Yingyang: Önceliğimiz, Kaliteli ve Çevre Dostu Çözümler Üretmek

1993 yılında kurulan Çin şirketi Jiangsu Yingyang Nonwoven Makine, araştırma ve geliştirme, teknik süreç ve destek hizmeti ile nonwoven ekipman ve ürünlerini entegre eden lider bir nonwoven ekipman üreticisi.

YingYang’ın ürün gamında İğnelenmiş nonwoven kumaşlar, filtre malzemeleri, mobilya ve yatak endüstrisi için ürünler, spunbond hatları, polyester ve polipropilen spunbond ve meltblown hatları, doğal elyaf ve atık malzemeleri, kalender makineleri, sarım, dilimleme ve geri dönüşüm makineleri bulunuyor.

YingYang firması üretiminin yüzde 55’ini ihraç ediyor. Firmanın makine satışı yaptığı ülkeler arasında; ABD, Almanya, Kanada, İngiltere, Belçika, Meksika ve Türkiye de dâhil olmak üzere 72 ülke yer alıyor.

ITMA Fuarı’na katılan YingYang firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Fan Liyuan ile bir röportaj gerçekleştirdik. Cirolarının %5’ini Ar-Ge’ye ayırdıklarını söyleyen Liyuan, “Yüksek kapasiteye sahip, yüksek kaliteli, güvenli, çevre dostu ve otomatik çözümler geliştirmek daima önceliğimiz.” dedi.

YingYang firmasının üretimlerinde odak noktası nedir?

YingYang markasını tüm dünyada bilinir kılmak istiyoruz. Yingyang dünyada makine geliştirme alanında en çok değer üreten firmalardan biri. Fabrikamızda tam kapsamlı üretim hatlarımız sayesinde, imalatla yetinmeyip test işlemlerini de kendimiz yürütüyoruz ve her bir makinede farklı elyaf türlerini deneyerek yeterince deneyim kazanıyor ve üretim konusunda teknik bilgi birikimimizi artırıyoruz.

ITMA Fuarı’nda hangi ürünlerinizi sergilediniz?

Sensörler ve yeni elektronik bileşenler ekleyerek ve mevcut makinelerimizi yenileyerek yeni teknolojiler sunduk. Tanıttığımız ürünlerden biri; YYQR Random Velur iğne tezgâhı: Random velur makinesinin amacı, otomotiv, zemin kaplaması, duvar kaplaması ve oyuncaklar için keçe gibi son kullanımlar da nonwoven bir alt tabaka üzerinde yönsüz velur hav efekti yapmaktır.

Ayrıca mikro elyaftan ürettiğimiz, yüksek kaliteli bir ürün olan sentetik derileri sunduk. Bu teknoloji, sentetik deriyi, görünüm ve his açısından deriye yakın göstermeyi sağlıyor ve çoğunlukla otomobillerde kullanılıyor. Fuarda ayrıca çocuk bezi üretiminde kullandığımız teknolojimizi de sergiledik.

Fuar ziyaretçilerinin ürünlerinize gösterdiği ilgiden memnun kaldınız mı?

 Evet, memnun kaldık. Mevcut müşterilerimizin tavsiyesiyle gelen yeni müşterilerimiz de oldu.

YingYang güvenilir ve dayanıklı makineler üretmek için nasıl çalışıyor?

Güçlü bir Ar&Ge laboratuvarımız var. Bütün testleri bu laboratuvarımızda gerçekleştiriyoruz ve her ürün için net veriler elde ediyoruz. Ciromuzun %5’ini Ar-Ge’ye ayırıyoruz ve sürekli yeni ürünler geliştiriyoruz.

En çok talep gören ürünleriniz hangileri?

Geniş bir ürün portföyümüz var ve hangisinde daha çok talep olduğunu söylemek zor. Çünkü bölgeye ve döneme göre farklılık gösteriyor. Zemin kaplama, halı, otomotiv iç döşeme gibi ürünlerimiz bu sıralar yüksek talep görüyor.

İhracat pazarlarınız açısından değerlendirecek olursanız, Türkiye’nin firmanız için önemi nedir?

Türkiye, YingYang için önemli bir Pazar ve Türkiye’deki müşterilerimiz de ürünlerimizden oldukça memnun.

Röportaj: Dilek Hayırlı

Dilo Group Enerji Tasarrufu, Sürdürülebilirlik ve Endüstri 4.0’a Odaklanıyor

Dilo Group ITMA 2019’da tam kapsamlı bir üretim hattını sergiledi. Bu hatta, makine tasarım mühendisliği alanındaki birçok inovasyonun yanı sıra iyileştirmeler ve modifikasyonlar da tanıtıldı.

Fuarda ayrıca; kart besleme yöntemiyle elyaf hazırlamadan başlayarak hassas ağ oluşturmaya kadar uzanan tam kapsamlı teknolojik süreç ve yeni Hyperpunch Hα iğneleme çözümleri sergilendi.

ITMA 2019 fuarı sırasında standında ziyaret ettiğimiz Dilo Group Genel Müdürü Johann Philipp Dilo ile bir röportaj gerçekleştirdik. Firma olarak sürdürülebilirlik, Endüstri 4.0 ve çevre dostu ürünlere odaklandıklarını söyleyen Philipp Dilo, enerjiden tasarruf sağlayacak yeni ürünler üzerine çalıştıklarını ifade etti.

Dilo Group ITMA 2019’da tam bir üretim hattı sergiledi. Bu hattın detaylarını ve ürünleri sizden dinleyebilir miyiz?

DiloTemafa bileşenleri ile elyaf hazırlama aşamasında “Baltromix Pro” ile daha yüksek verim için vazgeçilmez bir uygulama olan daha hızlı gerçekleşen harman aktarım uygulaması sergilendi. “Balya zamanlayıcı” yardımı ile elyaf balyaları beslenerek ve doldurma seviyesi tam olarak kontrol edilerek, rölantid ya da aşırı doldurmanın önüne geçiliyor. “DI-LoWatt” sensör modülü ise minimum hava ile elyaf taşınmasını sağlayarak önemli oranda enerji tasarrufu imkânı sunuyor.

“VectorQuadroCard”ın ardından küçük ve orta katman genişliklerde en yüksek verim sağlayan ve özellikle hidrojenerasyon hatlarına hitap eden yüksek hızlı çarpma perdesi “HyperLayer”in en son sürümü de fuarda sergilenen çözümler arasında yer alıyor. Fuarda sergilenen DI-LOOM OD-II SLHαV iğneli dar dokuma tezgâhı, oldukça homojen bir dikiş dağılımı sağlamak için 6000X yeni iğne kalıbı ile destekleniyor.

“3D-Lofter”, “tekstil katkı maddesi imalatı” alanında; otomotiv sektöründe ve diğer uygulamalarda kullanılan iğne keçeleri için daha fazla elyaf tasarrufu sağlıyor.

Yardımcı işletim sistemi ‘Diloline 4.0’ın avantajları neler?

Siemens işbirliği ile geliştirilen “Diloline 4.0”, imalat sürecini daha da basitleştirme, ağ şekillendirmede şeffaflığı arttırma ve bu sayede verimliliği arttırma amacıyla oldukça çeşitli “akıllı üretim” sistemlerine sahip. Üretim verileri saklanıyor, belgeleniyor ve karşılaştırılıyor. “Alarm monitörü” ile sorunlar görüntüleniyor. Üretim analiziyle, bekleme sürelerinin nedenleri belgeleniyor. Bu veriler, sorunların önlenmesinde kullanılabiliyor. Mobil uygulamalar ve bulut verileri (mindSpheres) üzerinden çok sayıda bilgi modülü geri çağırılabiliyor. Makinelerin kontrolünde ve üretim verilerinin elde edilmesinde için kullanılan tüm bu yöntemler, üretim sistemindeki karmaşık fonksiyonları personel ve vardiyadan bağımsız olarak daha güvenli hale getirmeye yardımcı olacak.

Dilo, dayanıklı ve yenilikçi makineler geliştirmek için nasıl çalışıyor?

İnovasyon söz konusu olduğunda, önce pazar araştırması yapmak şeklindeki klasik yaklaşımı benimsemek yerine, mevcut makinelerimizde neleri geliştirebileceğimizi düşünüyoruz. Araştırmalarımızı kendimiz yapıyoruz. Böylece geliştirilmesi mümkün bir alan bulduğumuzda, yaratıcılığımızı kullanarak farklı modeller uyguluyoruz. Önce bulduğumuz fikri farklı yönlerden inceliyoruz ve ardından müşterilerle görüş alışverişi yaparak ürünü piyasaya sürüyoruz. Ürün geliştirme aşamasında birlikte çalıştığımız pilot müşterilerimiz, bir diğer deyişle, ürünlerimizi ilk kez kullanan müşterilerimiz var. Daha sonra fikrimizi peyderpey pazara sunuyoruz.

Geçtiğimiz 12 ay içinde şirketinizin elde ettiği en büyük başarılar nelerdir?

En büyük başarılarımızdan biri ITMA Fuarı’nda sergilediğimiz tam işlevsel özelliklere sahip iğneleme hattımız. Dilo, bu teknolojinin dünya çapındaki nonwoven üretiminde üstlendiği merkezi konumu vurguladı. İğneli ürünler, döşeme kaplamaları, otomotiv iç kaplamaları, teknik iğne keçeleri, filtrasyon ortamları, jeotekstiller, şilte, yatak ve döşemelik kumaşlar, mendiller ve kağıt makinesi keçeleri gibi birçok uygulamada bulunabiliyor. Yeni iğneli dokuma tezgâhımızda iğne düzeni de değişti. Bu tasarım ile iğne dokuma ürünlerinden daha fazla düzenli verim alabiliyorsunuz. Bu makinenin dokumada yeni bir çığır açtığını söyleyebiliriz. 

Üretimlerinizde sürdürülebilirliğe uyum sağlamak için neler yapıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik önemli bir kavram, önemli bir mesele ve bu konuya oldukça ciddiyetle eğiliyoruz. Fakat elyafın tekstil ürününe mekanik dönüşümünü içeren bir aşamadayız. Geliştirdiğimiz taraklama, iğneleme ve cross bonding (çapraz bağlama) gibi mekanik çözümler, önceki çözümlere göre daha tüketici dostu. Enerji tüketiminin %50’sinin tüplerden elyaf geçirmekten kaynaklandığını fark ettik ve daha aza elektrik kullanan yeni bir sistem geliştirdik. Enerji gereksiniminin azalmasıyla fan kullanımını da azaltmış olduk ve süreci takip etmeye devam ediyoruz. Tüplerde tüketimi azaltarak düşük enerji tüketim oranını da en verimli sonuçları alıyoruz.

İhracat pazarı açısından değerlendirecek olursanız, Türkiye şirketiniz için nasıl bir öneme sahip?

Türkiye, firmamız ve tekstil sektörü için büyük bir öneme sahip. Çünkü oldukça canlı ve çok dinamik bir pazar. Türkiye’de tekstil sektörünün güçlü ve yenilikçi olduğunu ve sürekli ilerleme kaydettiğini biliyoruz. Tabii zaman zaman inişler ve çıkışlar oluyor fakat uzun vadede bakıldığında, özellikle nonwoven kumaş alanında sürekli artan bir üretim olduğunu görüyoruz. Bu nedenle satış ve teknik destek ekiplerimizin İstanbul’da bir ofisleri var. Bu sayede pazardaki ürünlerimizin arkasında durduğumuzu gösteriyoruz. Başarılarımızı ve pazar payımızı sürekli artırıyoruz.

Röportaj: Dilek Hayırlı

MİLKAY, Üstün Kalite ve Hizmet Anlayışı ile Müşterilerine Güvenilir Bir Ortak Olmayı Sürdürüyor

Yaylı yatak, yaylı kanepe, otomotiv, mobilya ve izolasyon sektöründe kullanılan keçe ve vatkaların üretimini yapan MİLKAY firması, 1995 yılında kuruldu. Günlük 150 tonluk keçe üretim kapasitesine sahip olan firma, nonwoven sektöründeki kalitesini ve hızlı hizmet anlayışını sürdürüyor.

Teknik tekstillerin ve nonwoven ürünlerin dünyada olduğu gibi Türkiye’de kullanımı gün geçtikçe artıyor. Nonwoven Technology Dergisi’nin bu ay ki sayısında MİLKAY’ın Genel Müdür Yardımcısı Abdullah Nursaçan ile röportaj gerçekleştirdik. Siz okurlarımıza sunarız.

Firmanızın kurulduğu günden bu zamana kadar olan gelişim sürecini sizden dinleyebilir miyiz? En önemli felsefeniz nedir?

1994 yılındaki kuruluşunda İtalyan ortaklığı bulunan MİLKAY kelime olarak Milano ve Kayseri şehirlerinin ilk 3 harflerinden oluşuyor. Firmamız; yaylı yatak, yaylı kanepe, otomotiv, mobilya ve izolasyon sektöründe kullanılan keçe ve vatkaların üretimini yapıyor. Sektöründeki en son teknolojiyi kullanarak itina ile ürettiğimiz ürünlerimizi yurt içinde olduğu gibi yurt dışı pazarlarına da sunuyoruz. Üretimi ve üretmeyi seven, gelişmeye açık geniş bir bakış açısına sahip, insana ve çevreye saygılı bir şirket olma felsefesi ile hareket ediyoruz.

Ürün portföyünüz ve kullanım alanları hakkında bilgiler verebilir misiniz? En çok hangi ürünleriniz rağbet görüyor?

500 g/m2’den 2500 g/m2 ağırlık, talep edilen ölçü, yumuşak keçe (termobond), sert keçe, ultra sert keçe olmak üzere standart ürünlerimiz ile birlikte talep edilen teknik şartlara haiz istenen tuşe de özel keçeler yapılıyor. Sert keçe, özellikle yaylı yatak ve yumuşak soft mobilya grubunda yay üstü tecrit malzemesi olarak kullanılıyor. Bunun dışında pamuk, yün, diğer sentetik ve doğal ürünlerden vatka imalatlarımız da bulunuyor.

Üretimlerinizde en çok önem verdiğiniz kriterler nelerdir? Sizce ürünlerinizi, diğer markaların ürünlerinden ayıran en önemli özellikler nelerdir?

Geleceğimizin, müşterilerimizi tatmin etme kabiliyetimize bağlı olduğuna inanıyoruz. Bu arzumuzu müşterilerimiz için, üstün kalite ve hizmet anlayışı sunarak sürdürüyor ve müşterilerimiz için güvenilir bir ortak olarak kalmaya devam ediyoruz. Müşterilerimizle kurduğumuz gönül bağı ile sadece bir müşteri tedarikçi ilişkisine değil, bir kültür oluşumuna önem veriyor, gelişmenin beraber olabileceğine inanıyoruz. Bizi biz yapan sadece ürünümüz değil, iş yapış biçimimizdir.

Günlük üretim hacminiz nedir? Türk pazarındaki hâkimiyetiniz hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Günlük 150 ton kurulu kapasitemiz ile hizmet veriyoruz. Pazar liderlerinden biri olarak yerli pazarın %55’lik kısmına hâkimiz. MİLKAY=Keçe Jeneriği ile hafızalarda yer edinmişizdir.

Hangi markalarla iş birliği içinde bulunuyor ve Dünya çapında hangi ülkelere ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

Günlük 50 adet/yatak ve üstü tüm sektör oyuncuları potansiyel hedef kitlemiz olmakla birlikte, belli bir marka değerine ulaşmış, Türkiye’de yerleşik tüm değerli firmalar ile iş birliğimiz bulunuyor. Dünya çapında ise 55 ülkede MİLKAY aranan ve tercih edilen markadır. Dünyanın en büyük yatak üreticilerinin yirmi beş yılı aşkın bir süredir tedarikçiliğini sürdürüyoruz.

Akıllı ve teknik tekstillerin Türkiye’deki gelişimi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Teknik tekstil sektörünün; seri üretimi, kolay kullanımı, maliyet avantajları ve aynı zamanda geri dönüştürülebilirlik alanında sahip olduğu kolaylıklar nedeniyle Türkiye’deki kullanımı yoğunlaştı. Kullanım yerleri baz alınacak olursa yirmiden fazla ana iş kolunda teknik tekstiller yer alıyor. Dokusuz ve örgüsüz yüzeyler olarak ifade edilen bu tekstiller sınıfında yer alan ürünlerimiz, keçe olarak sınıflanıyor ve mobilya inşaat gibi sektörlerde yoğun biçimde kullanılıyor.

Sürdürülebilirlik ve çevre dostu ürünlerle ilgili şirket yaklaşımınız nedir? Bu kapsamda ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?

Çevreye saygılı bir sektör şirketi olmak gibi bir vizyon ile hareket ediyoruz. Yılda 40 bin tekstil atığını ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Ülkemizde bu konuda tekstil atıklarının tekrar kazanımı hususunda yeterli bellek oluşmadığını düşünüyor ve ulusal tekstil atık toplama strateji eylem planının oluşturulmasının önemine inanıyoruz. Buna yönelik çalışmalarımız da bulunuyor.

Milkay firması olarak Ar-Ge’ye verdiğiniz önem nedir? Bu konuda ne tür çalışmalarda bulunuyorsunuz?

Kalite, sürdürülebilir bir şirket varlığından söz etmenin en önemli koşullarında bir tanesi, diye düşünüyoruz. Bunun için hammadde girdi kontrolden, ara kontrolden ve nihayetinde son kontrolden itibaren bir süreç yöneten firmamız, bünyesinde ürün geliştirme ve araştırma geliştirmeleri sürekli yaparak buna yönelik ekip ikame ediyor. 2016 Yılından bu yana üretmekte olduğumuz %100 polyester esaslı MİLFORM ürünümüz sektörde sünger kullanımına alternatif bir ürün olarak polyester sünger olarak kendine yer buluyor.

2019 yılı hedefleriniz, gelecek projeleriniz ve yatırımlarınız hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Ekonomik konjoktür, yatırım kabiliyetlerimizi her zaman hazır ve diri tutmaktadır. Bununla beraber bu yıl en az 40 bin ton tekstil atığını tekrar ekonomiye kazandırmayı hedefliyoruz.

Röportaj: Kübra Karaca

Mogul, Nonwoven Sektöründe İlklerin Adresi Olmaya Devam Ediyor

Yedi farklı teknolojiyle üretim yapan 15 üretim hattıyla Türk ve dünya nonwoven sektörünün önemli bir oyuncusu olan Mogul, yurt dışındaki 56 ülkeye ihracat yapıyor. Kaliteye, çalışanına değer vermek ve müşteri memnuniyetini ön planda tutmak, Mogul’un ana felsefesini oluşturuyor.

Serkan Göğüş – Mogul Firmasının CEO’su

1997 yılında nonwoven ürünler üretmek üzere kurulan Mogul, Türkiye’de spunbond ve meltblown kumaş üreten ilk şirket olma unvanını taşıyor. Kısa sürede AB ve ABD pazarlarında satış yapmaya başlayan firma, bugün tüm dünyada çok çeşitli uygulamalar için nonwoven rulo ürünleri tedarik ediyor. Bugün Mogul, Türkiye’deki üç ve Gray Court, Güney Carolina’daki bir tesisinde nonwoven ve kompozit ürünler üretiyor. Bu tesisler Amerika, Avrupa ve Asya pazarlarına; filtreleme, temizlik bezi, hijyen, kişisel bakım, medikal, endüstriyel, inşaat, çevre, ev döşeme, ambalaj, otomotiv ve tarım uygulamalarına yönelik ürünler sunuyor.

INDA tarafından iki kez ‘Girişimcilikte IDEA Başarı’ ödülüne layık görülen ve Türkiye’de ilk 1000 sanayi kuruluşu arasında yer alan Mogul, ülkemizden Avrupa Nonwoven Birliği’ne (EDANA) üye olan ilk şirkettir. Mogul ayrıca INDA ve ANFA üyesidir.

Nonwoven Teknoloji dergimiz için röportaj gerçekleştirdiğimiz Mogul Firması CEO’su Serkan Göğüş ile firmanın yeni ürünleri ve projelerini konuştuk.

Firmanızın kurulduğu günden bu zamana kadar olan gelişim sürecini sizden dinleyebilir miyiz? İlklerin sahibi olan Mogul’un bugüne kadar yapmış olduğu yeniliklerinden bahseder misiniz?

Firmamız 1996 yılında kuruldu ve 1997 yılında faaliyete geçerek Türkiye’de ilk PP spunbond üretimini gerçekleştirdi. 2000 yılında Türkiye’de ilk meltblown ve sms üretimini yaptı. 2001 yılında Kuzey Amerika Nonwoven Birliği INDA tarafından verilen ‘’Entrepreneurship’’ ödülüne layık görüldü. Diğer bir tesisimiz ise yurt içi satışlar ve depolama için 2002 yılında İstanbul Bayrampaşa’da hizmete açıldı. 2003 yılında Türkiye’de ilk pet spunbond üretimi gerçekleştirildi. İkinci üretim tesisimiz Gaziantep 3.Organize Sanayi Bölgesi’nde 2007 yılında üretime açıldı. Lüleburgaz’da 56.000 m2 alanda yeni tesis yatırımı başlatılmış olup 2016 yılının ikinci çeyreğinde ilk üretim hattı devreye girdi. Son çeyrekte mikrofilament hattı devreye alındı.

Üretimlerinizde en çok önem verdiğiniz kriterler nelerdir? Sizce ürünlerinizi, diğer markaların ürünlerinden ayıran en önemli özellikler nelerdir?

Üretimde yüksek kalite standartları yakalamaya, farklılaşmaya ve ürün geliştirmeye çok önem veriyoruz. Proses ve ürün çeşitliliği, bizi rakiplerimizden ayıran ana unsurlardır, diyebiliriz.

Teknolojinin gelişimi ile birlikte nonwoven kumaşların filtreleme alanlarında da yenilikler oluyor. Siz bu alanda hangi üretimleri gerçekleştiriyor ve ne tür avantajlar sağlıyorsunuz?

Filtrasyon pazarı belirttiğiniz üzere son yıllarda hızlı bir gelişme kaydetti ve nonwovenlar içinde önemli bir pazara sahip oldu. Mogul; PP spunbond, pet spunbond, bikomponent, mikrofilament, meltblown ve sms’den oluşan zengin ürün portföyüyle bu alanda hizmet veriyor. Firmamız, zengin ürün seçenekleri sayesinde; farklı hava geçirgenliği, filtre etkinliği ve basınç düşmesine sahip ürünler sunuyor. Bu ürünler, farklı hava ve sıvı filtrasyon pazarlarında kullanılıyor.

Mogul firması olarak mikrofilament kumaşlardan temizlik bezi üretimi gerçekleştirdiniz. Bu kumaşların farkı ve özellikleri nelerdir?

Asterion® temizlik bezleri; hafif ve ağır imalatta oluşan, tozların, kirlerin temizlenmesi ve profesyonel temizlik için oldukça etkili bir performans sunar. Asterion® temizlik bezleri lekelerin temizlenmesi ve şekli düzgün olmayan yüzeylerin silinmesi için kullanışlı bir araçtır. Hassas ve zor yüzeyler için idealdir. Yapısındaki benzersiz sonsuz mikrofilamentler sayesinde Asterion® temizlik bezleri, zorlu ve hassas yüzeylerin yanı sıra cam ve boyanmış yüzeylerin temizlenmesi veya kurulanması için de ideal bir çözüm sunuyor. Sonsuz mikrofilamentler, silme işleminin; güvenli, yüzeyi çizmeden ve lekeyi bulaştırmadan yapılmasını sağlıyor.

Madaline® kumaşının özelliklerinden ve kullanım alanlarından bahsedebilir misiniz?

Mogul tarafından patentle üretimi yapılan ve dünyadaki bu konuda iki tesisten birinde üretilen Madaline®; nonwoven kumaşlara yeni ve gelişmiş performans kazandırıyor. Madaline®, insan saçından 100 kat daha ince ve mikrofiberlerden 5-10 kat daha ince mikrofilamentlerden oluşuyor. Bu çok ince mikrofilamentlere hidrofilik apre uygulanması ile mikro kanallar aktive oluyor. Diğer nonwoven kumaşlardan oldukça farklı olarak hafif ve kompakt oluşuyla, iyi bir nem yönetimi ile birlikte nefes alabilirliğiyle, tüylenmemesi, iyi bir ısı yalıtımı sağlaması, çabuk kuruması gibi benzersiz ve cazip özellikleriyle sektörde çığır açıyor.

Gelişmiş performansı sayesinde Madaline®, geleneksel tekstil ürünleri veya mikrofiber kumaşlarla yapılan uygulamalarda kullanılabilir. Ev tekstil ürünleri, kıyafet, temizlik, hijyen ve tıbbi alanlar, teknik ambalajlama, grafik ve baskı zemini, otomotiv ve havacılık, akustik, filtreleme, gıdayla temas, etiketler geniş uygulama alanlarından bazılarıdır.

Güneşten Korunma Madaline®, toz akarı alerjisi hastalarına tam rahatlama ve tahta kurularının yayılmasına karşı koruma sağlayan doğal olarak hipoalerjenik bir üründür. Dünya çapında tanınan ECARF, Madeline®’e ‘Alerji Dostu Ürünler ve Hizmetler’ sertifikası verdi. Madaline®’in üretim prosesi çevre dostudur çünkü geri dönüştürülmüş su kullanır. CO2 emisyonları ihmal edilebilir düzeydedir ve geleneksel tekstillere kıyasla daha az enerji kullanır. Madaline®, performans odaklıdır ve bu nedenle de geleneksel tekstillerle kıyaslandığında benzer performansa ulaşmak için daha az kumaşa ihtiyaç duyulur.

Sürdürülebilirlik ve çevre dostu ürünlerle ilgili şirket yaklaşımınız nedir? Bu kapsamda ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?

Sürdürülebilirlik ve kapalı üretim döngüsü dünyada hızlı bir ivme kazanıyor ve yaşanılan çevre sorunları bu süreci daha da hızlandırıyor. Dünya konfeksiyon liderleri, bu sürece liderlik ederek tedarik zincirini bu dönüşümün hızına hız katıyor. Mogul olarak üretim proseslerimiz, çevreye duyarlı ve min. karbon ayak izine sahip ürünler üretiyor. Üretim atıkları kısmen kendi proseslerimiz- de ancak ağırlıklı olarak dış firmalarda geri dönüşüm yapılarak geri kazanılıyor. Ayrıca toprağa gömme ve yakma gibi çevreye zararlı süreçler oluşmuyor. Aynı zamanda kapalı üretim döngüsüne uygun olarak kaliteden taviz vermeden rejenere ve dönüşümlü hammadde kullanımı konusunda da çalışmalarımız sürüyor.

Mogul firması olarak Ar-Ge’ye verdiğiniz önem nedir? Bu konuda ne tür çalışmalarda bulunuyorsunuz?

Mogul, sürekli farklılaşmaya yatırım yapan ve ürün geliştiren bir firmadır. Şu an Ar-Ge projelerimiz ağırlıklı olarak Madaline ve Durell ürünler için yürütülüyor.

2019 yılı hedefleriniz, gelecek projeleriniz ve yatırımlarınız hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Mogul olarak ihracat ağırlığımızı korumayı, yeni pazarlar oluşturmayı hedefliyoruz. Madaline® satışlarının artmasıyla ciro ve karlılıkta artış bekliyoruz. Henüz yeni bir yatırım dalgasından çıktığımızdan dolayı önümüzdeki birkaç yıl için yeni yatırım planımız bulunmuyor. Ancak her zaman ki gibi fark yaratacak, katma değer getirecek ürün ve projeler üzerinde çalışmalarımız ve araştırmalarımız aralıksız devam ediyor.

Röportaj: Kübra Karaca

Jelly Tekstil Denildiği Zaman Güven Duygusunun Oluşmasını Sağlayacağız

DongGuan Jelly Tekstil Konfeksiyon ve Nakış Aksesuarları Ltd. Şti. yatırımıyla kurulan Jelly Tekstil, Çin’de tekstil yan ürünleri üretimi konusunda lider firmalar arasında yer alıyor. 50.000 m² kapalı alan ile 20 üretim hattına sahip olan firma; günlük 500.000 m kâğıt tela ve 500.000 m dokuma tela üretme kapasitesiyle büyümeye devam ediyor.

Uluslararası şirket olma sürecine 1995 senesinde giren Jelly Tekstil’in; Tayland, Endonezya, Vietnam, Kamboçya, Burma, Türkiye ve diğer ülkelerde üretim tesisleri ile satış ofisleri bulunuyor.

İlk olarak Niğde’de 16.000 arazi üzerine 2000 m²’lik kapalı alan ile entegre bir şekilde nonwoven dip kumaş, ilaçlama ve paketleme üretim tesisi kuran Jelly Tekstil’in şu an günlük m nonwoven üretim kapasitesine sahip tesisi bulunuyor. Kapasitesini daha da genişleterek Türkiye pazarındaki payını artırmayı hedefleyen Jelly Tekstil, Türkiye’nin en büyük tela dağıtıcı firmaları ile iş anlaşmalarına devam ediyor. Nonwoven Teknik Tekstil Teknoloji dergimizin bu ay ki sayısında Jelly Tekstil’in Türkiye Temsilcisi Selim Güleş ile röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle bize kendinizden ve firmanızdan bahsedebilir misiniz?

Jelly Tekstil’in Türkiye temsilcisiyim. Beş ayrı ülkede üretim tesisi bulunan uluslararası firmamızın, Türkiye bağlantısıyla ilgileniyorum. Bu tesislerden en kuvvetli olanı Çin’de yer alıyor. Orada 40 dönümlük bir arazi üzerinde bütün fabrikalarımızı tek noktada toplayacağız. Şu an 20 dönümlük alanı tamamen kapatılmış durumda. Teknik tekstil alanında yeni ürünlerin üretimlerine de başladık.

Jelly Tekstil, Türkiye’deki üretim faaliyetlerine ne zaman başladı?

2013 yılının Ağustos ayında kurulan tesisimiz, yıl sonuna doğru ilaçlama tesisi olarak faaliyete geçti. Geçen zaman içerisinde tesisimizi entegre hale getirerek konfeksiyonluk kağıt tela ürünlerimizin tümünü burada üretebilir hale geldik.

Çalışmalarınız hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Bez tela ve kâğıt tela dışında; makyaj temizleme mendili, çocuk bezi ve temizleme mendili, maske, önlük, tek kullanımlık havlu, tek kullanımlık çarşaf, hasta bezi gibi ürünler üretmeye hazırlanıyoruz. Ayrıca ambalaj sektöründe de birkaç ürünün üretimini planlıyoruz. Üretimine ara verdiğimiz koli bantları ile çift taraflı bantları tekrar üreteceğiz. Bunların yanı sıra nakış tela gruplarımızı da hareketlendireceğiz. Kolay yırtılabilir, suda eriyen, nakış iplikleri de planlarımız dâhilinde bulunuyor. Türkiye’de üretmeyi planladığımız yeni ürünlerimiz, yeni bir marka ile ülke piyasasına girecek. En önemli nokta marka bilincini oluşturabilmek. Bu sebeple Jelly Tekstil denildiği zaman insanlarda güven duygusunun oluşmasını sağlayacağız.

En çok rağbet gören ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?

Şu an konfeksiyon ürünleri üzerine yoğunlaşmış durumdayız. Bunlar- dan en yoğun ilgi gören ürünlerimiz, kâğıt tela ve bez tela grubundan; iplik jarse tela ürünleridir.

Yaptığınız yatırımlardan bahsedebilir misiniz?

Niğde’deki fabrikamızı normal kapasitesinin iki katına çıkardık. Piyasa talepleri doğrultusunda yeni üretim hatları ekleyerek kapasitemizi artırmayı planlıyoruz. Ayrıca arazimiz üzerine yeni fabrika binaları kurmayı düşünüyoruz. Arz-talep doğrultusunda -ve tabi ki piyasa koşulları da çok önemli- sürekli büyümeyi hedeflemiş durumdayız. Üretimler Türkiye’de olmazsa hem bizim açımızdan hem ülkemiz açısından çok fazla bir avantaj sağlamaz. Türkiye konum olarak önemli bir noktada yer aldığından, burada üretim yapmak bizim önceliğimiz olacak.

Piyasanın firmanıza yaklaşımı ve markanızın bilinirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Piyasa ile rekabet edebilir düzeyde olduğumuzu düşünüyoruz. Üretimlerimizin Türkiye’de olması göreceli olarak bize fiyat avantajı sağlıyor. Özellikle yurt dışından gelen müşterilerimiz bu sebeple bizimle çalışmak istediklerini söylüyorlar.

Satış sonrası servisinizden bahsedebilir misiniz?

Amacımız tamamen marka değerini korumak olduğu için ürünlerimizin her daim kalitesine önem veriyoruz. Müşterimizin problem yaşadığı konularda devreye girip bunun çözümünü sağlıyoruz. Jelly Tekstil olarak tamamen müşteri odaklıyız. Ürünlerimizde bir problem çıkmayacağını da garanti ediyoruz.

 

Önceliğimiz Biyolojik Olarak Parçalanabilen Polimerlerle Dokusuz Tekstil Üretimi

Akıllı tekstiller; tekstil teknolojisi ve sentetik elyaflardaki gelişmelerle birlikte, nanoteknoloji, malzeme bilimi, tasarım, tekstil mühendisliği alanlarını kapsıyor. Elektronik ve bilgisayar mühendisliği, tıp gibi disiplinler arası bir çalışma sonucu ortaya çıkan akıllı tekstiller, tekstil ve hazır giyim sektörleri içerisinde önemli bir yer edinmeye başladı.

İzmir Tekstil Teknik Yüksek Okulu olarak 1966 yılında eğitime başlayan Tekstil Mühendisliği Bölümü; Türkiye’nin en köklü, çağdaş ve kapsamlı tekstil eğitimi veren kurumlarından biri olmanın haklı gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden beri Türk Tekstil Sanayine; çağdaş ve kaliteli eğitim ile donatılmış, gelişime açık, yaratıcı, sorumluluğunu bilen, iletişimi güçlü ve sorun çözen mühendisler yetiştiriyor.

Tekstil Teknoloji Dergisi olarak Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Deniz DURAN ile gerçekleştirdiğimiz akıllı tekstiller ve dokusuz yüzeyler hakkındaki bilgilendirici röportajı siz okurlarımıza sunarız.

Bizlere laboratuvarınızdaki üretimlerinizden, akıllı tekstil ürünlerinden ve ne gibi yenilikler gerçekleştirdiğinizden bahseder misiniz?
Laboratuvarımızda hem akıllı tekstiller hem de dokusuz tekstiller ile ilgili üretim ve çalışmalar yapılıyor. Akıllı tekstiller ile ilgili çalışmalarımız temelde iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller alanlarına yoğunlaştı. İletken tekstiller, konvansiyonel tekstil yapılarının aksine elektriksel yükleri iletebilme özelliğine sahip olan tekstil yapılarıdır. İletken liflere ve tekstil yapılarına olan talep, her geçen gün artıyor. Son 20 yılda, iletken polimerlerle ilgili araştırmalar çok önemli bir hale geldi. Elektriksel iletkenlik özelliğinin tekstillere sağladığı fonksiyonlardan biri de elektromanyetik koruyuculuk fonksiyonudur.

Elektromanyetik koruyuculuğa gereksinim duyulmasının sebebi ve halk sağlığı için önemi nedir?
Yüksek gerilim hatları gibi güç kaynaklarındaki elektromanyetik alanlardan (EMF) yayılan radyasyon, toplumsal bir sorundur. Günlük ve profesyonel alanda çevremizde bulunan elektrikli ve elektronik cihazlar elektromanyetik dalgalar yayıyor. Elektromanyetik alana maruz kalmanın, kişilerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda yazılmış raporlar bulunuyor. Bu nedenle elektromanyetik koruyuculuk halk sağlığı için önemli bir konudur.

Laboratuvarınızda elektromanyetik koruyuculuğun sağlanması adına nasıl çalışmalarda bulunuyorsunuz?
Bu alanda çalışmalarımız gerek lisansüstü ve lisans tezleriyle gerekse Sanayi Bakanlığı ve TÜBİTAK destekli Ar-Ge projeleriyle sürüyor.
İletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller konusunda iletken iplik, dokuma ve örme kumaş üretimi, iletken tekstillerin nonwoven üretim yöntemleri ve kaplama/laminasyon teknikleri ile eldesi gerçekleştiriliyor. Elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçümleri laboratuvarımızda bulunan ve EN50147-1 standardına uygun olarak yankısız oda prensibine göre ortamdan tamamen yalıtılmış bir şekilde, 30 MHz-6 GHz frekans aralığında, gerçek elektromanyetik dalgaların üretilerek tekstil yapısının üzerine gönderildiği elektromanyetik ekranlama etkinliği ölçüm sistemi ile test ediliyor. Bu şekilde gerçeğe en yakın sonuçlar elde ediliyor.
Bu sayede hem günlük hem de profesyonel kullanıma yönelik birçok bitmiş tekstil ürünlerinin tasarımı, üretimi ve performans testleri gerçekleştiriliyor. Halen iş yaşamında elektromanyetik radyasyona yoğun bir şekilde maruz kalan sağlık çalışanları, beyaz yakalılar veya günlük hayatta elektromanyetik dalgalara maruz kalması sakıncalı olan hamileler, çocuklar gibi hassas gruplara yönelik ürünler üzerinde çalışmalar devam ediliyor.

Laboratuvarınızda hangi makineleri bulunduruyorsunuz ve hangi amaçlarla kullanıyorsunuz?
Dokusuz yüzeyler konusunda işletmemizde mevcut bir eriyik üfleme (meltblown) hattı, bir otomatik beslemeli iğneleme hattı, bir hava yoluyla tülbent eldesi ve binder ile fiksaj hattı, bir laboratuvar tipi kaplama ve laminasyon makinesi, bir tafting makinesi ve bir geri dönüşüm hattı bulunuyor. Bu makineler ve ilgili yöntemler kullanılarak yenilikçi ürün geliştirme ve Ar-Ge çalışmalarına devam ediliyor.
Sentetik ve doğal elyafın işlenmesine olanak sağlayan iğneleme yönteminde, lif balyaları açma ve harmanlama işleminden sonra hava akımı ile taraklara beslenir. Taraklandıktan sonra deveboynu adı verilen yapı ile tülbent serme ve katlama bandına gelir ve istenilen kalınlığa göre üst üste serilir. Fikse olmamış haldeki elyafın oluşturduğu tülbent/vatka kalınlığı boyunca iğneleme yapılır. Çentikli iğneler lifleri tülbentin bir yüzünden diğer yüzüne doğru hareket ettirerek karmaşık bir yapı meydana getirir, iğneleme esnasında gevşek bir halde olan örtüyü oluşturan elyafın bir kısmı iğnelere takılarak yukarı çıkar diğer bir kısmı yerinde kalır, iğnenin tekrar batması ile lifler aşağı doğru çekilir. Bu şekilde liflerin birbirine mekanik olarak bağlanması gerçekleştirilmiş olur.

Meltblown yöntemi nedir?
Meltblown yöntemi için; termoplastik hammaddenin ekstruderde eritilerek yüksek hızlı hava akımı ile düzelerden silindir üzerine mikro lifler halinde püskürtülmesi ve kendi kendine bağlanmaları sonucu yüzey oluşturduğu yöntem, denilir. Bu yöntemde, ekstruderde eritilen polimer madde/eriyik yüksek hızda sıcak hava akımıyla düze deliklerinden püskürtülür ve mikro boyuttaki lifler toplama silindirine doğru ilerledikçe soğur ve katılaşır. Katılaşan lifler toplama silindirinde rastgele oryante olarak dokusuz tekstil yüzeyini meydana getirir. Meltblown yöntemi, tek aşamalı bir işlem olup halen bilinen en kısa tekstil yüzeyi üretim yöntemidir.

Üretimlerinizden ve hangi alanlara yönelik olduğundan bahsedebilir misiniz?
Eriyik üfleme (meltblown) laboratuvarımızda mikro lifli nonwoven yüzeylerin üretimini ve bu konu ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle tıp ve hijyen tekstilleri, yalıtım, üç boyutlu sandviç dokusuz tekstil yapıları, geri dönüşüm ve biyobozunurluk, tarım tekstilleri, dokusuz tekstil takviyeli kompozitler ve otomotiv tekstilleri alanlarında tamamlanmış ve yürüyen projelerimiz bulunuyor. Eriyik üfleme ve bu yöntemle iğnele yöntemi gibi başka bazı yöntemlerin kombine edildiği yüzeyler üreterek hem tedavi sürecini hızlandıran hem hastaların tedavi sırasındaki konforunu arttıran hem de sağlık personeline uygulama kolaylığı sağlayan nonwoven tıbbi tekstil ürünleri üzerine yoğun olarak eğilmekteyiz. Bütün bu özelliklerinin yanı sıra nonwoven yüzeyler, özellikle de mikro lifli olanları, bilindiği gibi genişletilmiş yüzey alanı ve küçük boyutlu gözenekleri sayesinde çok iyi bariyer özelliği göstererek hijyeni arttırıyor. Hastanelerde hijyenin arttırılmasına yönelik olarak da meltblown yüzeylerle çalışmalarımız devam ediyor.
Tarım alanına yönelik olarak biyolojik olarak parçalanabilen, yani kendisinden beklenen işlevi yerine getirdikten sonra doğada parçalanarak yok olan, başka bir deyişle doğaya zarar vermeyen nonwoven yüzeylerle de ilgili çalışmalar gerçekleştirdik.
Yalıtım malzemeleri gerek bina ve inşaat, gerek endüstriyel, gerekse otomotiv alanında satın alan kişi tarafından ilk etapta göze çarpmayan, ancak hem enerji tasarrufu hem de yaşam konforunun arttırılması bakımından yapıların oldukça önemli bileşenleridir ve şüphesiz ki dokusuz tekstil yapıları, özellikle de üç boyutlu sandviç yapılar, sahip oldukları rasgele lif oryantasyonu ve boşluklu yapı sayesinde ısı ve ses yalıtımı için ideal malzemelerdir. Bu kapsamda laboratuvarımızda hem meltblown hem de iğneleme ve yeri geldiğinde başka yöntemlerle elde ettiğimiz yapıları iğneleme, laminasyon gibi yöntemlerle birleştirilerek, otomotiv ve inşaat sektörlerine yönelik yalıtım malzemelerinin eldesi üzerine çalışılıyor.
Otomotiv sektörü için günümüzde en önemli konular arasında enerji tasarrufu, dolayısıyla hafiflik ve geri dönüşüm yani sürdürülebilirlik yer alıyor. Bu nedenle de tekstil malzemelerinin otomotivde kullanım payı her geçen gün artıyor. Buna yönelik olarak otomotivde hem yapıyı hafifleştirecek hem de yalıtım sağlayacak dokusuz yüzey yapıları ve makine mühendisliği ile birlikte dokusuz tekstil takviyeli kompozitler üzerine çalışılıyor. Ayrıca bu alanda doğal lifler ile geri dönüştürülmüş liflerin kullanımını önemsiyoruz.

Geri dönüşüm çalışmalarınızdan ve laboratuvarımızdaki geri dönüşüm prosesinden bahsedebilir misiniz?
Bilindiği gibi sürdürülebilirlik, birçok başka alanda olduğu gibi tekstil için de son yıllarda en çok önem verilen konulardan biridir. Biz de laboratuvarımızda bu önemli konuya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İşletmemizdeki geri dönüşüm hattımızda bulunan giyotin ve şifonez makinelerimizle her türlü tekstil atığının lif haline geri dönüşümü gerçekleştiriliyor.
Giyotin makinesinde, hammadde tipine ya da rengine göre sınıflandırılan kumaş, giysi ya da tekstil atıkları metal kısımlarından ayrıştırıldıktan sonra konveyör banda beslenir. Konveyör bandına beslenen malzemenin içinde olabilecek metal alaşımlarını bir metal detektörü tespit eder, eğer varsa bandı durdurur ve uyarı verir. Metal parça alındıktan sonra makine çalışmaya devam eder. Konveyör bandının hızı kontrol panosunda bulunan frekans kontrolü ile ayarlanarak kesme boyutları ayarlanabilir. Malzeme besleme bandı ile sevk edilirken üst baskı silindirleri ile belirli bir oranda sıkışır ve kesme ağzına düzenli olarak beslenir. Makinede üst bıçak hareketli alt bıçak sabittir. Üst bıçağın aşağı yukarı hareketi ile beslenen malzeme küçük parçalara ayrılır.
Giyotin makinesi ile küçük parçalara ayrılan tekstil atıkları şifonez makinesine beslenir. Daha sonra, şifonez makinesinden alınan lif haline getirilmiş olan atıklar tek başlarına ya da geri dönüştürülmemiş doğal ya da sentetik liflerle bir araya getirilerek nonwoven yüzey üretiminde veya kompozit takviye materyali olarak kullanabiliyor. Bu liflerin işlenmesinde iğneleme ve hava yoluyla tülbent eldesi yöntemleri iyi sonuçlar veriyor.

Bu zamana kadar ne gibi iş birliklerinde bulundunuz ve bulunuyorsunuz?
Bu zamana kadar hem iletken ve elektromanyetik koruyucu tekstiller, hem de nonwoven konuları ile ilgili projelerde çeşitli firmalarla gerek San-Tez, gerekse TÜBİTAK projeleri kapsamında ortak çalışmalarda bulunduk. Bu projeler kapsamında hem elektriksel iletkenlik özelliğine, hem de geleneksel tekstillerin sunduğu tutum, kullanım ve konfor özelliklerine sahip, günlük ve profesyonel kullanıma yönelik giyilebilir tekstil ürünleri ortaya çıkardık. Bu ürünlerin hem tasarım hem üretim hem de performans testleri iş birliği içinde olduğumuz firmalar ve bölümümüz bünyesinde gerçekleştiriliyor. Ayrıca interdisipliner çalışmalar için üniversitemizin makine mühendisliği gibi farklı bölümleri ile de birlikte çalışmaktayız. Bu konularla ilgili bizimle birlikte çalışmak isteyen firmalarla ve diğer üniversitelerle iş birliği yapmaya her zaman hazır olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Yeni projeleriniz neler olacak?
Yeni projelerimizde, iletken ve akıllı tekstiller alanında mevcut bilgi birikimi ve deneyimimizi spesifik ürünlerin tasarlanması ve üretimine yönelik olarak değerlendirmeyi, farklı fonksiyonları bir araya getirmeyi ve bu konuda farklı sektörlerle de işbirliği yapmayı planlıyoruz.
Dokusuz tekstiller konusunda tıp ve hijyen, tarım tekstilleri, otomotiv tekstilleri, yalıtım, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarımız derinleşerek devam edecek. Sürdürülebilirlik konusuna verdiğimiz önemden dolayı, biyolojik olarak parçalanabilen polimerlerle dokusuz tekstil üretimi öncelikli konularımız arasında yer almaya devam edecek. Ayrıca, önümüzdeki günlerde daha önce ön çalışmalarını tamamladığımız filtrasyon konusunda da çalışmalara ağırlık vereceğiz.

Çınar Laminasyon, Teknik Tekstil Alanındaki Tüm Çağrılara Cevap Veriyor

Teknik tekstil ve laminasyon konusunda 14 yıllık tecrübenin ardından kurularak 2014 yılının son çeyreğinde hizmete başlayan Çınar Laminasyon İç ve Dış Tic. A.Ş.; kaplama, teknik laminasyon ve teknik tekstillerin üretiminde teknolojisi ve bilgi birikimiyle farklı sektörlere hizmet veriyor.

Yurt dışında faaliyet gösteren şirketlerin Asya ve Türkiye distribütörlüklerini yürüten Çınar Laminasyon, hotmelt yapıştırıcıları ile nefes alabilen su yalıtım ürünlerinin, üretimini ve satışını gerçekleştiriyor. Ayrıca dünyaca ünlü markaların ayakkabılarının teknik laminasyonunu yaparak ve nefes alabilen ayakkabıların içlerine membran yapıştıran Çınar Laminasyon, marka logolarının ayakkabılara kuvvetli bir biçimde yapışmasını sağlayan ürünler de üretiyor.
Müşterilerine sunduğu tüm ürünleri; kaliteli biçimde üretmeyi, uygun fiyatla sunmayı ve en hızlı şekilde ulaştırmayı daimi hedefleri arasında bulunduran firma, aynı zamanda gelişmeyi sürekli kılarak topluma ve ülkesine faydalı, global bir şirket olmayı amaçlıyor.
Kuruluşu 2017 yılında gerçekleştirilen EFC Kimya San. ve Tic. A.Ş. ise içinde bulunduğumuz 2018 yılında faaliyete geçecek. Firmanın üretim alanında; hotmelt film yapıştırıcı, hotmelt web yapıştırıcı ve nefes alabilen membranlar bunun yanında da gıda paketleme ambalajlarıda kullanılan filmlerin de üretimine başlatacaktır.

Bizler de bu konularda daha detaylı bilgiler alabilmek amacıyla Çınar Laminasyon İç ve Dış Tic. A.Ş. ve EFC Kimya San. ve Tic. A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Gökçimen ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, firmalarının; Türk sektörü içerisindeki başarısı, üretim yapılan ürünler ve kullanım alanları ile 2018 yılı tekstil sektöründen beklentiler başlıkları altındaki konulardan bahsettik.

 

Teknik tekstil ve laminasyon konusunda 14 yıllık bir tecrübeye sahipsiniz ve 4 yıl önce de Çınar Laminasyon İç ve Dış Tic. A.Ş.’ni kurdunuz. Ayrıca EFC Kimya San. ve Tic. A.Ş. adında yeni bir şirketin kuruluşunu gerçekleştirdiniz. Bize biraz firmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Birikmiş tecrübemizi kendi içimizde değerlendirmeyi istedik. Bu sebeple piyasada oluşan eksikliği de fark ederek Çınar Laminasyon şirketini kurmaya karar verdim. Buradaki amacımız ilk olarak ayakkabı ve giyim sektörüne hizmet etmekti. Zamanla daha farklı sektörlere de çalışmalar yapmaya başladık. Hedeflediğimiz noktaya ulaştık ve daha da ilerleyeceğimizi umuyorum. EFC Kimya şirketimiz ise 2017 yılında kuruldu, 2018 yılında faaliyete geçti. Firmamızda hotmelt film yapıştırıcı, hotmelt web yapıştırıcı ve nefes alabilen membranlar bunun yanında da gıda paketleme ambalajlarında kullanılan filmler gibi teknik tekstil ürünleri üreteceğiz.

Firmalarınızdaki başarıları değerlendirdiğimizde, Türk tekstil sektörü alanında bu kadar iyi bir seviyede olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Ürünlerimize olan taleplerin yoğunluğundan neredeyse işbirliğinde bulunduğumuz firmalara yetişememekle beraber, teknik laminasyon yapan diğer firmalardan daha ileride oluşumuz beni bu düşünceye daha da itiyor. Ayrıca gelişimimizi; dergilerde ve fuarlarda yer alarak sizlerin sayesinde daha iyi bir seviyeye ulaştırabiliyoruz. Bunun dışında; Türkiye, teknik tekstil sektöründeki laminasyon alanında çok ileri bir seviyeye geldi. Bizim de bu bağlamda; Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Macaristan, Sırbistan, Mısır, Fas, Cezayir, Azerbaycan ve Gürcistan gibi ülkelere başarılı çalışmalarımız oluyor.

Laytex ve Lavyek, S-line markalarının üretimleri ile makinelerinizdeki son teknolojik gelişmeler hakkında bilgiler verebilir misiniz?

Laytex markamızın altında Tex-melt film ve Tex-melt Web ürünlerimiz bulunuyor. Bunlar; tekstil, döşeme, ayakkabı, iç çamaşırı ve otomotiv gibi lokomotif sektörlerde kullanılan yapıştırıcılardır. EVA bazlı Tex-melt laminasyon filmleri ise firmamız bünyesinde üretiliyor. Polyester ve Poliamid bazlı Tex-melt Web konusunda satış ve satış sonrası desteklerimiz devam ediyor.

Tex-melt web ürünlerimizi Çin’den getiriyoruz. Üretimine önümüzdeki yıllarda başlayacağız. S-line marka ile de laminasyon makine üretimlerini yaparak yurt dışına satışını gerçekleştiriyoruz. Ayrıca yurt dışında birçok yedek parçanın distribütörlüğünü yapıyoruz.

Layvek çatı ve cephe su yalıtım örtülerinin kullanıcıya sağlayacağı yararlarından ve bu konuda neden sizi tercih etmeleri gerektiğinden bahsedebilir misiniz?

Layvek çatı ve cephe su yalıtım örtülerinin en büyük özelliği binalara nefes aldırması. Nemi yapı duvarlarından uzaklaştırarak su buharının geçişine izin veriyor. Böylece küf ve mantar oluşumunu önlüyor. Isı izolasyon malzemesinin kuruluğunu sağlayarak yapının ömrünü uzatıyor. Normalde binalarda ziftli nefes almayan malzemeler kullanılıyor. Bu da binanın çürümesine sebep olarak bina içinde bulunan insanları hasta edebiliyor.

Laminasyonlu kumaşların Türk tekstil endüstrisindeki yerini değerlendirecek olursanız, sektöre katkıları ve önemi hakkında neler söylersiniz?

Laminasyonlu kumaşlar, rüzgâr ve geçirmez olduğu gibi su buharını dışarıya atma özelliğine de sahip. Dış tabiat şartlarına karşı kumaşın dayanıklılığını arttıran membran kumaşlar ile askeri kamuflaj kıyafet üretimi başta olmak üzere, spor giyim, medikal ve ayakkabı tekstil ürünlerinde son dönemde oldukça tercih edilen bir kumaş çeşidi. Ayrıca yeni sistem hotmelt laminasyon makinaları ile her türlü mikro-interlog (bonding), mikro-polar, denim-polar, suni deri, yatak kumaşı-nonwoven ve yatak koruyucu alez laminasyonu yapıyoruz. Kumaş kaplama işlemleri de yaparak müşterilerimize her türlü teknik tekstiller konusunda hizmet vermeye devam ediyoruz.

Günümüzün yükselen yaşam standartları ile birlikte giysilerden beklenen özelliklerin değişikliğe uğraması, laminasyonlu kumaşların kullanım alanını yaygınlaştırmaya devam ediyor. Bu gelişmeyle ürettiğimiz ürünlerin konfor özelliklerinin önemi de dikkate değer bir noktaya geldi.

Türk tekstil sektörü ve Türkiye pazarının önemi hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?

Türkiye, teknik tekstil alanında çok iyi bir duruma gelmiş bulunuyor. Geçtiğimiz ay, İTKİB’in düzenlediği seminere katılarak büyük firma sahipleri ile görüştük ve bu seminerde Türkiye’nin tekstil alanında çok iyi bir seviyeye ulaştığını gördüm. Bizler de, Avrupa’daki büyük tekstil firmalarının, teknik kumaş üretimlerini gerçekleştiriyoruz. Ayrıca tekstille bağlantılı olan başka sektörlerde de teknik kumaşlar alanında Türk tekstiline ihtiyaç duyuluyor. Örnek verecek olursak ayakkabıda iç taban yapan Çinli üretici firma, şimdi Türk ortak arıyor. Çünkü Çin’den bir malzeme Avrupa’ya üç ayda giderken Türkiye’den ise o hafta içinde gidiyor. Bu sebeple Çinli üreticiler yatırımlarında güvenilir firmalar arıyor. Bu bağlamda da Türk tekstil üreticilerini tercih ediyorlar. Türkiye teknik tekstil konusunda coğrafya olarak da iyi bir yerde bulunuyor. Bizler de bunun avantajlarını yaşıyoruz. Ayrıca bu durumu iyi bir biçimde değerlendirmeye devam etmemiz gerekiyor.

Çınar Laminasyon  İç ve Dış Tic. A.Ş. olarak çevre korumasına çok önem veriyorsunuz. Ürünlerinizde çevre korumasına katkı sağlayacak gelişmelere devam edecek misiniz? Bu konuda ne gibi çalışmalarda bulunuyorsunuz?

Kullanılan malzemelerde çevreye zarar veren herhangi bir ürün kullanmıyoruz. Örneğin; son zamanlarda ayakkabı konusunda, Çinden gelen ürünlerde bu tip sıkıntılar yaşıyorduk. Ürünlerde fitalat ve azo denilen malzemeler bulunuyordu. Artık bu yaşanan sıkıntılar sebebiyle Türk teknik tekstiline daha çok önem veriliyor. Ayrıca çevre korumasına özen gösterdiğimizi kanıtlayan test sistemimiz de mevcut. Önceden sadece laminasyonu yapıp veriyorduk. Müşteri ise zararlı malzemeler bulunuyor mu diye bakmak için kendi testine tabi tutuyordu. Şimdi ise ürünlerimizi bizim test edip göndermemizi istiyorlar. Bunları da sağlayarak iyi bir yere geldiğimizi düşünüyorum.

Sizin için 2017 yılı nasıl geçti, hem dünya genelinde hem de Türkiye pazarıyla ilgili değerlendirme yapar mısınız?

 2017 yılı tekstil sektörü açısından 2016 yılına göre biraz daha pasif geçti ama biz çeşitli sektörlere de iş yaptığımız için, bizim açımızdan iyi geçti diyebiliriz. Otomotiv, inşaat, giyim, ayakkabı, hediyelik kutu gibi birçok sektöre çalışmalar yapıyoruz. Tek bir alana yönelik olsak belki sıkıntılara girerdik, diye düşünüyorum.

2018 yılı için tekstil sektöründe yenilikleriniz neler olacak?

Bu yıl faaliyete geçen EFC Kimya şirketimizle ilgili yatırımlarımız devam ediyor. Ayrıca yatırımlarımızın büyük olmasından dolayı beklentilerimiz daha yüksek seviyede. Yapacağımız yeniliklerden, Tex-melt film ve Tex-melt  Web yapıştırıcıları üretimine ise EFC Kimya firmamızın adı altında önümüzdeki aylarda başlayacağız.

Petsa Çevre Dostu Ürünleriyle Kısa Zamanda Çok Yol Aldı

Petsa Tekstil hem geri dönüşüm, hem pet film ve hem de sızdırmaz kaplar üreten Türkiye’de ilk entegre tesis olmuştur.

Petsa Tekstil çiçeği burnunda bir marka. Buna mukabil çok büyük bir kapasiteyle işe hızlı bir giriş yapmış. Petsa’nın kuruluş öyküsünü, “Tecrübesiz akıl, bir iş beceremez” mottosundan yola çıkarak anlatır mısınız? Petsa 2009 yılında PET geri dönüşüm işi ile sektöre girmiş ve hızlı bir şekilde yatırımlar yapmaya başlamıştır. 2010 yılında ilk PET film makinasını alıp PET levha ve film çekmeye, ardından 2011 ve 2012 yıllarında 2 adet daha Pet film makinası ile sektörün önde gelen firmaları arasına girdi. 2012 yılında sızdırmaz tek kullanımlık gıda kapları üretimine de başlayarak çıtayı yükseltip son kullanıcıya yönelik gıda kapları üretiminde de ek yatırımlarla büyük bir kapasiteye ulaşmıştır. Şu anda hem geri dönüşüm, hem pet film ve hem de sızdırmaz kaplar üreten Türkiye’de ilk entegre tesis olmuştur. Günümüzde de toplam bu şekilde 3-4 entegre tesis bulunmaktadır. Yaklaşık 1200 ton aylık PET levha kapasitemiz vardır. 2015 Yılında ise Petsa yönünü tekstil sektörüne çevirerek, polyester spunbond nonwoven kumaş yatırımı yapmış ve yıllık 5000 tonluk bir tesisi 2015 yılının son aylarında devreye almıştır. Buradaki yatırımların tamamı spesifik ve çok rekabete açık olmayan işler olup arkasında 20 yıllık tekstil ve extrüzyon işlerinde tecrübeli Firma ortağı ve Genel müdürümüz Makine Yük. Mühendisi Aykut Peltek vardır. Birçok Tekstil ve Plastik konularında yatırımlarda öncülük edip bu tecrübelerini de 2009 yılında Hasan Sarıoğlu (Mali müşavir) ile birlikte Petsa Tekstil Amb. Plastik San. Tic. Ltd. Şti şirketini kurarak kendi bünyesinde yatırımlara dönüştürmüştür.

Ürün çeşitliliğinden ve piyasa ihtiyaçlarına yönelik inovatif çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Petsa Tekstil firması 4000 m2 kapalı alanda Küsget kompleksinde geri dönüşüm ile aylık 1000 ton civarında PET şişelerden hammadde üretmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesinin aylık 1000 ton çöpünü işleyerek çevreye ve ekonomiye büyük katkılar sunuyoruz. Bu hammaddeler 3. organize sanayi bölgesindeki 4500 m2’lik fabrikamızda önce PET Film haline arkasından da tek kullanımlık gıda kaplarına dönüştürülmektedir. Gıda kabı üretilirken 3 katlı yeni teknoloji film üretiminin verdiği kolaylıkla geri dönüşüm hammadde ortada, alt ve üst tarafında da orijinal malzeme kullanılarak dünya gıda kodeksine uygun olarak gıda taşıma kapları üretilmektedir. Bu ürünlerimiz gıda ve köy işleri bakanlığının denetimi dahilinde PETSA markası ile tüm dünyaya satılmaktadır. Yeni yatırımımız polyester spunbond kumaş işimiz yeni açılan 5. organize sanayi bölgesinde 15000 m2 alanda kurulu çalışmaktadır. Petsabond markası ile tüm dünyaya yine ürünlerimizi satmaktayız. Petsa gıda kaplarında Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde üretici tek firmadır. Bu gıda kaplarının nakliye ve taşıma maliyetleri yüksek olduğu için bölgemizin kullanımına ve ihtiyaçlarına uygun dizaynlı ürünleri servis etmekteyiz. Petsabond kumaş işimizde tamamen spesifik bir iş olup Türkiye’de toplam iki firma üretim yapmaktaydı bizde üçüncü firma olarak piyasaya girdik.

Müşteri memnuniyeti adına nasıl bir politika izliyorsunuz? Teknolojik yatırımlarınızı bu yönde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaptığımız işlerin tamamı müşteri odaklı olup firmaya özel ürünler üretilmektedir. Örnek vermek gerekirse, tatlısı ile meşhur olan Gaziantep’te, tatlı taşıma kaplarını özel olarak dizayn edip piyasaya servis edebilecek kapasitemiz var. Müşteri talepleri doğrultusunda gerekli esnekliği sağlayarak piyasada devamlı aktif rol oynayabiliyoruz.

Kalite politikanızdan bahsederken “Biz Bilinci”nden bahsetmişsiniz. Bu her zaman gördüğümüz tanımlamalar değil. Lütfen açar mısınız? Bunun altında sosyal sorumluluklar mı yatıyor?

Yaptığımız tüm üretimler çevre dostu ve 100% geri dönüşümlü ürünlerdir. Ayrıca ekonomik olarak da yerel kaynaklardan sağlanan hammadde ile ekonomiye inanılmaz bir destek sağlamış bulunuyoruz. En yeni teknolojileri kullana firmamız, kaliteli ürün, iyi servis ve bunlara ek olarak çevreye duyarlı ürünlerle sosyal olarak ta sorumluluklarını yerine getirdiğini düşünüyoruz.

Fuar katılımlarınızda; özellikle de Index 2017’de hangi ürün ve teknolojileri sergileyeceksiniz?
Index fuarında Petsabond markası altında PES spunbond nonwoven kumaş ürünümüzü sergileyeceğiz. Yaklaşık bir yıl önce faaliyete geçen üretimimiz de tamamen yüksek teknoloji makine ve sistemler kullanılmakta ve kumaş kalitesinde bizi en ön sıralara çıkarmıştır. 15-180 gr/m2 arası ve 320 cm eninde kumaş üretmekte olup, çeşitli renk ve özelliklerde kumaş yapabilmekteyiz. Özellikle otomotiv, filtre, laminasyon, çatı yalıtımı ve konstrüksiyon, mobilya, yatak, ziraat, paketleme vs sektörlerde kullanılabilen kumaşımız su geçirmez / hava geçirir özellikleri ile teknik tekstil işlerinde fevkalade aranmaktadır. Dünyanın bir çok ülkesine ihracat yapan firmamız Index fuarında müşterileri ile buluşmak ve yeni partnerle görüşmek üzere 4381 nolu standa da olacaktır.

Teknomelt’in Başarısının Sırrı: Teknik Bilgi, Yeni Ürün ve AR-GE

2010 yılında nonwoven sektörüne merhaba diyen Teknomelt, geride kalan kısa zaman zarfında önemli başarılara imza atarak sektördeki gücünü kanıtladı.

Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren Teknomelt gerek üretim kapasitesi gerekse ürün kalitesiyle dikkat çekmeye devam ediyor. Teknomelt Yönetim Kurulu Başkanı Ökkaş Gümüşer Nonwoven Teknoloji’nin sorularını yanıtladı.

Teknomelt’in kurulduğundan bu yana ne gibi süreçlerden geçti? Teknomelt’in hikayesini anlatır mısınız?
Teknomelt bir tekstil kenti olan Kahramanmaraş’ta Nonwoven üretimi yapan ilk ve tek firmadır. 2010 yılında Nonwoven Meltblown üretimiyle sektöre girdik. Kuruluş sürecinden itibaren kısıtlı teknik imkanlara rağmen kendini geliştirebilen araştırmacı ekibimizle birlikte zorlu gelişim süreçlerini çok değerli deneyimler edinerek geçirmiş bir firmayız. Bugün Teknomelt Nonwoven Meltblown, Spunbond, Spunmelt (SMS, SMMS) üretim hatlarıyla beraber kompozit ürünler için farklı kaplama ve birleştirme teknikleriyle yıllık 8.000 ton üretim kapasitesine sahip olup, faaliyetine büyüyerek devam etmektedir. Firma olarak büyüme hedeflerimize çok önem veriyoruz. Gerek kapasite artırıcı çalışmalar gerekse yeni üretim teknolojilerine yapılmasını hedeflediğimiz yatırımları her sene hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Üretim ve hizmet verdiğiniz sektörlerden bahseder misiniz?
Nonwoven üretimine başlarken Meltblown üretimin de hedef pazarlarımız filtre uygulamaları, medikal ve genel kullanım amaçlı maskeler ve endüstriyel temizlik bezleriydi (Sorbents). Çok dar bir pazarı olsa da sektörün standartları ve yüksek kalite beklentilerini özenli çalışmalarla sağlayarak, katma değerli yeni ürünlerleyeni pazarlara da girerek bu üretim grubunda bugün en çok bilinen firmalardan biri haline geldik. Takip eden yıllarda Nonwoven Spunbond, sonrasın da Spunmelt (SMS, SMMS) yatırımlarımızla üretim çeşitliliğimiz ve kapasitemizi sürekli artırdık. Hijyen (tek kullanımlık çocuk bezi, yetişkin hijyen ürünleri ve kadın bağı) sektöründe gerek kalite gerekse sağladığımız müşteri odaklı hizmetle çok önemli bir noktaya geldik. Bunlar dışında Medikal, Zirai Örtüler, Yatak ve Mobilya, Paketleme ve Promosyon ürünleri, Otomotiv, Çatı örtüleri ve İnşaat ürün ve hammadde sağladığımız başlıca sektörlerdir.

2016 yılının değerlendirmeniz ve 2017 beklentileriniz nasıl?
2016 yılı Türkiye de ve Dünya da birçok önemli olayın yaşandığı bir yıl oldu. Bunların birçoğu ekonomik anlamda bölgesel etkileri olmuş olaylardır. Ülkemiz de yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimini milletçe birlik olarak üstesinden gelmeyi başardık. Bu durum özellikle yurtdışında ticari ilişkilerimiz olan müşteri ve tedarikçilerimiz için tedirgin bir durum oluştursa da hem ülke hem de firma olarak istikrarla yolumuza devam ettiğimizi gösterebildik. Her şeye rağmen satış hedeflerimizi gerçekleştirebildiğimiz bir yıl oldu. 2017 yılı için hedeflerimizin başında yurtdışı pazar payımızı katma değerli ürünlerle daha da artırıp yeni yatırım planlarımızı hayata geçirmek geliyor.

Teknomelt ilkleri başarmış bir marka. Bu anlamada farklılıklarınızı basıl belirliyor ve nelere dikkat ediyorsunuz?
Bu konu bizim için çok önemli. Sektörü yurtiçi ve yurtdışı olarak değerlendirdiğiniz de benzer üretimleri yapan rakipleriniz mutlaka var. Hizmet verdiğiniz sektör ve müşteri gruplarıyla sürekli yakın ilişkide olup onları dinlemek, kalite beklentilerini çok iyi anlamak gerekli. Sektörü takip edip yeniliklere uygun ürünlerin geliştirilmesi, zaman kaybetmeden ihtiyaçlara cevap verebilecek ürünler için teknik altyapıyı oluşturmak ve bunların tamamı için sahip olduğumuz bilgi birikiminin doğru kanallarla müşterilerimizin beklentilerini karşılayacak şekilde paylaşılması. Biz müşterilerimiz için sadece üretim yapmıyoruz aynı zamanda teknik bilgi, yeni ürün ve AR-GE çalışmaları çerçevesin de işbirliği de yapmaktayız. Bu çalışmaların hepsini bilinçli bir kalite anlayışıyla harmanladığınız da farkınız ortaya çıkmakta.

Nonwoven ve teknik tekstiller dünyada oldukça parlak bir sektör. Türk pazarında durum nedir? Geliştirilebilecek alanlar nelerdir?
Nonwoven olarak baktığınız da en büyük pazar payına sahip olan sektörlerin başında tek kullanımlık bebek bezleri, kişisel temizlik ve hijyen ürünleri ve medikal kullanım alanları görünmekte. Ülkemiz de bu alan da gerek hammadde ve yarı mamul gerekse de nihai ürün olarak son kullanıcılara hizmet veren firma ve markalar mevcut. İlk bakıldığın da pazar payından dolayı cazip görünse de hammadde ve yarı mamül üretiminin arttığı ama nihai ürün üreticilerinin aynı oran da artmaması bazı üretim gruplarında sektörü farklı müşteri grupları arayışına sokacaktır. Bu alanın biraz dışına çıkıp teknik tekstil ve katma değerli ürünlere baktığımız da üretimin bu kadar fazla olmasada daha nitelikli ve uzun kullanım ömrü gerektiren alanlar da bulunmakta. Otomotiv, İnşaat, Jeotekstiller bunlardan bazıları. Daha nitelikli ürünlerle yeni üretim teknolojilerine yönelmek, katma değerli ürünlerle üretim gamlarını genişletmek önemli. Bu şekilde hem iç hem dış pazarlarda rekabetçi olacağınız alanları da genişletmiş oluyorsunuz.

Fuar katılımlarınızdan bahsedebilir misiniz? Ne gibi yenilikleri fuarlarda göreceğiz?
2017’de üç yılda bir Cenevre de düzenlenen Index fuarı ve iki yılda bir Frankfurtta düzenlenen Techtextil fuarı birbirine çok yakın tarihlerde gerçekleşecek. Teknomelt olarak sektör için çok önemli olan bu iki fuara da katılmaktayız. Hijyen sektörü için yaptığımız ultra ince ve yumuşak Nonwovenlarla birlikte endüstriyel ve çevre temiziliği amaçlı kullanılan emici bezler alanında yaptğımız ürünlerde ki yeni çalışmalarımızı müşterilerimiz ve ziyaretçilerimizle paylaşacağız.

Dünya Markası Sika, Türkiye Pazarına Büyük Önem Veriyor

80 ülkede 150’den fazla üretim ve pazarlama ortağına sahip küresel bir şirket olan Sika, özel kimyasallar ve uygulama bilgisi tedarik eden bütünleşik bir küresel şirkettir. Sika; su yalıtımında, yapıştırmada, derz dolgularında, güçlendirmede ve yük taşıyan yapılarını korumada kullanılan materyallerin işlenmesinde öncüdür. Sika’nın ürün yelpazesi yüksek kalite beton katkıları, özel harçlar, derz sızdırmazlık malzemeleri ve yapıştırıcılar, sönümleme ve güçlendirme materyalleri, yapısal güçlendirme sistemleri ve endüstriyel zemin kaplamanın yanı sıra çatı kaplama ve su yalıtımı sistemlerini de içerir. Sika’nın eksiksiz çözümleri, müşterilerine çok yenilikçi imkanlar sağlayarak, civatalama, perçinleme ve kaynaklama gibi daha eski teknolojileri yenileriyle değiştiriyor. Hedefimiz, müşterilerimizin katma değer üretmesine yardımcı olmak ve her zaman rekabetin bir adım önünde yer almaktır. 80 ülkedeki iştirakleri ve yaklaşık 17.000 çalışanıyla dünya genelindeki yerel varlığı, müşterileri doğrudan Sika’ya bağlar ve tüm ortaklarının başarısını garanti altına alır. Sika, yıllık 5 milyar İsviçre Frangı satışa ulaşarak, tüm hissedarları için de bir değer yaratıyor. Şirketin ürün hattı yüksek nitelikli beton katkıları, özel harçlar, derz dolguları ve yapıştırıcılar, sönümleme ve güçlendirme materyalleri, yapısal güçlendirme sistemleri, endüstriyel zemin kaplama ve su yalıtım membranları içerir.

Sika Türkiye

Sika Türkiye oluşumu ise 25 yıl önce başladığı faaliyetlerinden bugün geldiği nokta itibariyle, tüm grup şirketleri arasında üretim, satış, insan kaynağı ve Ar-Ge açısından en önde gelen kuruluşlar arasında yer almakta ve faaliyette bulunduğu coğrafi bölge içerisinde de liderlik görevini üstlenmektedir. Sika Yapı Kimyasalları A.Ş. Üretim tesisi İstanbul Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi içerisinde bulunmaktadır.19.000 m2‘lik kapalı alana sahip konusundaki en gün9245cel teknolojiye sahip toplam 450.000 ton kapasiteli üretim tesisi, 7 bölge ofisi ve 200`den fazla çalışanı ile hitap ettiği inşaat ve endüstriyel imalat sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Ayrıca 2012 yılında Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nde üretime başlayan yeni tesisi, 2014 yılında hem toz hem de likit üretimi gerçekleştirebilecek şekilde hizmete açılmıştır. Tesis toplam 6.600 m2 arazi üzerinde 2.200 m2’lik kapalı alana kurulmuştur. Bununla birlikte Sika Türkiye oluşumu uzun yıllardır devam ettirdiği Türkiye Bölgesi ülkelerinin bölge yönetim sorumluluğunu da devam ettirmektedir.

Sika Hot Melt Pazarlama Alan Müdürü François Bauduin, sorularımızı yanıtladı…

Sika hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

François Bauduin: Sika küresel bir şirkettir. Yıllık yaklaşık 5 milyar İsveç Frangı bir gelire sahibiz. 17.000 çalışanımız var. İşimizin %80’i yapı malzemelerinden oluşuyor ama aynı zamanda endüstriyel üretim alanında da 1 milyar gelirimiz var. Teknik tekstil alanı da Sika tarihinde önemli bir yer tutuyor. Önceleri teknik tekstiller ürünlerimiz Tivoli olarak biliniyordu. Aslında teknik tekstil konusunda çok etkiniz ama fazla ağırlık vermedik. Çünkü daha çok otomotiv sanayine yönelmiş durumdayız.

Sadece otomotive mi odaklanıyorsunuz?

François Bauduin: Endüstri alanı için otomotiv alanına odaklanmış durumdayız. Küresel bazda dünya genelinde otomotiv ürünleri satıyoruz. Otomotiv alanında çok fazla talepleri karşılıyoruz.

Özellikle bizim tarafımızdan geliştirilen Sikaflex, başta otomotiv sanayi olmak üzere birçok alanında çok fazla kullanılıyor.

Bizim asıl faaliyet gösterdiğimiz konu inşaat ve yapı sektörüdür ancak sanayisel anlamda ağırlığımız otomotivdir.

Tekstil sektöründe ağırlığınız hangi konudadır?

François Bauduin: Tekstil sektöründe %80 üretimimiz Hot-Melt’dir. Bu alan için çalışan uzmanlaşmış personellerimiz va9245r. Tekstil konusundaki odaklandığımız çalışma Hot-Melt üzerinedir.

Dünya genelinde hangi ülkelere ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

François Bauduin: İhracat oranımız oldukça yüksek. Gerçekleşen ihracatımızın %80’ni Asya Pasifik ülkelerinedir. Çin ve Tayvan’a ihracat yapıyoruz.

Asya ve Pasifik ülkelerine orta kalitede ürünler gönderiliyor. Yüksek kalitede ürünler ise Almanya, İspanya, İtalya, Fransa ve Türkiye. Türkiye bizim için yeni bir pazardır.

Ürünlerin kullanım alanları ve kullanıldığı sektörler hakkında bilgi alabilir miyiz?

François Bauduin: Sika pazarlama stratejisini hedef kitleye göre belirliyor. Askeri alanda, emniyet personeli ve itfaiye için geç tutuşur ürünler, medikal ürünler sunuluyor. Özellikle dayanıklı ve yüksek kaliteli askeri ürünler geliştiriyoruz. Fakat hangi ülkenin ordusu için ürettiğimizi biz de bilmiyoruz, aracı firmayla ulaştırıyoruz.

2015 yılı için ne gibi hedefleriniz vardır?

François Bauduin: 2015 için özellikle medikal sektörüne odaklanmış durumdayız. Türkiye’de beyaz eşya sektöründe çok aktif yer alıyoruz.

Yoğun bir şekilde çalıştığımız firmalar ve ürünler var. Mesela Arçelik’le çalışıyoruz. Ya da İnşaat panelleri noktasında Türkiye’ye çok ürün veriyoruz. Tekstil ürünleri için de pazarda yer almak istiyoruz.

Bu doğrultuda Türkiye pazarındaki yeriniz ve konumunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?

François Bauduin: Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak görüyoruz. Bu nedenle Avrupa’ya pazarladığımız tüm ürünleri Türkiye’ye de veriyoruz.

Türkiye, firmamız için çok önemli bir noktadadır; oldukça büyük bir nüfusu olan ve bölgede istikrarlı bir ekonomiye sahip ülkedir. Yatırım yapabilmek için ülkelerin ekonomik istikrarı bizler için önemlidir. Türkiye’yi, yatırım noktasında ekonomik istikrar sebebiyle uygun bir ülke olarak görüyoruz. Özellikle tekstil ve otomotiv sektöründe oldukça iyi durumdadır.