f2

Petsa Çevre Dostu Ürünleriyle Kısa Zamanda Çok Yol Aldı

Petsa Tekstil hem geri dönüşüm, hem pet film ve hem de sızdırmaz kaplar üreten Türkiye’de ilk entegre tesis olmuştur.

Petsa Tekstil çiçeği burnunda bir marka. Buna mukabil çok büyük bir kapasiteyle işe hızlı bir giriş yapmış. Petsa’nın kuruluş öyküsünü, “Tecrübesiz akıl, bir iş beceremez” mottosundan yola çıkarak anlatır mısınız? Petsa 2009 yılında PET geri dönüşüm işi ile sektöre girmiş ve hızlı bir şekilde yatırımlar yapmaya başlamıştır. 2010 yılında ilk PET film makinasını alıp PET levha ve film çekmeye, ardından 2011 ve 2012 yıllarında 2 adet daha Pet film makinası ile sektörün önde gelen firmaları arasına girdi. 2012 yılında sızdırmaz tek kullanımlık gıda kapları üretimine de başlayarak çıtayı yükseltip son kullanıcıya yönelik gıda kapları üretiminde de ek yatırımlarla büyük bir kapasiteye ulaşmıştır. Şu anda hem geri dönüşüm, hem pet film ve hem de sızdırmaz kaplar üreten Türkiye’de ilk entegre tesis olmuştur. Günümüzde de toplam bu şekilde 3-4 entegre tesis bulunmaktadır. Yaklaşık 1200 ton aylık PET levha kapasitemiz vardır. 2015 Yılında ise Petsa yönünü tekstil sektörüne çevirerek, polyester spunbond nonwoven kumaş yatırımı yapmış ve yıllık 5000 tonluk bir tesisi 2015 yılının son aylarında devreye almıştır. Buradaki yatırımların tamamı spesifik ve çok rekabete açık olmayan işler olup arkasında 20 yıllık tekstil ve extrüzyon işlerinde tecrübeli Firma ortağı ve Genel müdürümüz Makine Yük. Mühendisi Aykut Peltek vardır. Birçok Tekstil ve Plastik konularında yatırımlarda öncülük edip bu tecrübelerini de 2009 yılında Hasan Sarıoğlu (Mali müşavir) ile birlikte Petsa Tekstil Amb. Plastik San. Tic. Ltd. Şti şirketini kurarak kendi bünyesinde yatırımlara dönüştürmüştür.

Ürün çeşitliliğinden ve piyasa ihtiyaçlarına yönelik inovatif çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Petsa Tekstil firması 4000 m2 kapalı alanda Küsget kompleksinde geri dönüşüm ile aylık 1000 ton civarında PET şişelerden hammadde üretmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesinin aylık 1000 ton çöpünü işleyerek çevreye ve ekonomiye büyük katkılar sunuyoruz. Bu hammaddeler 3. organize sanayi bölgesindeki 4500 m2’lik fabrikamızda önce PET Film haline arkasından da tek kullanımlık gıda kaplarına dönüştürülmektedir. Gıda kabı üretilirken 3 katlı yeni teknoloji film üretiminin verdiği kolaylıkla geri dönüşüm hammadde ortada, alt ve üst tarafında da orijinal malzeme kullanılarak dünya gıda kodeksine uygun olarak gıda taşıma kapları üretilmektedir. Bu ürünlerimiz gıda ve köy işleri bakanlığının denetimi dahilinde PETSA markası ile tüm dünyaya satılmaktadır. Yeni yatırımımız polyester spunbond kumaş işimiz yeni açılan 5. organize sanayi bölgesinde 15000 m2 alanda kurulu çalışmaktadır. Petsabond markası ile tüm dünyaya yine ürünlerimizi satmaktayız. Petsa gıda kaplarında Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde üretici tek firmadır. Bu gıda kaplarının nakliye ve taşıma maliyetleri yüksek olduğu için bölgemizin kullanımına ve ihtiyaçlarına uygun dizaynlı ürünleri servis etmekteyiz. Petsabond kumaş işimizde tamamen spesifik bir iş olup Türkiye’de toplam iki firma üretim yapmaktaydı bizde üçüncü firma olarak piyasaya girdik.

Müşteri memnuniyeti adına nasıl bir politika izliyorsunuz? Teknolojik yatırımlarınızı bu yönde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaptığımız işlerin tamamı müşteri odaklı olup firmaya özel ürünler üretilmektedir. Örnek vermek gerekirse, tatlısı ile meşhur olan Gaziantep’te, tatlı taşıma kaplarını özel olarak dizayn edip piyasaya servis edebilecek kapasitemiz var. Müşteri talepleri doğrultusunda gerekli esnekliği sağlayarak piyasada devamlı aktif rol oynayabiliyoruz.

Kalite politikanızdan bahsederken “Biz Bilinci”nden bahsetmişsiniz. Bu her zaman gördüğümüz tanımlamalar değil. Lütfen açar mısınız? Bunun altında sosyal sorumluluklar mı yatıyor?

Yaptığımız tüm üretimler çevre dostu ve 100% geri dönüşümlü ürünlerdir. Ayrıca ekonomik olarak da yerel kaynaklardan sağlanan hammadde ile ekonomiye inanılmaz bir destek sağlamış bulunuyoruz. En yeni teknolojileri kullana firmamız, kaliteli ürün, iyi servis ve bunlara ek olarak çevreye duyarlı ürünlerle sosyal olarak ta sorumluluklarını yerine getirdiğini düşünüyoruz.

Fuar katılımlarınızda; özellikle de Index 2017’de hangi ürün ve teknolojileri sergileyeceksiniz?
Index fuarında Petsabond markası altında PES spunbond nonwoven kumaş ürünümüzü sergileyeceğiz. Yaklaşık bir yıl önce faaliyete geçen üretimimiz de tamamen yüksek teknoloji makine ve sistemler kullanılmakta ve kumaş kalitesinde bizi en ön sıralara çıkarmıştır. 15-180 gr/m2 arası ve 320 cm eninde kumaş üretmekte olup, çeşitli renk ve özelliklerde kumaş yapabilmekteyiz. Özellikle otomotiv, filtre, laminasyon, çatı yalıtımı ve konstrüksiyon, mobilya, yatak, ziraat, paketleme vs sektörlerde kullanılabilen kumaşımız su geçirmez / hava geçirir özellikleri ile teknik tekstil işlerinde fevkalade aranmaktadır. Dünyanın bir çok ülkesine ihracat yapan firmamız Index fuarında müşterileri ile buluşmak ve yeni partnerle görüşmek üzere 4381 nolu standa da olacaktır.

f1

Teknomelt’in Başarısının Sırrı: Teknik Bilgi, Yeni Ürün ve AR-GE

2010 yılında nonwoven sektörüne merhaba diyen Teknomelt, geride kalan kısa zaman zarfında önemli başarılara imza atarak sektördeki gücünü kanıtladı.

Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren Teknomelt gerek üretim kapasitesi gerekse ürün kalitesiyle dikkat çekmeye devam ediyor. Teknomelt Yönetim Kurulu Başkanı Ökkaş Gümüşer Nonwoven Teknoloji’nin sorularını yanıtladı.

Teknomelt’in kurulduğundan bu yana ne gibi süreçlerden geçti? Teknomelt’in hikayesini anlatır mısınız?
Teknomelt bir tekstil kenti olan Kahramanmaraş’ta Nonwoven üretimi yapan ilk ve tek firmadır. 2010 yılında Nonwoven Meltblown üretimiyle sektöre girdik. Kuruluş sürecinden itibaren kısıtlı teknik imkanlara rağmen kendini geliştirebilen araştırmacı ekibimizle birlikte zorlu gelişim süreçlerini çok değerli deneyimler edinerek geçirmiş bir firmayız. Bugün Teknomelt Nonwoven Meltblown, Spunbond, Spunmelt (SMS, SMMS) üretim hatlarıyla beraber kompozit ürünler için farklı kaplama ve birleştirme teknikleriyle yıllık 8.000 ton üretim kapasitesine sahip olup, faaliyetine büyüyerek devam etmektedir. Firma olarak büyüme hedeflerimize çok önem veriyoruz. Gerek kapasite artırıcı çalışmalar gerekse yeni üretim teknolojilerine yapılmasını hedeflediğimiz yatırımları her sene hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Üretim ve hizmet verdiğiniz sektörlerden bahseder misiniz?
Nonwoven üretimine başlarken Meltblown üretimin de hedef pazarlarımız filtre uygulamaları, medikal ve genel kullanım amaçlı maskeler ve endüstriyel temizlik bezleriydi (Sorbents). Çok dar bir pazarı olsa da sektörün standartları ve yüksek kalite beklentilerini özenli çalışmalarla sağlayarak, katma değerli yeni ürünlerleyeni pazarlara da girerek bu üretim grubunda bugün en çok bilinen firmalardan biri haline geldik. Takip eden yıllarda Nonwoven Spunbond, sonrasın da Spunmelt (SMS, SMMS) yatırımlarımızla üretim çeşitliliğimiz ve kapasitemizi sürekli artırdık. Hijyen (tek kullanımlık çocuk bezi, yetişkin hijyen ürünleri ve kadın bağı) sektöründe gerek kalite gerekse sağladığımız müşteri odaklı hizmetle çok önemli bir noktaya geldik. Bunlar dışında Medikal, Zirai Örtüler, Yatak ve Mobilya, Paketleme ve Promosyon ürünleri, Otomotiv, Çatı örtüleri ve İnşaat ürün ve hammadde sağladığımız başlıca sektörlerdir.

2016 yılının değerlendirmeniz ve 2017 beklentileriniz nasıl?
2016 yılı Türkiye de ve Dünya da birçok önemli olayın yaşandığı bir yıl oldu. Bunların birçoğu ekonomik anlamda bölgesel etkileri olmuş olaylardır. Ülkemiz de yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimini milletçe birlik olarak üstesinden gelmeyi başardık. Bu durum özellikle yurtdışında ticari ilişkilerimiz olan müşteri ve tedarikçilerimiz için tedirgin bir durum oluştursa da hem ülke hem de firma olarak istikrarla yolumuza devam ettiğimizi gösterebildik. Her şeye rağmen satış hedeflerimizi gerçekleştirebildiğimiz bir yıl oldu. 2017 yılı için hedeflerimizin başında yurtdışı pazar payımızı katma değerli ürünlerle daha da artırıp yeni yatırım planlarımızı hayata geçirmek geliyor.

Teknomelt ilkleri başarmış bir marka. Bu anlamada farklılıklarınızı basıl belirliyor ve nelere dikkat ediyorsunuz?
Bu konu bizim için çok önemli. Sektörü yurtiçi ve yurtdışı olarak değerlendirdiğiniz de benzer üretimleri yapan rakipleriniz mutlaka var. Hizmet verdiğiniz sektör ve müşteri gruplarıyla sürekli yakın ilişkide olup onları dinlemek, kalite beklentilerini çok iyi anlamak gerekli. Sektörü takip edip yeniliklere uygun ürünlerin geliştirilmesi, zaman kaybetmeden ihtiyaçlara cevap verebilecek ürünler için teknik altyapıyı oluşturmak ve bunların tamamı için sahip olduğumuz bilgi birikiminin doğru kanallarla müşterilerimizin beklentilerini karşılayacak şekilde paylaşılması. Biz müşterilerimiz için sadece üretim yapmıyoruz aynı zamanda teknik bilgi, yeni ürün ve AR-GE çalışmaları çerçevesin de işbirliği de yapmaktayız. Bu çalışmaların hepsini bilinçli bir kalite anlayışıyla harmanladığınız da farkınız ortaya çıkmakta.

Nonwoven ve teknik tekstiller dünyada oldukça parlak bir sektör. Türk pazarında durum nedir? Geliştirilebilecek alanlar nelerdir?
Nonwoven olarak baktığınız da en büyük pazar payına sahip olan sektörlerin başında tek kullanımlık bebek bezleri, kişisel temizlik ve hijyen ürünleri ve medikal kullanım alanları görünmekte. Ülkemiz de bu alan da gerek hammadde ve yarı mamul gerekse de nihai ürün olarak son kullanıcılara hizmet veren firma ve markalar mevcut. İlk bakıldığın da pazar payından dolayı cazip görünse de hammadde ve yarı mamül üretiminin arttığı ama nihai ürün üreticilerinin aynı oran da artmaması bazı üretim gruplarında sektörü farklı müşteri grupları arayışına sokacaktır. Bu alanın biraz dışına çıkıp teknik tekstil ve katma değerli ürünlere baktığımız da üretimin bu kadar fazla olmasada daha nitelikli ve uzun kullanım ömrü gerektiren alanlar da bulunmakta. Otomotiv, İnşaat, Jeotekstiller bunlardan bazıları. Daha nitelikli ürünlerle yeni üretim teknolojilerine yönelmek, katma değerli ürünlerle üretim gamlarını genişletmek önemli. Bu şekilde hem iç hem dış pazarlarda rekabetçi olacağınız alanları da genişletmiş oluyorsunuz.

Fuar katılımlarınızdan bahsedebilir misiniz? Ne gibi yenilikleri fuarlarda göreceğiz?
2017’de üç yılda bir Cenevre de düzenlenen Index fuarı ve iki yılda bir Frankfurtta düzenlenen Techtextil fuarı birbirine çok yakın tarihlerde gerçekleşecek. Teknomelt olarak sektör için çok önemli olan bu iki fuara da katılmaktayız. Hijyen sektörü için yaptığımız ultra ince ve yumuşak Nonwovenlarla birlikte endüstriyel ve çevre temiziliği amaçlı kullanılan emici bezler alanında yaptğımız ürünlerde ki yeni çalışmalarımızı müşterilerimiz ve ziyaretçilerimizle paylaşacağız.

78454

Dünya Markası Sika, Türkiye Pazarına Büyük Önem Veriyor

80 ülkede 150’den fazla üretim ve pazarlama ortağına sahip küresel bir şirket olan Sika, özel kimyasallar ve uygulama bilgisi tedarik eden bütünleşik bir küresel şirkettir. Sika; su yalıtımında, yapıştırmada, derz dolgularında, güçlendirmede ve yük taşıyan yapılarını korumada kullanılan materyallerin işlenmesinde öncüdür. Sika’nın ürün yelpazesi yüksek kalite beton katkıları, özel harçlar, derz sızdırmazlık malzemeleri ve yapıştırıcılar, sönümleme ve güçlendirme materyalleri, yapısal güçlendirme sistemleri ve endüstriyel zemin kaplamanın yanı sıra çatı kaplama ve su yalıtımı sistemlerini de içerir. Sika’nın eksiksiz çözümleri, müşterilerine çok yenilikçi imkanlar sağlayarak, civatalama, perçinleme ve kaynaklama gibi daha eski teknolojileri yenileriyle değiştiriyor. Hedefimiz, müşterilerimizin katma değer üretmesine yardımcı olmak ve her zaman rekabetin bir adım önünde yer almaktır. 80 ülkedeki iştirakleri ve yaklaşık 17.000 çalışanıyla dünya genelindeki yerel varlığı, müşterileri doğrudan Sika’ya bağlar ve tüm ortaklarının başarısını garanti altına alır. Sika, yıllık 5 milyar İsviçre Frangı satışa ulaşarak, tüm hissedarları için de bir değer yaratıyor. Şirketin ürün hattı yüksek nitelikli beton katkıları, özel harçlar, derz dolguları ve yapıştırıcılar, sönümleme ve güçlendirme materyalleri, yapısal güçlendirme sistemleri, endüstriyel zemin kaplama ve su yalıtım membranları içerir.

Sika Türkiye

Sika Türkiye oluşumu ise 25 yıl önce başladığı faaliyetlerinden bugün geldiği nokta itibariyle, tüm grup şirketleri arasında üretim, satış, insan kaynağı ve Ar-Ge açısından en önde gelen kuruluşlar arasında yer almakta ve faaliyette bulunduğu coğrafi bölge içerisinde de liderlik görevini üstlenmektedir. Sika Yapı Kimyasalları A.Ş. Üretim tesisi İstanbul Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi içerisinde bulunmaktadır.19.000 m2‘lik kapalı alana sahip konusundaki en gün9245cel teknolojiye sahip toplam 450.000 ton kapasiteli üretim tesisi, 7 bölge ofisi ve 200`den fazla çalışanı ile hitap ettiği inşaat ve endüstriyel imalat sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Ayrıca 2012 yılında Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nde üretime başlayan yeni tesisi, 2014 yılında hem toz hem de likit üretimi gerçekleştirebilecek şekilde hizmete açılmıştır. Tesis toplam 6.600 m2 arazi üzerinde 2.200 m2’lik kapalı alana kurulmuştur. Bununla birlikte Sika Türkiye oluşumu uzun yıllardır devam ettirdiği Türkiye Bölgesi ülkelerinin bölge yönetim sorumluluğunu da devam ettirmektedir.

Sika Hot Melt Pazarlama Alan Müdürü François Bauduin, sorularımızı yanıtladı…

Sika hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

François Bauduin: Sika küresel bir şirkettir. Yıllık yaklaşık 5 milyar İsveç Frangı bir gelire sahibiz. 17.000 çalışanımız var. İşimizin %80’i yapı malzemelerinden oluşuyor ama aynı zamanda endüstriyel üretim alanında da 1 milyar gelirimiz var. Teknik tekstil alanı da Sika tarihinde önemli bir yer tutuyor. Önceleri teknik tekstiller ürünlerimiz Tivoli olarak biliniyordu. Aslında teknik tekstil konusunda çok etkiniz ama fazla ağırlık vermedik. Çünkü daha çok otomotiv sanayine yönelmiş durumdayız.

Sadece otomotive mi odaklanıyorsunuz?

François Bauduin: Endüstri alanı için otomotiv alanına odaklanmış durumdayız. Küresel bazda dünya genelinde otomotiv ürünleri satıyoruz. Otomotiv alanında çok fazla talepleri karşılıyoruz.

Özellikle bizim tarafımızdan geliştirilen Sikaflex, başta otomotiv sanayi olmak üzere birçok alanında çok fazla kullanılıyor.

Bizim asıl faaliyet gösterdiğimiz konu inşaat ve yapı sektörüdür ancak sanayisel anlamda ağırlığımız otomotivdir.

Tekstil sektöründe ağırlığınız hangi konudadır?

François Bauduin: Tekstil sektöründe %80 üretimimiz Hot-Melt’dir. Bu alan için çalışan uzmanlaşmış personellerimiz va9245r. Tekstil konusundaki odaklandığımız çalışma Hot-Melt üzerinedir.

Dünya genelinde hangi ülkelere ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

François Bauduin: İhracat oranımız oldukça yüksek. Gerçekleşen ihracatımızın %80’ni Asya Pasifik ülkelerinedir. Çin ve Tayvan’a ihracat yapıyoruz.

Asya ve Pasifik ülkelerine orta kalitede ürünler gönderiliyor. Yüksek kalitede ürünler ise Almanya, İspanya, İtalya, Fransa ve Türkiye. Türkiye bizim için yeni bir pazardır.

Ürünlerin kullanım alanları ve kullanıldığı sektörler hakkında bilgi alabilir miyiz?

François Bauduin: Sika pazarlama stratejisini hedef kitleye göre belirliyor. Askeri alanda, emniyet personeli ve itfaiye için geç tutuşur ürünler, medikal ürünler sunuluyor. Özellikle dayanıklı ve yüksek kaliteli askeri ürünler geliştiriyoruz. Fakat hangi ülkenin ordusu için ürettiğimizi biz de bilmiyoruz, aracı firmayla ulaştırıyoruz.

2015 yılı için ne gibi hedefleriniz vardır?

François Bauduin: 2015 için özellikle medikal sektörüne odaklanmış durumdayız. Türkiye’de beyaz eşya sektöründe çok aktif yer alıyoruz.

Yoğun bir şekilde çalıştığımız firmalar ve ürünler var. Mesela Arçelik’le çalışıyoruz. Ya da İnşaat panelleri noktasında Türkiye’ye çok ürün veriyoruz. Tekstil ürünleri için de pazarda yer almak istiyoruz.

Bu doğrultuda Türkiye pazarındaki yeriniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

François Bauduin: Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle Avrupa’ya pazarladığımız tüm ürünleri Türkiye’ye de veriyoruz.

Türkiye, firmamız için çok önemli bir noktadadır; oldukça büyük bir nüfusu olan ve bölgede istikrarlı bir ekonomiye sahip ülkedir. Yatırım yapabilmek için ülkelerin ekonomik istikrarı bizler için önemlidir. Türkiye’yi, yatırım noktasında ekonomik istikrar sebebiyle uygun bir ülke olarak görüyoruz. Özellikle tekstil ve otomotiv sektöründe oldukça iyi durumdadır.

9896

Oerlikon Suni Elyaf Bölümü, Sürdürülebilirliğe Önem Veriyor

Oerlikon Suni Elyaf Bölümü’nde sürdürülebilirlik, kendi müşterileri ve çalışanları ile olan tüm ilişkilerinde temel ilke olmuştur. Oerlikon Barmag ve Oerlikon Neumag markaları ile şirket, suni elyaf, tekstüre makineleri ve BCF, kesikli elyaf iplikçilik ve nonwoven sistemlerinin filament iplik makineleri alanında önde gelen bir markadır. Oerlikon Group Pazarlama, Kurumsal İletişim ve Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı André Wissenberg, Oerlikon Suni Elyaf Bölümü altında geliştirilen geleceğe yönelik ürünler ve uygulamaları hakkında bilgi verdi…

Sürdürülebilirlik unsuru Oerlikon Suni Elyaf Sektörünün kurumsal kültürü için ne kadar önemlidir?

André Wissenberg: Sürdürülebilirlik, daima Oerlikon Suni Elyaf Bölümü’nde önemli bir rol oynamıştır. Dünya çapındaki 2500 çalışanımız tarafından gerçekleştirilen yeni ürünler ve müşteri çözümlerinin yanı sıra üretim, imalat, montaj ve satış ve servis gelişmeleri, her zaman kaynaklardan tasarruf etme ve çalışanları koruma gereksinimine bağlı olmuştur. Bu nedenle, diğer şeylerin arasında yıllar geçtikçe diğer ‘Sağlık, Güvenlik ve Çevre’ girişimleri sayesinde sürekli olarak genişlettiğimiz e-kayıt (e-save) programımızı 2004 yılında tanıttık.

Çalışanlarınız şirketin kendini sürdürülebilir olarak tanıtmasından dolayı hangi avantajları elde edeceklerdir?

André Wissenberg: Sürdürülebilirlik, üç alanla ilişkilidir: ekonomi, çevre ve toplum. Biz, müşterilerimiz ve özellikle çalışanlarımız için bu üç alanda sürekli olarak iyileştirmeler yapıyoruz. Örneğin üretimde, son yıllarda Oerlikon İşletme Mükemmelliği programının bir parçası olarak uygun olan tüm üretim tesislerinde prosesleri geliştirdik.

Remscheid’da yeni geliştirilen Tek Parça Akışı Kavramı, yeni Wings Poy 1800 üretim hattı ve çapraz kirişlerin üretimi için uygulanmıştır. Bu bize, sadece üretim kapasitesini %15 artırma olanağı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda montaj işçileri için de ergonomik faydalar sağlamıştır. Böylece, enerji tüketimini azaltmak da mümkün olmuştur. O zaman, diğer Alman siteleri, Çin, Hindistan ve ABD’ deki uluslararası siteleri kullanıyoruz. Sağlık ve güvenlik ile ilgili olarak da mümkün olduğunca aşırı derecede faal olmaya gayret gösteriyoruz. Çalışanlarımız, yaşına uygun iş istasyonu optimizasyonundan ve dinlenme odalarının yeni tasarımından ve kantininde sunulan yiyeceklerden faydalanabilirler.

Oerlikon Suni Elyaf Bölümü kendi atık araştırma ve geliştirmeleri için ne tür finansal ve insan kaynaklarına sahiptir?

André Wissenberg: Tüm Oerlikon Grubu,  kendi lider teknolojik konumunu güçlendirmek için sürekli olarak yeniliklere yatırım yapıyor. 2014 yılındaki Araştırma ve Geliştirme (Ar&Ge) giderleri, önceki yıla nazaran, cironun %4 oranı olan %19,8’den 121 milyon İsviçre Frangına artmıştır. Somut bir deyişle, geçen yılın Ar&Ge faaliyetleri 108 yeni patent başvurusu ile sonuçlanmıştır.

Oerlikon Barmag ve Oerlikon Neumag markalarıyla, suni elyaflar, tekstüre makineler ve BCF, kesikli elyaf iplikçilik ve nonwovenlar için filament iplikçilik sisteminde dünya lideri olarak Oerlikon Suni Elyaf Bölümü, tüm tekstil katma değer zinciri süresince çözümler sunar. Müşterilerimize, daima son teknolojiyi sunuyoruz. Yıllık 30 milyon İsviçre Frangı civarında Ar&Ge harcamaları, 200’den fazla mühendisi ve hemen hemen 1200 patentiyle, yıllardır yapay elyaf endüstrisinde lider yenilikçi konumumuz üzerine inşa edilmiştir.

Müşterileriniz sürdürülebilir teknolojiler ve bu iki markanın ürünlerinin dikkate değer enerji verimlilikleri için ödeme yapmaya hazır mıdır?

André Wissenberg: Evet, çünkü bizim çözümlerimiz rekabet gücünü arttırır ve ilk bakışta çok maliyetli görünmesine rağmen, diğer çözümlerle karşılaştırıldığında onlara yatırım alanında hızlı bir dönüş elde etmek için olanak sağlar. Müşterilerimiz, orta ve uzun vadede karlılık ve kalite açısından teknolojik çözümlerimiz ile çok daha başarılıdır.

“e-kayıt (e-save)” felsefesi ve bunun dört alt bölümü ardında neler vardır?

André Wissenberg: Oerlikon Suni Elyaf Bölümü’nün teknoloji lideri konumu, geleceğe yönelik gelişmeler ve yakın ortaklıklar üzerine kurulan hatırı sayılır derecede önemli olan kurumsal kültüre dayanır. Üstün performans, yenilikçi kapasite, bütünlük ve takım ruhu,  günlük işlerimizi şekillendiren ve çalışanlarımıza karşı ölçüldüğünde onları mutlu edecek olan sonuçlar olan değerleridir.

“e-kayıt (e-save)” felsefemizin sürekli genişlemesiyle, yüksek nitelikli, yenilikçi çözümler ile suni elyaf endüstrisi için sürekli değer yaratma ve artırma peşindeyiz. Sektörde, uzman olarak dünya çapında tanınıyoruz. Bu, yapay elyaf üretim teknolojisinin tüm alanlarında 90 yılın üzerindeki deneyimimiz sayesindedir. Bu günlerde, tüm yenilikler  ‘enerji, ekonomi, çevre ve ergonomi’ olan “e-kayıt’ın (e-save)” dört yönü altında geliştirilmiştir. Tarafımızdan geliştirilen ürünler ve teknolojiler, müşterilerimize piyasada sürdürülebilir başarıyı garantileme imkanı sağlar.

Tekstil üretimindeki enerji tasarrufunun kapsamı, Oerlikon Suni Elyaf Sektörünün en yeni makineleri kullanılarak ölçülebilir mi?

André Wissenberg: Ya da özellikle yapay liflerin çekilmesi için ürün çözümleri, sürdürülebilir ve ekonomik üretime önemli bir katkı sağlar. Size iki örnek verebilirim: En yeni Wings teknolojisi (Sarıcı Entegre Gode Çözümü), beher ton POY (Önceden Yönlendirilmiş İplik) için %40 oranında ortalama enerji tasarrufu sağlar ve 1990’ların ortalarında üretilen makinelerle karşılaştırıldığında FDY’nin (Tam Çekilmiş İplik) %55’i kadardır. Bu nedenle, en son çözümlerimiz son derece yüksek verimlidir.

Bir diğer örnekte gösterildiği gibi, yeni teknolojilerimiz aynı zamanda verimliliği de artırır: Wings FDY 32-iplik ucu sarıcının en son modelinin verimliliği,  önceki ACW FDY 12-uç modelinden 2.6 kat daha fazladır. Bu daha fazla iplik ucunda ve üretim prosesinin optimizasyonunda etkili olmuştur. Poy sarıcının tasarruf potansiyeli benzerdir.

Oerlikon Suni Elyaf Sektörü endüstriyel üretimin negatif etkilerini nasıl minimumda tutabilir?

André Wissenberg: Endüstriyel üretim, daima çevreyi etkileyecektir. Bu etkileri devamlı olarak minimuma indirerek, harcanan emeğe değer bir gelecek yaratma sorumluluğumuzu vurguluyoruz. Remscheid, Neumünster ve Chemnitz’deki Alman tesislerimizin hepsi DIN ISO 50000-1 sertifikalıdır. Enerji tüketiminde yıllardır %1.5 azalmayı elde etme zorunluluğu, mutlak enerji yönetim programının yürürlüğe sokulmasının gerekli olması demektir. İşlenmiş metalden kesme yağını geri dönüştürmek için santrifüj kullanarak, ısı değiştirici ile yağlama yağlarının işlenmesi, atıkların geri dönüştürülmesi ve enerjinin geri kazanılması, kaynaklarımızın sürdürülebilir bir şekilde nasıl yönetileceğinin tüm örnekleridir.

Aynı şekilde bu unsurları müşteri tarafına uyguluyoruz: Bunda kullanılan tekstil ürünlerinin ve bileşenlerinin, makinelerinin ve sistemlerinin imalatı, çevre ile ilgili olarak bir dizi sonuç için geleneksel olarak sorumludur. En son bilimsel ve teknolojik bulguları uygulayarak negatif etkileri minimuma indirmeye yardımcı oluyoruz. Diğer şeylerin yanı sıra bunu başaran ürünlerimiz, tüm hammaddelerin mümkün olan en iyi kullanımından yararlanılarak, üretim prosesimizde, emisyonlardaki belirgin bir azalmada, optimal enerji dengelerinde ve bazı alanlarda ve gerekli alanlardaki önemli azalmalarda kullanıldı.

Liflerin yakın gelecekteki faaliyet alanları nelerdir?

André Wissenberg: Hali hazırda bu yılın başında geçmişe dönük piyasa üzerine iki yeniliğimizi başarıyla lanse ettik. Biri iplik türüne bağlı olarak %50’ye kadar azaltan basınçlı havadaki yeni yüksek verimli RoTac³ döner dolaşık açma ünitesiydi, diğeri ise Oerlikon Barmag ve bağlı şirketimiz BBE Mühendislik arasındaki yakın işbirliği ile geliştirilen Wings POY’lu yeni VarioFil rPET idi. Rekabetçi olmaları için imkan sağlamaya devam edecek olan müşteri çözümleri sunmak için tüm ürün yelpazelerimizde yeni teknoloji ve hizmet çözümleri üzerinde çalışıyoruz.

Yeni Oerlikon Barmag ve/ veya Oerlikon Neumag tekstil makinelerini ve ekipmanlarını Techtextil veya ITMA fuarlarındaki sunumlarından söz eder misiniz?

André Wissenberg: ITMA Avrupa yılında, bizim de yapacağımız gibi, piyasaya odaklanan çoğu şirket sektörün önde gelen fuarlarında lanse ediliyor. Bu noktada, kesinlikle Milano’da sunulacak olan yeni filament iplikçilik çözümlerinin hepsini ortaya çıkartacağız. Tüm endüstriyel tekstil ürünleri portföyümüzü sunmak ve endüstriyel iplikler, kord bezli lastik, filtrasyon ve jeotekstil gibi münferit endüstriyel çözümleri müşterilerimizle görüşmek için Techtextil 2015 Fuarı’nı kullandık.

Tekstil makinelerini kendi ileri teknoloji üretim endüstrisinde geliştirmek için çekirdek piyasalardan biri olan Çin’in girişimleri ile başa çıkma stratejiniz nedir?

André Wissenberg: Teknolojinin hemen hemen her alanında, oligopolist olarak yapılandırılmış piyasalarda faaliyet gösteriyoruz ve filament iplikçilik piyasasına örneğin %50’nin üzerinde küresel bir pazar payına ve BCF piyasasında %80’e kadar genişleyen bir paya sahibiz. Belirli Çinli rakiplerimizin gelişmelerini dikkatlice takip ediyoruz. İstikrarlı patent sistemi ve Uluslararası IP departmanı tarafından marka ihlallerinin kovuşturulması, uzmanlığımızı korumaktadır. Karşılaştırılabilir bir biçimde uzun dönemde sabit kalan en önemli üretim prosesleri olarak, bir rakibin, bugünlerde ileri teknoloji alanlarında uygun ürünler sunabilmek için hali hazırda bizim tarafımızdan korunmayan patent kanunları altındaki devrim niteliğinde olan bir proses ile gelmesi gerekir.

Oerlikon Yapay Elyaf Bölümü’nü, VDMA’nın “Mavi Yetkinlik” sürdürülebilirlik girişimine katılması için neler harekete geçirdi?

André Wissenberg: Sektörümüzdeki sürdürülebilirlik açısından bir öncü olarak, “e-kayıt (e-save)” programımızı 2011 yılında VDMA tarafından lanse edilen “Mavi Yetkinlik” girişimi ile birleştirmek mantıklıydı.  Bu her iki taraf içinde sinerjiler yaratır ve ortak olarak dünya çapında VDMA girişimini pazarlayabilir ve böylece Almanya’nın konumunu endüstriyel konumda güçlendirebiliriz.

47

Dienes’in Akıllı Üretim Modülleri, Yenilikçi Filamentlerin Geliştirilmesine Destek Oluyor

Merkezi Mühlheim am Main’da bulunan Dienes Apparatebau GmbH, Fritz Dienes tarafından 1930 yılında kurulmuştur. Firma, filament, elyaf ve ipliklerin üretim ve işlenmesi için pilot ve laboratuvar sistemleri üretmektedir. Ayrıca, suni elyaf üretim hatları için endüksiyon ısıtmalı gode üniteleri ve kontrol sistemleri gibi tekstil makinelerine iliştik mekanik ve elektrikli komponent tedariki de yapıyor.

Modüler platform ve esnek makine konseptleriyle, Mühlheim am Main’de bulunan Dienes Apparatebau GmbH, araştırma tesislerine yenilikçi filamentlerin geliştirilmesinde destek veriyor. Firma Yönetici Ortağı Steffen Müller-Probandt, özellikle MultiMode sistemlerinin, ürün geliştirmek için üretim adımlarında akıllı bir ağ oluşturulmasına olanak tanıyor. Bu sayede Dienes, tekstil makineleri yapımında verimlilik ve üretkenlik yönünde her zamankinden daha fazla artan talebi karşılamaya devam edilmesini sağlıyor. Steffen Müller-Probandt, firma ve ürünleri hakkında soruları yanıtladı…

Dienes yaklaşık 60 yıldır tekstil makineleri üreticileriyle işbirliği içerisinde. Şirketiniz, sektörde sürdürülebilirlik amacını ilerletmeye nasıl bir katkıda bulunuyor?

Steffen Müller-Probandt: Avrupa’da tekstil üreticilerinin birincil odak noktası olarak teknik tekstil üretimine yönelik eğilim giderek hız kazanıyor. Arka planda işleme teknolojilerinin mükemmelleştirilmesi için çok çaba harcanıyor.  Bu bağlamda asıl amaç, kompleks üretim süreçlerini mümkün olan en verimli şekilde yürütebilmektir. Tabii ki bu hedef için başlıca referans noktalarından biri de, makinelerle enerji tüketiminin azaltılmasıdır.

Suni elyaf üretimi için makine ve parça tedarikçisi olan Dienes için işlev entegrasyonu ne ifade ediyor?

Steffen Müller-Probandt: İşlev entegrasyonuna yönelik trend, bizim için iki açıdan önemli bir konudur. Birincisi, Dienes, elyaf teknolojileri alanındaki araştırma enstitülerinin yeni, yenilikçi filamentler geliştirmesine yönelik çabalarına yardımcı olmak amacıyla modüler bir pilot hat oluşturma görevini üstlenmiştir. Bu maksatla, bizzat, modüler bir düzende birleştirilebilecek böylelikle de pilot hattın geliştirme aşamasında yapılan yeni keşiflere adapte edilebilmesini sağlayacak akıllı üretim modülleri geliştirdik. İkincisi ise, makine üretim dünyası giderek küreselleştiği için, verimlilik ve üretkenlik seviyelerinin artırılması yönünde sürekli bir gereksinim var. Giderek gelişen verimlilik ile entegre çözümlerin böyle çok talep görmesinin sebebi de bu.

Fonksiyon entegrasyonu Dienes için ne gibi fırsatlar sunuyor?

Steffen Müller-Probandt: Fırsat, modüllerimizin sürekli olarak gelişim süreçlerinin doğasında var. Çok çeşitli uygulama ve bun8447ları entegre etme ihtiyacından doğan yeni ve sürekli gereksinim akımına uyumlu kalması için modüllerin performansı geliştirildi. Bu da karşılığında müşterilerimiz için katma değer oluşturuyor. Nitekim en önemli hedefimiz verimlilik ve üretkenliği artırmak.

Fonksiyon entegrasyonu, MultiMode sistem kullanıcılarınız için ne gibi avantajlar sağlayabilir?

Steffen Müller-Probandt: Fonksiyon entegrasyonu, ürün geliştirme için üretim adımlarında akıllı bir ağ oluşturulmasını ifade etmektedir. Bu nedenle biz fonksiyon terimini, suni elyaf üretimini bir işlem olarak ifade etmek için kullanıyoruz. Dienes’in başlıca hedeflerinden biri, yeni, yenilikçi filament geliştirme işinde olan araştırma enstitülerinin, verimli, sistematik ve bir nebze kendini geliştiren deneysel çalışmalar yürütme donanıma sahip bir konuma erişmesini sağlamaktır.  Genel anlamda MultiMode sistemi içerisindeki her modül, bağımsız ve yalnız şekilde çalıştırılabilmektedir. Her bir bireysel modül, esas işlevsellik aracılığıyla kullanıcı tarafından bir sistem oluşturulacak şekilde yapılandırılabilmektedir. Sistem, akıllı, modüler bir platform olarak görülebilir.

İşlev entegrasyonunun teksti makinelerindeki en büyük potansiyelini önümüzdeki birkaç yıl içinde hangi noktada görüyorsunuz?

Steffen Müller-Probandt: Bu noktada komple sistem konsepti gerekiyor. Geniş çaplı “Endüstri 4.0” projesinde de açıkça ortaya konduğu üzere, üretim süreç verilerinde akıllı bir ağ oluşturulmasına yönelik trend giderek açığa çıkıyor.

Bu da, çok ama çok daha güçlü makine kontrolörlerine ihtiyaç duyulduğu anlamına geliyor.

Tabii öte yandan, gerçek katma değer oluşturmak için, bir veri ağından önemli bilgiler çıkarabilmek de aynı derecede gerekli. Hedeflenen işlev entegrasyonunun giderek daha önemli hale gelmesinin sebebi de bu.

Sistemlerinizin enerji verimliliği, müşterilerinizin değerlendirmelerinde hesaba katılıyor mu?

Steffen Müller-Probandt: Evet, bu konu da faaliyet alanımızda giderek çok daha önemli hale geliyor. Şu anda, tek bir merkezi noktadan firmanın enerji tüketimini analiz ve kontrol edebilen bir enerji yönetim sistemi (EMS) geliştirmek için Rauschert firması ve Fraunhofer Enstitüsü ile işbirliği gerçekleştiriyoruz. Bu, sadece elektrik değil, gaz, su, vb. gibi diğer ortam tüketim oranlarını da kapsıyor. Ayrıca, EMS de bizzat MultiMode sistemlerine entegre edilebiliyor.

Ürün ve süreç geliştirme amacıyla araştırma enstitüleri ile geçici ortaklıklarda bulunuyorsunuz. Daha detaylı olarak, bu dayanışma nasıl ilerliyor?

Steffen Müller-Probandt: Bu ortaklıkların elbette iki taraf da faydası var. Dienes bu ortaklıklardan öncelikle, yeni ürün ve süreçlerin geliştirildiği ve araştırıldığı multidisipliner anlamda avantaj sağlıyor. Ayrıca, birçok test için, sadece enstitülere ait olan laboratuvar tesislerinde bulunabilen altyapılar gerekiyor. Yenilikleri laboratuvar ortamında test etmek, üretimin günün 24 saati devam ettiği sanayi ortamına göre elbette çok daha kolay. Buna karşılık, laboratuvarlar, en yeni teknoloji ve donanımlarla daima modern oluyorlar.

9

ITM 2016 ve HIGHTEX 2016, Sektörümüzün Yakından Takip Ettiği ve Destek Verdiği Fuarlardır

2015, küresel konjonktürdeki olumsuz gelişmeler nedeniyle hem ihracatımızın hem de genel olarak Türkiye ekonomisinin istediği ivmeyi yakalayamadığı bir yıl oldu. Son yıllarda süregelen artış trendinin 2015 yılında kırıldığını ve toplamda 144 milyar dolar ihracat yapılarak, geçtiğimiz yıla kıyasla %8,7 gibi bir düşüş yaşandığını görüyoruz.

Tabi bu düşüşte yaşanan politik çalkalanmalar, komşularımızla ilişkilerimiz ve özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak Rusya’da satın alma gücündeki düşüş gibi etkenler rol oynadı.

10Tekstil ve hammaddeleri sektöründe ise 2015 yılını hedeflediğimiz rakamın altında olmakla birlikte 8 milyar dolar gibi son derece önemli bir ihracat rakamı ile kapattık. Bir başka deyişle Türk tekstil sektörü her iki dakikada bir konteyner ihracat yaptı.

İhracatta istediğimiz ivmeyi kısıtlı dış talepten dolayı yakalayamadık. Bu açıdan tekstil sektörü de diğer ihracat kalemlerimiz gibi olumsuz etkilendi. Parite etkisinin ihracatımızdaki düşüş üzerinde önemli bir etken olduğunu da ayrıca vurgulamamız lazım. Ana ihracat pazarlarımızın (Avrupa Birliği, Ortadoğu ve Kuzey Afrika, Rusya) para birimlerinin ve Türk lirasının dolar karşısındaki değer kaybı, dolar bazında ölçtüğümüz ihracatımızın düşmesindeki en büyük etken olarak karşımıza çıktı.

Ancak krizlerin fırsatları da beraberinde getireceğini düşünerek 2016 yılında tekrar bir toparlanma yaşanacağına inanıyorum.

2016 yılında Türk tekstil sektörü

Küresel belirsizlikler ve bölgemizdeki siyasi gerginlik 2016 yılında da bizi zorlayan faktörler olacak. Ancak 2015 yılından daha iyi bir büyüme ve ihracat performansı yakalayacağımıza inandığımı söyleyebilirim.

Bildiğiniz gibi Türk tekstil sektörü olarak 2023 yılında 20 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2016 yılında önce 2015 yılı ihracat değerine ulaşmayı, daha sonra ise % 10’luk bir artış yakalayacağımıza inanıyorum.

2015 yılına baktığımızda İran ve ABD gibi pazarların, ihracatımızda çeşitli olumsuzluklar yaşanırken sektörümüz açısından gelecek vaat eden pazarlar olarak öne çıktığını görüyoruz. Bu pazarların önümüzdeki yıllarda artı bir potansiyel yaratacağının farkındayız.

Sektör olarak üzerinde çalıştığımız yeni pazar stratejimizde yeni pazarlar yaratmanın yanı sıra dünyada hız kazanan serbest ticaret ve yatırım anlaşmalarının sektörün yol haritasını belirlemedeki etkilerini dikkate alıyoruz. Ayrıca, enerji ve meta fiyatlarının düşmesinin beklendiği bir dönemde gelirlerini bu sektörlerden elde eden ülkelerin ithalat taleplerindeki düşme de yine 2016 yılında dikkat etmemiz gereken önemli noktalardan biri.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen sektörümüzde yatırımların devam ettiğini ve özellikle dört yılda bir gerçekleşen ITMA Fuarı’nı bu yıl sektörümüzden birçok katılımcının yatırım yapmaya yönelik olarak ziyaret ettiğini gördük.

Dolayısıyla 2015 yılı rakamsal olarak olumsuz görünse de gelecek yıllar ve 2023 hedefimiz için yeni yatırım ve ihracat potansiyeli sunan bir ortam yaratmış ve sektörümüz ihracata yönelik dinamik yapısını bu yılda da sürdürmüştür.

2016 yılında yol haritası

2016 yılında özellikle ABD pazarına yönelik somut projelerin hazırlığı içindeyiz. Hedefimiz ve beklentilerimiz ihracatta yaşanan gerilemeyi artışa çevirmek. Bu açıdan AB ve Rusya’nın yanı sıra potansiyeli yükselen diğer pazarlara da özel önem veriyoruz. 2016 yılında ABD’ye yönelik gerçekleştirmeyi planladığımız tanıtım ve ticari faaliyetlerinin yanı sıra, İran’a 2015 yılında düzenlediğimiz heyetin bir tekrarını yapmayı planlıyoruz, ayrıca Japonya’ya yönelik hedeflerimiz ve çalışmalarımız devam ediyor.

2016 yılında ayrıca Rusya’nın yanı sıra Ukrayna, Belarus gibi pazarda kayıp yaşadığımız veya potansiyelini tam olarak değerlendiremediğimiz Doğu Avrupa ülkelerini yeniden kazanmanın yollarını arayacağız. Zira bu ülkelerdeki kriz ortamının düzelmesiyle Türk tekstil sektörü için yeni fırsatların doğacağına inanıyoruz. Öte yandan son dönemde Rusya ile yaşanılan siyasi krizden kaygı duymaktayız ve ilişkilerimizin bir an önce normalleşmesini temenni ediyoruz.

2015 yılının bir başka gelişmesi olarak ise 2023 hedefleri arasında önemli bir yer tutan Türk teknik tekstil sektörünün gelişmesi yolunda İTA Aachen ile yapılan işbirliği sözleşmesini gösterebilirim. Bu işbirliği, Türk teknik tekstil sektörü adına çok yeni gelişmelerin 2016 yılında ve önümüzdeki yıllarda gerçekleşmesinin işaretidir.

Türkiye’de teknik tekstiller ve nonwoven sektörü

Türkiye’de teknik tekstil ve özellikle nonwoven sektörüne olan yatırımlar hızla artmaktadır. Öyle ki, sektör, 2015 yılında %15’e yakın büyüme kaydederek, yatırımı ve üretimi en hızlı artan alt-sektör haline gelmiştir. 2015 yılında teknik tekstil ihracatımız ise 1,5 milyar Dolar değerinde gerçekleşmiştir.

Gelişen bir sektör olan teknik tekstil sektöründe çok rekabetçi olduğumuz alanlar bulunmaktadır. Sektör olarak rekabetçi olduğumuz alanlarda yatırımları yoğunlaştırmayı ve ithalatın yüksek olduğu alanlarda ise sektörümüzü canlandırmayı hedefliyoruz.

Örneğin nonwoven ve emdirilmiş, sıvanmış, kaplanmış kumaş gibi ürünlerde gelişen bir üretim altyapımız bulunmaktadır. Ayrıca kord bezi, metalize iplik, torba ve çuvallar gibi belirli kategorilerde dünya çapında rekabetçi bir konumdayız. Öte yandan, teknik tekstil materyalinden hazır giyim ürünlerinde önemli bir pazar bulunmasına karşın maalesef bu alanda rekabetçiliğimiz beklentilerimizi karşılamaktan uzak.

Artan ticaret ve pazar hacmine bağlı olarak Türk teknik tekstil sektörünün kendini konumlandıracağına ve rekabetçiliğini her bir alt sektörde daha da yükselteceğine inanıyoruz.

ITA Istanbul ve ITA Aachen işbirliğiyle Türkiye‘deki tekstil ve teknik tekstil sektörüne kapsamlı hizmet

Türkiye’nin teknik tekstil alanında daha ileri gidebilmesi için yeni yatırım ve Ar-Ge çalışmalarına duyulan ihtiyacı karşılamak amacıyla sektörümüzün İTA Aachen ile yaptığı işbirliği sözleşmesini önemli bir gelişme olarak gösterebilirim.

ITA İstanbul ve ITA Aachen işbirliğiyle Türkiye’deki tekstil ve teknik tekstil sektörüne kapsamlı hizmet vermeyi hedefliyoruz. Test hizmetleri, egitim, temel arge ve uygulamalı arge çalısmalarıyla sektöre kısa, orta ve uzun vadeli yol haritaları dahilinde çözüm ortakligi sunulacaktır. Mevcut ve gelecekteki tekstil ve teknik tekstil pazarı gereksinimleri doğrultusunda inovatif ve ekonomik çözümlerimizle sektörü başarıya yönlendirmek ana hedefimizdir. Bunun icin orta ve uzun vadede ara elemandan başlayarak lisans, yüksek lisans ve doktorali uzmanlarin yetistirilmesine katki sağlanacaktır. Eğitim programlarimiz gerek üniversite ögrencilerine gerekse sanayi çalisanlarina hitap edecektir. Geniş kapsamda Türkiye genelinde üniversiteler ve sanayicilerimizle ulusal ve uluslararasi partnerlik dahilinde projeler oluşturulacak ve hayata geçirilecektir.

ITA Aachen ile başlattığımız işbirliğinin ilk somut yansıması umuyorum ki teknik tekstillerin yapı endüstrisinde kullanılması olacak. Bu işbirliği kapsamında Türk – Alman ve Yunan tekstil Ar&Ge merkezleri ortaklığında teknik tekstiller kullanarak deprem ve diğer doğal felaketlere dirençli yapılar inşa edilmesini sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca, önümüzdeki dönemde 11. Kumaş Tasarım Yarışmamız ile eş zamanlı olarak İstanbul’da uluslararası teknik tekstil konferansını düzenlemenin de planlarımız arasında yer aldığını belirtmek isterim. Konuyla ilgili olarak yoğun bir şekilde çalışıyoruz.

Ar-Ge ve inovasyon üzerinde çok büyük bir önemle durduğumuz konular. Sevinerek ifade edebilirim ki sektörümüzde de bu konuya büyük bir önem veriliyor ve birçok tekstil üreticisi ve ihracatçısı bugün artık kendi Ar-Ge departmanlarına sahip. Bu eğilim sektörde giderek artıyor.

Ancak teknik tekstil sektörünün, yatırım maliyetleri nispeten yüksek bir sektör olduğunu sektörü değerlendirirken akıldan çıkartmamak gerekiyor. Ayrıca genel olarak Türk tekstil sektöründe yabancı yatırımın payı düşük seviyelerdedir.

Sektörümüzün ülkemizin milli bir sektörü olduğundan hareketle sektörümüzü ileriye götürecek tüm çalışmaları dikkatle tasarlamamız ve teşvik etmemiz önemli.

ITM 2016 ve HIGHTEX 2016 Fuarları

Türkiye konvansiyonel tekstil ürünlerinde ve hazır giyim ve ev tekstiline yönelik kumaş üretiminde son otuz yıl içinde kendini kanıtladı ve dünya çapında çok önemli bir yere yükseldi.

Teknik tekstil sektörünün de yatırım maliyeti ve know-how birikimi gibi unsurları dikkate aldığımızda çok önemli bir konuma yükseldiğini artık daha net olarak görebiliyoruz.

ITM 2016 Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı ve HIGHTEX 2016 Uluslararası Teknik Tekstiller ve Nonwoven Fuarı, sektörümüzün yakından takip ettiği ve destek verdiği fuarlardır. Çalışmaları ve çabaları için organizatörlerini kutluyoruz. Tekstil ve teknik tekstil sektörünün buluşma noktası olan ITM 2016 ve HIGHTEX 2016 Fuarlarının sektörün üretim ve yatırım kapasitesinin artmasıyla ve küresel değer zincirine daha çok dahil olmasıyla öneminin daha da artacağına inanıyoruz.

45

Santex Rimar Group: “ITM 2016 Çok Önemli Bir Buluşma Olduğu İçin, Fuara İki Farklı Stantla Katılacağız”

Santex Rimar Grup CEO’su Stefano Gallucci, Udine Üniversitesi’nde bilgi bilimleri alanındaki derecesi ve Houston Üniversitesi’nde yüksek lisansının ardından Stefano Gallucci, Silikon Vadisi’nde ilk işletmesini kurdu.

İtalya’ya döndüğünde moda sektöründe işletmeler yönetti ve daha sonra girişimcilik dünyasında çalışmaya başladı. ICT ve nanoteknoloji sektörlerinde yenilikçi şirketler kurdu. Kendisi, CenterVue (göz hastalıkları teşhisi) Başkanı, QID (nanoteknolojiler) ve M31 (yenilikçi inkübatör) kurucu ortağıdır. Santex Rimar Grup’a 2008 yılında katılmıştır. Stefano Gallucci ITM 2016’ya ve yeni yatırımlara dair sorularımızı yanıtladı.

Yeni yapı, grup firmaları ve faaliyetler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Örgü, dokuma ve nonwoven kumaşlar ve yeşil çözümler için bir teknoloji ortağı olan Grup, bugün Santex Rimar Grup halini alan, farklı firmalar olarak başlamıştır: Cavitec ve Isotex, teknik ve nonwoven tekstil makineleri piyasasına öncülük ederken, Santex ve Sperotto Rimar, tekstil terbiye için makineler üretiyor; Solwa ise su arıtma, gıda dehidrasyonu, tarım ticaret sektörü ve atık yönetimi için çevre dostu makineler sunuyor. Geçtiğimiz 2015 yılında iddialı hedeflerimize ulaşmayı başardık ve şimdi daha fazla büyüme için çok iyi hazırlanmış durumdayız. Ayrıca orta vadeli Ar-Ge projeleri için müşterilerle işbirliği yaptık, yeni kurulumları kaynak sağladık, Üniversitelerle ve tekstil, kimya ve elektronik pazarlarındaki büyük oyuncularla ortaklıklara imza attık. 150 yılı aşkın faaliyetimiz ve bu denli geniş teknik bilgimizle, yenilikçi olabilecek, aynı zamanda güvenilirlik, düşük üretim maliyeti ve çevre dostu teknolojiler sunabilecek deneyime sahibiz.

46Yakın zamanda Smit Textile’in devralma sürecini başlattınız. Bu katılımla ilgili neler söyleyebilirsiniz, bu birleşmeden ne gibi avantajlar bekliyorsunuz?

Santex Rimar Grup ve Smit, kalite, yüksek seviye inovasyon, esneklik, çok yönlülük ve müşteri beklentilerini karşılamaya bağlılık gibi ortak değerlere sahiptir. Birçok Santex Rimar müşterisinde, Smit tezgahları bulunuyor. Bu müşteriler, şu anda tüm projeleri için tek bir büyük ortağa kavuştukları için bu Devranlımı güçlü bir şekilde destekledi. Santex Rimar Grup’a giriş, Grup’un stratejik gelişiminin başlıca bir unsurudur ve Smit’in müşterileri için yeni fırsatlar ve daha yüksek seviye teknik bilgi sunması adına, dünya çapında geniş bir satış ve destek ağından faydalanmasına olanak tanıyacaktır. 150 yılı aşkın geçmişiyle Santex Rimar Grup, dört fabrikası ve dünya genelinde 10,000’in üzerinde müşterisiyle birçok ülkede varlık gösteriyor ve yenilikçi olacak tecrübeye sahipken, aynı zamanda güvenilirlik, daha düşük maliyetli üretim ve çevre dostu teknolojiler sunuyor.  Smit ve Santex Rimar Grup arasında oluşturulan sinerji, müşterilerin, global servis ağı, yüksek kaliteli ürünler, engin teknolojik miras ve her şeyden öte, dokuma tezgahından bitmiş –doğal veya teknik- tekstillere kadar tüm üretim süreçlerinde entegre bir teknoloji tedarikçisine güvenmesine olanak tanıyor.

Bu geniş çeşitlilik, ürünlerinizin kullanım alanları ve bu teknolojilerin sunduğu avantajlarla ilgili bili verebilir misiniz?

Santex Rimar Grup’un aynı makinesi 25 yılı aşkın bir süre kullanıp, sonunda bunu sadece bir başka Santex Rimar ile değiştiren müşterilerimiz var. İşte biz buna kalite diyoruz. Tekstil, teknik tekstil veya yeni bir uygulama alanında proje yapan her girişimci, Santex Rimar Grup’a başvuruyor. Çözümlerimiz sorunsuz çalışıyor. Müşterilerimizim, hedeflerine ulaşmasına yardımcı oluyoruz: bizim başarımız, onların başarısıdır.

Bunu, dokuma tezgahlarından terbiyeye veya emprenye’ye ya da kaplamaya kadar tüm müşterilerimizin işletmelerine sunduğumuz tam biz vizyon ile gerçekleştiriyoruz. Başka hiçbir endüstriyel makine üreticisi aynısını iddia edemez.

Sizin için Türkiye pazarının öneminden söz eder misiniz? Pazar payınız nedir?

En önemli müşterilerimizin bazılarının merkezi Türkiye’de, bu bizim çok iyi bir ölçüt. Türkiye, yüksek standart ve maliyet kontrolü, yüksek verimlilik ve kalite talep ediyoruz, biz de bu konularda çok iyiyiz. Santex Rimar ve dokuma, tekstil terbiye ve teknik tekstil alanındaki markaları, bu en üst seviye pazar için büyük çaba sarf ediyor.

ITM 2016 Fuarına hangi grup firmalarıyla katılacaksınız? ITM 2016 Fuarında hangi ürün ve teknolojileri öne çıkaracaksınız? Hangi inovasyonları sergileyeceksiniz?

ITM 2016 çok önemli bir buluşma olduğu için, fuara iki farklı stantla katılacağız.

Bir tanesi Smit (Salon 2 / Stant 210B), diğeri de Santex Rimar Grup (Salon 14 / Stant 1402A). Sperotto Rimar markasıyla, daha yüksek üretim hacmi ve daha düşük enerji tüketimiyle birlikte, daha iyi doğal ve bazı yapay elyaflarla dekatürleme konseptimizde bir devrim olan yeni Decofast 3.5’i sunuyoruz. Bu yeni makine, terbiye sektörün karbon ayak izini azaltırken tekstillere değer katmaya yönelik yeni sürdürülebilirlik çabamızı da yerine getiriyor.

Sizce, Türkiye ve bölgesel pazarlara en etkin erişimi sağlaması açısından ITM 2016 Fuarı önem arz ediyor mu? Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

ITM 2016, Santex Rimar’ın tekstil tebriye, teknik tekstiller, nonwovenler ve yeşil teknoloji alanındaki en yeni gelişmelerini sergilemesine ve müşterilerle teknolojik vizyonumuzu tartışmaya olanak tanıyor. Müşterilerle ile onların planlarını ve onlara yardımcı olacak çözümlerimizi paylaşmak, ihtiyaçlarına yakın kalmamız açısından önemli.

Santex Rimar Sadece Dokusuz Yüzey Çözümleri Üzerine Odaklanmış Ayrı Bir Ürün Geliştirme Bölümü Kurdu

Santex Rimar Grup geçmişi inovasyon ve aynı zamanda geleneğe dayalı bir gruptur. Yeni bir isim olarak Santex Rimar Grup İsveç geleneğinden gelen Santex ile İtalyan ileri görüşünün temsilcisi Rimar’ın birleşimi ile oluşmaktadır. Rimar 18. Yüzyılda doğrudan Giannino Marzotto tarafından araştırma ve geliştirme amaçlı kurulan dünya tekstil üretiminde ilk sıralarda yer alan Marzotto Grubun devamıdır.

Santex Rimar Grup dünya genelinde sürekli büyüyor ve tekstil bitim, dokusuz yüzey ve teknik tekstillerde yenilikçi ürün geliştiriyor. Uzun tecrübeler neticesinde nonwoven sektöründe sürekli artan taleplere yeterli ve verimli cevap verme kabiliyeti kazanmıştır.

Bunda hala en önemli rolü fırın teknoloji ile üretilen termal bağlama metodu oynamaktadır. Bu metod ev tekstili, hijyen, tıbbi ve endüstriyel ürünler gibi çeşitli ve esnek üretime olanak sağlar. Santex Rimar Grup bünyesinde oluşturduğu muhteşem sinerjiyle Santex markası altında Santashrink kurutmayı tekstil bitim işlemlerine kombine etti. Yeni Santatherm termal bağlama fırını “hava ile güçlendirilmiş modu” Sanshrink kurutucularında iyi yapılandırılmıştır. Havanın düzelerden çıkış hızı 40 m/s hıza kadar çıkabilir. Isı ürüne düzgün ve etkili şekilde transfer edilir. Hertürlü elyaf tülbent oluşturma prosesinden bağımsız olarak işlenebilir.

Hava akışı flap ve düze sistemleri ile esas ürüne doğru çok iyi bir şekilde adepte edilmiştir. Kullanıcı dostu kontrol sistemi hava akış yönü ve cinsi gibi akış parametrelerinin seçilmesine olanak sağlamaktadır. Bu yeni Santatherm sisteminin en önemli kalite göstergesi son ürünün her iki yüzeyinin de düzgün olmasıdır.

Verimli ısı transferi ve sıcaklık stabilitesi, yüksek verimliliği doğurur. Makinenin modular olarak dizayn edilmesinden dolayı kompaklık sağlama, hızlı kurulum ve kolay bakım avantajlarına sahiptir. Bunların neticesinde bakım ve servis ücretleri oldukça düşüktür.

Santatherm termal bağlama fırını Santabond düzeltme ve kalibre kalenderi ile birleştirilebilir. Cavitec kablama ve laminasyon sistemleri ile birlikte çok geniş aralıkta nonwoven uygulamalarına çözüm sunar.