine sahip, günlük ve profesyonel kullanıma yönelik giyilebilir tekstil ürünleri ortaya çıkardık. Bu ürünlerin hem tasarım hem üretim hem de performans testleri iş birliği içinde olduğumuz firmalar ve bölümümüz bünyesinde gerçekleştiriliyor. Ayrıca interdisipliner çalışmalar için üniversitemizin makine mühendisliği gibi farklı bölümleri ile de birlikte çalışmaktayız. Bu konularla ilgili bizimle birlikte çalışmak isteyen firmalarla ve diğer üniversitelerle iş birliği yapmaya her zaman hazır olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Yeni projeleriniz neler olacak?
Yeni projelerimizde, iletken ve akıllı tekstiller alanında mevcut bilgi birikimi ve deneyimimizi spesifik ürünlerin tasarlanması ve üretimine yönelik olarak değerlendirmeyi, farklı fonksiyonları bir araya getirmeyi ve bu konuda farklı sektörlerle de işbirliği yapmayı planlıyoruz.
Dokusuz tekstiller konusunda tıp ve hijyen, tarım tekstilleri, otomotiv tekstilleri, yalıtım, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarımız derinleşerek devam edecek. Sürdürülebilirlik konusuna verdiğimiz önemden dolayı, biyolojik olarak parçalanabilen polimerlerle dokusuz tekstil üretimi öncelikli konularımız arasında yer almaya devam edecek. Ayrıca, önümüzdeki günlerde daha önce ön çalışmalarını tamamladığımız filtrasyon konusunda da çalışmalara ağırlık vereceğiz.

İsveç Kimyasallar Ajansı: Hijyen Ürünlerindeki Kimyasallar Konusunda Endişelenmenize Gerek Yok

İsveç Kimyasallar Ajansı tarafından yürütülen çalışma, kadın hijyen ürünlerinin güvenliğini doğruladı. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın (KEMI) raporuna göre, menstrual ürünlerdeki kimyasalların sağlığı olumsuz etkileme riskinin düşük olduğu açıklandı. Çalışmada, 35 farklı sıhhi havlu, tampon, ped ve menstrual kap (adet kabı) belirlendi ve içindeki kimyasal maddeler analiz edildi.

İsveç Kimyasallar Ajansında çalışan bir müfettiş olan Amanda Rosen, “Bizim fikrimizce, araştırdığımız menstrual ürünleri ve diğer kadın hijyen ürünlerini kullanmanın sağlık açısından riski düşük. Bu ürünleri kullanan herkes, kimyasal maddelerin sağlığını olumsuz etkileyeceği konusunda endişe duymadan bunu yapmaya devam edebilir. ”dedi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, analiz edilen ürünlerdeki pestisit glifosat veya onun bozunma ürünü AMPA kalıntılarını bulmadı.

Amanda Rosen, “Kendi analizlerimize ve daha önceki çalışmalarımıza dayanan sonuçlarımız, örneğin tamponlar ve sıhhi havlularda glifosat olduğu endişesine kapılmak için bir neden olmadığını gösteriyor” diye konuştu.

İsveç Kimyasallar Ajansı, araştırması için İsveçteki mağazalardan ve internetten kadın hijyen ürünleri satın aldı. Sıhhi havlular, tamponlar ve adet kabına ek olarak, araştırma için pedler ve inkontinans (idrar tutamama) ürünleri gibi menstruasyon (regl) döneminin dışında da kullanılan ürünlerde alındı. İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerde 62 tehlikeli ve şüpheli tehlikeli kimyasal madde aradı. Bunlar arasında yapılan, analizler sırasında, sadece düşük konsantrasyonlarda toplam 21 madde tespit edildi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerde bulunan 21 maddenin 18’i için genel bir risk değerlendirmesi yaptı ve kurumun kararında sağlık riski düşük çıktı. Bazı adet kaplarında, mevcut kimyasal maddeler hakkında yeterli bilgi bulunmadığından, İsveç Kimyasallar Ajansı’nın risk değerlendirmesi yapamadığı üç madde bulundu.

Amanda Rosen, “Bu üç maddenin sağlık riski oluşturduğuna dair hiçbir bilgimiz yok. Ölçülen maddelerin konsantrasyonları da düşük.” dedi.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ajansın risk değerlendirmesi yapamadığı üç maddeyle ilgili rapordaki analiz bulgularından haberdar olmalarını sağlamak için şirketler ile diyaloğunu sürdürecek.

Menstrual ürünler ve diğer kadın hijyen ürünleri ile ilgili kimyasalların araştırılması, Hükümetin genel kimyasallar için mevcut olan ürünlerde ve eşyalarda tehlikeli kimyasal maddeleri haritalamak üzere İsveç Kimyasallar Ajansı’na devredilmesinin bir parçasıdır. İsveç Kimyasallar Ajansı’nın kadın hijyen ürünlerini haritalandırmasının diğer nedenleri, nüfusun büyük bölümü tarafından düzenli olarak kullanılmaları ve İsveç Kimyasallar Ajansı’nın bu ürünleri denetleme sorumluluğunun olmasıdır.

İsveç Kimyasallar Ajansı, ürünlerin kimyasal içeriğinden başka faktörlerin neden olduğu rahatsızlık veya komplikasyon riskini değerlendirmedi Örneğin, bakterilerin neden olduğu toksik Şok Sendromu (TSS), tamponlar kullanılarak meydana gelebilir. Bu tür değerlendirmeler İsveç Kimyasallar Ajansı’nın görevine dâhil değildir.

İklim Etkisini Azaltmak İçin Plastiğin Yerini Karton Alıyor

Bir dizi global şirket, hediye kartlarında kullanılan malzemede plastikten kartona geçiş yaptı bir kısmı da denemelerde bulunuyor.  İsveç’in en büyük sinema zinciri olan SF Bio, cesur bir adım atarak tüm kartlarını değiştirdi.

SF Bio Hediye Kartlar Ürün Müdürü Anna Marcusson değişikliğin nedenini şöyle açıklıyor. “Kart tedarikçimiz Megacard, hediye kartlarımızı kartondan yapabileceğimizi ve böylece çevresel etkilerini büyük ölçüde azaltabileceğimizi önerdiğinde, değişiklik bizim için kaçınılmazdı.”

Plastiği fosil olmayan bir malzeme ile değiştirmek, ambalaj endüstrisinde kısmen değil, net bir eğilimdir. Fosil plastikten karton gibi alternatif bir malzemeye geçilmesi şirketlerin iklim etkilerini azaltır. Ancak, bu kurulu bir altyapının değiştirilmesi, özellikle ambalajın yeniden tasarlanması, ambalajlama ekipmanında değişiklik yapılması veya yenisiyle değiştirilmesi, üreticiden tüketiciye olan dağıtımın etkilenmesi anlamına geliyorsa, zaman alır. İngiltere gıda şirketi Iceland, beş yıl içinde ambalajda plastiği ortadan kaldırma taahhütleri ile büyük ilgi çekmişti. Ambalaj deneyimine sahip birçok insan, Iceland’ın karşılaştığı zorluklar göz önünde bulundurulduğunda beş yılın oldukça kısa bir zaman olduğunu söylüyor.

Bu faktörler ışığında, IKEA ve SF Bio tarafından gerçekleştirilen sistem değişikliği çok hızlı bir şekilde gerçekleşti ve birçok şirketin onların örneklerini takip edeceğine inanmak için sebebi var.

IKEA’nın çözümünü geliştirmekle yakından ilgilenen Iggesund Paperboard’da Sürdürülebilirlik Başkanı olan Johan Granås bunu şöyle açıklıyor. “Kartların biçimi aynı olduğundan, değişim yapmak kolay. Kartları yapmak için gerçek üretim sürecinin yanı sıra, şirketlerin mevcut ekipmanlarının diğer bileşenlerinin biraz değiştirilmesi gerekir. Bu, karmaşık ve tam otomatik paketleme hatları değiştirilmesi gereken plastik bir ambalajlama çözümünün yeniden tasarlanmasıyla karşılaştırıldığında, çok daha basit bir adım.”

Bu ambalaj endüstrisi trendinin bir başka örneği de ambalaj geliştiricilerinin plastik kullanımını azaltmaya odaklandığı Apple’dır. Bu, şirketin Ekim 2017’de yayınladığı Apple’ın Kağıt ve Ambalajlama Stratejisi’nden açıkça anlaşılmaktadır. Diğer şeylerin yanı sıra rapor, Apple’ın iPhone 7 ambalajındaki plastik içeriği iPhone 6’larınkine kıyasla % 84 oranında azaltmayı başardığını açıklamaktadır.

Granås, “On yıl önce, herhangi bir üretici bu sorunu plastikle çözmüş olurdu. Ancak şimdi, şirketlerin sadece kağıttan değil, diğerlerinden de farklı alternatif çözümler üretmek için güçlü bir şekilde nasıl yatırım yaptığını görüyoruz.” dedi.

Granås, bugünün ve yarının ambalaj pazarında plastiğin hala önemli bir malzeme olduğunu vurgulamaya özen gösteriyor. Gıdalar için geleneksel karton ambalajlar, yağ, nem ve aromalara karşı koruyan bir sızdırmazlık contası oluşturmak için genellikle plastik bir bariyere ihtiyaç duyar. Ambalajın yapısını mukavvadan yapıp, daha sonra mümkün olan en ince plastik kaplamayla bariyeri yaratmak iyi bir malzeme yönetimi örneğidir.

Granås, “Fosil içermeyen plastik malzemelerin geliştirilmesi çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor ve yakında gıda ambalajlarının iklim etkilerini önemli ölçüde azaltacak olan daha az fosil içeriğine sahip biyoplastiklerimiz olacağını tahmin ediyorum.” diye konuştu.

 

Iggesund’un Cirosu 500 Milyon Euro’nun Üzerinde

Iggesund Paperboard, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde listelenen dünyanın en sürdürülebilir 100 şirketinden biri olan İsveç orman sektörü grubu Holmen’in bir parçasıdır. Iggesund’un cirosu 500 milyon Euro’nun üzerindedir ve amiral gemisi ürünü Invercote, 100’den fazla ülkede satılmaktadır. Şirket, her biri kendi segmentlerinin en yüksek noktasına ulaşan Invercote ve Incada adlı iki markaya sahiptir. 2010’dan beri Iggesund, üretiminden enerji verimliliğini artırmak ve fosil emisyonlarını azaltmak için 380 milyon Euro’dan fazla yatırım yaptı.

Iggesund ve Holmen Grubu, tüm fosil karbon emisyonlarını Karbon Saydamlık Projesi’ne rapor ediyor. Iggesund, 1685 yılında bir demir fabrikası olarak kuruldu, ancak 50 yıldan fazla bir süredir karton üretiyor. İsveç’in kuzeyinde ve kuzey İngiltere’de bulunan iki fabrikasında1500 kişiyi istihdam ediyor.

“Alman Yapımı” Tekstil inovasyonları ABD’de Talep Görüyor

ABD’ye Dönüş: High-Tex from Germany’, 22-24 Mayıs 2018 tarihlerinde düzenlenen Kuzey Amerika Techtextil ve Atlanta Texprocess Americas fuarlarına ikinci kez ziyaretçi olarak katıldı. Almanya Federal Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın Alman Ticari Fuarcılık Birliği işbirliğiyle düzenlenen özel fuarda, toplam 66 şirket, ziyaretçilere teknik tekstil, nonwoven, tekstil işleme makineleri, akıllı tekstil ve tekstil araştırmalarını sergiledi.

Tekstil sektörü, ABD’de ilk sunumunu 2000 yılında yapmıştı. Bunu 2002 yılında Şangay’da, 2007’de Mumbay’da ve 2012’de Moskova’da yapılan oldukça başarılı sunumlar izledi.

Almanya’nın Atlanta’daki Başkonsolosu Detlev Rünger, ‘High-Tex from Germany’ konulu basın toplantısında, ‘High-Tex from Germany’ programını tekrar Atlanta’ya getirmek yerinde bir karardı. ABD’nin güneydoğusunda yıllara dayanan bir tekstil imalat geleneği var. Yenilikçi tekstil ve tekstil makineleri üretiminde daima arayışta olan birçok şirkete ev sahipliği yapıyor.” şeklinde konuştu.

High-Tex from Germany, Beklentilerimizi Tam Olarak Karşıladı

Katılımcı firmaları temsilen fuar başkanı olarak konuşan Zwissler Holding Yönetim Kurulu Üyesi Marc Lorch, “Techtextil North America ve Texprocess Americas kapsamında düzenlenen ‘High-Tex from Germany’ programı, küçük ve orta ölçekli şirketlerimiz için çok faydalı bir platformdu. Frankfurt’taki Techtextil ve Texprocess’ten sonra yapılan bu iki etkinlik, iki ticari fuarın en önemli ikinci versiyonu. High-Tex from Germany, beklentilerimizi tam olarak karşıladı, katılamayanlar ise kendilerini tanıtma konusunda büyük bir fırsat kaçırdı.” dedi.

ZSK Stickmaschinen Satış Müdürü Michael Metzler, bunu şu sözlerle doğruladı: “Bu çapta bir Alman standı, bizi son derece görünür kılıyor. Mükemmel organizasyon sayesinde, şirketimizi ve ürünlerimizi tanıtmaya odaklanma imkânı da bulduk.”

Brückner Tekstil Teknolojileri Bölge Satış Müdürü Thomas Wiederer, “Techtextil North America fuarına düzenli olarak katılıyoruz, ancak ‘High-Tex from Germany” programı, fuarda geçirdiğimiz en verimli gün oldu. Stant gerçekten göz alıcı.” dedi. Hamburg merkezli yeni bir girişim olan Lunative Laboratories’in Dijital Birim  ve IoT  Başkan Yardımcısı Andreas Lanyi, “Fuardaki standımıza gelen ziyaretçiler ürünlerimize büyük ilgi gösterdiler. Potansiyel müşteriler kazandık ve çok sayıda üst düzey temaslar kurduk. Sektörde tamamen yeni olan son derece yenilikçi e-tekstil çözümlerimize gösterilen ilgi oldukça yüksekti. Takip aşamasını dört gözle bekliyoruz.” ifadelerin kullandı.

ABD’deki Müşterilerimizle İletişim Kurmak İçin İyi Bir Başlangıç Noktasıydı

Sandler’in Teknik ve Konfor Ürünleri Direktörü Ronny Schröder, “Yeni müşteriler kazanmanın yanı sıra, ‘High-Tex from Germany’de yer alan şirketlerin odak noktası müşteri ilişkilerini geliştirmekti. Atlanta’daki Almanya standı, bize bir kez daha ABD pazarını daha iyi tanımaya yönelik güzel bir fırsat tanıdı. İki yıl önce Atlanta yakınlarında bir fabrika açtık ve uzun vadede ağımızı genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Maschinenfabrik Herbert Meyer Teknik Satış Sorumlusu Georg Voggenreiter ise, “Almanya standı kapsamında sunumlar yapmayı seviyoruz.” diyerek şunları söyledi: “High-Tex from Germany, ABD’deki müşterilerimizle iletişim kurmak için iyi bir başlangıç noktasıydı.”

“High-Tex from Germany” programına katılan şirketler, sunumlarını kendi stantlarıyla birlikte yaklaşık 1.300 metrekarelik fuar alanında, rehberli turlar ve en az 35 sunumluk programlar eşliğinde “Plaza” adlı seçkin fuar alanında gerçekleştirdiler.

 

Uluslararası Nonwovens Sempozyumu 2018 Sürdürülebilir Bir Gelecek Temennisiyle Kapandı

EDANA, endüstrinin nonwoven endüstrisinin fırsat ve güçlerine olan güvenini teyit ederek, 2018 Uluslararası Nonwoven Sempozyumu’nu (INS) kapattı.

Anders Bergner’ın IKEA’nın global materyal tedarik stratejisi üzerine samimi bir dille anlattığı, sirküler ekonomiye ve yenilenebilir kaynakların kullanımına yönelik aydınlatıcı örneklerle gerçekleştirdiği sunum çok iyi bir katılımla takip edildi.

İsviçre firması InvestMonsult’dan Johan Berlin, “Konuşmacıların ve içeriğin, özellikle de yuvarlak masa toplantıları sırasında, tüm endüstrinin üzerine düşüneceği fikirler verdiğini düşünüyorum. Katılımcıların kalitesi, teknik uzmanların ve üst düzey yöneticilerin katılımı ile harikaydı.” dedi.

Geleneksel EDANA yemeğine katılan, tedarik zincirindeki 144 şirketten 215 katılımcı, “Endüstri 4.0” zorlukları ve fırsatlarıyla ilgili sunumları, geri dönüşüm, yenilikçilik ve yeni filtre ortamlarını tartışan birçok iletişim ağı fırsatından yararlandı. Çevresel sürdürülebilirlik ve biyoplastik malzeme inovasyonu ile ilgili yapılan daha fazla sunumla, 2018 Uluslararası Nonwoven Sempozyumu, sektörün karşılaştığı zorlukları ve fırsatları ele alma hedefine ulaştı.

Dünya Çapındaki En İyi Forum

Hindistan’daki Welspun’dan Dayal Mehta, Uluslararası Nonwoven Sempozyumu’nun mükemmel teknik içeriği ile bilgi geliştirmek için dünya çapındaki en iyi forum olduğuna inandığını söyledi.

INS’nin katma değerinin önemi, Özbekistan’daki ADG Holding Proje Müdürü Mirsabitov Mirjalol tarafından da dile getirildi. “Sektördeki yeni firmalardan biri olarak, sempozyum endüstrinin birçok profesyoneliyle tanışmak açısından harikaydı. Sunumlar ve tartışmalar, pazardaki eğilimler ve en son yenilikler hakkında çok şey öğrenmemi sağladı. Gerçekten ilham vericiydi ve EDANA konferansına daha fazla katılmayı umuyorum.”

EDANA’nın Genel Müdürü Pierre Wiertz, “EDANA’nın 15 yıl önce Roma’da gerçekleştirdiği INS’den beri sürdürülebilirlik, gündemdeki öncelikli konulardan biri oldu. Programımızın odak noktasında bu tür olumlu geri bildirimleri duymak ve sektör liderlerinin sürdürülebilir iş uygulamalarına katkıda bulunacak inovasyonları tartışıp sergilemelerini ve sektörün daha dairesel bir ekonomiye geçişte yer aldığını görmekten memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

 

Diamond Wipes Internationals’ Hero Wipes, Mendil İnovasyon Ödülü’nü Kazandı

Nonwoven Kumaş Endüstrisi Birliği, INDA, mendil sektöründe işlerini geliştiren 440 başarılı katılımcıyı birbiriyle buluşturan Mendil Dünyası® (WOW – World of Wipes) Uluslararası Konferansı’nı, 5-8 Haziran tarihleri arasında düzenledi.

Bu yılki etkinlikte Mendil İnovasyon Ödülü ® (Wipes Innovation Award), sektör katılımcıları ve komitenin oy çokluğuyla Diamond Wipes Internationals’ Hero Wipes’a verildi. Bu yenilikçi mendil, itfaiyecilerin cildindeki toksik, kansere yol açan kanserojen maddeleri temizlemektedir. Diğer finalistler ise, tümüyle bitki kolasından yapılan Ode to Clean Wipes üreticisi Solugen, Inc. ve ağır hizmet tipi Rhino Wipes’ın kolay bir şekilde dağıtımı için taşınabilir bir konteyner üreten National Wiper Alliance’ın Rhino Wipe ™ Tote Sistemi oldu.

Her yıl verilen ödüller, nonwoven kumaşların kullanımını en çok artıran ve tüm nonwoven mendil değer zincirinde yaratıcılık, yenilik, özgünlük ve teknik gelişme gösteren ürünlere verilmektedir.

Illinois-Chicago’da Sheraton Grand otelinde düzenlenen etkinliğe, gittikçe büyüyen multi-milyar dolarlık mendil sektöründeki sorunları ve gelişmeleri ele almak üzere, tüm mendil tedarik zincirini temsil eden 22 ülkeden katılımcılar geldi.

Konferansın açılış konuşmasını, Z Kuşağı’na yönelik psikolojik yapıyı ve pazarlama stratejilerine ilişkin bir sunumu ile Golden Gate Üniversitesi’nden tüketici psikoloğu Profesör Emeritus, Doktor Kit Yarrow gerçekleştirdi. Programda ayrıca tüketici eğilimleri ve pazar verileri, sürdürülebilirlik, alt yapı yenilikleri, koruyucu maddeler, yönetmelikler, ambalajlama, kurumsal mendil kullanım trendleri ve kullan-at mendillerin test prosedürleri ile ilgili gelişmelere yer verildi.

Katılımcılar, John Hancock binasının 95. katındaki Karşılama Resepsiyonu sırasında yüzlerce mendil uzmanı ile yüz yüze tanışma imkânı buldular.

Konferansın öncesinde INDA’nın Wipes Akademisi programı, PE, Principal, Smith, Johnson & Associates adına eğitmen Rob Johnson tarafından gerçekleştirildi. Akademi, tüm mendil tedarik zincirine yönelik olarak düzenlenen ilk ve tek kapsamlı mendil eğitimi olma özelliğini taşıyor.

INDA Başkanı Dave Rousse: “Bu yılki program içeriği, mendil üreticilerinin ve pazarlamacıların karşılaştığı temel sorunlara işaret ediyor. WOW, uluslararası mendil uzmanlarının toplanıp iletişim kurmasında bir merkez görevi görüyor ve bu yılki ilgi bu durumun büyük ölçüde gerçekleştiğini gösteriyor.” dedi.

Oakley® ve Bioracer’dan Graphene Plus Bisiklet Forması

Tüketici ve endüstriyel pazarlarda kullanım için geliştirilen grafen bazlı ürünlerin üretici ve tedarikçisi olan Directa Plus plc, Oakley®’in bisiklet takımları ve bireylerin yanısıra diğer spor etkinlikleri için yenilikçi ve kişiye özel giyim tasarımları ve üretimi yapan Bioracer ile işbirliği yaptı. Directa Plus, şirketin grafen bazlı ürünlerini içeren G+Graphene Aero Jersey’i piyasaya sürdüğünü duyurdu.

Almanya’nın Friedrichshafen kentinde düzenlenen EUROBIKE 2018 fuarında piyasaya sürülen yeni forma, grafen Plus’ın (G +) benzersiz özelliklerinden yararlanmak üzere tasarlandı ve binicinin vücudundaki ısıyı yayarak, çevresel şartlar yerine performansa daha fazla odaklandı. Directa Plus’ın G + grafeni ile geliştirilen yeni Aero Jersey, bisiklet giyiminde türünün ilk örneği.

Grafen bazlı ürünler non-toksik ve non-sitotoksik olarak ayrı ayrı sertifika almış

Şirketin eşsiz ve baskılı G+ düzlemsel termal devresi, vücutta üretilen ısıyı dağıtır ve kullanıcının konforunu önemli ölçüde iyileştirmek için gerektiğinde yayarak, binicilerin vücut ısısını düzenlemek için daha az enerji kullanılmasını sağlar. G+ ile işlem gören kumaşlar aynı zamanda elektrostatik ve bakteriyostatik özelliktedir. Bu özellikler nem yönetimine katkıda bulunarak, koku giderici bir etki yaratır ve giysinin dışına yerleştirildiğinde, G+ yüksek spor performansı sağlamak için hava ve su ile sürtünmeyi azaltır. Buna ek olarak, Directa Plus’ın üretim sürecinde kimyasal maddeler kullanılmamakta olup, grafen bazlı ürünler non-toksik ve non-sitotoksik olarak ayrı ayrı sertifika almıştır.

Directa Plus’ın Yönetim Kurulu Başkanı Giulio Cesareo ürünü şu sözlerle tanıttı : “Kapsamlı bir laboratuvar ve yol testinden geçmiş olan  Graphene Plus ürünümüzü içeren G+ Aero Jersey’i piyasaya sürdüğü için Oakley ve Bioracer’e teşekkür ediyoruz. Termal düzenleme konusunda, ürünümüzün güçlü yönlerini ve özellikle G+ düzlemsel termal devreyi oldukça öne çıkarmaktadır. Spor giyim pazarında G+ için büyük bir potansiyel mevcut olup, kayak, golf ve atletizm dahil olmak üzere farklı spor türlerinde G+ destekli tekstil portföyümüze bisiklet kıyafetlerini eklemekten de memnuniyet duyuyoruz. Bisiklet giyiminde türünün ilk örneği olan bu lansmandaki başarıları için Oakley ve Bioracer’ı tebrik ediyoruz ve onlarla olan iş ilişkimizi geliştirmeyi umuyoruz.”

Devan, Tekstil Ürünlerinde Evcil Hayvan Alerjenlerinin Önüne Geçecek Doğal Teknolojisini Tanıttı

Tekstil-apresinde yenilikçi ürünleriyle öne çıkan Devan Chemicals, tekstil ürünlerini, kedi ve köpeklerden yayılan alerjenlerden koruyacak teknolojisini tanıttı. Purissimo ™ probiyotik bazlı bir çözüm olup, tamamen doğaldır. Bu teknolojide, yataklardaki alerjenlere karşı geliştirilen ve on yıldan fazla bir süredir başarılı bir çözüm sağlayan Purotex® ile elde edilen deneyimlerden ilham alındı.

Evcil hayvanlar, geçtiğimiz birkaç on yıl boyunca sosyal statülerini gittikçe yükselterek, bahçedeki muhafızlıktan, ev içindeki aile üyeleri olma konumuna geldiler. Amerikan Evcil Hayvan Ürünleri Birliği, ABD’de, en popülerleri kedi ve köpekler olmak üzere, evlerin % 65’inde bir evcil hayvan bulunduğunu tahmin ediyor. Avrupa’da ise, evlerin % 30’undan fazlasında bir evcil hayvan bulunuyor. Veriler kesin olmamakla birlikte, araştırmacılar insanlar ve evcil hayvanlar arasında bu giderek artan yakın temasın ve sonuçta ortaya çıkan yüksek alerjen maruziyetinin evcil hayvan alerjilerindeki artışın bir nedeni olabileceğini düşünmektedir.

Purissimo™

Birçok çalışma, alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşandığını öne sürdüğünden, Devan buna artık bir çözüm bulunmasını gerektiğini düşünerek harekete geçti. Purissimo ™, on yıldan uzun bir süre boyunca yatak sektöründe kullanılan çok başarılı bir alerjen mücadele teknolojisi olan Purotex® ile yılların deneyiminden ilham alan doğal bir teknolojidir. Ev tozu akarlarını %99’dan fazla bir oranda kıran Purotex®, ev tozu akarlarından kaynaklanan alerjik hastalıkları azaltmada etkili ve koruyucu bir yöntem olduğunu kanıtlamıştır.

Ancak, maalesef alerjiler yalnızca yatak ve ev tozu akarları ile sınırlı değil. Bu nedenle Devan, alerjik reaksiyonlarla ilgili sağlık sorunlarının azaltılması için daha fazla neler yapılabileceğini araştırmaya başladı. Aylar süren testlerden sonra şirket, kediler (kedi alerjeni Fel d 1) ve köpekler (köpek alerjisi Can f 1) gibi evcil hayvanlardan kaynaklanan alerjiler için bir çözüm geliştirdi. Test sonuçları, işlemden geçirilen örneklerdeki kedi tüyü alerjeni Fel dl miktarında % 92,8’lik önemli bir azalma olduğunu göstermektedir. Geliştirilen teknoloji, probiyotik bakterilere dayanmakta olup, tamamen doğaldır.

Probiyotikler

İlk olarak, inaktif probiyotik bakteriler mikrokapsüllere alınır. Ardından bu mikrokapsüller tekstile entegre edilir. Kumaş sürtünmeye maruz kaldığında, mikrokapsüller açılarak sporları serbest bırakır. Sporlar nemi emerek probiyotik bakterilere dönüşür ve alerjik reaksiyonlara ve astıma neden olan çeşitli alerjenleri içeren organik maddeyi tüketmeye başlar.

Evcil hayvan alerjenleri, (elbise ve ayakkabı gibi tekstil yüzeylerine yapışarak yayılma nedeniyle) hayvanların olmadığı evlerde de bulunduğundan, Devan’ın çözümü halılar, perdeler, döşemelik kumaşlar, vb. gibi ev tekstillerinde de uygulanarak, temiz, ferah ve alerjensiz bir ortam elde edilebilir. Ayrıca araba battaniyeleri ve diğer evcil hayvan örtülerini düşünün. Bu teknoloji yalnızca evlerimizde değil, okullar, hastaneler, kütüphaneler, vb. gibi kamusal alanlarda da, evcil hayvan alerjenlerinin yayılmasını ve beraberinde gelen “ikinci el” kirliliğini engellemede kullanılabilir.

Elastik Dokusuz Yüzeyler ve Uygulama Alanları

Deniz Duran1, Hatice Aktekeli2

1Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü, 35100 Bornova, İzmir/TÜRKİYE

2Ege Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Tekstil Mühendisliği Bölümü, 35100 Bornova, İzmir/TÜRKİYE

deniz.duran@ege.edu.tr

Elastik Dokusuz Yüzeyler ve Uygulama Alanları

Özet

Dokusuz yüzeyler son yıllarda en hızlı ilerleme gösteren tekstil dallarından birisi olmuştur. Bu artıştaki önemli oran kullanıp atılan ürün kullanımının pratikliği ve hijyen açısından öneminin anlaşılmasından meydana gelmektedir. Konfor ve kullanım rahatlığı açısından bazı alanlarda kullanılan dokusuz yüzeylerin esnekliğinin yüksek olması ve bu esneklik özelliklerinin korunması istenmektedir. Bu nedenle esnek dokusuz yüzeylere ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada esnek dokusuz yüzeylerin tanımı, esnek dokusuz yüzey elde etme yöntemleri ve uygulama alanları belirtilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Dokusuz yüzey; Esnek dokusuz yüzey; Elastik dokusuz yüzey; Termoplastik elastomer.

 

  1. GİRİŞ

Küreselleşen dünyada sanayi ve ekonomimizin gelişebilmesi için yenilikçi ürünler üretmek bir gereklilik olmuştur. Maliyet ve hız üretim aşamamızda karşımıza çıkan en önemli iki faktördür. Bu alanda, dokusuz yüzeyler günümüzde geniş kullanım alanlarıyla modern hayatın her aşamasında sorunlara hızlı, kolay, etkili ve ekonomik çözümler bulunmasını sağlamaktadırlar. Dokusuz yüzey ürünlerin üreticiler açısından avantajı temelde üretim aşamalarının klasik tekstillere göre daha az oluşundan, kumaş oluşum sürecinin basitliği ve dokusuz yüzey ürüne istenilen niteliklerin (emici/tutucu, yumuşak/gergin vb.) verilebilmesi gibi özelliklerinden kaynaklanmaktadır[1].

Daha hızlı ve daha ucuz üretimler olarak gerek üreticilerin gerekse de tüketicilerin gün geçtikçe daha yoğun ilgi gösterdiği dokusuz yüzey ürünler, her gün yeni alanlarda kullanılmaktadır. Özellikle kullan-at ürünlerin pratikliği ve kullanım alışkanlığının artması dokusuz yüzey sektöründe hareketlilik yaratmış ve sektörün büyümesine neden olmuştur. Türkiye’nin 22 temel ürün grubunda teknik tekstil ihracatı incelendiğinde Türkiye’nin teknik tekstil ihracatında torba ve çuvallardan sonra en fazla ihracatı yapılan ürün grupları, dokunmamış yüzeyler (nonwoven) oluşturmaktadır. Türkiye’nin toplam teknik tekstil ihracatının %22,2’sini oluşturan dokunmamış yüzeyler (nonwoven) ihracatı 2014 yılında %14,8 oranında yükselerek yaklaşık 354 milyon dolar değerinde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin 22 temel ürün grubunda teknik tekstil ithalatı incelendiğinde ise, dokunmamış yüzeylerin (nonwoven) %18,5 pay ile en fazla ithalat yapılan ürün grubu olduğu görülmektedir. 2014 yılında dokunmamış yüzeyler (nonwoven) ithalatı %0,6 oranında artışla yaklaşık 270 milyon dolar değerinde gerçekleşmiştir[1, 2].

Dokusuz yüzey ürünlere olan talep her geçen gün artmaktadır ve dünya çapındaki talebin 2017 yılında %5,3 artış göstererek yıllık 9 milyon metrik tona ulaşacağı öngörülmektedir[3].

Dokunmamış ürünler alanında süregelen ihtiyaç ise yüksek esneklik derecesine sahip ürünleri düşük maliyetle üretebilmek olmuştur. Özellikle tek kullanımlık çocuk bezi, hasta bezi ve ayrıca astar, filtrasyon gibi alanlar için bu dokunmamış ürünler üretilir hale gelmiştir. Esneklik, yumuşaklık, dayanıklılık, iyi esneme-geri dönme özelliği ve yüksek yırtılma uzaması özelliklerinden dolayı kullanımda vücudu sarma ve konfor sağlama gibi nedenler için tercih edilmektedirler[4].

Son yıllarda dokusuz yüzey alanında meydana gelen yeniliklerin önemli bir konusu olan elastik dokusuz yüzeyler ile ilgili literatürde de bazı çalışmalar mevcuttur.

Srinivas ve arkadaşları yaptığı çalışmada polipropilen homopolimeri ve termoplastik elastomeri (TPE) aynı koşullar altında işleme tabi tutmuşlar ve uzama özelliklerinde belirgin farklılık gözlemlemişlerdir. Polipropilen homopolimeri sadece  %35 uzarken termoplastik elastomer (TPE) ile üretilen yüzeyler %360’lara kadar uzayabilmektedir. Srinivas ve arkadaşlarına göre molekül ağırlığı, molekül ağırlık dağılımı, kompozisyonu, erime sıcaklığı ve kristalinite derecesi gibi moleküler parametreler polimerin elastik davranışını etkiler. Tülbentin elastikiyeti molekül ağırlığı ve özel elastomerin bileşimi ile bağlantılıdır. Beklendiği gibi, düşük kristalinite, yüksek elastikiyet getirir. Kristalinite derecesi arttıkça, polimerin mekanik davranışı elastomerik karakterden plastik karaktere dönüşür[5].

Zhao yaptığı çalışmada endüstrinin, özel polimerler kullanarak benzersiz lif ve yüzey yapıları geliştirmek için meltblown prosesine odaklandığını, yüksek değerde meltblown ürünler geliştirmek için birçok faktöre ihtiyaç duyulduğunu ve bunlar arasında, polimer özellikleri, ürünün hedeflenen kullanım alanları, meltblown ekipmanlarının özellik ve kapasiteleri bulunduğunu ifade etmiştir. Meltblown yöntemiyle üretilmiş polipropilen nonwovenların tek yönlü esneme özellikleri olabilmesine rağmen, elastik hammadde ile üretilmiş nonwovenların yüksek esneklikleri ile hijyen, medikal, kişisel bakım ürünleri gibi alanlarda daha fazla ilgi çekmekte olduğunu belirtmiştir[6].

Dharmarajan ve arkadaşları yaptığı çalışmada yüzey üretiminde meltblown yöntemini kullanmışlar ve bazı numuneler için termoplastik elastomer (TPE) ile klasik polipropileni harmanlamışlardır. Polipropilene termoplastik elastomerin dahil edilmesi nonwoven yüzeyin uzamasını arttırmaktadır. Yüzey esnekliği TPE oranı arttıkça artmaktadır. Ağırlıkça %30 TPE içeriği bile yüzeyi polipropilene göre daha yumuşak ve dökümlü yapar. Bu sonuçlar doğrultusunda TPE polimerleri içeren meltblown elastik nonwovenlar hijyen, kişisel bakım, tıp ve endüstriyel uygulamalarda kullanılabilir yeni bir elastomerik ürün sunduğunu ifade etmişlerdir[7].

Li ve arkadaşları yaptığı çalışmada termoplastik elastomer kullanarak meltblown yöntemine göre yüzey üretmişlerdir. Li ve arkadaşlarına göre elastik meltblown nonwovenların sıradan meltblown tülbentlerle kıyaslanamayacak üstünlükleri vardır. Bu yüzden bu materyalin nonwoven endüstrisinin yeni gözdesi olduğunu ve TPE kullanılarak meltblown yöntemi ile üretilmiş elastik nonwovenlar geleneksel nonwovenların düşük elastikiyet problemini çözen, yüksek elastikiyete sahip materyaller olduğunu ifade etmişlerdir[8].

  1. ELASTİK DOKUSUZ YÜZEYLER

Bir kuvvetin etkisi altında deformasyona uğrayan (uzama gösteren/şekil değiştiren) ve kuvvet kaldırıldıktan sonra eski durumuna dönen cisme elastik cisim, böyle bir deformasyona da elastik deformasyon denir. Mekanik sünme (creep) özelliği (hemen hemen) görülmez[9].

Elastik dokusuz yüzeyler ise klasik dokusuz yüzeylere göre üstün uzama/geri dönme gösteren ürünlerdir. Klasik dokusuz yüzeylerdeki esneme %30 civarlarında kalırken elastik dokusuz yüzeylerde bu oran %300’lere ulaşabilmektedir[5].

Klasik sentetik hammaddeler kullanılarak üretilen yüzeylerin sınırlı esneklikleri, kullanım alanları ve uygulamalarında kısıtlamalar yaratmaktadır. Özel termoplastik elastomerler (TPE) kullanarak üretilen yüzeylerde bu problem ortadan kalkarak ve yüksek elastikiyete sahip yüzeyler meydana gelebilmektedir (Şekil 1). Bu da kısıtlamaların önünü açarak ve meltblown(eriyik üfleme) yönteminin avantajlarıyla birleşerek daha yaygın ve elverişli kullanımın alanı bulacaktır[6].

Gerilmeden önce elastik dokusuz yüzey                Gerilmeden sonra elastik dokusuz yüzey

Şekil 1. Gerilmeden önce ve sonra elastik dokusuz yüzey görünümü[10]

2.1. Elastik Dokusuz Yüzey Üretim Yöntemleri

Elastikiyet yapıya farklı yöntemlerle kazandırılabilir. Bunlardan önemlileri:

2.1.1.Dokusuz tülbent yapısının hacimli özel tasarımı

Hacimli yapı özellikle iğneleme yöntemi ile kazandırılabilmektedir. Bu yöntemde lifler yüzey oluşturmak için düzgün bir biçimde üst üste serilerek tülbent yüzeyi oluşturmak üzere özel iğnelerle sabitleştirilmektedir. Ancak bu şekilde üretilen yüzeylerin kalınlıkları fazla olabilmektedir ve çok az bir esneklik göstermektedirler.

2.1.2.Kıvrımlı lif kullanımı ile materyale elastikiyet kazandırma

Kıvrımlı lifler kullanılarak üretilen yüzeylerde bir kuvvet etkisi ile liflerdeki kıvrımlar açılacağından dolayı yüzey bir miktar esneme gösterecek kuvvet kalktığında ise eski haline dönecektir. Ancak bu yöntem ile elde edilen esneklik çok çok yetersiz kalmaktadır.

2.1.3.Özel hammadde ile eriyik üfleme (meltblown) yöntemi kullanarak üretim

Meltblown yöntemi yüzey oluşturmak için özel bir hazırlık aşaması gerektirmez, ayrıca lif çekmek için herhangi bir çözelti hazırlamaya da gerek yoktur. Polimerlerden direkt olarak lifler elde edilirler.

Meltblown yönteminde özel termoplastik madde(TPE) ekstruder içinde ısıtılarak lifin oluşumunu sağlayabilecek sıcaklık ve viskoziteye kadar eritilir. Eriyik yüksek hızda sıcak hava akımıyla düze deliklerinden püskürtülür ve mikro boyuttaki bu lifler toplama silindirine doğru ilerledikçe soğur ve katılaşır. Katılaşan lifler toplama silindirinde rastgele oryante olarak elastik dokunmamış yüzeyi meydana getirir[11].

2.1.4.Kaplama gibi bitim işlemleri ile üretim

Dokusuz yüzey zeminin bir ya da her iki yüzeyini kimyasal bir madde ile kaplayarak elde edilmektedir. Kimyasallar toz, pasta veya köpük formunda yüzeye aktarılarak zemin üzerinde bir film tabakası oluşturulmaktadır[12].

2.1.5.Kompozit teknolojisi ile üretim

Kompozit malzemeler; belirli bir amaca yönelik olarak en az iki farklı malzemenin bir araya getirilmesiyle meydana gelen malzeme gurubudur. Üç boyutlu nitelikteki bu bir araya getirmede amaç, bileşenlerin hiç birinde tek başına mevcut olmayan bir özelliğin elde edilmesidir. Diğer bir deyişle, amaçlanan doğrultuda bileşenlerin daha üstün özelliklere sahip bir malzeme üretilmesi hedeflenmektedir[13].

İlk iki metotla üretilen tülbentlerin elastikiyeti sınırlıdır ve kalınlıkları fazladır. Kaplama yöntemi ile elde edilen tülbentin de esnekliği arzu edilen düzeyde değildir. TPE cipsleri kullanılarak üretilen tülbentte ise istenmeyen sorunların çözdüğü görülmüştür. [8].

  1. ELASTİK DOKUSUZ YÜZEYLERİN HAMMADDESİ TERMOPLASTİK ELASTOMER(TPE)

Çekme kuvveti altında çok yüksek oranda uzama gösteren ve kuvvet kaldırıldığında anında ilk uzunluğuna dönen, çapraz bağlanmış kauçuğumsu polimerlere, ya da başka bir deyişle kauçuğumsu ağyapılara, elastomer adı verilir. En sık kullanılan ve bilinen elastomerler poliizopiren (ya da doğal kauçuk), polibütadiyen, poliizobütilen ve poliüretandır.

Termoplastik elastomerler (TPE’ler) ise molekülleri arasında kimyasal çapraz-bağa sahip olmamasına rağmen elastomer davranışı gösteren polimerlerdir.

TPE’lerdeki fiziksel çapraz-bağlar esnek molekülleri birbirine kenetleyerek ağsı yapıyı oluştururlar. Yüksek sıcaklıklarda termoplastik gibi proses edilebilirler ve soğutulduklarında elastomerik davranış gösterirler (Şekil 2). Termoplastik davranıştan elastomerik davranışa geçiş tamamen tersinirdir, yani geleneksel elastomerlerin aksine, termoplastik elastomerler tekrar tekrar proses edilebilirler; yani geri-dönüştürülebilirler[14].

Termoplastik elastomerler yapılarında iki ayrı faz içerirler:

  • kauçuk özellikleri gösteren elastomerik faz
  • termoplastik özellikleri gösteren rijid (sert) faz[14]

 

Şekil 2. Termoplastik elastomer yapısının sıcaklıkla değişimi[15]

 

 

 

  1. ELASTİK DOKUSUZ YÜZEYLERİN UYGULAMA ALANLARI

Elastik dokusuz yüzeyler filtrasyon alanında,  tıp ve hijyen alanında, yumuşak koruyucu başlık, astar ve eldiven olarak kullanım alanı bulmaktadır.

  • Tıp ve Hijyen

Gerek tıp ve hijyen uygulamalarında kullanılan materyallerin üretildiği lif tiplerinde, gerek bu materyallerin üretim tekniklerinde gerçekleştirilen araştırma ve geliştirme çalışmaları, tıp ve hijyen tekstillerinin tüm teknik tekstiller içerisinde sahip oldukları payın gün geçtikçe artmasına neden olmaktadır[16].

Tıp ve hijyen tekstillerinde en hızlı gelişmeler sentetik liflerin keşfinden sonra gerçekleşmiştir. Daha sonra 1960’larda nonwoven ürünlerin bulunması ve 1985 yılında tek kullanımlık ürün kullanımıyla enfeksiyon geçiş riskinin % 56 azalmasının ispatlanmasıyla gelişmelerin hızı artmıştır[17].

Nonwovenların en önemli kullanım alanını hijyen sektörü oluşturmaktadır. Avrupalı Nonwoven Üreticiler Birliği EDANA ’nın yayınladığı raporda 1997 yılında Avrupa hijyen pazarında 35 milyar, 2004 yılında 90 milyar ve 2013 yılında ise 211 milyar adet ürün satılmıştır (Şekil 3)[18].

Şekil 3. Avrupa hijyen pazarında satılan nonwoven ürün miktarı

Özellikle elastik nonwoven medikal bandajlar mükemmel bir esneme gösterir, yarayı iyi bir şekilde sarar, hızla iyileşmesine yardımcı olur ve sadece küçük bir iz bırakır. Bunu kullanan hastalar rahat ve konforlu hissederler.

Gözenekli yapısı cilt nemini geçirir ve cildin hava almasını sağlar. Elastik yapısı vücut kıvrımlarına, eklemlere kolayca uyum sağlar.

 

 

Ayrıca bu elastik nonwoven materyaller hasta ve çocuk bezi (Şekil 4), kadın pedleri gibi alanlarda ve cerrahi örtüler ve önlük gibi tek kullanımlık kaymazlık ve esneklik gerektiren hastane ekipmanlarında da kullanım alanı bulurlar[8].

Şekil 4. Elastik nonwoven materyaller kullanılmış hasta bezi[19]

 

 

  • Yumuşak ve Streç Başlık

Önemli ölçüde işçi konfor, güvenlik ve iş verimliliğini arttırmaktadır. Tahriş edici olmayan, yumuşak dokulu ve düşük büzülme kuvveti ile yüksek gerilmeye sahiptir. Mükemmel rahatlık ve giyim konforu için nefes alabilen yapıya sahiptirler. Mükemmel bariyer işlemi ve filtrasyon performansı sağlar (Şekil 5).

  • Kir, toz, havadaki partikülleri ve havadaki sıvıları engellemek için inşaat, madencilik, sağlık ve atık yönetimi, kullanımı için,
  • Toz, bakteri ve zararlı kimyasallara karşı koruma laboratuvarları ve fabrikalar için,
  • Açık hava etkinlikleri, rüzgar ve kuma karşı kalkan için,
  • Tıbbi kullanımda iyi bakteri ve partikül filtrasyon verimi sağlamak için,
  • Sert şapkalar, acil solunum maskeleri ve diğer yüz koruma ekipmanı altında astar olarak kullanılabilir[10].

Şekil 5. Elastik nonwoven materyal kullanılmış başlık[10]

  • Astar

Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Amerikan Tennessee Üniversitesi araştırmacıları tarafından ileri sürülen bir çalışma askeri giysilerin içine astar olarak elastik nonwoven kullanımı kimyasal ve biyolojik tehditlere karşı daha iyi bir filtreleme özelliği gösterdiğini açığa çıkarmıştır.

Ayrıca spor giysileri ve bayan giysilerinin içine bu yapı kullanılarak yapılan astarlar vücudu daha iyi gösterebilmektedir[8].

  • Filtrasyon

Mikrofiber lifler kullanılarak üretilen bu yapılar üstün filtrasyon performansı nedeniyle pazar payında büyük öneme sahiptir.

Ayrıca maske yapımında da kullanılabilen bu elastik nonwovenlar zararlı granülleri engelleyerek tıbbi alanda, gaz, toz ve bakteriler için koruma sağlar (Şekil 6). Üretilen filtreler klimalarda otomobillerde ve motorlarda kullanılabilir[8].

Şekil 6. Elastik nonwoven materyal kullanılmış maske[20]

  • Eldiven

Elastik nonwoven eldivenler mükemmel esneme, emicilik ve filtreleme özelliklerinde dolayı yüksek koruma gerektiren elektron fabrikalarında, ilaç fabrikalarında ve araştırma laboratuarlarında kullanılmaktadır[8].

  1. SONUÇ

Elastik nonwovenlar geleneksel nonwovenlara göre; artan esneklik için daha iyi uzama, daha yüksek darbe mukavemeti, kolay işleme için daha yüksek eriyik akış hızı, daha iyi mekanik özellikler sayesinde daha düşük maliyet ve daha yüksek performans ile dengeli mekanik özellikler sağlar. Özellikle makine yönü üzerinde daha iyi kopma mukavemeti ve yırtılma uzaması gösterirler[21].

Bu özelliklerinden dolayı elastik nonwovenların uygulama alanını her geçen gün büyüme göstermektedir. Bu alanda yapılan çalışmalar da her geçen gün artmaktadır. Özellikle tek kullanımlık ürünlerin sağlık açısından öneminin kavranması ile birlikte yaşam standartlarındaki gelişmeler, ürün performanslarının gelişimlerinin ileri seviyede olması ve önde gelen firmaların pazar hâkimiyetlerini sürdürmek için yaptıkları Ar-Ge çalışmaları dokusuz yüzeylerin önemli dallarından birisi olmaya aday elastik dokusuz yüzeylere olan ilgi ve araştırmayı arttırmıştır.

 

KAYNAKLAR

[1]KDR Tekstil, http://www.kdrtekstil.com.tr/bilgi-3.php (Erişim tarihi: 13.05.2016)

[2]ITKIB, Teknik Tekstil Sektörüne İlişkin Güncel Bilgiler, Mart 2015, http://www.itkib.org.tr/ihracat/DisTicaretBilgileri/raporlar/dosyalar/2015/TEKNIK_TEKSTIL_SEKTORUNE_ILISKIN_GUNCEL_BILGILER-MART_2015.pdf (Erişim tarihi: 05.04.2016)

[3]Textotex, Hijyen Uygulamalarında Nonwoven Teknolojisi, http://www.textotex.com/haber/tekniktekstil/hijyen-uygulamalarinda-nonwoven-teknolojisi.html (Erişim tarihi: 03.11.2015)

[4]Boggs L., Elastic polyetherester nonwoven web, 1987, US 4707398 A.

[5]Srinivas, S., Cheng, C. Y., Dharmarajan, N. and Racine G., 2005, “Elastic Nonwoven Fabrics from Polyolefin Elastomers”, http://faculty.mu.edu.sa/public/uploads/1426341765.4035Elastic_Nonwoven_Fabrics.pdf (Erişim tarihi: 10.10.2015)

[6]Zhou R., 2004, Stretching the Value of Melt Blown with Cellulose Microfiber and Elastic Resins, Biax Fiberfilm Corporation, 13p.

[7]Dharmarajan R., Kacker S., Gallez V., Westwood A.D. and Cheng C.Y., Meltblown Elastic Nonwovens from Specialty Polyolefin Elastomers, ExxonMobil Chemical Company, 3p.

[8]Li L., Zhang J., Li S. and Qian X., 2011, Research Progress of Elastic Nonwovens with Meltblown Technology, Advanced Materials Research, Vols. 332-334, 1247-1252pp.

[9]Yalçınkaya E., Elastisite Teorisi(Stress-Strain) Gerilme-Deformasyon İlişkisi, https://iujfk.files.wordpress.com/2013/09/3-ders-elastisite.pdf, (Erişim Tarihi: 28.04.2016)

[10]Vitaflex, http://vitaflexllc.com/index.html, (Erişim Tarihi: 19.10.2015)

[11]Atul Dahiya, M., Kamath, G. and  Raghavendra, R., 2004, Meltblown Technology, http://www.engr.utk.edu/mse/Textiles/Melt%20Blown%20Technology.htm (Erişim tarihi: 13.10.2015)

[12]Bulut Y., Sülar V., 2008, Kaplama veya Laminasyon Teknikleri ile Üretilen Kumaşların Genel Özellikleri ve Performans Testleri, Tekstil ve Mühendis, Sayı:70-71, 5-16.

[13]Kompozit Malzemeler Hakkkında Her şey, http://www.bilgiustam.com/kompozit-malzemeler-hakkinda-hersey/(Erişim Tarihi: 21.09.2016)

[14]Esen, M., “Termoplastik Elastomerler”, http://www.kimyam.net/2012/09/elastomer-nedir.html (Erişim tarihi: 26.10.2015)

[15]Deniz V., Karakaya N., Karaağaç B., Aytaç A. ve Gümüş S., 2008, Stirenik Termoplastik Elastomer Malzeme Geliştirilmesi, TÜBİTAK MAG Proje 107M412, 58s.

[16]Ilgaz S., Duran D., Mecit D., Bayraktar G., Gülümser T. ve Tarakçıoğlu I., Medikal Tekstiller, Tekstil Teknik Dergisi, Şubat 2007, Yıl-23, Sayı 265, 138-162.

[17]Güney S., 2009, Peristaltik Hareket Sağlayan Tıbbi Tekstil Materyalinin Geliştirilmesi ve Bilgisayarlı Kontrolü, Süleyman Demirel Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, Isparta, 70s.

[18]Anonim, 2010, Nonwoven Tekniği ile Hijyenik, http://www.bilgilerforumu.com/forum/konu/nonwoven-teknigi-ile-hijyenik.630333/,  (Erişim Tarihi: 10.02.2016)

[19]Can Kimya, http://www.tamtut.com/tr/fullbond-urunler/20/yetiskin-ve-hasta-bezi-hotmelt-yapistiricilari, (Erişim Tarihi: 30.09.2016)

[20]ASM Medical, http://www.asmmedical.com/cat/aile-hekimligi-sarf-malzemeleri/sayfa/2, (Erişim Tarihi: 30.09.2016)

[21]ExxonMobil Chemical, 2010, Vistamaxx™ propylene-based elastomer,

http://www.ktron.com/News/Seminars/Plastics/Houston/Vistamaxx_-_PBE-An_innovation_for_the_masterbatch_industry.cfm, (Erişim Tarihi: 24.09.2015)