Örümcek İpeğinin Zırhlı Çelik Versiyonu Araştırılıyor

Bioteknoloji şirketi AMSilk ve Airbus, havacılık tasarımında devrim yaratabileceğine inandıkları tamamen yeni nesil bir kompozit malzeme yaratmak için yapay örümcek ipeği kullanmayı planlıyor.

Örümcek ipeği, doğanın en şaşırtıcı malzemelerinden biri. Çelikten daha güçlü, Kevlar’dan daha sert ve son derece hafif olan, bir kalem kadar kalın liflerden yapılmış örümcek ağı, yaklaşık 200 ton ağırlığında tam yüklü A350’i tutabiliyor. Onlarca yıldır bilim adamları, örümcek ipeğinin endüstriyel kullanım için şaşırtıcı özelliklerini yeniden yaratmaya çalıştılar. Ancak bu çabalar şimdiye kadar başarısız oldu. Almanya’nın Münih şehrinde bulunan ve sentetik ipek biyopolimerleri – suni örümcek ipeği olarak adlandıran AMSilk, dünyanın ilk endüstriyel tedarikçisi konumunda. 2016 yılında, AMSilk, büyük bir spor giyim etiketi ile bir prototip ayakkabı bile yaptı. Şimdi, Airbus ile birlikte, teknolojisini havacılık alanına aktarmak istiyor.  Airbus ve AMSilk, tamamen yeni bir kompozit malzeme alanı yaratmak için birlikte çalışacak. Airbus için işbirliğinin öncüsü ise, gelişmekte olan teknolojiler ve konseptlerden sorumlu inovasyon müdürü olan Detlev Konigorski. “Şu anda, AMSilk yılda bir metrik ton ölçeğinde ipek üretiyor, ancak bu henüz havacılık için yeterli değil” diyen Konigorski şöyle devam ediyor; “Bunu çelikle karşılaştırabilirsiniz – araba yapmak için kullandığınız şey, savaş gemileri yapmak için kullandığınız ile aynı değildir. Örümcek ipeğinin zırhlı çelik versiyonunu arıyoruz.”

AMSilk, örümcek DNA’sını ilk kez çözdükten sonra, hayvanın ipek üretmeye ve onu bakterilere sokmaya yönelik özel genetik kodunu alarak aynı malzemeyi yapay olarak yeniden üretebildiklerini fark etti. Şirket bu prosesi, su ile dolu ve bakterileri büyütmek için 37°C’ye kadar ısıtılan dört kat yükseklikte 60.000 litre tankta gerçekleştiriyor. Sonuç ise; bir lif, film veya jel halinde oluşturulabilen bir tozdur. Karbon elyaf kompozitlerin daha fazla kullanılması, son yıllarda uçak ağırlığının ve dolayısıyla yakıt tüketiminin azaltılmasına yardımcı oluyor, ancak AMSilk’in Bioçelik elyafı üstün esneklik ve şok direnci özelliklerine sahip.

Mukavemet kaybetmeden kıvrılır, bu yüzden enkaz etkisine veya kuş çarpmasına eğilimli olan gövdeden uzak parçalara entegre edilebilir. Uzay ekipmanının benzer şekilde korunmasına veya savunma ürünlerine uygulanmasına yardımcı olabilir.

İpek aynı zamanda olağanüstü anti bakteriyel özelliklere de sahiptir, bu yüzden onu bir uçak kabininin içine daha hijyenik bir malzeme olarak entegre edebiliriz. “Airbus ve AMSilk, 2019’da bir prototip kompozit sunmayı hedefliyor.” diyen Konigorski şöyle devam ediyor.“ Tamamen yeni bir malzeme ile çalışma şansı, pek çok heyecan verici imkân sunuyor. Sonuç olarak, bu malzeme tasarım ve inşaata tamamen yeni bir şekilde yaklaşmamızı sağlayabilir. ”

Rostec’ten “Geleceğin Askeri” için Bukalemun Kask

Rostec, Army 2018 forumunda, askeri araçlar ve askerler için çevredeki rengi taklit edebilen eşsiz kamuflaj ürününü tanıttı. Şirket, üçüncü nesil gelişmiş ekipman Ratnik için üretilen asker miğferi ile ürünün malzeme kabiliyetini sergiledi. Bukalemun kamuflaj, şirketin Patriot Park’taki daimi sergisinde izleyicilere sunuluyor.

Prototip miğferi örten ve özel geliştirilmiş elektrikle çalışan bu malzeme, kamufle edilen yüzeye ve çevreye bağlı olarak renk değiştirebiliyor. Malzeme, renk yoğunluğundaki dinamik değişimleri yansıtabiliyor ve rüzgârda yaprak hareketleri gibi karmaşık görüntüleri taklit edebiliyor. Ürünün geliştirilmesi, Rostec bünyesindeki Ruselectronics ve TSNIITOCHMASH tarafından gerçekleştirildi.

Rostec’te Teçhizat Direktörü Sergey Abramov “Mevcut kamuflaj türleri, arka plandaki değişikliklere göre maskeleme özelliklerini değiştirmezler. Örneğin, askerler ormanda yeşil alanda görülmeyecekler, ancak kumlu alanlarda veya karda görünür olacaklar. Ruselectronics tarafından geliştirilen yenilikçi bir kamuflaj maskelemede benzersiz fırsatlar sunuyor. Miğfer gibi bir teçhizat üzerinde nasıl kullanıldığını gösteriyoruz. Ancak uygulamanın kapsamı çok daha geniş. Giysilerde, silahlarda ve askeri teçhizatta kullanılabilir.” sözleriyle ürünü tanıttı.

Bu teknoloji ruh haline göre renk ve desen değiştiren giysilerin üretiminde kullanılabilir

Kaplama, normal boya gibi tabana uygulanıyor ve kalınlık ve tekdüzelik bakımından büyük bir kesinlik gerektirmiyor. Bu, özellikle onarımların sahada gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.

Sürekli adaptasyon modunda yapılan güç tüketimi, enerji tasarruflu lambalardakinden fazla değildir. Kaplamanın kütlesi, metrekare başına sadece birkaç yüz gram. Bu teknoloji, ileride sivil alanlarda da kullanılabilir. Örneğin, tekstil sektöründe, kişinin ruh haline göre renk ve desen değiştiren giysilerin üretiminde kullanılabilir.

 

Lenzing, Eco Disperse Teknolojisi ile Islak Mendiller İçin Yenilik Sunuyor

Lenzing, Eco Disperse teknolojisine sahip yeni bir VEOCEL™ Lyocell elyafı piyasaya sürdüğünü duyurdu. Bu elyaf, gelişmiş biyolojik parçalanma performansı ile tuvalete atılabilen ıslak mendillerde kullanılmak üzere tasarlandı.

Botanik kökenli, Eco Disperse teknolojisine sahip tüm VEOCEL™ Lyocell elyafları, iyileştirilmiş ıslaklık mukavemeti, doğada çözünebilme ve etkili sıvı yönetimi özelliklerine sahip. Bu selülozik elyaflar, 8 mm ile 12 mm’lik kesme uzunluklarına sahip ve çoğu wetlaid işleme teknolojisinde %20’lik – %40’lık karıştırma oranları için çok yönlü. Eco Disperse teknolojisi ile üretilen VEOCEL™ Lyocell elyaflar ve kağıt hamuru içeren bir harmanla oluşturulan nonwoven ürünler, yedi sıkı endüstriyel testten geçtikten sonra, Mayıs 2018’de yayımlanan ‘Tek Kullanımlık Nonwoven Ürünlerin Sızdırmazlıklarını Değerlendirmeye Yönelik INDA / EDANA Kılavuzları’na göre “tamamen tuvalete atılabilir” olarak onaylandı.

Polyester gibi doğada çözünemeyen sentetik elyaflar, bugünün mendil uygulamaları için nonwoven kumaşlarda en yaygın harmanlama elyafları iken, Lenzing Global Nonwoven İş Yönetimi Başkan Yardımcısı Wolfgang Plasser, VEOCEL™ elyafların çok yönlü olması sebebiyle, sentetik malzemelere sürdürülebilir ve botanik kökenli bir alternatif sunduğunu belirtti.

Plasser, “Proaktif bir yaklaşım izliyoruz ve rahatlığı çevre sorumluluğuyla birleştiren tuvalete atılabilen ıslak mendiller için temel oluşturuyoruz. Böylece diğer nonwoven segmentlerin yanı sıra, tuvalete atılabilen nonwoven ürünlere de uygun kalite ve performansı getirebiliriz. ”dedi.

Eco Disperse teknolojisiyle üretilen yeni VEOCEL™ Lyocell elyaflarından yapılmış ıslak mendillerin ıslaklık mukavemeti ve kullanılabilirliği yüksektir, daha kısa bir süre içinde parçalara ayrılabilir. Örneğin, yeni VEOCEL™ Lyocell elyaflarının %20’sine ve kağıt hamurunun %80’ine sahip olan nonwoven kumaşlar, 30 dakika içinde %90’nın üzerinde parçalanır, bu da INDA / EDANA’nın Mayıs 2018’de yayımlanan ‘Tek Kullanımlık Nonwoven Ürünlerin Tuvalete Atılabilirlik Durumunun Değerlendirilmesi Kılavuzu’ndaki Parçalanma Testi FG502’de belirtilenden daha hızlıdır.

VEOCEL™ Lyocell elyafları, üretim süreci için kullanılan çözücünün %99’undan fazlasının geri kazanılacağı ve yeniden kullanılacağı sürdürülebilir, kapalı döngü işlemiyle üretilir. Elyaflar, bebek bezleri, yüz temizleme mendilleri, suda çözünebilen mendiller, genel amaçlı mendiller gibi nonwoven ürünler için harmanlama malzemesi olarak kabul edilebilir.

Hexcel’in Acousti-Cap® Teknolojisi NASA-Boeing Uçuş Testinde Uçak Gürültüsünü Azaltmaya Yardımcı Oluyor

Hava taşıtı motor gürültüsü, havalimanları ve kalabalık şehirlerde çevresel gürültüye neden olduğundan havacılık endüstrisi daha az gürültü çıkaracak yeni uçak tasarımları üzerinde çalışmaya başladı. Böylece gürültü kirliliğini azaltmak için endüstriye uygulanan ve sürekli artan gereksinimler karşılanabiliyor konuma geldi.

Uçak motorunun gürültüsünü koruyan ve emen kaynak, bu sorunu ele almanın en etkili yollarından birini temsil ediyor. Gelişmiş kompozit teknolojisinde lider markalardan biri olan Hexcel, akustik teknoloji geliştirmenin ön planda olduğu Acousti-Cap® geniş bantlı ses azaltıcı petek ile motor tasarımcılarının, gürültüyü uçakların kalkışına ve inişine indirgemelerine olanak tanıyor. Hexcel, Petek Paneller için Grup Ürün Müdürü Imad Atallah “Hexcel, performansı artırmak ve maliyetleri azaltmak için Acousti-Cap® ürün teknolojisinin gelişimine yatırım yapmaya devam etti. NASA ve Boeing dâhil olmak üzere endüstri liderleri ile iş birliği, bu gelişmenin anahtarı oldu.” dedi.

2DOF (Two Degrees of Freedom) petek çekir- dekli akustik astar 2008 yılında piyasaya sürüldü ve ardından Boeing 787 Dreamliner hava girişine, Boeing 747-8 hava girişine, transcowl’e ve daha yakın zamanda Boeing 737 MAX hava girişine yerleştirildi. Bu başarı, akustik septumun petek hücresine farklı yüksekliklerde yerleştirilmesine ve petek bölümlerinde, iki petek septumuna sahip olduğu MDOF’de (Multi-Degrees of Freedom) teknolojinin gelişmesi ve evrimin sürmesini sağladı. Bu tip teknoloji, daha geniş bir frekans aralığında ve ayrıca artan emilimde gelişmiş akustik zayıflama sağlar.

Hexcel’in en son Acousti-Cap® teknolojisi, bir B737 MAX test platformunda ortak bir NASA-Boeing uçuşunda test edildi. Sonuçlar, Havacılık Haftası’nda bildirildiği üzere beklentilerin üzerinde çıktı. MDOF teknolojisinin geliştirilmesi konusunda Hexcel ve NASA arasında birkaç yıldır sürdürülen iş birliği, bu son uçuş testinde başarılı sonuçlar alınmasına sebep oldu.

Daha geniş bir gürültü frekansı aralığını azaltma ve Hexcel astarı ile akustik absorpsiyonu artırma yeteneği, sürtünmeyi azaltan ve gürültü azaltımını sağlayan genel girişin optimize edilmiş tasarımına olanak tanıdı.

Eski Jeanler Yapay Kıkırdağa Dönüşüyor

Deakin Üniversitesi’ndeki araştırmacıların öncülüğünde gerçekleştirilen ileri düzey tekstil geri dönüşüm yöntemleri sayesinde denim kumaşlar, rekonstrüktif eklem cerrahisi için yapay kıkırdağa dönüştürülebiliyor.

Deakin’daki bilim adamları Dr. Nolene Byrne ve doktora adayı Beini Zeng, denim kumaşının nasıl çözüldüğünü ve kalıntıların kıkırdak yapıdaki biyolojik iskelet, su filtreleme ve gelişmiş batarya teknolojisindeki ayırıcılar gibi bir dizi farklı alanda kullanılan düşük yoğunluklu madde olan aerojele nasıl dönüştürüldüğünü keşfetti. Deakin Üniversitesi İleri Malzemeler Enstitüsü (IFM) ve Mühendislik Fakültesi’nin ortaklaşa yürüttüğü projede çalışmaları tamamlayan Dr.Byrne, süreçten sonuç alındığını çünkü denim kumaşın, selülozdan oluşan doğal bir polimer olan pamuktan üretildiğini söyledi.

“Selüloz çok yönlü yenilenebilir bir malzemedir, bu yüzden atık denimler üzerinde sıvı çözücüler yardımıyla çözünme sağlayarak aerojel ve diğer çeşitli formlara dönüştürülmesini sağlayabiliriz.” diyen Dr.Byrne şöyle devam etti; “Aerojeller; ‘dondurulmuş duman’ veya ‘katı duman’ olarak da adlandırılan, çok düşük yoğunluklu, gelişmiş malzemelerden oluşur ve bu düşük yoğunluk nedeniyle, biyolojik iskelet, emme veya filtreleme amaçlı mükemmel malzemeler üretmek mümkündür. Selülozun yapısını yeniden biçimlendirdiğimizde, beklemediğimiz bir sonuç elde ettik: Eşsiz bir gözenekli yapıya sahip bir aerojel ve numune üzerindeki nanoskopik tüneller.”

Müthiş Benzerlik

Dr. Byrne, araştırmadan elde edilen ve sentetik kıkırdak olarak kullanılabilecek benzersiz aerojel yapının, denim selüloz çözeltisinin yapışkan özelliğinden kaynaklandığını düşündüğünü belirtti: “Kıkırdak da tam olarak böyle görünür. Bu malzemenin 3 boyutlu baskısı yapılamaz. Şimdi ideal şekli vermek için tünellerin boyutunu ve dağılımını değiştirmek için aerojeli şekillendirebilir ve ayarlayabiliriz.”

Aerojel materyallerin kıkırdak benzeri biyolojik iskelet kullanımına uygunluğunu test eden IFM’den Dr. Wren Greene ise benzerliklerin olağanüstü olduğunu belirtti: “Bu aerojeller ve kıkırdak dokularının gözenek yapısındaki kanallarının boyutları, yönleri ve yoğunluk dağılımlarındaki müthiş benzerlik, bu malzemelerin, aşınma ve hasara karşı koruma sağlayan kıkırdak yapıda bulunan özel bir ‘sızma’ yağlama mekanizmasının çoğalmasını sağlıyor.”

Tekstil Atıklarıyla Mücadele

Dr Byrne, denim geri dönüşüm tekniğinin, tekstil atıklarıyla mücadeleye de katkıda bulunacağını söyledi:

Dr Byrne, IFM ekibinin maliyet etkinliği konularında “ileri dönüşüm” yaklaşımı kullandığını söyledi. “Tekstil geri dönüşüm çalışmalarındaki temel dezavantajlardan biri, gelişmiş bir teknikte kimyasal maddelerin kullanımını gerektirmesidir, bu da işlemi daha maliyetli hale getirebilir. Çevre dostu kimyasallar kullanıyoruz ve ileri dönüşüm yaklaşımını daha gelişmiş malzemeler üreterek, maliyet-etkinliği düşük diğer yöntemleri de etkileyen sınırlamaları ele alabiliriz. Şimdi pilot denemeler yapıyoruz ve sanayi desteği ile 3 ila 5 yıl içinde ticari boyuta geçmeyi planlıyoruz.”

Esnek Elyaf ile Akıllı Kıyafetler

EPFL’deki (École Polytechnique Fédérale de Lausanne) araştırmacılar, robotik parmaklarda ve giysilerde sensör olarak kullanılan süper esnek, çoklu malzemeli, yüksek performanslı elyaf üretmenin hızlı ve basit bir yolunu buldular. Araştırma ekibi, bu yöntem sayesinde, yeni akıllı kıyafet ve tıbbi implant türlerinin geliştirilebileceğini söylüyor.

“Bu yöntem, sensörlere bakışımızı tamamen değiştirecek.” diyen araştırmacılar yeni yöntemi şu ifadelerle tanıttılar: “EPFL’de geliştirilen minik elyaflar, elastomerden yapılmakta olup elektrotlar ve nanokompozit polimerler gibi materyaller içerebilirler. Elyaf, en ufak bir basınç ve gerilimi bile algılayabilir ve ilk şeklini almadan önce %500’e yakın bir oranda deformasyona direnç gösterebilir. Tüm bunlar, akıllı kıyafetler ve protez uygulamalarında ve robotlar için yapay sinirler geliştirmede mükemmel sonuçlar alınmasını sağlıyor.” Elyaflar, Mühendislik Okulu’ndan Fabien Sorin tarafından yönetilen EPFL’nin Fotonik Malzemeler ve Elyaf Cihazları Laboratuvarı’nda (FIMAP) geliştirildi. Bilim adamları, süper esnek

elyaflara farklı mikroyapıları yerleştirmede hızlı ve kolay bir yöntem buldular. Örneğin, stratejik noktalara elektrotlar ekleyerek fiberleri ultra-duyarlı sensörlere dönüştürdüler. Üstelik, yöntemleri kısa bir süre içinde yüzlerce metre elyaf üretmede kullanılabiliyor.

Önce ısı, sonra germe

Bilim adamları, elyafı geliştirmek için optik fiber üre- timinde kullanılan standart süreçte olduğu gibi, termal çektirme işleminden yararlandılar. Önce, dikkatle tasarlanan üç boyutlu desende düzenlenen çeşitli elyaf bileşenlerle makroskopik bir ön-form oluşturdular. Ardından ön-formu ısıttılar ve birkaç yüz mikron çapında bir elyaf elde etmek için eriyik plastik gibi gerdiler. Bu süreçte bileşenlerdeki de- seni uzunlamasına gererken naynı zamanda çapraz olarak daralttılar, yani bileşenlerin göreceli konumları aynı kaldı. Sonuçta, son derece karmaşık bir mikro-mimariye ve gelişmiş özelliklere sahip bir dizi elyaf elde edildi. Üniversitedeki araştırmacılar, bu işlemi, “Termal çektirme işlemi şimdiye kadar yalnızca sert elyafların yapımında kullanılabiliyordu.” diye açıkladı ve ekledi: “Ama Sorin ve ekibi bu işlemi esnek elyaf yapmada kullandı. Malzeme seçiminde yeni bir kriterler sayesinde, ısıtıldığında yüksek akışmazlığa sahip bazı termoplastik elastomerleri tanımlayabildiler. Elyaflar çektirildikten sonra, gerilebilir ve deforme olabilirler ama daima orijinal şekline geri dönerler.”

Nano-kompozit polimer, metal ve termoplastik gibi sert malzemeler, elyafın yanı sıra kolayca deforme olabilen sıvı metallere de yerleştirilebilir. Fabien Sorin bu durumu şöyle açıklıyor: “Örneğin, elyafın tepesine ve tabanına üç elektrot dizisi ekleyebiliriz. Elyafa basınç nasıl uygulandığına bağlı olarak farklı elektrotlar birbiriyle temas eder. Böylece, elektrotlar sinyal iletir, ki bu da elyafın maruz kaldığı, örneğin sıkıştırma ya da kesme gerilimi gibi basınç türünün tam olarak hangisi olduğunu belirlememizi sağlar.”

 

Türk Bilim İnsanından Pille Isı Yayan Kumaş

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Erol, 2011 yılında ‘Isı Yayan Polimerik Malzemeler’ konulu doktora teziyle geliştirdiği düşük voltajda uzun süre boyunca ısı yayabilen kumaşla, ABD ve Güney Kore’deki muadillerinden daha az enerji ve daha uzun ısı sağlayan teknoloji geliştirmeyi başardı.

Bilim insanı Erol, rezistans tellerle yapılan kumaştaki ısıtmaya alternatif olarak korozyona ve kırılmaya dayanıklı, esnek ısı yayan lifler geliştirdi.

Bu bilimsel çalışma Erol’a Elginkan Vakfı Teknoloji Ödülü’nü kazandırdı. Erol, kumaşın farklı malzemelere uygulanması ve dünya genelinde pazarlanması için TÜBİTAK desteğiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (DEPARK) içinde ortağı Ayhan Prepol ile İltema adlı şirketi kurdu.

Dünyanın dört bir yanından talepler yağıyor

İlk tanıtımı geçen yıl yapılan ürüne, diğer ülkelerden talepler yağmaya başladı ve Alman ordusu için dalgıç kıyafetlerinde kullanılmak üzere ihracatı yapıldı. Bir İngiliz firmayla da kumaşın pazarlanması konusunda protokol imzalayan şirket, şimdi de Türkiye’de otomobiller için koltuk üreten bir firmayla koltuk ısıtma pedi geliştirmek üzere proje yürütüyor. Ayrıca firma, Kazakistan’dan gelen talep üzerine ısıtmalı kar tentesi geliştirdi. Şirket ortağı Ayhan Prepol, kumaşı ilk olarak ısıtmalı yelek, bel kemeri, ayakkabı tabanlığı, uyku tulumu, elektrikli battaniye, yatak, bebek  pusetleri  ve  engelli

araçları için battaniye ürünlerine uyguladıklarını söyledi. Prepol, “ İlk kumaş ihracatımızı Almanya’ya yaptık. Yıllık 250 bin Euroluk bir protokole uygun olarak üretime başladık. İngiltere’ye de kısa zamanda ürün göndermeye başlayacağız.” şeklinde konuştu.

Kumaşla ilgili daha geniş imkânlarla üretimi planladıklarını ifade eden Prepol, ürünün Türk savunma sanayi şirketlerince de denendiğini sözlerine ekledi.

Isı ileten liflerin ipliklerle dokunduğunu, kumaşın yapısının bozulmayıp korozyona uğrama, kırılma gibi sorunların ortaya çıkmadığını anlatan Erol, şöyle konuştu:

“100 derece altı sıcaklığın ihtiyaç duyulduğu her ortamda ısıtma ürünlerine talibiz. İlk olarak dağcı giysilerine uyguladık, bir yelek ürettik. 7,2 voltluk 6000 miliamper pille 8 saat süreyle ısıtabiliyoruz. Bunu 11-12 saatlere çıkardığımız örnekler de var. Son olarak ülkemizde otomobiller için koltuk üreten firmadan bir talep geldi. Elektrikli otomobillerde motor sıcaklığı olmadan ısıtma yapıldığı için koltuk ve döşemelere gömülen ısı yayan lifler sayesinde araç içi ısıtma sağlanabilir.”

 

Aksa Akrilik 4 Yeni Markasını Müşteriyle Buluşturdu

1968 yılında Türkiye’nin akrilik elyaf ihtiyacını karşılamak üzere Akkök Holding’e bağlı olarak Yalova’da kurulan Aksa Akrilik Kimya Sanayii A.Ş., dünyanın lider akrilik elyaf üreticileri arasında bulunuyor. Dört yeni markasını müşterileriyle buluşturan firma, çok çeşitli alanlara tekstil ve teknik tekstil ham maddesi tedarik ediyor.

Yaptığı yatırımlar ve geliştirdiği yeniliklerle dünyanın en büyük akrilik elyaf üreticisi haline gelen Aksa, bugün 5 kıtada, 50’den fazla ülkede 300’e yakın müşterisiyle dünya liderleri arasında yer alıyor. 1200’den fazla çalışana sahip olan Aksa, 502 bin metrekarelik alanı ve 315.000 ton/yıl kapasitesi ile dünyadaki en büyük, Türkiye’deki tek akrilik elyaf üreticisi olma konumunu koruyor.

Yeni ve özel ürün portföyünü her geçen yıl artıran ve tekstil elyaflarının yanı sıra, 2001 yılında outdoor elyaf üretimine başlayan Aksa, flock tow, homopolimer ve filament iplik ürünleriyle teknik elyaflardaki iddiasını her geçen gün artırıyor.

Dört yeni markayla akrilik elyaf hak ettiği noktaya ulaşacak

Aksa Akrilik, müşterilerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak büyü- meye devam ediyor. Firma, yeni markaları; Acryluna, Acrysole, Acryterna ve Acrylusion ile akrilik elyafa yeni bir vizyon katmayı ve akrilik elyafı hak ettiği noktaya ulaştırmayı hedefliyor. Aksa Akrilik yeni marka anlayışıyla odağını tamamen kaliteye ve müşterisinin beklentilerine çeviriyor.

Acryluna: Trikodan çoraba, spor ve çocuk giyiminden battaniye ve döşemelik kumaşlara kadar üstün teknolojiyle üretilen tekstil elyaf ürünleri, her yerde yün doğallığını ve sıcaklığını hissettiriyor.

Acrysole: Dış mekân uygulamalarında hava şartlarına dayanıklılığı ile rengini ilk günkü gibi koruyarak yıpranma ve küflenmeyi ortadan kaldırıyor.

Acryterna: Yüksek ısı dayanıklılığı ve üstün çalışma performansı ile endüstriyel kullanımda, çevre dostu Aksa teknolojisinin bir simgesi olarak karşımıza çıkıyor.

Acrylusion: Aksa tarafından geliştirilen pigment boyalı akrilik filament iplik ise canlı renkleri ve ipeksi dokunuşu ile halılarda fark yaratıyor.

 

SASA 1 Milyar Dolarlık Yatırımla İstihdama Katkı Sağlayacak

Adana’da petro-kimya, elyaf türü kimyasallar üreten ve 45 ülkeye ihracat yapan SASA, 250 milyon doları teşvik olmak üzere toplam 1 milyar dolarlık iki projesiyle istihdam artışına ve ülkenin cari açığının azaltılmasına katkı sağlayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan Proje Bazlı Teşvik Sistemi’nden faydalanan SASA, kendi öz kaynaklarıyla da desteklediği yatırımlarına hız verdi. SASA Genel Müdürü Mehmet Şeker, Türkiye’nin en büyük elyaf üreticisi olduklarını belirtti.

Sürekli yeni yatırımlar yaparak ekonomiye katkı sağlamaya gayret gösterdiklerini dile getiren Şeker, yeni polimer ve elyaf tesislerinin inşaat çalışmalarının sürdüğünü anlattı. Mehmet Şeker, yeni yatırımların inşaat çalışmalarında yarıya geldiklerini, elyaf ve polimer kısmının 1 Ocak’tan itibaren devreye gireceğini, POY kısmının ise önümüzdeki yılın altıncı ayında hizmete alınacağını dile getirdi.

10 Milyar dolarlık yatırım hedefi
Şeker, en büyük yatırımlarının PTA tesisi olacağını dile getirerek şöyle devam etti: “Bu tesiste hangi teknolojiyi kuracağımızı bile belirledik. Tek sorunumuz bir arsa, çünkü çok geniş bir alan lazım. Deniz kenarı olması gerekiyor, deniz suyunu soğutma amaçlı kullanmamız gerekiyor. Şu anda hükumetten beklentimiz böyle bir arazinin bize tahsis edilmesi. En geç 2026 yılında biz bu tesisi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu 10 milyar dolarlık yatırım, Türkiye’nin cari açığına ve işsizliğine ciddi katkıda bulunacak.”

Türk Tekstil Sektörünün Yükselen Yıldızı: Teknik Tekstiller

Türkiye’de teknik tekstil yatırımları son yıllarda katlanarak çoğalıyor. Teknik tekstil alanında faaliyet gösteren birçok firma, uluslararası pazarda da önemli rol oynayarak global başarısını kanıtlıyor. Dünya pazarlarındaki gelişmelere paralel olarak da Türkiye’de teknik tekstil üretimi ve ürün çeşitliliği giderek artıyor.

Ülkemizde en fazla üretilen teknik tekstil alt grupları; otomo tiv tekstilleri, temizlik / kozmetik / hijyen sektörlerinde kullanılan tekstiller, ambalaj tekstillerinden oluşuyor. Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere; Türk teknik tekstil sektörü için başlıca pazarları oluşturuyor.

Büyük ölçekli Türk nonwoven ve teknik tekstil üretici firmalarının çoğu EDANA üyesidir. Teknik tekstil üretiminin en fazla olduğu şehirlerin başında; İstanbul, Bursa, Gaziantep, Kocaeli ve Tekirdağ geliyor.

İhracat artışına en fazla katkı sağlayan sektör: Teknik Tekstiller

Teknik tekstillerde hem Ekim hem Ocak-Ekim dönemi ihraca- tında Cumhuriyet tarihi rekoru kırıldı. Tekstilde alt sektörleri değerlendiren İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Öksüz, “2018 yılı Ekim ayı teknik tekstil ihracatımız 153 milyon dolarla tüm zamanların en yüksek Ekim ayı seviyesine çıktı. Aynı zamanda 2018 yılı Ocak-Ekim dönemi teknik tekstil ihracatımız 1,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek Ocak-Ekim dönemi ihracatı seviyesine yükseldi. Tekstil ve hammaddeleri ihracat artışımız içerisinde en fazla katkısı olan alt sektörümüz; teknik tekstiller.” dedi.

Nonwoven, en yüksek ihracat oranına sahip oldu

2018 yılı Ocak – Eylül döneminde ürün grupları bazında teknik tekstil ihracatı incelendiğinde en önemli ürün grubu olan nonwoven ihracatının %23,8 oranında artarak 434 milyon dolar değerinde gerçekleştiği görüldü. Toplam teknik tekstil ihracatının %33,3’ünü oluşturan bu ürün grubunda ihracat, 2018 yılı Eylül ayında ise %15,5 oranında arttı.

2018 yılı Ocak – Eylül döneminde teknik tekstil ihracatında ikinci önemli ürün grubu, yaklaşık 263 milyon dolar değerinde gerçekleşen mamul ambalaj için üretilen torba ve çuval ürün grubu oldu. Toplam teknik tekstil ihracatının %20,1’ini oluşturan bu ürün grubunda ihracat, 2018 yılı Eylül ayında %11,5 oranında artış kaydetti.

2018 yılı Ocak – Eylül döneminde ihracatı en fazla yükselen teknik tekstil ürün grubu ise %139,5 ihracat oranıyla paraşütler oldu.

Tübitak projelere destek veriyor

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), araştırma ve geliştirme çalışmaları yapan üniversite ve firmalara, Ar-Ge projeleri vasıtasıyla destek veriyor.

Ayrıca koordinasyonu TÜBİTAK tarafından yürütülen ve çeşitli başlıklar altındaki Avrupa Birliği Proje Destek Fonlarından, büyük bütçeli projeler için destek sağlamak da mümkün. Yeni bir Ar-Ge merkezi kurma gibi yüksek bütçeli projeler Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından destekleniyor.

Yeni ekonomi planı ihracat artışına destek olacak

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıklamış olduğu Yeni Ekonomi Planı’ndaki hedefleri değerlendirdi.

Gülle, “TİM olarak teknik çalışmalarına dâhil olduğumuz Yeni Ekonomi Programı metninde sıklıkla ihracata vurgu yapılmasından son derece büyük mutluluk duyduk. Bu yıl hedefimiz 170 milyar doları aşmak. 2019 için belirlenen 182 milyar dolar mal ihracatı hedefini de yakalayacağımıza söz veriyoruz.” dedi.

Gelecek 10 yılda yatırımlar artacak

Türkiye’de tekstil sektöründe yatırımların gelecek 10 yılda daha çok teknik tekstile geçiş yapması bekleniyor. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, “Teknik tekstilde yeni ürünler ortaya çıkıyor.

Bu alanlarda gelecekte yatırımlarda artış olacak ve yeni ürünler çıkacak. Firmalar Ar-Ge faaliyetlerine ağırlık veriyor. Bunun mukavemeti çelikten daha fazla. Türkiye’de gelecek on yılda teknik tekstiller alanında yatırımlar artacak.” dedi.

Teknik tekstile yapılan yatırımlar meyvelerini vermeye başladı

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından için 5 yıl önce Teknik Tekstiller Araştırma ve Uygulama Merkezi (TEKSMER) kuruldu. Teknik tekstilin ihracatının payını arttırmak amacıyla kurulan uygulama merkezini kuran birlik yaptığı yatırımların meyvelerini almaya başladı.

‘Türkiye’de üretilen hiçbir ürünü yurt dışından almayacağız’

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Taşdelen Engin, UTİB olarak “Sektörde katma değeri artırmak, inovatif ürünlere ve üretim modellerine geçiş yapmak, ihracatımızı sürdürülebilir kılmak ve rekabet gücünü artırmak için geliştirilen ürünler kadar kalite ve standartların yükseltilmesini, maliyeti düşüren tekniklerin geliştirilmesini amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Türkiye’de üretilen hiçbir ürünü yurt dışından almayacağız’ sözleriyle ilgili değerlendirmede de bulunan UTİB Başkan Yardımcısı Engin, tekstilin başkenti Bursa’nın akıllı ürünler ve yüksek teknolojili üretim için cevap verebilecek kabiliyette olduğunu söyledi. Engin, UTİB ve BTSO, koordinasyonu ile Savunma ve Teknik Tekstiller Grubu oluşturulduğunu belirtti.

Erdoğan’ın sözlerine Bursalı iş adamlarından tam destek geldi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “NASA, Boeing ve Airbus gibi dünya lideri kuruluşlar, üretimde kullandıkları birçok parçayı Bursa firmalarımızdan karşılıyor. Türk ordusunun ihtiyaç duyduğu ürün ve parçalar Bursa’da mevcut. Biz TSK’nın bütün ihtiyaçlarına cevap verecek haldeyiz.” dedi.

Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi’ni (BUTEKOM) özellikle askeri tekstiller, teknik tekstiller ve akıllı tekstiller konularında uzmanlaştırmak istediklerini ifade eden Burkay, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile iş birliği içinde olduklarını söyledi.

Yenilikçi Ürünler Uspar yatırımlarıyla teknik tekstilde büyümeye devam ediyor

1970 yılında iplik ve hambez ticaretiyle başladıkları faaliyetlerin- de yıllar içinde önemli bir ivme yakalayan Uspar, bugün dünyanın farklı ülkelerine ürünlerini ihraç eden bir pozisyona ulaşmayı başardı. 2017 yılında yaklaşık 40 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren şirket, ürünlerini başta İtalya olmak üzere Almanya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Fransa gibi ülkeler ağırlıklı olarak ihraç ediyor. 

METYX Group ve Karl Mayer anlaşma imzaladı

METYX Group, teknoloji tedarikçisi olan Alman teknik tekstil makineleri üreticisi Karl Mayer firması ile ek 12 bin tonluk cam ve karbon elyaf kumaş örme kapasitesi sağlayan yeni üretim hatları için büyük bir anlaşma yaptı.

Korteks her geçen yıl Ar-Ge yatırımlarını artırıyor

Türkiye’nin, Avrupa ve Orta Doğu tekstil piyasasında; teknik tekstiller, otomotiv tekstilleri ve fonksiyonel ürünler pazarlarında elde ettiği liderliğini sürdürebilmesi için en büyük etmenlerinden biri de AR-GE’dir. Bu bağlamda da Korteks, Ar-Ge’yi en önemli rekabet aracı olarak görüyor.

Korteks, küresel arenada birçok tekstil firmasına; kaliteli, özgün, yenilikçi ve çevre dostu polyester iplik ürünleri sunuyor. Korteks Ar-Ge Merkezi, şirket bünyesinde araştırma-geliştirme faaliyetlerini yönlendirerek yeni polyester iplik çeşitleri geliştirme çalışmaları ile ürünlerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılmasına destek veriyor. İplik test ve analiz yöntemleri, polimer malzeme teknolojileri, polyester polimer üretimi, iplik tekstürize ve büküm, renkli iplik ve masterbatch konularında deneyimli kadrosuyla Korteks, bütçesinden ayırdığı payı her geçen yıl daha da yükselterek Ar-Ge yatırımlarını artırıyor.

Sun Grup Ar-Ge ve Ür-Ge ile Büyüyor

Tekstil sektöründe 30 yılı geride bırakan Sun Grup, bu yıl da ağırlık verdiği Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin itici gücüyle büyümeyi sürdürüyor. Sun Grup’un bünyesinde bulunan Sun Tekstil, 2017 yılını 140 milyon dolar ciroyla kapattı.

Pet şişelerden iplik oluşturuluyor

Avrupa’nın en büyük entegre ve inovatif polyester iplik üretim merkezine sahip olan Korteks İplik, geri dönüşümlü polyester iplik üretmek noktasında çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Pet şişelerden üretilmiş iplikler, Korteks’in üzerinde çalıştığı projelerin başında geliyor.

Saç telinin 100’de 1’i inceliğinde üretiliyor

Melez (Hibrit) teknolojiye dayalı nonwoven kumaş üretiminde sadece Türkiye’nin değil, dünyanın önde gelen üreticilerinden birisi olan Mogul’un ürettiği, saç telinin 100’de 1’i inceliğindeki mikrofilament akıllı kumaş, moda endüstrisinden ev tekstiline ve medikale, temizlikten ambalaj sektörüne ve otomotive varana kadar hayatın pek çok alanında önemli değişimlere kapı açıyor.

İpekyolu güven sağlıyor

İletken iplik teknolojisi üzerinde yoğun çalışmalar yürüten Reisoğlu İplik, ‘İpekyolu’ adını verdiği Ar-Ge merkezinde akıllı eldiven üreterek otomotiv yan sanayiinin üretimini daha güvenli hale getiriyor.

Türkiye Koruyucu Tekstilde Fark Yaratıyor

Gelişen teknoloji ile birlikte teknik tekstil ürünleri içerisinde insan vücudunu tehlikeli ortamlarda korumayı sağlayan tekstil yapıları giderek artıyor. Teknik tekstilin önemli bir kolu olarak yer alan koruyucu tekstil, güvenlik ve hijyen alanında standartlar oluşturarak tüketicilerin beğenisini kazanıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sanayileşme oranı arttıkça yaptırımların artması ile koruyucu özelliğe sahip giysilere olan talep de artı- yor.

Kurşun geçirmez kumaş üretildi

Kipaş Holding Mensucat İşletmeleri tarafından Ar-Ge çalışmaları sonucu iki yıl önce kurşun geçirmez kumaş üretildi. Bu kumaşta özel bir elyaf kullanıldı. Kurşun geçirmezliğin yanı sıra kızılötesi ışınlarla görülmeyen, yanmaz ve su geçirmez özellikteki kumaşın, ağırlığı nedeniyle dezavantajlı olan çelik yeleklerin yerine kullanılabileceği değerlendiriliyor.İki yıl önce üretilen kurşun geçirmez kumaşın ardından Adana’da endüstri mühendisi Zeynel Savrun tarafından kurşun geçirmez takım elbise üretildi.